KIZIL EJDER kitap kapağı

17. bölüm / 22

KIZIL EJDER

"Eski dostlar, Yeni düşmanlar"

Vaveyla Yazarı: Hanife Uğurlu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: "Eski dostlar, Yeni düşmanlar"

Nihayet beklenen gün gelip çatmıştı. Bu akşam, gece yarısında yarışlar başlayacaktı. Elimdeki telefondan tekrar bana gelen koda bakıp iç geçirdim. Ardından işe, dün gece bana ulaşan bilinmeyen numaradan gelen mesajı tekrar tekrar okudum. Yıldırım Aksoy, benimle buluşmak istiyordu. “Bakalım neler saçmalayacak sın, Yıldırım… bey,” diye içimden geçirdim. Bir yanım, babamın katilini bile bile onunla buluşmaya gitmenin aptallık olduğuna inanıp kendime kızsam da, ne yazık ki bir yanım da ne söyleyeceğini merak edip gitmenin ve ağzından laf almanın daha makul olduğuna karar vermişti.Kurallar basitti: Kim olduğumu kimse bilmemeli; hiç kimse benim orada olduğumu ve kiminle görüştüğümü bilmemeliydi.Odamda bulunan yatağın tam karşısındaki boy aynasına bakıp iç geçirdim. Siyah saçlarıma, kahverengi gözlerime, salaş kıyafetlerime göz gezdirdikten sonra saçlarımı arkadan sıkıca toplayıp bir saç bonesinin ardına gizledim. Ardından, geçen haftalardan sipariş edip aldığım peruğu ve kıyafetleri dolabının en alt çekmecesinden çıkardım.Kendime tanınmamak için uzun, gümüş renkte bir peruk, mor lensler, siyah kadife dantelli korse formunda bir yelek, siyah bol kargo pantolon ve altında siyah bağcıklı spor ayakkabılar almıştım. Her ne kadar hepsi gözüme aşırı abartı ve “ben buradayım, herkes bana baksın” der gibi gelse de, Büşra yarışmaya katılan kızların genelde rengarenk peruklar ve ağır makyajlarla kendilerini gizlediklerini; erkeklerin ise genelde yüzlerine maske takarak veya kimliklerini saklayarak yarışlara katıldıklarını söylemişti.Bonenin üstüne peruğumu geçirip sıkıca tel tokalarla sabitledim, ardından yan tarafında birkaç tutam alıp perçem kestim. Önce düzleştiriciyle, sonra maşayla şekil verdim. İşim bitince, daha doğal gözüken peruğa bakıp iç geçirdim. Gümüş saçlar bana yakışmıştı. Şimdi sıra gözlerimdi: Yatağımın dibindeki şifonyerden lens kutusunu alıp önce sağ, sonra sol gözüme lensleri taktım. Biraz yanmaları geçtikten sonra gözlerimi açıp kontrol ettim. Gümüş saçlar ve mor lenslerle sanki fantastik bir romanın baş karakteri gibiydim; bu hoşuma gitmişti.“Beklediğimden çok daha güzel olmuş,” diye düşündüm. Bu sefer de kıyafetleri giymeye başladım. Önce siyah sütyen, üstüne kadife ve dantelli yelek, altına siyah şort ve kargo pantolonumu geçirdim. Hazırlığım bittikten sonra aynada kendime iyice baktım.Tam o sırada telefonuma gelen mesajla irkilip yatağımın üstündeki telefonu aldım. Gelen mesaj Büşra’dan geliyordu:“Saat tam onikide giriş kapısında ol, sakın bir saniye bile geç kalma olur mu? 😉😉”“Tamam. Merak etme! Şu an hazırlanıyorum. Sen de hazırlandın mı?”“Evet, şuan pes pembeyim… Peki ya sen? Sana aldığımız peruk ve kıyafetler geldi mi?”“Sen beni merak etme, hepsini giydim, sadece makyajım kaldı.”“Ağır bir makyaj yap, kimse seni tanımasın; özellikle de kardeşin, Eren veya yeni ekip, kimseye fazla yaklaşma.”“O iş bende, Emre, yarışırken onu izleyebilir miyim?”“Üzgünüm, Asya, ona fazla yaklaşmama daha iyi olur. Ne de olsa kardeşin seni her halinden tanıyabilir ve Eren’in yarışlarda olduğunu bilmemesi ikimiz için de iyi olur. Alfa, senin ve Eren arasında bir bağlantı olduğunu fark ederse işimiz zorlaşır.”“Anladım. Her şey için teşekkür ederim. Alfa’yı bulup onunla konuşmaya çalışacağım; belki ağzından bir şeyler kaçırabilir.”“Sen yine de çok ısrarcı olma, Asya. Yarışlarda kimse kimseye güvenmiyor. Kendine dikkat et. 🥰🥰”“Sen de 🫡🫡”Büşra’yı ne kadar sevsem de, Yıldırım ile görüşeceğimi ona söylememiştim. Onu endişelendirmek ve ikimizin ifşa olmasından korktuğum için bu buluşma hakkında hiçbir şey söylemedim. “Ne kadar sır, o kadar güvence,” diye düşündüm.Saat on olmasını bekledikten sonra telefonuma gönderilen kodu girip yarışların konumunu öğrendim ve annemin arabasıyla yola çıktım. Şehirden yaklaşık kırk kilometre uzakta olduğu belirtilen konuma ulaşınca arabadan inip eski bir patikayı takip ettim. Dağın ardında kalan, spot ışıklarıyla aydınlatılmış ovayı ve yarış arenasını görmekle yutkundum; alanı incelemeye başladım.Yarış yapılacak bölgeyi çiftlerle sarmışlardı. Yarış pisti olarak kullanacakları yolu ise yaklaşık otuz-kırk kişilik bir ekip hızlı bir şekilde aydınlatıyordu. Yoldan ayrı, büyük bir alan çember şeklinde spot ışıklarıyla aydınlatılmıştır. Alanın en sağında küçük bir ahşaptan sahne kurulmuş, üstünde yedi kişilik bir müzik grubu gitar, bateri ve mikrofon ayarlaması ile uğraşıyordu. Alanın solunda ise ahşaptan bir amfi tiyatroyu andırır şekilde basamaklı oturaklar konmuştu; tam karşısına da büyük bir perde asılmıştı. Alanın üstünde yüzlerce drone etrafı tarıyordu. Alanın etrafına takımlar motorlarını sıra sıra park etmişti. Onlar, yirmişer gruplar halinde sohbet edip yarışların başlamasını bekliyorlardı.Saatime baktığımda gece yarısına yarım saat kaldığını fark edip, alana açılan ve giriş kodlarının tek tek kontrol edildiği tek kapıya doğru yürümeye başladım. Kapının önünde en az elli kişilik bir bekleme sırası vardı. En sona geçip içeri girmeyi beklerken bir yandan da önümdeki insanları inceledim.Sanırım aynı gruptaki yarışmacılar. Birbirlerinin tıpatıp aynı giyinmeyi seviyorlardı. En ön sırada duran on kişi, kumaş pantolon üstüne siyah dar ipek gömlek, onun üstüne siyah yelek ve simsiyah motor kasklarıyla duruyordu. Grup formdaki vücutları ve gömleklerini dirseklerine kadar sıvadıkları damarlı elleriyle insanın dikkatini çekiyordu. Onların arkasında ise on kişilik bir kadın grubu vardı. Hepsinde kırmızı peruk, siyah maske, üstüne oturan siyah deri ceket ve aynı siyah pantolon vardı. Kızlar aşırı özgüvenli ve dik duruyordu; bakıp iç geçirdim: “Beni de yanınıza alın,” diye düşündüm.Kızların arkasında başka bir grup dikkat çekiyordu. Siyah kaskları ve siyah deri ceketlerine işlenmiş gri kurt başlarıyla sırada dimdik duruyorlardı. Onları görmekle yüzümde büyük bir gülümseme belirdi.“Gri Kurtlar, ha! Buldum sizi.” Aralarına göz gezdirip Alfa’nın kim olacağı hakkında tahminler yürütürken, arkamda duran kişi bir anda,“En önde bekleyenin bir arkasındaki,”diye kulağıma fısıldayınca irkilip yerimden sıçradım. Merak edip arkamı döndüm.Karşımda duran kişi siyah bağcıklı botlar, siyah kargo pantolon ve deri kemerle belinde, üstünde siyah kumaş gömlek ve deri ceket giymişti. Ceketinin kollarında kırmızı bir ejderha motifi vardı. Yüzünde maske veya kendisini gizleyecek bir şey yoktu; anlaşılan beyefendi tüm dünyaya kim olduğunu göstermek istiyordu. Karşımda durup delici kahverengi gözlerle beni inceleyen eski dostum, baş düşmanım: Yıldırım.Nihayet göz göze geldiğimizde, o da gözlerini benden çekmeyip yüzüme sabitledi.“Merhaba Asya – nasılsın Akasya?”Beni tekrar gördüğüne sevinmiş gibi gülümseyip kahverengi saçlarını elleriyle karıştırdı. Lisedeki anılarım gözümün önüne geldi. Her karşılaştığımızda saçlarıyla sürekli oynardı ve bana “Akasya” diye hitap ederdi… Bu hitap tan nefret ediyordum.“İnsanlar gerçekten kolay kolay değişmiyor, Yıldırım ha! Aynı lisedeki gibisin,” dedim ve ellerimle deri ceketinin iki tarafından tutup bana doğru eğilmesini sağladım.“Bunu söylemene sevindim. Sen de tıpkı lisedeki gibisin. Fakat tek bir farkla,” dedi ve elleriyle, ceketimin üzerindeki ellerimi tutup susturdu.“Neymiş o?”“Daha seksisin, yıllar sana yaramış. Bu gümüş peruk da seni olduğundan çok farklı göstermiş. Ne yalan söyleyeyim, neredeyse tanıyamadım seni. Ama peruğa ve üstündekilere bayıldım.”Bunu duymak midemi bulandırdı. Hayatta isteyeceğim en son şey, babamın katili tarafından beğenilmek. Hemen eliyle koyduğu gibi bulmasın, diye düşünerek gözlerimi devirdim ve sesimi daha sert çıkararak:“Niye buluşmak istedin?”Sesimdeki soğukluğu anlamış olacak ki yüzündeki gülümseme silinip daha ciddi bir ton takındı.“Küçük kuşlarım, erkek kardeşin ve Eren’in yeni bir ekip kurup yarışlara katılacağını söylediler. Ben de ne yalan söyleyeyim, senin de buraya geleceğini düşündüm. Ve haklı çıktım, gördüğün gibi,” dedi ve göz kırptı.“Lafı dolandırma, neden buluşmak istedin!” diye tekrar üsteledim.“Sakin ol Asya. Eski okul arkadaşımı merak ettim ve iyi olup olmadığını görmek istedim. Suç mu bu?”“Evet, suç! Ne saçmalıyorsun sen?” Sesimi yükseltmem sırada bekleyen herkes dönüp bize bakmış, büyük bir şaşkınlık nidası kopmuştu.Etrafımızdaki gözlerin bizi fark edip incelemesiyle Yıldırım, kolumdan tutup beni sıradan uzaklaştırdı.Bunu yaptığı anda elini kolumdan çektiğim gibi bileğini sertçe büktüm:“Bırak beni!”Ama o, elimden çekilmemişti. Nihayet insanlardan yeterince uzaklaştığımızı düşündüğünde elini bıraktı; ona dönüp büyük bir tokat patlattım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

60okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18