3. bölüm / 6
KIRIK YEMİN3.BÖLÜM
Bölümler 6Şu an: 3.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM609 kelime
- 2 2.BÖLÜM845 kelime
- 3 3.BÖLÜM807 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4.BÖLÜM801 kelime
- 5 5.BÖLÜM654 kelime
- 6 6.BÖLÜM856 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Günlerdir odamda yemeden, içmeden yatıyordum. Nivara ve Drawen arada gelip bilincimi kontrol etsede, bilincimin pek yerinde oldugunu sanmıyorum.
Yataktan kalkıp cama doğru yürüdüm hâlâ kalbim göğüs kafesimi zorluyor,Elza'nin yerdeki kanlı görüntüsü aklımdan çıkmıyordu ve bunu yapan'ın kim olduğunu kesin bilmemek beni çıldırtıyordu. Sonra yine kapı çaldı
Nivara'nın geldiğini düşünmüştüm ama odamı kim olduğunu çıkaramadım bir ses doldurdu.
- Merhaba, yatağına geçermisin? Beni Drawen gönderdi sanırım bir kaç gündür kötüymüşsün.
İçeriye giren sarayın şifacısı Hanna'ydı ve aynı anda Kral Akira'nın kardeşiydi. Faeler iki gruba ayrılırdı. Şifacılar ve Savasçılar ama Şifacılar çok nadir doğradı yani tanıdığım herkes savasçı diyebilirim.
Şifacılar gerçekten çok güçlüdürler. Büyü yaparak hafif psikolojik rahatsızlıkları geçirebilir, yaralanmaları normale göre daha hızlı iyilestirebilirlerdi. Kafamı yavaşça Hanna'ya doğru çevirdim aynı abisi gibi saçları kömür siyahıydı, saçları neredeyse kalça hizasına kadar geliyordu ve beyaz renkli pelçemleri ailesindeki hekesde genetik olarak var oldugunu kanıtlıyordu abisi'nin saçlarıda böyleydi siyah ve önleri kar beyazı Hanna sert görümüne rağmen yumuşak ve gizemli bir kişiliğe sahipti.
- Teşekkürler Hanna ama tedaviye ihtiyacım yok ve Drawen'e söyle odama şifacı göndermeyi bıraksın.
Hanna bana doğru yaklaşıp elini omzuma koydu;
- Niss seni üzmek istemem ama gerçekten çökmüş gözüküyorsun zaten beyaz olan tenin kireç gibi olmuş eğer seni gece görseydim hayalet gördüm sanırdım.
Hanna'nın elinden yavaşça sıyrılıp aynamın karşısına geçtim, tam anlamıyla berbat gözüküyordum gözlerimin altı uykusuzluktan patlıcan gibi morarmış, kaç gündür yemek yemediğim için vücudum isyan edercesine incelmişti. Hanna'nın dediği gibi tenim ölü gibi gözüküyordu.
Elza gibi...
Elza aklıma gelince yine yüreğim burkuldu sanki kalbime ateş yakmışlar da gittikçe büyüyor gibi.
Hanna tekrardan yanıma geldi
- Niss izin ver sadece kısa bir ilaç yapayım en azından iştahın yerine gelsin eğer biraz daha bir şeyler yemezsen gerçekten yatağa düşüceksin.
Her ne kadar Hanna doğru konuşsada Elzayı unutmak ona ihanet edicekmişim gibi geliyordu.
Yatağa uzandım ve Hanna'nın ilaç için beni tedavi etmesini bekledim. Hanna ilacın bir saat içinde hazır olacağını söyleyerek odadan çıktı.
İki gün sonra...
Hanna'nın verdiği ilaç işe yaramış olacak ki iştahım yerine gelmiş, ten rengim normale dönmüştü dün Nivaraya kahavaltıya ineceğime söz verdiğim için üzerime siyah üzerinde altın rengi desenleri olan rahat bir takım giydim belime kemerimi taktıktan sonra kabzasında altın renkli dalgalar olan hançerimi kemerime sıkıca yerleştirdim.
Kahvaltı salonuna indiğimde sadece bir kaç saniyeliğine herkesin gözleri bana döndü yada günlerdir kimseyle karşılaşmadığım için bana öyle geldi, Nivara'nın nerede oturduğunu bulmak için tek tek bakmaya başlamıştım ki arkamdan sarılan ince kollar Nivara'nın nerede olduğunu bana söyledi.
- Niss, daha iyimisin?
Nivara yüzümü dikkatlice incelerken onu iyi olduğuma inandırmak için yüzüme sahte bir tebessüm iliştirdim.
- Sağol Nivara, Hanna'nın ilacı sayesinde daha iyiyim.
Masaya geçip iki boş sandalyeye oturdum ve yemek yiyebilmek için kral Akira'nın gelmesini bekledik.
Beklerken yanımda bir sandalye daha çekildi gelen Drawen olamalırdı çünkü Ay beyazı saçları her zamanki gibi parlıyordu.
- Niss, gelmişsin?
Drawen şaşırdığını belirtircesine soru sorar gibi konuşmuştu.Nivara cevap vermeyeceğimi anlayınca Drawene doğru eğilip fısıldayarak bir şeyler söyledi tam bu sırada herkes sessizleşti çünkü Kral salona gelmişti ve gerçekten ölüp dirilmiş gibi gözüküyordu, yavaş adımlarla ilerledi ve başta ki sandalyeye sabırsızca oturdu.Herkes kraldan her zaman ki gibi bir konuşma beklerken Akira elini üzerinde kuş sütü bile eksik olmayan masaya doğru uzatıp;
- Afiyet olsun.
Diye kahvaltıyı başlattı tabağıma bir kaç yeşillik ve kurutulmuş et dışında bir şey almadım.Nivarada her ne kadar bu durumdan rahatsız olsada iştahımın yerinde olmadığını bildiği için bir şey söylemedi.
Yaklaşık beş dakika sonra aramızdaki sessizliği bozan Drawen oldu.
-Kral günlerdir sarayda hiç gözükmedi Niss ve bize iki sefer seni sordu hastasın diye geçiştirdik ama kahvaltı başladığından beri gözlerini senden çekmiyor aranızda bişeymi oldu?
Gözlerimi yavaşça Akira'nın olduğu tarafa çevirdim ve gözlerimiz kesişti bir kaç saniyelik göz temasından sonra aynı anda önümüze döndük Drawene;
- Hayır, karşılaşmadık bile.
Dedim, Drawen anladığını belirtircesine kafasını yavaşça aşağı ve yukarı salladı yemeğin bitmesine on dakikadan az kala Kralın sadık şövalyesi Cassian yanımıza geldi bana ve Nivaraya doğru eğilerek;
- Kral kahvaltınızı bitirdikten sonra salondan çıkmamanızı emretti.
Dedi ve yavaşça uzaklaştı. Nivara yavaşça bana doğru döndü;
- Kral günlerdir o okun hangi ırk'a ait olduğunu bulmaya çalışıyor sanırım birazdan ilk görevimizi alacağız.
O an arkadaşımın katilini arayacağımı fark ettim.
Elza'nın katilini arayacaktım...
Bu görevi hiç istemediğimi fark ettim halbuki ben hiç böyle hayal etmemiştim.
İlk görevim Elza'nın katilini bulmak...
Kahvaltı bittikten sonra herkes salondan çıkana kadar bekledik en sonunda koskoca salonda biz,Kral ve yaklaşık on tane şövalye kaldı Akira eliyle ağır bir şekilde bizi yanına çağırdı. Tam karşısında durduğumuzda ilk dediği şey;
- Bir kaç gün önce elçi ilan edildiniz ama görüyorum ki bu işte pekde hevesli değilsin Niss.
Nivara bir kaç gündür hasta olduğumla alakalı bir kaç şeyi krala söyledi. Akira anlarcasına başını salladı.
- Elza'nın ölümü herkesi derinden etkiledi ama bu hiç bir şey yapmayacağımız anlamına gelmez Elza'nın vücudundan bulunan oklar Vahşi elflere ait çıktı. Hazırlanın çünkü bir kaç gün sonra ilk görevinize başlıcaksınız...
Odama çıktım ve yatağıma yattım beş gün sonra Nivarayla elf diyarına gidecektik.
Elza'nın intikamını alacaktık...
Bölüm etkileşimi
