Bölümler 10Şu an: 0.5
- 1 0.1435 kelime
- 2 0.2962 kelime
- 3 0.3598 kelime
- 4 0.4587 kelime
- 5 0.5487 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 0.6384 kelime
- 7 0.7555 kelime
- 8 0.8482 kelime
- 9 0.9680 kelime
- 10 Final/duyuru99 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Görevden dönüş her zaman sessiz olmazdı.
Ama KESKİN timi için sessizlik, alışkanlıktı
Araç üs kapısından içeri girdiğinde gün batıyordu. Toz, lastiklerin ardında kalmıştı ama üzerlerine sinmişti.
Üniformalar çıkarıldı, silahlar teslim edildi. Herkes yorgundu ama hayattaydı.
Bu, askerler için kutlamaya değer tek şeydi.
Kartal lakaplı Yüzbaşı Gökalp Turan, timi kısa bir bakışla süzdü. Bir şey söylemedi. Söylemesine gerek yoktu.
Gözleriyle “dağılın” dedi.
Dağılmadılar.
Namlu lakaplı Kıdemli Üsteğmen Yağız Avcı ilk konuşandı. Her zamanki gibi net, kısa ve keskin.
“Lokantaya gidiyoruz.”
Bu bir teklif değildi.
Karardı.
Zeka lakaplı Üsteğmen Emre Karahan hemen sırıttı.
“Komutanım bu bir emir mi yoksa sosyal aktivite mi?”
Gökalp yürürken cevap verdi.
“Yemek yemeyi sosyal aktivite sayıyorsan evet.”
Emre arkasından Esen’e döndü.
“Gördün mü Nişancı, adamın romantizmi bu kadar.”
Esen Aydın, timin en rahat olanıydı. Omzundaki silahı bırakırken konuştu.
“Romantizm mi? Komutan bir gün ‘afiyet olsun’ derse evleniriz artık.”
Yağız kısa bir kahkaha attı. Asena arkadan onları izliyordu. Konuşmuyordu ama dinliyordu. Tim içinde herkesin bir rolü vardı ve bu roller zamanla otururdu.
Asena’nın rolü belliydi.
Kurt.
Sessiz, gözlemci, gerektiğinde parçalayan.
Lokanta üsse yakındı. Asker lokantasıydı ama sivil gibi hissettirenlerden. Plastik sandalyeler, metal masalar, duvarda Atatürk portresi. Yemek kokusu her zamanki gibiydi; yağ, baharat ve açlık karışımı.
Masaya oturduklarında ilk siparişi Yağız verdi.
“Altı mercimek, altı pilav, ne varsa getir.”
Emre itiraz etti.
“Komutanım ben diyet yapıyorum.”
Yağız başını kaldırmadan cevap verdi.
“Senin diyetin savaşta başlıyor, masada bitiyor.”
Esen güldü.
“Zeka, senin diyet dediğin şey ‘yemeği geç yemek’.”
Asena hafifçe gülümsedi. Çok belli etmedi ama dudak kenarı kıpırdadı. Bunu fark eden tek kişi Gökalp oldu.
Asena’nın gülüşü nadirdi.
O yüzden dikkat çekiciydi
Yemekler geldiğinde konuşmalar dağıldı. Emre, görev sırasında yaşanan küçük bir aksaklığı abartarak anlatmaya başladı
“Ben diyorum ki o taş orada yoktu. Sonradan spawn oldu.”
Esen kaşığını salladı.
“Oğlum burası oyun değil.”
Emre ciddiyetle başını salladı.
“Bence hayat da zor modda bir oyun zaten.”
Yağız araya girdi.
“Senin karakter zekâ puanını düşük vermişler.”
Emre elini kalbine götürdü.
“Kalbimden vurdun Namlu.”
Asena o an ilk kez konuştu.
“Ama görev sırasında doğru hamleyi yaptı.”
Masada kısa bir sessizlik oldu. Çünkü Asena kolay kolay birini övmezdi.
Emre şaşkınlıkla baktı.
“Kurt benden yana mı?”
Asena omuz silkti.
“Durum gerektiriyordu.”
Gökalp sessizce çayından bir yudum aldı. Bu timin yavaş yavaş birbirine bağlandığını görüyordu. Zorla değil. Zamanla.
Lokantanın camından dışarı bakarken Esen’in sesi geldi.
“Asena, sen çocukken de böyle miydin?”
Asena bir an durdu.
“Nasıl?”
“Sessiz ama dikkatli.”
Asena kaşığını yavaşça bıraktı.
“Çocukken sessiz olmak zorundaydım.”
Kimse üstelemedi. Çünkü askerler bazen susmayı bilir.
Emre konuyu dağıttı.
“Ben çocukken çok konuşurdum. Hâlâ konuşuyorum. Demek ki travma falan işe yaramamış.”
Yağız güldü.
“Sen doğuştan vakasın.”
Gecenin sonunda masada yorgunluk vardı ama ağırlık yoktu. Herkes biraz daha rahatlamıştı. Tim olmak, sadece görevde yan yana durmak değildi. Aynı masada susabilmekti.
Gökalp kalkarken konuştu.
“Yarın serbestsiniz. Dinlenin.”
Asena ayağa kalktı. Lokantadan çıkarken bir an durdu. İçeride kalan kahkahalara baktı. İlk kez kendini bir yere ait hissettiğini düşündü.
Bu tim…
Onun sessizliğini kabul ediyordu.
Wp kanalım
https://whatsapp.com/channel/0029Vb6wS17BFLgLulZMCu3r
Bölüm etkileşimi
