Kod Adı: Göktürk kitap kapağı

2. bölüm / 10

Kod Adı: Göktürk

Bölüm 2

Vaveyla Yazarı: Mavi Düş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Bölüm 2

Kimse tek kelime etmedi.

Sandalyeler geriye çekildi, dosyalar toplandı. Birkaç saniye önceki samimi hava yerini disipline bırakmıştı.

Yiğit masanın üzerindeki haritayı açtı.

"Operasyon bölgesi burada."

Haritadaki kırmızı işareti gösterdi.

"Sınır hattına yakın bir noktada şüpheli hareketlilik tespit edildi. Önceliğimiz keşif. Gereksiz çatışmaya girilmeyecek. Herkes görev dağılımını biliyor."

Kalemi masaya bıraktıktan sonra gözleri bana döndü.

"Üsteğmen Betül."

"Dinliyorum komutanım."

"İlk operasyonun. Prosedürün dışına çıkmayacaksın. Tim liderinin verdiği her talimatı uygulayacaksın."

Sesindeki ton, bana güvenmediğini hissettiriyordu.

Çenemi hafifçe sıktım.

"Emredersiniz."

Bakışlarımız yine birkaç saniyeliğine birbirine kilitlendi.

Ne o gözlerini kaçırdı ne de ben.

İçimde, bu adamın beni sürekli sınayacağına dair garip bir his vardı.

Toplantı sona erdiğinde herkes hazırlık için hızla dışarı çıktı.

Efil yanıma yaklaştı.

"İlk gün için biraz hızlı oldu, değil mi?"

İstemsizce gülümsedim.

"Biraz."

"Merak etme. İlk operasyonda hepimiz aynı heyecanı yaşadık."

Tam bir şey söyleyecektim ki arkamızdan tanıdık bir ses yükseldi.

"Efil."

İkimiz de döndük.

Yiğit birkaç adım ötede durmuş bize bakıyordu.

"Hazırlıklar beş dakika içinde tamamlanacak."

"Emredersiniz komutanım."

Efil omuz silkip bana dönerek hafifçe fısıldadı.

"Komutanımız böyledir. Alışınca anlarsın."

Ben ise sadece başımı salladım.

Alışmak mı?

Daha ilk yarım saatte bile bunun kolay olmayacağını anlamıştım.

...

Tam teçhizatımızı kuşanıp araçların bulunduğu alana indiğimizde güneş yavaş yavaş yükseliyordu.

Motor sesleri avluda yankılanıyor, askerler son kontrollerini yapıyordu.

Silahımı son kez kontrol edip omzuma astım.

Yiğit, timin önünde kısa bir değerlendirme yaptı.

"Herkes hazır mı?"

"Hazır komutanım!"

Tek bir ağızdan yükselen ses avluda yankılandı.

Yiğit başını salladı.

"Gidelim"

Kapılar açıldı.

Herkes araçlara yöneldi.

Ben de tam araca binecekken Yiğit'in sesi yeniden duyuldu.

"Üsteğmen Betül."

Durup ona döndüm.

"Bugün seni ben gözlemleyeceğim."

Sesinde en ufak bir duygu yoktu.

Bu bir tehdit değildi...

Ama bir uyarı olduğu kesindi.

İlk görev...

İlk sınav...

Ve beni en çok rahatsız eden şey, hata yapma ihtimali değildi.

Yüzbaşı Yiğit Karaca'nın en ufak hatamı bile gözden kaçırmayacağını biliyor olmamdı.

Başımı hafifçe kaldırıp etrafıma baktım.

Araçta derin bir sessizlik vardı.

Kimse konuşmuyordu.

Karşımda oturan Mert, başı öne eğik bir şekilde silahını kontrol ediyordu.

Yanındaki Efil ise ekipmanını son kez gözden geçiriyordu.

Diğerlerini de tanımıyordum neden tanıtmadılar kenkilerini saçmalık bu.

Hiçbiri telaşlı görünmüyordu.

Sanki bu sessizlik...

Bu hazırlık...

Onlar için sıradan bir rutindi.

Bense ilk kez bu düzenin bir parçası oluyordum.

Kendimi onlara yabancı hissediyordum.

Ama bunun uzun sürmesine izin vermeyecektim.

Göktürk Timi'ne ait olduğumu er ya da geç herkese gösterecektim.

Tam o sırada aracın hızı yavaşladı.

Yiğit'in tok sesi sessizliği böldü.

"Hazırlanın."

Tek kelimeydi.

Ama o tek kelime bile herkesi aynı anda harekete geçirmeye yetmişti.

Silahımı omzuma daha sağlam yerleştirdim.

İlk görev başlıyordu.

Zırhlı araç yavaşça durdu.

Kapı açılır açılmaz içeri dolan serin hava yüzüme çarptı.

Yiğit araçtan ilk inen kişi oldu.

Ardından tim, tek bir kelime edilmeden peşinden ilerlemeye başladı.

Ben de en arkadan indim.

Botlarım kuru toprağa değer değmez etrafı dikkatlice süzdüm.

Bulunduğumuz yer, sınır hattına yakın, yıllardır kullanılmadığı belli olan taş yapıların bulunduğu ıssız bir bölgeydi.

Etrafta dikkat çekecek en ufak bir hareket bile yoktu.

Ama bu sessizlik...

Fazla sessizdi.

Yiğit kısa bir el işareti yaptı.

Herkes olduğu yerde durdu.

Ben de refleksle durup çevremi taramaya başladım.

Alçak ama net bir sesle konuştu.

"Bu noktadan sonra telsiz dışında konuşmak yok."

Kimse tek kelime etmedi.

Yiğit diz çöküp haritayı yere serdi.

Biz de etrafında toplandık.

Parmağını haritadaki işaretli noktaya götürdü.

"Şu an bulunduğumuz yer burası."

Parmağını biraz daha ileri kaydırdı.

"Hedefimiz şu taş yapı."

Başını kaldırıp hepimize baktı.

"İstihbarata göre son kırk sekiz saattir burada hareketlilik var. Ne olduğunu bilmiyoruz. Öğreneceğiz."

Kısa bir süre duraksadı.

"Öncelik keşif. Emrim olmadan ateş açılmayacak."

Herkes aynı anda başını salladı.

Yiğit haritayı kapattı.

Elini tekrar yumruk yapıp havaya kaldırdı ve tekrar tek sıra hâlinde yürümeye başladık.

Attığım her adımda çevremi dikkatle izliyordum.

Rüzgârın savurduğu kuru otlar dışında hiçbir şey hareket etmiyordu.

Yine de içimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı.

Sanki biri bizi izliyordu.

Tam önümde yürüyen Yiğit bir anda yumruğunu havaya kaldırdı.

Hepimiz aynı anda durduk.

Kalbim bir anlığına hızlandı.

Yiğit yavaşça çömeldi.

Yerdeki ayak izlerini inceliyordu.

Ben de birkaç adım yaklaşıp izlere baktım.

İzlerin yeni olduğu çok belliydi.

Demek ki burada kısa süre önce birileri vardı.Bölüm 2
Kimse tek kelime etmedi.

Sandalyeler geriye çekildi, dosyalar toplandı. Birkaç saniye önceki samimi hava yerini disipline bırakmıştı.

Yiğit masanın üzerindeki haritayı açtı.

"Operasyon bölgesi burada."

Haritadaki kırmızı işareti gösterdi.

"Sınır hattına yakın bir noktada şüpheli hareketlilik tespit edildi. Önceliğimiz keşif. Gereksiz çatışmaya girilmeyecek. Herkes görev dağılımını biliyor."

Kalemi masaya bıraktıktan sonra gözleri bana döndü.

"Üsteğmen Betül."

"Dinliyorum komutanım."

"İlk operasyonun. Prosedürün dışına çıkmayacaksın. Tim liderinin verdiği her talimatı uygulayacaksın."

Sesindeki ton, bana güvenmediğini hissettiriyordu.

Çenemi hafifçe sıktım.

"Emredersiniz."

Bakışlarımız yine birkaç saniyeliğine birbirine kilitlendi.

Ne o gözlerini kaçırdı ne de ben.

İçimde, bu adamın beni sürekli sınayacağına dair garip bir his vardı.

Toplantı sona erdiğinde herkes hazırlık için hızla dışarı çıktı.

Efil yanıma yaklaştı.

"İlk gün için biraz hızlı oldu, değil mi?"

İstemsizce gülümsedim.

"Biraz."

"Merak etme. İlk operasyonda hepimiz aynı heyecanı yaşadık."

Tam bir şey söyleyecektim ki arkamızdan tanıdık bir ses yükseldi.

"Efil."

İkimiz de döndük.

Yiğit birkaç adım ötede durmuş bize bakıyordu.

"Hazırlıklar beş dakika içinde tamamlanacak."

"Emredersiniz komutanım."

Efil omuz silkip bana dönerek hafifçe fısıldadı.

"Komutanımız böyledir. Alışınca anlarsın."

Ben ise sadece başımı salladım.

Alışmak mı?

Daha ilk yarım saatte bile bunun kolay olmayacağını anlamıştım.

...

Tam teçhizatımızı kuşanıp araçların bulunduğu alana indiğimizde güneş yavaş yavaş yükseliyordu.

Motor sesleri avluda yankılanıyor, askerler son kontrollerini yapıyordu.

Silahımı son kez kontrol edip omzuma astım.

Yiğit, timin önünde kısa bir değerlendirme yaptı.

"Herkes hazır mı?"

"Hazır komutanım!"

Tek bir ağızdan yükselen ses avluda yankılandı.

Yiğit başını salladı.

"Gidelim"

Kapılar açıldı.

Herkes araçlara yöneldi.

Ben de tam araca binecekken Yiğit'in sesi yeniden duyuldu.

"Üsteğmen Betül."

Durup ona döndüm.

"Bugün seni ben gözlemleyeceğim."

Sesinde en ufak bir duygu yoktu.

Bu bir tehdit değildi...

Ama bir uyarı olduğu kesindi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.