Kırık Kuğu (tamamlandı) kitap kapağı

3. bölüm / 10

0.3

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 0.3

Revirin kapısı kapandığında dışarıdaki dünyanın sesi kesildi.

Sanki görevle birlikte gece de geride kalmıştı.
Beyaz ışık, Asena’nın gözlerini kısa bir an yaktı. Helikopterin metal kokusu hâlâ üzerindeydi.

Toprak, barut ve ter… Hepsi bir anda yerini
antiseptiğin keskinliğine bıraktı. Bu geçişi sevmezdi Asena. Çünkü beyaz duvarlar, insanı düşünmeye zorlardı.

Sahada düşünmek yasaktı.
Ama revir…
İnsanın içiyle baş başa kaldığı yerdi.
Sedye gıcırdadı. Sağlık personelinin adımları hızlıydı ama panik yoktu. KESKİN timinde yaralı görmek sıradan sayılırdı. Kimse “iyi misin” diye sormazdı; “neren” diye sorulurdu.

Asena’nın üniforması omzundan kesildi. Kumaş açıldığında kanın rengi daha net göründü. Kurşun omzunu sıyırıp geçmişti ama et derinliği almıştı. Ne ölümcüldü ne de önemsiz.

“Şanslısın,” dedi revirdeki sağlık astsubayı.
“Bir parmak daha içeri girseydi kemiği sıyırırdı.”
Asena başını yana çevirdi.
“Şans,” kelimesini sevmezdi.
O, her şeyin bir karşılığı olduğuna inanırdı.
“Temizle,” dedi kısa bir sesle.
“Bandaj yeter.”
Sağlıkçı bir an durdu. Sonra başını sallad.

Asena’nın bu tonuna alışıklardı. O, acıyı anlatanlardan değildi. Acıyı üstüne giyip taşıyanlardandı.
Kapı yeniden açıldı.

Gökalp içeri girdiğinde ortamda görünmeyen bir gerilim oluştu. Kimse bakmadı ama herkes fark etti. Tim komutanlarının revirde görünmesi nadirdi. Görünüyorsa, mesele sadece bir yara değildi.

Gökalp’in bakışları doğrudan Asena’ya gitti.
Üniforması yarı açıktı. Omzu sargıdaydı.
Ama duruşu hâlâ sağlamdı.
“Durum?” diye sordu.

Sağlıkçı cevapladı. “Hayati risk yok komutanım. Dinlenmesi gerekiyor. Omuz zorlanırsa açılabilir.”
Gökalp başını salladı.
“Ne kadar?”
“En az kırk sekiz saat saha yok.”
Asena o an başını çevirdi.
“Görev var.”
Gökalp’in sesi sertleşmedi. Ama karardı.
“Görev var,” dedi.
“Sen yoksun.”
Bu cümle, Asena’nın canını omzundaki yaradan daha fazla yaktı. Ama yüzüne yansıtmadı. Sadece gözlerini kapatıp açtı.

“Pozisyonumu terk etmem gerekiyordu,” dedi.
“Sahada kalsaydım—”
“Sahada kalıp ölmeni istemedim,” dedi Gökalp.
Sesi alçaktı ama netti.

Revirdeki herkes, o an konuşmanın askerî olmaktan çıktığını fark etti. Sağlıkçı hafifçe geri çekildi. Gereksiz tanık olmak istemezdi.
Asena, Gökalp’e baktı.

İlk defa.
Kaçmadan.
“Benim için karar vermeniz doğru mu, komutanım?”
Bu soru meydan okuma değildi.
Bir sınamaydı.

Gökalp nefes aldı.
“Ben timden sorumluyum.”
“Ben de o timin askeriyim.”
Sessizlik çöktü.
Revirin beyazlığı daha da sertleşti.
Gökalp bir adım yaklaştı. Sesini düşürdü.
“Ve sen, yaralı bir askersin.”
Asena başını çevirdi.
“Yara geçer.”
Gökalp sustu.
Çünkü geçmeyen şeyin yara olmadığını ikisi de biliyordu.

Asena geceyi revirde geçirdi. Işıklar tamamen kapanmadı. Askerî revirlerde karanlık olmazdı. Her an bir acil durum için yarı aydınlık bırakılırdı. Bu da insanın uyku ile uyanıklık arasında sıkışmasına neden olurdu.
Asena gözlerini tavana dikti.

Beyazdı.
Temizdi.
Ama huzur vermiyordu.
Babası geldi aklına. Onun da böyle bir revire girip girmediğini düşündü. Annesinin bunu bilip bilmediğini… Bazı gerçekler ailelere söylenmezdi. Askerî disiplin, sadece cephede değil, evlerin içinde de hüküm sürerdi.
Kapı sessizce açıldı.

Gökalp.
Bu kez üniformasının üstü yoktu. Sadece koyu renk bir tişört. Omuzları gevşemişti. Komutan değildi artık. Ama askerdi hâlâ.

“Uyumadın,” dedi.
Asena gülümsedi mi, belli değildi.
“Alışkanlık.”
Gökalp sandalyeyi çekip oturdu. Mesafe vardı ama eskisi gibi değildi.
“Bugün doğru karar verdin,” dedi.
“Yer değiştirmek kolay değildir.”
Asena başını çevirdi.
“Babam öğretmişti.”
Gökalp kaşlarını hafifçe çattı.
“Nasıl?”
“‘Asker sabit durmaz,’ derdi. ‘Ama neyi savunduğunu bilirse nereye geçeceğini de bilir.’”
Gökalp bir an sustu.

Sonra yavaşça başını salladı.
“Baban iyi bir askerdi.”
Asena’nın boğazı düğümlendi.
Ama sesi titremedi.
“Biliyorum.”
Revirde zaman ağır aktı. Konuşmalar uzamadı. Uzasa da taşardı. İkisi de bunu biliyordu. Bazen aynı odada susmak, uzun bir sohbetten daha yakındı.

Gökalp kalkarken durdu.
“Dinleneceksin,” dedi.
“Bu bir emir.”
Asena başını salladı.
“Emredersiniz.”
Ama bu kez sesinde başka bir şey vardı.
Kabul.

Teslimiyet değil.
Gökalp kapıdan çıkarken duraksadı.
“İyi ki varsın, Alparslan.”
Bu cümle revirin duvarlarında asılı kaldı.
Asena gözlerini kapattı.

İlk defa.
Gerçekten.
Ve o gece, omzundaki yara sızladı belki…
Ama içindeki ateş
ilk kez acıtmadan yandı.

Wp kanalım
https://whatsapp.com/channel/0029Vb6wS17BFLgLulZMCu3r

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

169okunma 4beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…