4. bölüm · Kızıl Şafsk
2.BÖLÜM: YENİ ÜYELER VE TİMLE TANIŞMA
SİLOPİ/ŞIRNAK
Askeriye'ye geri döndüğümüz anda Albayın beni çağırdığını öğrenmiştim
Bu sefer ne yapmıştım ki?
Sinir hastası olduğum için ilaçlar kullanıyordum ama bazen kendimi tutamıyor ve aniden sinirlenip yapmamam gereken şeyler yapıyordum
Örneğin geçen gün yemekhanede benden bir kademe üst rütbede olan askeri dövmüştüm nedeni ise beni de yemeğe çıkmak istemesiydi
Bunun yüzünden az kalsın askerliğim gidiyordu
Ondan önce de bir ekip arkadaşımla kavga etmiştim onu çok fena dövmüştüm dövdüğüm kişi ise benim gibi sinir hastası olan Gölgeydi
Allah'ım kim bilir bu sefer neden çağırıyor?
Bu sefer ne yaptım? Düşün Kader düşün
Birini mi dövdüm?
Hayır, yoksa evet mi?
Üstüm olan bir askerle mi tartıştım?
Hayır
E o zaman ne yaptım of Allah'ım of galiba gitmeden öğrenemeyeceğim
Korkarak albay Rıza Karayel'in kapısına kadar geldim
Hadi Kader korkunun ecele faydası yok
Kapıyı korkarak açtım, Rıza Albaya asker selamı verip "Albayım beni görmek istemişsiniz"
"Evet otur bakalım"
Sakin görünüyor ama belki de sonra patlayacak
"Beni neden çağırdınız komutanım" diye sordum korkarak bu hayatta korktuğum tek şey galiba Albay Rıza Karayeldi
"Korkma azarlamak için çağırmadım, gerçi yaptığın şeyler için daha sonra konuşacağız Kader"
Bu beni biraz olsun rahatlatmıştı ama o zaman neden çağrılmıştım
"Peki beni niye çağırdınız komutanım"
"Senin yeni üyelerinle tanışmak için tabii ki de"
"Yeni üyeler mi?" Diye sordum sesim düzdü ama birazcık merak da var
"Evet, birazdan burada olurlar"
Kapı çaldı içeri doğru kız bir erkek olmak üzere 5 kişi girdi
Albay Rıza gülümseyip "Tam zamanında geldiniz, Ben de komutanınızı sizden bahsediyordum"
Kızıl saçlı kız öne çıkıp "Eminim hepimizden memnun kalacaktır komutanım"
Aya bakıp "kendinizi tanıtsanız"
Erkek ona bakıp "Bence, raporları okuyup kendisi öğrenmek ister"
Albay bana baktı "Bana fark etmez komutanım, ama zaten dosyalara baktığımda kim olduklarını göreceğim" dedim
Albay başını salladı "Tamam siz bilirsiniz"
Buradan çıktığımda bu konuyu düşünüyordum düzeni bozabilirlerdi ama kabul etmekten başka çarem yoktu
Odama geçip albayım bana verdiği dosyalara baktım yeni üyelerle ilgili bilgilerin hepsi yazıyordu, ilk bilgilerini okuduğum kişi kısa saçlı olan kızdı hani bana 'Eminim hepimizden memnun kalacaktır' diyen kız
İsim kısmına bakmadım bile buralarda isimler önemli değildir sadece lakaplarla birbirimizi çağırırdık o yüzden isimleri bilmeme gerek yok lakaplarını, rütbelerini ve görevlerini bilsem yeterliydi
RÜTBE: Astsubay Çavuş
LAKAP: Kızıl Avcı
GÖREVİ: Keskin Nişancı
Demek keskin nişancıymış aslında oldukça işe yarayabilir
Başka bir dosya açtım bu seferki bilgilerini okuduğum kişi kısa siyah saçlı mavi gözlü kızdı
RÜTBE:Üsteğmen
LAKAP: Yankı
GÖREVİ: Deniz Piyadesi Operasyon Düzenler
Bu kız operasyonlara çok işe yarayacak gibi duruyor aslında sıradaki dosyasını okuduğum kişi uzun kumral saçlı kahverengi gözlü kızdı
RÜTBE: Üsteğmen
LAKAP: Kuzgun
GÖREVİ: Dövüş kabiliyeti yüksek
Dövüşmek bir asker için en önemli şeylerden biridir Kuzgun da epey işe yarayacak gibi duruyor
Son iki kişi kalmıştı sarı saçlı,mavi gözlü olan kız ve o adam sadece o ikisi kaldı
Dosyalardan birini açtım bu seferki sarı saçlı mavi gözlü olan kızdı
RÜTBE: Astsubay Çavuş
LAKAP: Çaylak
GÖREVİ: Bomba İmhası
Şimdi zaten bir bombacı vardı ikincisi iyi oldu bu görevlerde avantaj sağlayacak
Sadece o adamın dosyası kalmıştı dosyanın kapağını tam açacağım sırada kapı çaldı
"Gel" diye seslendim
Kapı açıldı içeri gelen kişiye gülümsedim gelen kişi Hayal ablamdı Hacer Aysun ayrıldıktan sonra sadece iki kişiyle konuşmaya devam etmiştim birincisi Serhat abi ikincisi ise küçüklük ablam Hayaldi
"Merhaba Yüzbaşı nasıl gidiyor bakalım?"
"İyi gidiyor savcı hanım senden ne haber"
Hayal ablam üniversitede savcılık okumuş okulunu bitirdikten sonra çeşitli stajlar yapmış ondan sonra görevini yapmak için buraya Silopi'ye gelmişti ona başka bir yere tayin istemesi için yalvarmıştım ama ne yazık ki o kabul etmemiş ve buraya gelmekte ısrar etmişti inatçıydı galiba inadım ondan almıştım
"Nasıl olsun aynı adliye koridorlarında ve cezaevlerinde dolaşıyorum"
"Dökül bakalım buraya sadece hatırımı sormaya mı geldin yoksa başka bir şey mi istiyorsun"
Hayal ablam beni görmek için fırsat bulduğu anda gelirdi ama bu sefer gözlerinde bir istek var gibiydi bir şey isterdi
"Hem hatırını sormaya geldim hem başka bir şey için geldim"
"Biliyordum, dökül" dedim gülümseyerek
"Ömer abini tanıyorsun"
Evet tanıyordum Hayal ablamın sevgilisiydi büroda tanışmışlardı avukattı ama gayet iyi geçiniyorlardı "Evet ne olmuş" diye sordum merakla
"Bugün kardeş yurdundan döndü küçük bir kutlama yapacağız seni de gelmeni istiyoruz"
"Cevabımı zaten biliyorsun"
"Lütfen desem"
"Hayır abla kutlama gibi şeyleri sevmediğimi çok iyi biliyorsun nefret ederim böyle şeylerden"
"Lütfen"
"Hayır" beni gözlerini köpek yavrusu gibi yaparak onlara hayır diyemediğimi çok iyi biliyor
"İyi tamam" diye mırıldandım
"Harika işte bu"
"Sadece yarım saat sonra hemen kalkarım"
"Tamam anlaştık"
---
Akşam söz verdiğim gibi kutlamanın olduğu kafeye gelmiştim
Ömer abi beni görünce yanıma gelip "Hoş geldin,Hayal anlaşılan seni ikna etmiş"
Hayal abla da yanımıza geldi bana sarıldıktan sonra Ömer abiye "Nasıl yani ikna edebileceğimi düşünmüyor muydun, bana olan güvenimi yaşarttın Ömer"
"Hayal güzelim, ben öyle mi dedim"
Hayal ablam onu umursamayıp bana "Hoş geldin"
"Hoş buldum Hayal abla ama az kalacağımı bil"
"Evet biliyorum kutlama tarz şeylerden nefret ediyorsun merak etme Ömer'in kardeşi birazdan burada olacak"
Birkaç dakika sonra kapıdan biri girdi kapı tarafına baktığımda şok oldum
İki çift yeşil göz, hafif kirli sakal, kahverengi saçlar
O adam
Tim'in yeni üyesi kendini tanıtmaya tenezzül bile etmeyen adam
Dosyasına bakamamıştım nasıl yani bu adam Ömer abinin kardeşi miydi
"Kader tanıştırayım kardeşim Yaman Atakan" dedi Ömer abi
Yaman beni tanıyınca gülümsedi
"Merhaba yüzbaşım seni görmek büyük bir zevk"
"Seni de öyle" diye mırıldandım
Ömer abi de şaşkınlıkla baktı "Siz tanışıyor musunuz"
"Sayılır kendisi Şafak timinin yeni bir üyesi" diye açıkladım
En fazla yarım saat daha durup oradan ayrıldım kutlama boyunca Yaman bana bakmıştı çıkmasaydım büyük bir ihtimalle yine sinirime hakim olamayıp onun üstüne atlayacaktım
Lojmanda evime geldiğimde kendimi odama kapattım ve yamanın dosyasını alıp okumaya başladım ne de olsa timime girecek olan askeri tanımalıyım
RÜTBE: Üsteğmen
LAKAP: Tilki
GÖREVİ: Gizlilik ve kurnazlık ustası, Gizli Operasyon
Demek ki ha bu gizlilik ustalığı görevlerde oldukça işe yarayacak gibi görünüyor
Üst kattan gelen yüksek sesle irkildim iyi de benim üst katımda kimse yaşamıyordu ki galiba yeni biri taşınmış oldukça da gürültülü biri anlaşılan ve ben gürültüden nefret ederim
Üst kattan hala sesler geliyor yetti ama artık
Elimdeki vileda sopası ile tavana vurmaya başladım
"Sessiz olsana artık!!!" Diye bağırdım
"Asıl sen sessiz ol!" Diye bağırdı yukarıdaki yeni komşum
"Balkona çıksana sen" deyip elimle tüfeğimi alıp balkona çıktım ben şimdi gebertmiyor muyum seni
Adam birkaç dakika sonra balkona çıktı
"Komutanım?" Dedi adam şaşkınlıkla
"Yaman Atakan" dedim hayretle
Yok artık bir de komşu muyduk bu adamla
"Komutanım, niye tüfekle çıktığını sorabilir miyim?"
"Bir gürültücü komşuyu vurmak için, demek sendin ha bu saatte bu gürültü de ne demek oluyor"
"Üzgünüm komutanım daha yeni taşındım da eşyanın yerini bulamadım"
"Bir daha olursa uyarmam daha görevini yapmadan şehit olursun"
"Bir daha olmayacak komutanım iyi geceler dilerim" deyip içeri girdi
Harika ya cidden harika sinir hastalığım yetmezmiş gibi bir de üst katıma en gıcık olduğum kişi taşınmıştı
Daha kötü ne olabilirdi ki...
---
Askeriyenin avlusunda yeni askerlerime bakıyordum askerler önüme dizilmiş hazır olda bekliyorlardı
"Rahata geçin!!" diye bağırdım
"Dosyalarınızı inceledim oldukça başarılı görünüyorsunuz"
"Sağ olun komutanım!!!!" Diye hep bir ağızdan bağırdılar
Sesleri fazla gür çıkmıştı kulağımı ovuşturup
"Bağırmayın lan, kulağım patladı" diye söylendim
"Özür dilerim komutanım!!!" Diye bağırdılar
"Lan ben daha şimdi ne söyledim" diye söylendim
Bu sefer bağırmadılar "bugün kiminle tanışacağınızı biliyorsunuz bu tim size uyum sağlamaya çalışın"
"Emredersiniz komutanım!" Bu sefer sesleri yine gür çıkmıştı ama anlamadılar
Onları koğuşa götürdüm ve diğerleri merakla bakıyordu ilk soruyu soran İmha oldu "Komutanım bu arkadaşlar kim?"
"Tanıştırayım yeni üyelerimiz" diye açıkladım sonra yine askerlere dönüp "kendinizi tanıtın"
İlk önce çıkan Çaylak oldu "Ben Çaylak görevim bomba imhası hem bombaları dizer hem imha ederim"
İmha gözleri parladı "demek bir bombacı daha ha, sonunda kendim gibi bir bomba ustasıyla tanıştım" dedi heyecanla
Sonra Çaylak'a dönüp "bir bombayı kaç dakikada dizersin"
"En az 5 en fazla 10"
"İşte budur, seninle bombalarla çok eğleneceğiz Çaylak"
Sonra Kuzgun öne çıktı "Ben Kuzgun görevim dövüş kabiliyetim yüksek yumruk ve tekmelerimle düşmanı etkisiz hale getiririm"
Hafız tek kaşını kaldırıp Kuzguna bakmadan "yani dolaylı yoldan dövüşçüsün öyle mi"
Kuzgun ona bakıp "doğru anlamışsın, ama sen kimsin timin özelliklerini tahmin eden sarraf falan mı"
"Hayır" dedi ona bakmadan
"Sen niye bana bakmadan konuşuyorsun"
"Başkasının kısmetine bakmak haramdır"
"Anlamadım!" Dedi Kuzgun sert bir tonla
"Benim helalim değilsin diyorum bakamam"
"Sen kimsin be"
"Ben Hafız"
"Hafız mı?" Diye sordu Kuzgun hayretle
"Evet Hafız bir sorun mu var"
"Timde Hafız lakaplı biri olduğunu biliyordum ama ben onu yaşlı falan sanıyordum sen oldukça gençsin"
Gerçekten Hafız tanımayanlar onu yaşlı sanıyordu ama aslında o timin en genç üyesiydi
Babasının din adamı olmasına rağmen onun yerine asker olduğu için babası ona kızgındı
Hafız babası onu belki şehit olduğunda affeder diye bu lakabı seçmişti
Hafız göz ucuyla Kuzguna baktıktan sonra önüne döndü
Sonra Yankı öne çıktı "Ben Yankı Deniz piyadesiyim görevim operasyonları düzenlemek"
Havacı ona bakıp "Demek lakabın Yankı ilginçmiş"
"Sana ne, hem sen kim oluyorsun da lakabımı yargılıyorsun"
"Kendimi tanıtayım ben Havacı sen sormadan söyleyeyim lakabım Havacı çünkü benim işim havada ben operasyonlara havadan müdahale ediyorum"
"İyi benim de lakabım Yankı çünkü hem suda hem karada görev yaparım"
"Yankı, sana var ya acayip gıcık oldum"
"Ben de sana çok fazla gıcık oldum Havacı"
Anlaşıldı bu ikisiyle işimiz var, birbirlerini yiyecek gibi duruyorlar
Sonra Kızıl Avcı öne çıktı "Ben Kızıl Avcı, keskin nişancıyım"
Barut'un gözleri parladı "keskin nişancı mı işte bu, sonunda benim gibi bir silah manyağı"
Kızıl Avcı'nın gözleri hayretle açıldı "Sen de mi silah manyağısın"
"Evet, hatta silahımın ismi bile var" deyip silahını aldı "işte bu benim göz bebeğim bir tanem Mine"
"Mine mi?, iyiyymiş" dedi Kızıl Avcı
"Senin silahının ismi var mı" dedi Barut heyecanla
"Tabii ki" deyip silahını aldı "Bu da benim dağ gibi arkamda duran biricik sevgilim Yiğit Cesur"
Barut gülerek "sana bayıldım Kızıl Avcı tam benim kafadansın ya"
Gölge sitem edercesine "Harika bir silah delisi yetmiyormuş gibi ikincisi geldi"
Tilki kafasını sallayıp "Aynı fikirdeyim" dedikten sonra kendini tanıttı "Ben Tilki görevim gizlilik konusunda uzmanlık ve kurnazlık"
Gölge ona bakıp "Ekibe hoşgeldin Tilki, galiba bu timde anlaşabileceğim tek kişi sensin gibi duruyor"
Gölge cidden kimseyle anlaşamazdı sinir problemleri yüzünden kontrolü çabucak kaybedip istemediği şeyler yapabiliyordu
Yeni askerlerin gelişinden sonra sıralama değişiyordu
Ben Yüzbaşı Kader Candan
Üsteğmen Gölge
Üsteğmen Tilki
Üsteğmen Yankı
Üsteğmen Havacı
Üsteğmen Kuzgun
Üsteğmen İmha
Teğmen Barut
Teğmen Hafız
Teğmen Fısıltı
Astsubay Çavuş Kızıl Avcı
Astsubay Çavuş Çaylak
Biz şimdi yeni üyelerimizle birlikte daha güçlü bir timdik
Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenmişsinizdir düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim 🥰🌹❤
