63. bölüm / 64
Korku HikayeleriÜst Kat
Bölümler 64Şu an: Üst Kat
- 1 Oyuncak Bebekler119 kelime
- 2 Ölü Kızım12 kelime
- 3 2057 Kilometre59 kelime
- 4 13 Sayısı59 kelime
- 5 Bir Bebeğin Gülmesi14 kelime
- 6 Mesaj65 kelime
- 7 Koğuş 693 kelime
- 8 Gömülenler90 kelime
- 9 Bilinmeyen40 kelime
- 10 Dikiz Aynası93 kelime
- 11 Fırın88 kelime
- 12 Peki Bebeğin Yanındaki Kimdi?86 kelime
- 13 Yatağımın Altındaki48 kelime
- 14 Kırmızı Gözler89 kelime
- 15 Rüya109 kelime
- 16 Ayna12 kelime
- 17 Doğruyu Söyleyen Kim?11 kelime
- 18 Derine Gömdüğüme Eminim!16 kelime
- 19 Artık Yalnız Yaşıyorum(1)16 kelime
- 20 Işıklar51 kelime
- 21 Hatırlıyor musun?10 kelime
- 22 Artık Yalnız Yaşıyorum(2)14 kelime
- 23 Asansör Oyunu161 kelime
- 24 Besmelenin Önemi88 kelime
- 25 Doğum Günü Hediyesi76 kelime
- 26 Rüya İle Gerçeklik Arası77 kelime
- 27 Annemin İkizi15 kelime
- 28 O Şey...20 kelime
- 29 Peki Sen Evde Yalnız Mısın?14 kelime
- 30 Ama O Ben Değildim17 kelime
- 31 O Kedi Neyin Nesiydi?17 kelime
- 32 Güzel Sesim27 kelime
- 33 Peki Onları Kim Koymuştu?22 kelime
- 34 Reankarnasyona İnanır Mısın?52 kelime
- 35 Arkamdaki Neydi?24 kelime
- 36 Esrarengiz Adamlar32 kelime
- 37 Sizce Hangisi Daha Korkunç?30 kelime
- 38 Arkadaş Köpek125 kelime
- 39 Evimdeki Yabancı78 kelime
- 40 Üçüncü Sandalye67 kelime
- 41 Kapı Ardı147 kelime
- 42 Arkadaşıma Benzeyen384 kelime
- 43 Anahtar262 kelime
- 44 Ormandaki Gizem323 kelime
- 45 Kuyu146 kelime
- 46 Aynadaki Gölge95 kelime
- 47 Ben Değilim179 kelime
- 48 Disney39 kelime
- 49 Kısa Bilgiler348 kelime
- 50 Azap163 kelime
- 51 Jeff The Killer'ın Hikayesi3.316 kelime
- 52 Evdeki Ses132 kelime
- 53 Köprü122 kelime
- 54 Aynadaki Gelecek171 kelime
- 55 Fısıltı66 kelime
- 56 Ayna122 kelime
- 57 Onlar Kimdi?92 kelime
- 58 Son Mesaj72 kelime
- 59 Rüya357 kelime
- 60 Ben Oradaydım146 kelime
- 61 Yanlış Hatıra354 kelime
- 62 En Önde Olmak18 kelime
- 63 Üst Kat819 kelime · Okuduğun bölüm
- 64 Asansör 13'e Durmaz1.032 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kimse o evin neden yıllardır boş olduğunu bilmiyordu.
Mahallede yaşayan herkes farklı bir hikâye anlatıyordu. Kimi eski sahiplerinin bir gecede ortadan kaybolduğunu söylüyor, kimi de evden geceleri çığlık sesleri geldiğini iddia ediyordu. Ama yıllar geçtikçe insanlar konuşmayı bıraktı. Ev oradaydı, sessizdi ve kimse ona yaklaşmıyordu.
Ta ki bir yaz akşamına kadar.
İrem ve üç arkadaşı parkta otururken konu yine o eve geldi.
"Abartıyorlar bence," dedi Ceren. "Bir ev kendi kendine insan yiyemez ya."
Diğerleri güldü.
İrem de güldü ama gözleri istemsizce sokağın sonundaki karanlık yapıya kaydı.
Ev gerçekten ürkütücü görünüyordu.
Pencerelerinin çoğu kırılmıştı. Çatısının bir kısmı çökmüştü. Bahçedeki yabani otlar insan boyuna ulaşmıştı.
"İddia var mı?" diye sordu Ceren.
İrem kaşını kaldırdı.
"Ne iddiası?"
"İçeri girip üst kata çıkabilecek misin?"
Grupta kısa bir sessizlik oldu.
Normalde böyle şeylere karışmazdı ama arkadaşlarının bakışları üzerindeydi.
"Çıkarım."
"O zaman bu gece."
Saatler sonra hava tamamen karardığında dört arkadaş evin önünde duruyordu.
Bahçenin paslı kapısını itince çıkan gıcırtı geceyi yırtar gibi yankılandı.
İçeri girdiler.
Ev beklediklerinden daha soğuktu.
Sanki içeride klima çalışıyormuş gibi bir soğuk vardı.
Telefonlarının ışıklarıyla etrafı aydınlatıyorlardı.
Tozlu mobilyalar.
Devrilmiş sandalyeler.
Örümcek ağları.
Her şey yıllardır dokunulmamış gibiydi.
Merdivenlerin başına geldiklerinde İrem'in telefonu titredi.
Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.
Tek bir cümle vardı:
"Yukarı çıkmayın."
İrem'in yüzü gerildi.
"Ne oldu?" diye sordu Ceren.
"Bir şey değil."
Mesajı göstermedi.
Belki arkadaşlarından biri şaka yapıyordu.
Başka açıklaması yoktu.
Merdivenlerden çıkmaya başladılar.
Her adımda tahtalar inliyordu.
Üst katta üç oda vardı.
İlk oda boştu.
İkinci oda da boştu.
Üçüncü odanın kapısı ise kapalıydı.
Diğer odaların aksine tertemiz görünüyordu.
Kapının üzerinde yılların tozundan eser yoktu.
Sanki biri yakın zamanda silmişti.
Ceren yavaşça kapı koluna uzandı.
Tam dokunacağı sırada içeriden bir tıkırtı geldi.
Herkes dondu.
Ses tekrar duyuldu.
Tak.
Tak.
Tak.
Sanki içeride biri duvara vuruyordu.
"Bu hiç komik değil," dedi arkadaşlarından biri.
Kimse cevap vermedi.
Çünkü ses içeriden gelmeye devam ediyordu.
Tak.
Tak.
Tak.
Sonra aniden durdu.
Ceren kapıyı açtı.
Oda boştu.
İçeride sadece eski bir ayna vardı.
Kocaman, tavana kadar uzanan bir ayna.
Başka hiçbir eşya yoktu.
Telefon ışıkları aynaya vurunca dört arkadaşın yansıması belirdi.
Ama birkaç saniye sonra İrem'in kanı çekildi.
Çünkü aynadaki yansımalardan biri geç hareket etmişti.
Diğerleri hareket ettiğinde o yarım saniye boyunca kıpırdamadan durmuştu.
Sonra onları taklit etmişti.
"Çıkalım," dedi İrem.
Sesi neredeyse fısıltıydı.
Kimse itiraz etmedi.
Kapıya yöneldikleri sırada arkalarından bir ses geldi.
Çok sessizdi.
Ama hepsi duydu.
Bir kız sesi.
"Gitmeyin..."
Döndüklerinde oda hâlâ boştu.
Fakat aynada artık dört kişi yoktu.
Beş kişi vardı.
Yansımaların arasında, en arkada duran solgun yüzlü bir kız onlara bakıyordu.
Ve gülümsüyordu.
Kimse hareket edemedi.
Kızın yüzü bembeyazdı. Gözlerinin olması gereken yerde sadece karanlık vardı.
Bir anda odanın içindeki hava buz gibi oldu.
Telefonların ışıkları titremeye başladı.
"Çıkalım..." dedi İrem, sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
Bu kez kimse itiraz etmedi.
Kapıya doğru yürümeye başladılar.
Ama aynadaki kız yerinden kıpırdamadı.
Onlar hareket ettikçe o olduğu yerde duruyor, yalnızca gülümsemeye devam ediyordu.
Kapıya ulaştıkları sırada arkalarından bir ses geldi.
"Gitmeyin."
Aynı kız sesi.
Bu kez daha netti.
Herkes aynı anda dönüp aynaya baktı.
Kız artık en arkada değildi.
Yansımaların arasında durmuştu.
Onlara daha yakındı.
Ceren çığlık attı.
Aynanın yüzeyi hafifçe dalgalandı.
Sanki cam değil de suymuş gibiydi.
Sonra kız yavaşça elini kaldırdı.
Ve aynanın iç tarafından cama vurdu.
Tak.
Tak.
Tak.
Odada yankılanan sesle herkes irkildi.
Çünkü vurma sesi aynanın içinden değil, odanın içinden geliyordu.
Tak.
Tak.
Tak.
Ses bu kez odanın köşesinden geldi.
Telefon ışıkları o yöne çevrildi.
Kimse yoktu.
Tak.
Bu kez tavandan geldi.
Tak.
Bu kez kapının arkasından.
Tak.
Tak.
Tak.
Sesler her taraftan yükselmeye başladı.
İrem'in kalbi göğsünden çıkacak gibiydi.
Tam o sırada aynadaki kızın gülümsemesi yavaşça silindi.
İlk kez konuştu.
"Arkamda duruyor."
Herkes dondu.
Kimse arkasına bakmaya cesaret edemedi.
Kızın yüzündeki korku gittikçe büyüyordu.
Gözlerini onların arkasındaki bir noktaya dikmişti.
"Arkamda duruyor..." diye tekrar fısıldadı.
Sonra aniden çığlık attı.
Telefon ışıkları aynı anda söndü.
Oda tamamen karanlığa gömüldü.
Birkaç saniye boyunca yalnızca nefes sesleri duyuldu.
Sonra ışıklar geri geldi.
Ayna boştu.
Kız kaybolmuştu.
Ama bu sefer başka bir şey vardı.
Aynada yalnızca üç kişi görünüyordu.
İrem.
Ceren.
Ve diğer arkadaşları.
Dördüncü arkadaşlarının yansıması yoktu.
Oysa kendisi yanlarında duruyordu.
"Şaka yapıyorsun değil mi?" dedi titreyerek.
Kimse cevap vermedi.
Çünkü aynadaki boşluk yavaş yavaş kararmaya başlamıştı.
Sanki bir gölge onu yutuyordu.
Çocuk çığlık atarak kapıya koştu.
Kapıyı açtı.
Merdivenlere fırladı.
Diğerleri de peşinden koştu.
Evin dışına çıktıklarında durmadan nefes nefese kaldılar.
Arkalarına bakmaya cesaret edemediler.
O gece herkes evine gitti.
Kimse konuşmadı.
Ertesi gün okulda buluşacaklardı.
Ama o çocuk gelmedi.
Telefonuna ulaşılamıyordu.
Mesajlara cevap vermiyordu.
Ailesi ise çok daha korkunç bir şey söyledi.
Onlara göre çocuk iki yıl önce kaybolmuştu.
İrem bunu duyduğunda kanı dondu.
Çünkü daha dün gece onunla birlikte o evdeydi.
Ellerinin titrediğini hissetti.
O sırada telefonuna bir bildirim geldi.
Numara yoktu.
Sadece bir fotoğraf vardı.
Fotoğraf, dün geceki aynanın içinden çekilmiş gibiydi.
Ve fotoğrafta dört arkadaş duruyordu.
Ama en arkada duran beşinci kişi artık solgun yüzlü kız değildi.
Bu kez o gülümsüyordu.
Ve fotoğrafı çeken kişi de oydu.
Bölüm etkileşimi
