Kırık Gerçekler kitap kapağı

6. bölüm / 6

Kırık Gerçekler

6. Bölüm: Dedikodu

Vaveyla Yazarı: Nisalie <3

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 6. Bölüm: Dedikodu

Ali: Ablam ölecek mi? Kurtarın onu lütfen kurtarın!
Ezgi Ali'ninn yanına gider ve onu biraz uzaklaştırıp konuyu değiştirmeye çalışır.
Teoman: Leyla sen doktorluk okuyacaksın ilk yardım falan biliyorsundur yardım et nolur!
Leyla uykudan uyanır gibi şokun etkisinden çıkar ve Teoman'ın karşısına çöker.
Leyla: Yan çevir. Yuttuğu suyu çıkarması lazım.
Teoman Leyla’nın dediğini yapar. Deniz’in ağzından su akar. Leyla elini Deniz’in nabzına koyar. Hala atmıyordur.
Leyla: Teo ben kalp masajı yapıcam her 30 kalp masajından sonra 2 defa suni solunum yap tamam mı?
Teoman: T-tamam tamam.
Leyla kalp masajı yapmaya başlar. Teoman ise her 30 kalp masajında 2 defa suni solunum yapmaktadır. Telaştan hiçbir şeyin farkında değildir ama dudakları Deniz'in dudaklarıyla birleşiyordur.
Teoman: Olmuyor olmuyor!
Leyla: Panikten çok fazla su yutmuş galiba. Deniz hadi kızım!
Bir süre daha denerler fakat en ufak bir canlılık yoktur. Leyla, Aras ve Teoman dışında herkes umudu kesmiş, üzgün gözlerle hala çabalayan üçlüye bakıyordur.
Aras: Hadi Deniz hadi!
Aras ve Leyla'nın gözleri dolmuş, ağlamamak için zor duruyorlardır. Teomanın gözyaşları ise şelale gibi akıyor, Deniz'in ıslak yüzünü daha da ıslatıyordur.
Leyla: Böyle olmayacak. Geriye tek bir yol kaldı.
Teoman: A-ama bunu sadece profesyonel doktorlar yapabilir. Y-yanlış bir harekette Deniz ölebilir!
Leyla: Teo bunu yapmazsam birkaç dakika içerisinde ölecek zaten. Yapmak zorundayım.
Leyla bir elini yumruk şeklinde yapar ve Deniz'in kalbine vurur. Herkes nefesini tutmuş, ne olacağını beklerken Deniz'in göğsü yukarı doğru kalkar ve dudakları aralanır. Etraftan sevinç ve rahatlama çığlıkları yükselirken Deniz'in etrafındaki üçlü yüzlerinde rahatlamış bir ifade ile gözleri dolu dolu gülümser. Deniz yavaş yavaş gözlerini açtığında Teoman anında Deniz'i bağrına basar.
Teoman: Şükürler olsun uyandın!
Deniz: Neler oluyor? Neden senin kucağındayım? Ben... en son kavga-
Aras: Şimdilik boşver bunları. Sadece iyi olmaya bak yeter.
Leyla: Teo sen Deniz'i yukarı çıkar ve kuru kıyafetler ver.
Leyla göz ucu ile soğukkanlı durmaya çalışan Sıla'ya bakar.
Leyla: Benim ufak bir işim var.
Teoman başını sallar ve Deniz'i alıp eve doğru yönelir. Normalde Teoman'dan nefret eden Deniz, şimdi soğuktan ellerini Teoman'ın boynuna dolamış, kafasını onun göğsüne gömmüş kokusunu içine çekiyordur. Teoman Deniz'i kendi odasına çıkartıp yatağına otutturup saçlarını havluyla kurulamaya başlar. Deniz daha kendine gelemediği için bir anlık duygusallıkla ağlamaya başlar. Teoman aynada Deniz'in ağladığını görür.
Teoman: İyi misin? Canını mı acıttım? Eğer öyleyse özü-
Deniz: H-hayır... Sadece... Şu zamana kadar annem benim saçlarıma hiç dokunmadı bile... Şimdi sen üzerime titreyerek böyle benimle ilgilenince... Bir an duygusallaştım. A-annem onun saçını tarıyor diye Leyla'ya çok sinir olmuştum... Ama o benim hayatımı kurtardı. Sorun kimsede değilmiş. Sorun annemdeymiş.
Teoman: Şimdi bunları düşünme.
Teoman kendi dolabından beyaz bir tişört çıkarır.
Teoman: Al bunu giy daha sonra biraz dinlen tamam mı?
Deniz tamam anlamında başını sallayıp Teoman'dan tişörtü alınca Teoman odadan çıktı. Deniz elbisesini çıkartıp Teoman'ın verdiği tişörtü giydi. Kendisine elbise gibi olan bir tişörtün içerisinde komik duruyordu. Yorgun olduğu için hemen yattı.

Aşağıda
Leyla Teoman gittikten sonra Sıla'nın karşısına geçti ve tokat attı.
Leyla: Bundan sonra sakın benim yakınımda dolaşma. Ben katillerle arkadaş olmam.
Sıla: Leyla beni bir dinl-
Leyla: Benim senden dinleyeceğim tek bir harf bile yok! Teoman seninle konuştuktan sonra defol git evimden!
Teoman gelir ve nefretle Sıla'nın karşısına dikilir.
Teoman: Bitti. Tamam mı? Sal artık bırak yakamı.
Sıla: Aşkım beni bir dinle lütfen konuşalım.
Teoman: Sıla sen az önce Deniz'i öldürmeye kalkıştın. Anlatabiliyor muyum? Birini öldürmeye çalıştın! O yüzden... Bir daha asla karşıma çıkma.
Sıla ne kadar istemese de gider. Parti biter. Herkes evlerine dağılır. Teoman odasına uyumaya gittiğinde Deniz'in yatağında masum bir şekilde uyuduğunu görüp gülümser. Uyandığında rahatsız olmasın diye odadaki küçük çekyatı büyütüp hazırlar ve orada yatar.

Sabah
Deniz gözlerini açtığında birinin kollarında olduğunu görür. Burnuna gelen erkek parfümü kokusu bir erkekle uyuduğunu açıklıyordur. Hızla kafasını kaldırdığında Teoman'ı görüp afallar. Daha sonra gece olanları hatırlar ve yüzünde gülümsemeyle Teoman'ı izlemeye başlar. Yüzündeki o ukala sırıtış uyurken kaybolmuş, yerini masum bir bakış almıştır. Deniz sanki onun kollarında biraz daha uyumak istiyormuş gibi gözlerini kapatır ve daha da sırnaşarak tekrar uyur. İkinci kez gözlerini açtığında Teoman'ın durgun ama gözleri çok şey anlatan bir ifade ile ona baktığını gördüğünde hemen eski kişiliğine geri döner. Yataktan kalkar ve Teoman'a bakar.
Deniz: B-ben neden seninle aynı yataktayım? Ve en önemlisi neden bu kadar yakındık?
Teoman hafif uykulu bir ifade ile Deniz'e bakar ve omuz silker.
Teoman: Sen kendin geldin.
Deniz: Ne? Nasıl?
Teoman: Senin bu tepkiyi vereceğini bildiğimden dolayı kendime çekyatı hazırladım. Ama uyurken çekyatın hareket etmesinden dolayı geri uyandım. Bir baktım sen gelmişsin kolunu bana dolamışsın Deniz Kızı.
Deniz: Annem... anneme burada kaldığımı söylemedim beni gebertecek!
Teoman: Merak etme Leyla annene haber vermiş.
Deniz: A-ali? Ali nerede?
Teoman sırıtarak ayağa kalktı ve gözleriyle önce yatağına sonra Deniz'e baktı. Deniz başını çevirdiğinde Ali'nin Teoman'ın yatağında uyuduğunu gördü. Gidip yanağına bir öpücük kondurduğunda Ali de uyandı.
Deniz: Günaydın birtanem.
Ali: Biraz daha iyi misin abla? Ben çok korktum sana bir şey olacak diye.
Deniz: İyiyim ablacım merak etme. Hadi gel biz senin yüzünü yıkayalım.
Deniz Ali'nin üzerindeki battaniyeyi kaldırdığında Teoman gördüğü şey karşısında şok oldu. Ali'nin üzerindeki mavi gezegenli pijama, teknedeki yangında aklına düşen yangın görüntüsündeki küçük çocuğun giydiği kıyefetle aynıydı.
Teoman: Ali?
Ali: Efendim Teoman abi?
Teoman: Sen... bu kıyafeti nereden buldun?
Ali: Siyah saçlı çok güzel bir kadın vardı. O verdi bana. Adı Şebnem’miş.
Deniz: Bir sıkıntı mı var?
Teoman: Yok hayır... sadece önceden bir yerde görmüştüm de.
Ali: Nerede görmüştün?
Teoman Ali'yi kucağına alır
Teoman: Boşver sen. Sen kahvaltıda bir şey istiyor musun bakalım? Meryem teyzeye söyleyelim hazırlasın.
Ali sevinçle ellerini yukarı kaldırır.
Ali: Pankek!
Teoman: Hay hay küçük bey! Hadi bakalım mutfağa. Görev Meryem teyzeyi bulmak!
Teoman ve Ali odadan çıktı. Deniz bir süre onların arkasından gülümseyerek baktı. Daha sonra Leyla'nın odasının kapısına geldi. Kapıyı tıklattı.
Deniz: Uyanık mısın Leyla?
Leyla: Uyanığım Deniz girebilirsin!
Deniz odaya girdi.
Deniz: Günaydın.
Leyla: Günaydın.
Deniz: Ya şey benim yanımda okul forması yok da sende fazladan-
Leyla: Tabiki var canım vereyim hemen.
Leyla yedek okul kıyafetlerini çıkarıp Deniz'e uzattı. Deniz Leyla'nın odasındaki lavaboya girip üzerini giydi.
Leyla: Tam oldu! Ama sanki ufak bir eksik var gibi. Gelsene bir şuraya.
Leyla Deniz'i makyaj masasının önüne oturttu ve saçını balıksırtı şeklinde ikili örgü yaptı. Deniz Leyla onun saçına her dokunduğunda hem içindeki kin gidiyor, hemde aklına Teoman'ın dün geceki hali geliyordu.
Leyla: Deniz? Daldın gittin uzaklara. Hayırdır kimi düşünüyorsun?
Deniz: K-kimseyi.
Leyla: Tatlım az önce gözlerin parlıyordu ve gülümsüyordun. Hadi söyle meraklandırma beni!
Deniz: Teoman'ı.
Leyla: Ne?!
Deniz: Bağırma bağırma! Duyarsa dilinden 10 yıl kurtulamam.
Leyla: Neden onu düşünüyordun?
Deniz: Dün benim saçlarımı kuruluyordu havluyla. Üzerime titriyordu.
Leyla: Sana bir şey itiraf edeyim mi? Teoman şu hayatta en çok annemi seviyordu. Ona bile bu kadar ilgi göstermedi. O zaman ne yapıyoruz? Bu güzel Deniz Kızı'nı daha da güzelleştiriyoruz ki o salak ikizim senden daha iyisini bulamayacağını anlasın!
Deniz: Sende mi Leyla ya?
Leyla: Teoman sana sürekli öyle diyor diye bana da bulaşmış.
İkiside gülüşür. Leyla Deniz'e çok belli olmayacak, ama fark yaratacak bir makyaj yapar.
Kahvaltıya inerler. Teoman gözlerini Deniz'den alamadığından Deniz gözlerini kaçırıp konuyu değiştirir.
Deniz: Şey... ben kardeşimi ve beni evinize kabul ettiğiniz için size teşekkür ederim fakat biz kahvaltıya kalmayalım.
Şebnem: Lütfen. Kızımın arkadaşı benim de kızım sayılır. Yemeğe kalmanda ısrar ediyorum.
Ali: Abla ben çok açım. Okula beslenme hazırlamadık aç kalırım.
Deniz: P-peki o zaman. Kalalım.
Deniz Leyla'nın yanına geçer. Ali'yi de tam yanına otutturur.
Deniz: Sağolun.
Leyla heyecanla gülümser.
Leyla: Kendi evindeymiş gibi rahat ol sıkma kendini. Hem bak! Senin aldığın glossu sürdüm bu gün.
Deniz: Çok yakışmış.
Leyla: Teşekkürler. Kardeşine sorsana ne istiyorsa uzatalım.
Deniz: Gerek yok ben veririm. Ablacım ne istiyorsun?
Ali: Abla börek verir misin?
Birkaç dakika geçer. Ali'nin yanında oturan Teoman, yüzünde sırıtışla Ali'ye doğru eğilir.
Teoman: Limon kafa?
Ali Teoman'a döner.
Teoman: Okula giderken sana yemek alayım mı?
Ali: Ne yemeği?
Teoman: Elmalı kurabiyeye ne dersin?
Ali: Olur! Ben çok severim!
Şebnem: Yemeğiniz bittiyse çıkın çocuklar. Geç kalmayın.
Leyla: Tamamdır anne. Ben bisikletle gideceğim.
Deniz: Eee ben önce Ali'yi bırakayım oradan okula geçerim.
Teoman: Ben motorla bırakırım sizi.
Dışarı çıkarlar. Ali, küçük olduğu için Teoman'ın önüne oturur. Deniz ise Teoman'ın arkasına oturmuş elleriyle arkayı tutuyordur.
Teoman: Tutunsana bana.
Deniz: Gerek yok.
Teoman: Baştan söyleyeyim motoru hızlı kullanırım.
Deniz: Olsun, tutunmayacağım.
Teoman: Sen bilirsin Deniz Kızı.
Teoman anahtarı çevirip motoru hareket ettirdiği anda Deniz'in yanağı Teoman'ın sırtına yapışır. Mecburen ellerini Teo'nun beline dolar.
Deniz: Adi herif!
Teoman: Bende diyorum eski Denizimiz neredeydi?
Deniz: Hala buradayım. Sadece nekahat.
Teoman: Ne?
Deniz: İyileşme diyorum gerizekalı!
Pastanede dururlar. Teoman motordan iner ve Ali'yi de indirir.
Teoman: Gel bakalım limon kafa.
İçeriye girerler.
Teoman: Kaç tane istiyorsun kurabiye?
Ali: 5!
Teoman: Sana bir soru sorucam. Cevap verirsen 10 tane alırım.
Ali: Tamam sor!
Teoman: Ablan en çok ne seviyor?
Ali raflara bakar ve frambuazlı cheescake'i gösterir.
Ali: Bu! Ablam bunu çok seviyor.
Teoman: Tamamdır. Abi bize 10 elmalı kurabiye bir tane de frambuazlı cheescake verir misin?
Geri motora binerler. Teoman paketlerden birini Deniz'e uzatır.
Deniz: Ne bu?
Teoman: Kahvaltıda hiçbir şey yemedin. Bir şeyler alayım dedim.
Deniz: Gerek yok sağol.
Teoman: Elimdeyken motor süremem tut bari.
Deniz: İyi peki.
Önce Ali'yi okula bırakırlar daha sonra kendileri okula varırlar. Teoman önce kendisi iner sonra Deniz'e elini uzatır. Fakat Deniz Teoman'a ters bir bakış atarak kendi motordan atlarken ayağı yere tam basmaz ve sendeler. Teoman Deniz'i belinden yakalayıp kendisine çeker. Yüzünde o her zamanki sırıtış vardır.
Teoman: Ben sana elimi uzatmıştım. Sen kendin düştün.
Deniz: Uzaklaş be.
Deniz telaşla okula doğru hızlı adımlarla yürür. Teoman arkasından sırıtıyordur. Bahçedeki insanlar onları görmüş, fotoğraflarını ve videolarını çekmişlerdir. Orada bulunanlardan biri de Sıla'dır.
Alisa: Kızım görüyor musun şunları? Sürtük seninkini anında kapmış...
Sıla: Görüyorum... Ama o da görecek... Çünkü ben ona dünyanın kaç bucak olduğunu göstericem! Sevgilimi elimden almak neymiş o pick me'ye göstericem!
Herkes sınıflara geçer. Deniz karnından gelen seslere ne kadar kulak tıkamak istese de dayanamaz ve Teoman'ın verdiği paketin içerisindekini çıkardığında frambuazlı cheescake olduğunu görür. Hafif şaşkınlıkla kaşlarını çatmıştır. Fakat çok acıktığı için buna kafa yormaz. Tatlıdan bir kaşık aldığında uzun zamandır en sevdiği tatlıyı yemediğini fark edip çocuksu bir tebessümle kaptaki dilimi silip süpürür. Başını kaldırdığında sınıfın öbür ucunda olan Teoman'ın yüzünde gülümsemeyle Deniz'i izlediğini fark eder. Fakat Teoman'ın yüzünde ukala bir gülümseme yoktur. Aksine mutlu olmuş gibidir. Yaslandığı duvardan sırtını ayırıp sırasına geçer. Deniz'e bakıyordur. Deniz, o kendisine baktıkça yüzünün ısındığını hissediyordur.
Deniz: Ne? Ne bakıyorsun ya? Yiyeyim diye almadın m-
Teoman düşünceli gözlerle baş parmağını Deniz'in dudağının kenarına uzatır ve dudağında kalan tatlıyı siler.
Teoman: Sen hep böyle mi yiyorsun Deniz Kızı?
Deniz utanarak önüne döner.
Deniz: Gıcık.
Teoman: Öyleyimdir.

Okuldan Sonra Deniz’in Evi
Deniz eve girer girmez annesini kollarını bağlamış şekilde kendisini beklediğini görür.
Deniz: Ali sen odana geçip ödevlerini yap ablacım.
Ali gittiği anda Nuray'ın tokadı Deniz'in yüzünde patlar.
Deniz: Ne oluyor be?
Nuray: Ben seni dışarıya erkeklerle fingirdeş diye mi gönderiyorum? He! Sen dışarıya birileriyle öpüşmek için mi çıkıyorsun?
Deniz: Ne öpüşmesi ne diyorsun ya? Yok öyle bir şey!
Nuray: Yok öyle mi? Al bakalım bu fotoğraflara videolara da yok diyebilecek misin?
Nuray telefonda bir yere girip Deniz'e telefonu gösterir. Bir video. Deniz'in hayatını karatacak bir video. Deniz'e düştükten sonra Teoman ve Leyla'nın onu kurtarmaya çalıştığı anlar videodaydı. Leyla kalp masajı yaparken bir anda durup Teoman'ın dudakları onunkilerle birleştiğinde tüm zerresi elektrik çarpmış gibi yoğun bir akıma maruz kaldı.
Nuray: Daha bu da değil! Hanımefendi Akkaya villasında kalıyor, bir de Akkayaların oğlu ile birlikte okula geliyor. Teoman niye senin belini tutuyor peki? Hadi arkadaşız falan de! Milleti ayartmaktan başka bir işe yaramıyorsun zaten! Bak magazinlere ne diye çıkmışsın: "Akkaya ailesinin oğlu Teoman Akkaya, hayatını kurtardığı kızla birlikte pastane önünde ve okula giderken görüntülendi. Kızın ailesinin, Akkaya ailesine hizmet ettiği öğrenildi. İkisi arasındaki aşk muhabbetleri sürüyor."
Deniz: Oradaki videoda nefes almıyorum diye yapmıştı. Ben hatırlamıyorum bile. İkincide de düşüyorum diye belimden tuttu. Pastaneye de Ali için gittik her şeyden saçma sapan imalar çıkarmayı bırak artık!
Nuray: Ben artık sana katlanamıyorum! Bizi herkese karşı küçük duruma düşürdün! Topla pılını pırtını defol git evimden!
Deniz: Gerek yok. Bu evden tek bir çöp bile almayacağım.
Deniz kapıyı sertçe kapatır ve evden çıkar. Elleri titreyerek Leyla'yı arar. Gözlerinden yaşlar boşalıyordur.
Deniz: Alo Leyla?
Leyla: Efendim Deniz?
Deniz: Şu Aras'ın çalıştığı yere gelebilir misin? Çiy Burger Kafe var ya.
Leyla: Serhat amcanın mekanı mı? Olur da... senin sesin pek iyi gelmiyor iyi misin?
Deniz: Ya buluşunca anlatırım.
Leyla: Tamam aşkım ben hemen çıkıyorum evden. Hadi kapattım bays.
Çiy Burger Kafe’de buluşurlar.
Leyla: Deniz yolda gelirken İnstagram'a girdim anladım neden sesinin kötü geldiğini.
Leyla Deniz'e sarılır.
Leyla: Gel otur şöyle bir ne yapacağımızı konuşalım.
Otururlar.
Deniz: Annem gördü. Evden kovdu beni.
Leyla: Ne! İyi ama neden?
Deniz: Teoman'ı ayarttığımı ve dışarı erkeklerle takılmak için çıktığımı söyledi. Ben o partiye bile gelmeyecektim normalde o beni zorladı!
Leyla: Tamam sakin ol... Ne yapalım biliyor musun? Böyle biz bir yerlere gidince paparaziler geliyor röportaj falan oluyor ya. Bir yere gidelim. Orada gerekli açıklamayı yaparsın.
Deniz: İnanmazlar ki.
Leyla: Orası onlara kalmış bir şey. Ama en azından eve geri dönebilirsin.
Deniz: Biliyor musun? Ali olmasa o evin sokağından bile geçmem ama hem Ali orada hem de kalacak yerim yok.
Leyla: Bizde kal birkaç gün. Ezgiyi de çağırırım kız gecesi falan yaparız. Hem neşen de yerine gelir. Bugün cuma zaten iki gün okul yok.
Deniz: Ama sonsuza kadar sizde kalamam ki. Hem ben size dün gece yeterince rahatsızlık verdim.
Leyla: O ne demek ya? Bak ben senin ne kadar iyi biri olduğunu gördüm. O yüzden seninle daha yakın olmaya çalışıyorum. Ezgi ile zaten tüm okul iyi anlaşıyor. Şey gibi düşün; bir arkadaşının evinde yatıya kalacaksın gibi.
Deniz: İyi, tamam o zaman sağol...
Aras üzerinde garson kıyafeti ile masalarına gelir.
Aras: Yemek yemeye mi geldiniz kızlar?
Leyla: Hayır, ufak bir problem çıktı da onu konuşmak için buluştuk.
Aras: Benim de mesaim yeni bitti sizi dinleyebilirim. Anlatın bakalım neler oldu?
Aras'a olanları anlatırlar. Aras masanın üzerindeki Deniz'in ellerini tutar.
Aras: Merak etme. Bir şekilde hallolur.
Tam o sırada Teoman bahçeden içeri girer.
Teoman: Oo Serhat amcam be! Napıyorsun?
Serhat: İyidir aslanım. Senden?
Deniz hemen başını öne eğer ve elleri ile hafif yüzünü gizler.
Leyla: Deniz ne yapıyorsun?
Deniz: Gizleniyorum.
Leyla: Neden?
Deniz: Eğer bizi görürse ve yanımıza gelirse tekrar bir haber patlar. Ayrıca çok utanıyorum!
Teoman: Abi bu köpeği bana versene ya.
Serhat: Çanta mı oğlum bu koca köpeği sana vereyim?
Teoman: İyi peki.
Serhat: Benim işlerim bitti gidiyorum hadi Allah'a ısmarladık.
Teoman: Görüşürüz.
Teoman kafasını çevirince üçünü bir masada görür. Aras'ın Deniz'in elini tuttuğunu görüp sinirlenir.
Teoman: Oo... bensiz yemeğe mi geldiniz? Gerçi biri burada çalışan. Yakışmış he sana garson kıyafeti.
Leyla: Yemek yemek için gelmedik Teo. Olanlardan haberin vardır diye düşünüyorum.
Teoman: Evet haberim var.
Deniz: Nasıl bu kadar rahatsın o zaman? Bu bildiğin iftira gibi bir şey!
Teoman: Emin ol alıştım bunlara. Pek takmıyorum o yüzden. Uçan kuşa baksam kuşla bağlantımı düşünürler. Ciddiyim. O yüzden o yüzündeki gözyaşlarını sil hiç hoşlanmadım görmekten.
Deniz: Ağlamamın sebebi o değil ki. Bir daha Ali'yi göremiycem...
Teoman olduğu yerde dikleşir.
Teoman: O ne demek?
Deniz: Annem evden attı beni. Saçma sapan imalarda bulundu!
Teoman: Annem Nuray teyze ile konuşsa hallolur mu?
Deniz: Bilmiyorum. Leyla dedi ki haftasonunu bizde geçir. Ama daha sonra ne yapacağım?
Teoman: Şimdilik bunları düşünme. 2 gün rahatlarsın. Sonrasına sonra bakarız.
Deniz: Peki.
Akkaya villasına geçerler. Hakan ve Şebnem yurtdışına gittikleri için rahatlardır.
Leyla: Deniz gel sen benim pijamalarımdan dene hangisini beğenirsen onu giyersin.
Deniz pijamalara bakar. Aralarından mavi, şortlu, beyaz kurdaleli bir pijama takımı görür.
Deniz: Bunu giyebilir miyim?
Leyla: Tabii. Hatta şöyle yapalım bende de onun pembesi vardı. Bende onu giyerim coople oluruz.
Pijamaları giyip aşağı inerler.
Teoman: Oo yakışmış. Deniz kızına deniz rengi pijama.
Deniz: Seninle hiç uğraşamıycam şu anda. Ayrıca Leyla sen hani kız gecesi olucak demiştin? Tamam erkek değiller de niye Teoman ve Aras da bizimle.
Leyla güler. Teoman ve Aras ise huysuzca homurdanır.
Leyla: Onlar gidiyordu Teo'nun odasına değil mi Teo'cum?
Teoman bir şey anlamaz.
Teoman: Yoo gitmiyorum ki burada oturuc-
Leyla'nın fırlattığı yastık Teo'nun yüzüne gelir.
Teoman: Ah! Ne atıyorsun kızım?
Leyla: Gidiyordunuz değil mi?
Aras: Evet evet. Hadi Teoman bir yastık da ben yemek istemiyorum kafama.
Erkekler gider. Kızlar biraz bekler. Ezgi geldikten sonra mutfağa geçerler.
Ezgi: Kızlar bu nasıl bir tesadüftür? Hepimiz aynı pijamaları giymişiz! Ama benimki sarı güneş gibi ışık saçıyorum!
Leyla: Hepimiz öyleyiz tatlım.
Kızlar, birkaç bir şeyler hazırlayıp abur cubur ile içecekler koyup salona geçerler ve film izlemeye başlarlar. Deniz kendini halsiz hissetse de kızlara belli etmemeye çalışır.

Teoman'ın Odası
Teoman: Aras hayırdır lan? Telaşlı duruyorsun?
Aras: Evet çünkü çok gerginim.
Teoman: Niye?
Aras: Demir hakkında. Notu bırakan adam sana bir ipucu göndericem dedi iletişimi kesti kafayı yiycem!
Teoman: Sakin ol lan. Sen şu numarayı bana atsana bir.
Aras: Neden?
Teoman: Serhat abi var ya hani. O benim tanıdığım en eli uzun adam. Numarayı araştırır bulur bir şeyler. Ya da sadece bir telefoncuya götürsek bile yeter.
Aras: Adamı uğraştırmayalım şimdi. Telefoncuya gidelim olmazsa gideriz Serhat beye.
Teoman: Peki sen bilirsin.

Salon
Deniz: Abi kusucam vallahi kusucam.
Leyla: Bunu izleyen var mı ya? Vıcık vıcık aşklardan nefret ederim.
Ezgi uzanıp kumandayı alır ve televizyonu kapatır.
Ezgi: Ay yeter bu kadar! Bu filme daha fazla katlanamıycam. Hem... asıl sürükleyici aşk hikayeleri benim kızlarımdayken neden bunu izleyelim ki?
Soğuk kahvelerini yudumlayan Deniz ve Leyla öksürmeye başlar.
Deniz: Kim? Ben mi? Yok canım daha neler.
Leyla: Bana hiç bakmayın bile. Kime aşık olucam ben?
Ezgi: Evet, Deniz ile başlıyoruz. Dökül bakalım.
Deniz: Bir şey yok aaa. Ne aşkı meşki?
Leyla: Hmm... Teoman'ın sana bakışları öyle demiyor ama. Bak Denizcim bizim konuştuklarımız bu evden dışarı çıkmaz. Rahatça anlatabilirsin.
Deniz: Sorun da orada ya zaten. Duymaması gereken tek kişi bu evde yaşıyor.
Ezgi: Bu bir aşk itirafı mıydı?
Leyla: Kesinlikle!
Deniz: Tamam, itiraf ediyorum. Yani... sandığım kadar şerefsiz değilmiş.
Ezgi: Sadece bu kadar mı?
Deniz: Bir de çok yakışıklı. Ama bunu onunla aramız kötüyken de biliyordum yani. Sonuçta Allah yarattı.
Leyla: Bak bak bak konuyu değiştiriyor!
Deniz: Ne? Ne alakası var? Hadi biraz da Ezgi hakkında konuşalım konuyu o açtı!
Leyla: Ben zaten onunkini biliyorum.
Deniz: Kim?
Ezgi: Kutay. Ama hem karakteri var hemde çok yakışıklı.
Deniz: Valla kusura bakma Ezgi'cim ama Teoman'ın yanında dolaşanlar da en az Teoman kadar kötüdür.
Ezgi: Evet ama Teo'yla Kutay'ın arasında büyük bir bağ var. Ve Kutay biraz da bağlandığı insanların davranışlarına iyi kötü ayırt edemeyip ortak oluyor. Ama bunun için onu suçlayamam.
Deniz: O da doğru.
Tam o esnada Aras ve Teoman salona gelir fakat merdivenlerin başında dikildikleri için kızlar duymamıştır. Erkekler de Aras'ın konusu açılınca saklandıkları için kızları görmüyorlardır.
Ezgi: Konu benden Leyla'ya geçsin ya!
Deniz: Evet Leyla Aras hakkındaki düşüncelerini alalım.
Leyla: Yani... öncelikle bir insan.
Deniz: Bu tespiti yaparken çok düşündün mü?
Leyla: Seninki insan da değil Deniz Kızı!
Leyla Deniz Kızı lafına bilerek vurgu yapmıştır.
Deniz: Leyla'cım ayağımdaki terlikleri kafana geçirmemi istemiyorsan sus aşkım. Hem sevmiyorum diyorum nesini anlamıyorsunuz ya? Hadi hadi sen devam et.
Leyla: Eee... nefes alıyor.
Deniz elini alnına vurur.
Ezgi: Aşkım onları biz de yapabiliyoruz.
Leyla: Demek ki sizi o yüzden seviyormuşum.
Ezgi çığlık atar.
Ezgi: Sevdiğini itiraf etti!
Deniz: Vallahi Allah söyletti ağzından kaçırdı!
Deniz ve Ezgi birbirine bakar. İkisinin de aklından aynı şey geçiyordur. Ayağa kalkıp Hande Yener- Seviyorsun şarkısını söyleyerek oynamaya başlar.
Deniz ve Ezgi:
Seviyorsun sen de hala
Saklama gözlerin ele veriyor seni
Seviyorsun
Hemde hala ilk günden bile
Leyla: Yaa kızlar susun ya!
Üçüde gülüşürler. Deniz ve Ezgi hala şarkı söylüyordur. Fakat Deniz halsizliğinin daha da arttığını hisseder. Bir anda başı döner. Gözü kararır gibi olunca masadan tutunmaya çalışır fakat elleri kayınca tam yere düşecekken Leyla ve Ezgi Deniz'i tutar.
Leyla: Deniz!
Ezgi: Deniz!
Teoman ve Aras kızların bağırması ile birlikte ok gibi saklandıkları yerden fırlarlar.
Teoman: Deniz!
Teoman Deniz'i tutar.
Teoman: Deniz? İyi misin? Deniz ses ver!
Aras: Havale geçirecek kız yanıyor ateşten nasıl fark etmediniz?
Leyla: Bir anda oldu. Gülüp eğleniyorduk normal!
Aras: Teoman koş kızı bir odaya yatır. Kızlar ateş düşürücü ilaç, bez ve soğuk su lazım.
Leyla: Tamam. Ezgi sen suyla bezi hazırla ben ilaçlara bakayım.
Teoman Deniz'i odasına getirip yatağına yatırır. Deniz tam baygın değildir. Bilinci hafif açık olduğu için sayılamaya başlar.
Deniz: Teoman...
Teoman: E-efendim Deniz?
Deniz: Anneme... söyleme... B-beni... suçlar.
Teoman: Tamam söylemiycem. Sen yorma kendini.
Kızlar ve Aras gelir.
Leyla: Getirdik.
Teoman şurubu alır ve plastik ilaç kaşığına döker. Daha sonra Deniz'in dudaklarını aralayıp şurubu içirir. Bezi suya batırıp Deniz'in alnına yerleştirir.
Teoman: Siz çıkın ben ilgilenirim.
Leyla: Olmaz bizde buradayız.
Teoman: Tamam 10-15 dakika çıkın o zaman.
Herkes çıkar bir süre sonra Deniz yorgunlukla gözlerini hafif aralar.
Deniz: Havuza düştüm ya... ondan oldu galiba...
Teoman: Boşver sen neden olduğu önemli değil önemli olan senin nasıl olduğun.
Deniz, hastalığın da etkisiyle Teoman'a içini dökmeye başlar.
Deniz: Niye herkes böyle?
Teoman: Nasıl?
Deniz: Kötü. Herkes masumları hedef alıyor, saçma sapan işler yapıyor, insanlara hayayı zindan ediyorlar. Ben böyle bir dünyanın içine doğmak için ne günah işlemiş olabilirim?
Teoman: Sen hiçbir şey yapmadın Deniz. Ama hayatın kuralı bu. Ya kötüsündür ya da kötü olmaya zorlanansındır. Ya da… ezilen.
Deniz: Ama çok ağır. Dayanamıyorum ben artık. Ali doğduğundan beri anne gibiyim ben. Bunlar da yetmezmiş gibi annem, babam, Sıla, okul... bazen diyorum ki sen niye yaşıyorsun? Bir işe yaradığın yok, geleceğin yok, yeteneğin yo-
Deniz'in sözü, Teoman'ın Deniz'in yanağına bıraktığı tüy gibi öpücükle kesilir. Teoman Deniz'i yanağından öptükten sonra fazla geriye çekilmez. Yüzleri dipdibedir.
Deniz Teoman'a sarılır.
Deniz: Teşekkür ederim...
Teoman: Ne için?
Deniz: Her şey için. Sen çok iyi bir insansın...
Teoman duyduklarının bir anlık şokunu yaşasa da daha sonrasında mutlu bir şekilde ellerini Deniz'in beline dolar.
Teoman: Rica ederim Deniz Kızı...

Sabah
Deniz uyanır ve Teoman'ı görüp sarı saçlarıyla oynamaya başlar. Bir süre sonra Teoman uyanır.
Teoman: Günaydın.
Deniz: Günaydın.
Teoman: Nasılsın?
Deniz: Dünden daha iyiyim.
Teoman: İstiyorsan hastaneye gidelim.
Deniz: Yok, gerek yok.
Teoman: O zaman aşağıya inelim.
Deniz: Tamam.
Aşağı inerler.
Leyla: Oo uyuyan güzelimiz ve onu uykudan uyandıran yakışıklı prens uyanmış.
Teoman: Yakışıklı olduğum doğru.
Deniz: Nasıl yani Leyla?
Leyla: Kızım sana full bu gıcık baktı ya. Onu diyorum. Dalgaya vuruyorum da sen biraz daha iyi misin?
Deniz: İyiyim iyiyim merak etmeyin. Bir gün içerisinde başımıza gelmeyen kalmadı ya.
Ezgi: Gerçekten öyle. Her neyse, hadi kahvaltıya geçelim.
Kahvaltıyı yapıp okula giderler. İlk dersteyken Aras'ın tuşlu telefonu çalar. Sınıfın öbür tarafındaki Deniz'e bakar. Deniz: Aç aç!
Aras dışarı çıkar. Deniz ise peşinden gider.
Aras: Kimsin?
S:Sen benim kim olduğumu boşver.
Aras: Zaten seninle ilgilenmiyorum benim meselem kardeşimle. Bana nerede olduğunu söyle.
S: Çok cesursun. Ama sadece cesur olmak kardeşini almana yetmez.
Aras: Lan bana kardeşimi ver artık!
S: Sana kardeşinin kim olduğunu söylesem onu benimseyip koruyabilecek misin? Hayır yapamazsın. Korumayı hallettin diyelim, belki de onu istemeyecek, benimsemeyeceksin.
Aras: O ne demek?