3. bölüm / 10
Kod Adı: GöktürkBölüm 3
Bölümler 10Şu an: Bölüm 3
İlk görev...
İlk sınav...
Ve beni en çok rahatsız eden şey, hata yapma ihtimali değildi.
Yüzbaşı Yiğit Karaca'nın en ufak hatamı bile gözden kaçırmayacağını biliyor olmamdı.
Başımı hafifçe kaldırıp etrafıma baktım.
Araçta derin bir sessizlik vardı.
Kimse konuşmuyordu.
Karşımda oturan Mert, başı öne eğik bir şekilde silahını kontrol ediyordu.
Yanındaki Efil ise ekipmanını son kez gözden geçiriyordu.
Diğerlerini de tanımıyordum neden tanıtmadılar kenkilerini saçmalık bu.
Hiçbiri telaşlı görünmüyordu.
Sanki bu sessizlik...
Bu hazırlık...
Onlar için sıradan bir rutindi.
Bense ilk kez bu düzenin bir parçası oluyordum.
Kendimi onlara yabancı hissediyordum.
Ama bunun uzun sürmesine izin vermeyecektim.
Göktürk Timi'ne ait olduğumu er ya da geç herkese gösterecektim.
Tam o sırada aracın hızı yavaşladı.
Yiğit'in tok sesi sessizliği böldü.
"Hazırlanın."
Tek kelimeydi.
Ama o tek kelime bile herkesi aynı anda harekete geçirmeye yetmişti.
Silahımı omzuma daha sağlam yerleştirdim.
İlk görev başlıyordu.
Zırhlı araç yavaşça durdu.
Kapı açılır açılmaz içeri dolan serin hava yüzüme çarptı.
Yiğit araçtan ilk inen kişi oldu.
Ardından tim, tek bir kelime edilmeden peşinden ilerlemeye başladı.
Ben de en arkadan indim.
Botlarım kuru toprağa değer değmez etrafı dikkatlice süzdüm.
Bulunduğumuz yer, sınır hattına yakın, yıllardır kullanılmadığı belli olan taş yapıların bulunduğu ıssız bir bölgeydi.
Etrafta dikkat çekecek en ufak bir hareket bile yoktu.
Ama bu sessizlik...
Fazla sessizdi.
Yiğit kısa bir el işareti yaptı.
Herkes olduğu yerde durdu.
Ben de refleksle durup çevremi taramaya başladım.
Alçak ama net bir sesle konuştu.
"Bu noktadan sonra telsiz dışında konuşmak yok."
Kimse tek kelime etmedi.
Yiğit diz çöküp haritayı yere serdi.
Biz de etrafında toplandık.
Parmağını haritadaki işaretli noktaya götürdü.
"Şu an bulunduğumuz yer burası."
Parmağını biraz daha ileri kaydırdı.
"Hedefimiz şu taş yapı."
Başını kaldırıp hepimize baktı.
"İstihbarata göre son kırk sekiz saattir burada hareketlilik var. Ne olduğunu bilmiyoruz. Öğreneceğiz."
Kısa bir süre duraksadı.
"Öncelik keşif. Emrim olmadan ateş açılmayacak."
Herkes aynı anda başını salladı.
Yiğit haritayı kapattı.
Elini tekrar yumruk yapıp havaya kaldırdı ve tekrar tek sıra hâlinde yürümeye başladık.
Attığım her adımda çevremi dikkatle izliyordum.
Rüzgârın savurduğu kuru otlar dışında hiçbir şey hareket etmiyordu.
Yine de içimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı.
Sanki biri bizi izliyordu.
Tam önümde yürüyen Yiğit bir anda yumruğunu havaya kaldırdı.
Hepimiz aynı anda durduk.
Kalbim bir anlığına hızlandı.
Yiğit yavaşça çömeldi.
Yerdeki ayak izlerini inceliyordu.
Ben de birkaç adım yaklaşıp izlere baktım.
İzlerin yeni olduğu çok belliydi.
Demek ki burada kısa süre önce birileri vardı.
Bölüm etkileşimi
