Kırık Gerçekler kitap kapağı

3. bölüm / 6

Kırık Gerçekler

3. Bölüm: Tilki ve Karga Masalı

Vaveyla Yazarı: Nisalie <3

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm: Tilki ve Karga Masalı

Birkaç saat sonra Teoman hastaneden çıktı. Aras da yurda döndü. Hastaneden çıktıktan sonra yine eski düşman hallerine dönmüşlerdi. Hastanenin çıkışında birbirlerine attıkları bakışlar bunu anlatıyordu. Teoman, Aras sinir olsun diye onun kolyesini çalmıştı. Demirle alakalı bir eşyasını aldığı için Aras'ın Akkaya malikanesini basacağının garantisini verebilirdi. Eve gelince Şebnem odasına çıktı. Teoman da odasına gidecekken Hakan'ın karşısına geçip attığı tokat yanağıyla buluştu. Kafası omzuna doğru düştü. Belli etmemeye çalışsa da gözleri doldu. Hakan Teoman'ın yakasından tuttu ve onu duvara yasladı.
Hakan: Şerefsiz herif! İnsan olmayacak mısın sen? Bıktım senin bu serseriliklerinden! Yine hangi değişiği başımıza musallat ettin de teknemizi patlattı?
Teoman: B-baba valla benim bir alakam yok.
Hakan: Öyledir öyledi-
Hakan kolyeyi görür ve çekip alır.
Hakan: Bu kolyenin sende ne işi var? Sen benim kasamı mı açtın! Sen benim kasamı mı kurcaladın?
Teoman: Ne kasası baba ya ne diyorsun? A-Arasın o.
Hakan: Ne Aras'ı oğlum ne anlatıyorsun sen!
Teoman: Dalga geçmek için almıştım geri vericektim. Hem ne ki bu kolye niye bu kadar önemli?
Hakan: Her şeyi yapabileceğini sanıyorsun değil mi? Ama öyle bir dünya yok! Tekneyi patlatan kişinin kim olduğuyla alakanın olup olmadığını da cezanı çekerken anlarsın!
Teomanı alt kata inen merdivenin oraya doğru sürüklediğinde Teoman başına gelecekleri anlar ve gözleri büyür. Babası onu yakasından tuttuğu için kaçamıyordur fakat çırpınıyordur.
Teoman: Baba orası olmaz! Baba hayır lütfen orası olmaz Babacım lütfen!
Hakan: Kes sesini düş önüme!
Teoman: Baba hayır lütfen Baba hayır özür dilerim babacım lütfen!
Teoman ne kadar yalvarsada Hakan onu dinlemez ve kiler gibi duran küçük odaya girer. Ahşap dolabın kapısını açar.
Hakan: Gir içeri! Sesin çıkmasın sakın!
Teoman: Baba lütfen... Babacım özür dilerim lütfen...
Teoman mecburen girmiştir dolaba. Hakan dolabın kapısını kapatır ve kilitler. Hakan odadan çıktığında Teoman hüngür hüngür ağlamaya başlar. Karanlıktan hiçbir şeyi görmüyordur. Babasının sözleri aklına takılınca ağlamayı bırakır.
"Sen benim kasamı mı açtın? Sen benim kasamı mı kurcaladın?"
Teoman içinden düşünür
"Babamın kasası ile bu kolyenin ne alakası var?"
Daha sonrasında kesik kesik hıçkırıklarından şu anda bunu düşünecek durumda olmadığını fark eder. Tam tekrar ağlamaya başlayacakken dolabın kapağı açılır. Dolap bir anda açılınca Teoman yere kapaklanır. Dolabı açan kişinin kollarından tutunarak kafasını kaldırdığında gördüğü kişi ile ağzı açık kalır.

15 Dakika Önce
Aras yurt odasına gidip yatağına oturduğunda telefonuna bir mesaj gelir. Bilinmeyen numara, arabada oturan birinin kendisinin kolyesini taktığını görür. Cebini kontrol ettiğinde kolyesinin olmadığını görür. Sinirle bilinmeyen numaraya mesaj atar.
~Aras ve Teo Mesajlaşması~
Siz: Kimsin lan?
+053...: Yabancı değil, Teoman.
*+053...' kişisini 'Şerefsiz' olarak değiştirdiniz.*
Siz: Kolyemi geri ver.
Şerefsiz: Umurumda değil. Kolyen bir süre benimle.
Aras hemen ceketini üzerine atar ve evden çıkar. Akkaya Malikanesinin önüne gelir ve içeri girer. Sessizce Teoman'ın odasını ararken merdivenlere doğru yöneldiğinde aşağıdan önce ağlama sesi, sonra da kesik kesik hıçkırıklar duyar. Aşağı inip sesin geldiği odaya girdiğinde bir dolap görür. Dolabın kilidini ve kapağını açtığında içinden biri çıkar. Çıkan kişi kafasını kendisine tutunarak kaldırdığında Aras gördüğü kişi karşısında ağzı açık kalır fakat bir süre sonra şaşkınlığını üzerinden atar.
Aras: Kim yaptı bunu sana?
Teoman: B-buradan hemen gidelim.
Aras: Nereye gideceksin?
Teoman: Bilmiyorum bulurum bir yolunu.
Aras: Ben biliyorum ama önce odana çıkmalıyız.
Teoman: Kıyafete falan ihtiyacım yok hemen gidelim.
Aras: Kıyafet için değil. Sen beni dinle çıkarıcam seni buradan.
Aras Teoman'ın odasına girip kocaman bir valiz alır.
Aras: Gidelim.
Aras'ın yurdunun önüne geldiklerinde Aras valizi açar ve Teoman'a eliyle gösterir.
Aras: Gir.
Teoman: Ne?
Aras: Seni başka türlü sokamam.
Teoman: Şu düştüğüm hallere bak...
Aras: Söylenme lan! Zaten kolyemi de çaldın sana ondan ayrı sinirliyim gir şu valize delirtme beni.
Teoman oflaya puflaya valize girer. Bir şekilde yurt odasına varırlar.
Teoman: Eee tüm yataklar dolu.
Aras Teoman'a dik dik bakar.
Aras: Kusura bakma, Teoman Akkaya. Geleceğini bilseydim önceden rezervasyon yaptırırdım.
Teoman: Sen benle takıla takıla benim mizahımı kapmışsın hee.
Aras: Sus da yürü. Ben battaniyeyi alır yerde yatarım.
Teoman: İyi peki.
İlk başta Aras yatağın hemen dibine, Teoman ise yatağa yatmıştı. Fakat Teoman'ı bir türlü uyku tutmuyordu. İçindeki bu kendisini rahatsız eden his de neyin nesiydi? Bu his vicdan mıydı yoksa pişmanlık mı? Daha fazla dayanamadı ve Aras'a doğru döndü. Uyumadığını biliyordu fakat gözleri kapalıydı.
Teoman: Pşşt!
Aras: Hm?
Teoman: Bu yatağa iki kişi birden sığar mı?
Aras gözlerini açtığında yüzündeki şaşkınlık görülmeyecek değildi.
Aras: Sığar herhalde.
Teoman gözlerini kaçırdı ve elini ensesine götürdü.
Teoman: O zaman şey... yani... merak ettim sığar mı diye gelsene.
Aras yüzündeki tebessümle yastıkla yorganı yerden aldı ve Teoman'ın yanına uzandı.
Aras: Sığıyormuş demekki
Teoman: Tamam şey... çok yaklaşma bana yinede.
Aras: Anca sığıyoruz zaten bir de uzaklaşmaya çalışıp düşme sakın.
Teoman sessiz kalır. Aras ise Teoman'ın yüzüne bakarak dalar.
Teoman: Ne oldu nereye daldın öyle? Bana aşık mı oldun yoksa? Gerçi sende haklısın böyle yakışıklı birini anca rüyanda görebilirsin.
Aras: Belki sana söylemek doğru bir fikir değil ama...
Aras yutkunur. Teoman ise merakla cümlenin devamını bekler.
Teoman: Ama...?
Aras: Sana bakınca aklıma Demir geldi.
Teoman: Neden?
Aras: Henüz o kaza olmamışken... birlikte yatıyorduk onunla. Ona bir masal anlatırdım, sarılarak uyurduk hep. Masalın sonunu hiçbir zaman dinleyemezdi çünkü hep uyuyakalırdı. Kargaları çok severdi.
Aras en son cümleyi söylerken gözleri Teoman'ın tişörtün gizlediği sağ omzundaki karga dövmesine kaydı.
Teoman: Nasıl bir masaldı?
Teoman ciddi gözükmemek için dalgayla karışık yüzünü buruşturdu.
Teoman: Eminim çok saçma olan çocuk hikayelerindendir.
Aras başını ranzanın üst kısmına diker. Yukarı doğru bakarken Teoman'ın sorusunu cevaplar.
Aras: Bir tane tilki varmış. Ormanda dolaşırken ağacın tepesinde bir karga görmüş.
Aras'ın kulaklarında küçük bir diyalog canlandı.
“Abi bak! Masaldaki karga!”
“Ben kargaları çok seviyorum biliyor musun?”
“Benden bile mi çok?”
“Hayır, abimi her şeyden çok seviyorum!”
Aras masalı biraz daha anlatmaya devam eder. Masal bittiğinde başını omzuna doğru çevirdiğinde Teoman'ın yüzündeki o her zamanki masum ifadeyle uyuduğunu görür. Masal anlatırken kendini öyle kaptırmıştır ki, Teoman'ın elinin kendi üzerinde olduğunu fark etmemiştir. O da bir elini Teoman'a atar. Biraz zaman geçince gözleri yavaş yavaş kapanmaya başlar. Uyumadan önce aklından sadece tek bir cümle geçiriyordu.
"Seni bulacağım kardeşim. Nerede olursan ol, kim olursan ol, önümdeki tüm engelleri aşıp seni bulacağım."