4. bölüm · KIRIK KALP
4.bölüm|HASTANE ODASINDAKİ SESİZLİK
Hastane koridorunda zaman geçmek bilmiyordu. Eleni hıçkıra hıçkıra ağlıyor, Oruç ise ona destek olmaya çalışıyordu. Sonunda doktor dışarı çıktı. "Fadime Koçari’nin yakınları?"
İso hemen atıldı: "Biziz doktor, hastamız nasıl?"
"Korkulacak bir şey yok, vitamin eksikliğinden bayılmış. Normal odaya aldık, görebilirsiniz ama sadece bir kişi girebilir."
İso, Eleni’ye döndü. "Ben girebilir miyim?"
Eleni şaşkınlıkla gözlerini sildi. "Sen ne alaka ya?"
İso’nun gözlerinde tuhaf, yumuşak bir ifade vardı. "Bir şey söylemem gerek Eleni... Lütfen."
Eleni istemeyerek de olsa başını salladı. İso içeri girdiğinde Fadime’yi o beyaz yatakta, solgun bir halde görünce içi acıdı. Yanına yaklaşıp fısıldadı: "Nasılsın?"
Fadime yavaşça gözlerini açtı. İlk gördüğü şey İso’nun o derin mavi gözleriydi. Bir an orada takılı kaldı, sonra hızla bakışlarını kaçırdı. "Sen niye geldin? Eleni nerede?"
"Dışarıda... Nasıl olduğuna bakmak istedim. Hem, hiç baş başa kalmamıştık."
Fadime kaşlarını çattı. "Tövbe de, ne diyorsun? Ne yalnız kalması?"
İso hafifçe gülümsedi. "Ya ben onu mu diyorum? Hiç konuşamadık onu diyorum."
"He, tamam o zaman. Ne konuşacaksın benimle?"
İso bir süre sustu, sonra o beklenmedik soruyu sordu: "Sen hiç sevdalık ettin mi?"
Fadime duraksadı, "Hayır," dedi. "Sen?"
İso da aynı kararlılıkla, "Ben de etmedim," dedi.
İkisi de yalan söylüyordu ve bu yalan gözlerinden okunuyordu. Onlar düşmandı; birbirlerine sevdalanmaları imkansızdı. Ama kalplerindeki o sızı aksini söylüyordu.
Fadime sırıtarak, "Yalan söylüyorsun İso," dedi.
"Neden yalan söyleyeyim?"
"Yani bu halinle kimse sana bakmadı mı?" dedi Fadime, ama cümleyi bitirir bitirmez pişman oldu. Ne dedim ben şimdi? diye içinden sayıklarken İso bir kahkaha attı.
"İşte beklediğim cevap!" İso, Fadime’nin yüzüne doğru iyice yaklaştı. "Sevdalandın mı bana sen?"
Fadime’nin gözleri bir anda doldu. "Sayenizde ne anam var ne babam... Ne sevdalanacağım ben sana?"
O sırada dışarıda Eleni, Oruç’a bakıyordu. "Sana bir şey soracağım... İso, Fadime’yi mi seviyor?"
Oruç başını "bilmiyorum" dercesine salladı. Ama Eleni ikna olmamıştı. Kendi kardeşinin ne hissettiğini nasıl bilmezdi? Kesin yalan söylüyordu.
