Kod Adı: Göktürk kitap kapağı

4. bölüm / 10

Kod Adı: Göktürk

Bölüm 4

Vaveyla Yazarı: Mavi Düş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Bölüm 4

Demek ki burada kısa süre önce birileri vardı.

Yerdeki ayak izlerini birkaç saniye daha inceledim.

İzler derin değildi.

En fazla iki ya da üç kişiye aitti.

Üstelik aynı yöne ilerlememişlerdi.

Biri binaya giderken diğeri ters istikamete dönmüştü.

Gözcü...

Başımı kaldırıp taş binaya baktım.

Yılların yükünü taşıyan yapı, çatlamış duvarları ve kırık pencereleriyle terk edilmiş görünüyordu.

Ama sahada öğrendiğim bir gerçek vardı.

En tehlikeli yerler, en sessiz görünenlerdi.

Yiğit tek kelime etmeden izlerin yanına çöktü.

Toprağı avucuna alıp rüzgârın yönünü kontrol etti.

Ardından ayağa kalktı.

Bakışlarını timin üzerinde gezdirdi.

Elini yumruk yaptığında herkes aynı anda durdu.

Silahımı hazır pozisyona aldım.

Parmağım tetikten uzaktaydı.

Bütün dikkatim binadaydı.

Yiğit, Mert'e işaret etti.

Mert sağ kanada geçti.

Efil sol tarafa yöneldi.

Ben yerimde bekliyordum.

Yiğit bana döndü.

"Yanımdasın."

"Emredersiniz."

Taş binaya yaklaştıkça ortam daha da ağırlaşıyordu.

Yaklaşık yirmi metre kala durdum.

İçgüdülerim bir şeylerin ters olduğunu söylüyordu.

Başımı kaldırıp ikinci kattaki kırık pencereye baktım.

İlk anda hiçbir şey göremedim.

Sonra camın kenarında kısa bir metal yansıması belirdi.

Silah dürbünü...

Ya da namlu.

"Komutanım."

Yiğit gözünü ayırmadan cevap verdi.

"Söyle."

"İkinci kat. Sağ pencere."

Bakışları aynı noktaya kaydı.

Tam o sırada gökyüzüne bir kuş sürüsü havalandı.

Tesadüf değildi.

Birileri yer değiştirmişti.

Ardından ilk kurşun geldi.

Mermi, Yiğit'in hemen yanındaki taş duvara çarptı.

Taş parçaları etrafa savruldu.

Siper alıp nişan aldım.

İkinci atış bu kez Mert'in bulunduğu kayanın üzerinden geçti.

"Temas var!" diye bağırdı Mert.

"Siper alın!" diye emretti Yiğit.

Tim tek vücut gibi dağıldı.

Kimse paniğe kapılmadı.

Önümdeki taş bloğun arkasına geçtim.

Atışın geldiği yönü belirlemeye çalışıyordum.

İkinci kattaki pencere...

Hayır.

Artık oradan ateş etmiyorlardı.

Yer değiştirmişlerdi.

Profesyonellerdi.

Yiğit'in sesi yeniden duyuldu.

"Kimse emrim olmadan ateş açmayacak."

Pencereleri tek tek taradım.

Tek bir düşüncem vardı.

Bizi bekliyorlardı.

Bu artık basit bir keşif görevi değildi.

Kurşun sesleri kesildi.

Ortaya çöken sessizlik, çatışmanın kendisinden daha tedirgin ediciydi.

Taş bloğun kenarından çevreyi kontrol ettim.

Hiçbir hareket yoktu.

Yiğit bulunduğu siperden araziyi taradı.

Sonra telsizine uzandı.

"Sağ kanat, durum."

"Temiz. Hareket yok."

"Sol kanat."

"Temiz komutanım."

Tam o sırada gözüm binanın girişine takıldı.

Kapının yanında duran küçük taş...

Az önce orada değildi.

Hayır...

Taş değildi.

Bir ayağın ucuydu.

Birisi duvarın arkasından bizi izliyordu.

"Komutanım."

Yiğit gözleriyle karşılık verdi.

"Giriş. Sol taraf."

Başını hafifçe salladı.

Elini kaldırdı.

Üç...

İki...

Bir...

İşaretle birlikte Mert sağdan, Efil soldan ilerledi.

Ben ve Yiğit doğrudan girişe yöneldik.

Binaya birkaç metre kala içeriden ani bir gürültü yükseldi.

Bir gölge kapının ardından fırladı.

Silahını bize doğrultmuştu.

Namlumu kaldırdım.

Ama tetiğe dokunmadım.

Yiğit sert bir sesle bağırdı.

"Silahını bırak!"

Karşılık vermek yerine geri çekildi.

Karanlık koridora doğru kaçtı.

"İlerleyin!"

Hepimiz aynı anda binaya girdik.

Keskin rutubet kokusu içeriyi kaplamıştı.

Kırık pencerelerden süzülen ışık zeminde uzun gölgeler oluşturuyordu.

İlk odayı kontrol ettim.

Boştu.

İkinci oda...

Boş.

Üçüncü odanın kapısı yarı aralıktı.

Kapıya yaklaşırken üst kattan tahta gıcırtısı duyuldu.

Başımı kaldırdım.

Birileri hâlâ içerideydi.

Ve bu kez kaçmıyorlardı.

Bizi bekliyorlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.