Kırık Kuğu (tamamlandı) kitap kapağı

4. bölüm / 10

0.4

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 0.4

Asena Alparslan’ın çocukluğu, yarım kalmış cümleler gibiydi.

Kimse yüksek sesle konuşmazdı ama evde hep bir şey eksikti. O eksikliği küçük yaşta öğrendi; adı yoktu, sesi yoktu ama ağırlığı vardı. Evdeki her eşyanın üzerinde gezinen bir gölge gibi.

Babası hayattayken ev daha küçüktü sanki. Duvarlar daha yakındı, tavan daha alçak. Çünkü bir baba varken insanın başını kaldırmasına gerek kalmazdı. Korunmak, düşünmekten önce gelirdi.
Babası askerdi. Bunu Asena gururla değil, kabullenerek söylerdi. Çünkü asker olmak evde sadece üniforma demek değildi.

Sessizlik demekti. Yarım kalan kahvaltılar, kapının yavaşça kapanışı, annesinin arkasından bakıp hiçbir şey demeyişi demekti.

Çocuk Asena, babasının botlarını hep kapının yanında görürdü. Çamurlu olmazdı botlar. Babası eve pislikle girmezdi, derdi annesi. Ama Asena bilirdi; o botların gördüğü yerleri hiçbir sabun temizleyemezdi.

Babası ona masal anlatmazdı. Ama silahını nasıl temizlediğini gösterirdi. Küçük ellerine dokunmasına izin vermezdi ama uzaktan izleyebilirdi. Disiplin, Asena’nın oyuncaklarından önce girdi hayatına.

Bir gece gitmişti babası. Asena uyuyordu. Sabah kalktığında evdeki sessizlik değişmişti. Normal bir sessizlik değildi bu. İçine işleyen, kulak çınlatan bir boşluktu.

Annesi mutfakta oturuyordu. Çay soğumuştu. Asena o gün ilk kez annesinin ağlamadığını ama yaşlandığını gördü.
Babası dönmedi.

O günden sonra Asena’nın çocukluğu bitti demek doğru olmazdı. Çünkü bazı çocukluklar hiç başlamazdı zaten.

Asena büyüdükçe sessizleşti. Okulda başarılıydı ama dikkat çekmezdi. Öğretmenler onu “aklı başında” diye tanımlardı. Aklı başında olmak, aslında kalbin biraz geride kalmasıydı.
Annesi ona hep şunu söylerdi. Güçlü ol kızım. Güçlü ol ki kimseye muhtaç olmayasın.
Asena güçlü oldu.

Ama kimse sormadı; güçlü olmak ister miydi diye.
Sınır ötesindeki görev gecesi soğuk indi. Toprak nemliydi.

....

Gökyüzü kapalıydı. KESKİN timi sessiz ilerliyordu. Her adım hesaplıydı. Asena öncüydü. Elinde HK MP5 vardı. Parmakları tetikte değil, tetikle dosttu.

Plan basitti ama sahada hiçbir plan basit kalmazdı.
Asena pozisyon değiştirirken zeminin beklediğinden daha yumuşak olduğunu fark etti. Bir anlık tereddüt, bir anlık boşluk… Sonra patlama.

Ses kısa sürdü ama yankısı bedeninde kaldı.
Asena yere düştüğünde acıyı hemen hissetmedi. Önce sıcaklık yayıldı. Sonra uyuşma. Sağ baldırından kan akıyordu. Mayın değildi, el yapımı patlayıcının parçasıydı.
Tim hemen çevre güvenliğini aldı. Gökalp ona doğru koştu. Yüzü sertti ama gözleri konuşuyordu.

Asena dişlerini sıktı. Ses çıkarmadı.
Kanama artıyordu. Pozisyonu riskliydi. Orada kalamazdı.

Yer değiştirmesi gerekiyordu.
Sürünerek ilerledi. Her hareket, bacağında ateş gibi yanıyordu. Ama Asena’nın içindeki çocuk, çok daha önce acıya alışmıştı. Babasının gidişinden beri acı onun için yabancı değildi.
Yeni mevziye ulaştığında nefesi hızlanmıştı. Elini baldırına bastırdı. Kan eldivenine bulaştı. Gözleri karardı ama bilinci açıktı.

Görevi tamamladılar.
Asena bayılmadı. Bayılmak, kontrolü bırakmaktı.
Helikopterde sedyeye alındığında gözleri tavandaydı. Metalin soğukluğu sırtına işliyordu. Gökalp yanındaydı. Konuşmadı. Sadece oradaydı.
Bu da yeterliydi.

.....

Revirin kokusu hep aynıdır. Antiseptik, metal, temiz ama soğuk bir hava. Asena sedyeden yatağa alındığında tavan ışıkları gözünü aldı. Gözlerini kapadı.

Doktor konuşuyordu. Parça çıkarıldı. Kas hasarı vardı ama kemiğe gelmemişti. Şanslıydı, dediler.
Asena şansa inanmazdı.

Bacağı sarılırken dişlerini sıktı. Acı içten içe yayıldı. Ama bu acı, çocukluğundaki boşluktan daha keskindi; çünkü adı vardı.

Revirde zaman yavaş akar. Saat yoktur ama insan geçmişi sayar.
Asena çocukluğunu düşündü.

Babasıyla konuşamadığı şeyleri. Annesinin sessiz çığlıklarını. Kendi içine attığı kelimeleri.
Gökalp revir kapısında durdu. İçeri girdi. Sandalyeye oturdu. Uzun süre konuşmadılar.
Sonra Asena fısıldar gibi konuştu.
Çocukken güçlü olmak zorundaydım.
Gökalp başını kaldırdı.

Şimdi de öyleyim ama… yoruluyorum.
Bu cümle, Asena’nın hayatında ilk kez kurduğu en dürüst cümleydi.

Gökalp cevap vermedi hemen. Sonra sakin bir sesle konuştu.
Güçlü olanlar yorulduklarını söyleyebilenlerdir.
Asena gözlerini kapattı. Bir damla yaş kirpiklerinden süzüldü. Bu bir yenilgi değildi. Bir bırakmaydı.

Revirde ilk kez kendini güvende hissetti.
Çünkü bazı yaralar sarıldığında değil, görüldüğünde iyileşirdi.

Ve Asena Alparslan’ın yaraları…
ilk kez gerçekten görülüyordu.

Wp kanalım
https://whatsapp.com/channel/0029Vb6wS17BFLgLulZMCu3r

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

150okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…