Kırık Gerçekler kitap kapağı

5. bölüm / 6

Kırık Gerçekler

5. Bölüm: Parti

Vaveyla Yazarı: Nisalie <3

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 5. Bölüm: Parti

Akkaya Villası
Şebnem: Heh. Geldin mi oğlum?
Teoman: Yok annecim yoldayım beş dakikaya gelirim.
Şebnem Teoman'ın omzuna vurur.
Şebnem: Dalga geçme! İki gün sonra Leyla'yla senin doğum günün. Ben diyorum ki parti verelim.
Teoman: Bana fark etmez.
Şebnem: Tamam o zaman yarın okuldakilere haber verirsiniz.
Teoman: Peki. Şimdi izninle odama çıkıyorum hanımefendiciğim.
Şebnem: Tamam, hadi git sen.

Deniz’in Evi
Deniz kapıdan girince sessiz adımlarla odasına gitmeye çalışır fakat Nuray koridora gelir.
Nuray: Nerdesin sen bu saate kadar?
Deniz: Okuldaydım.
Nuray: Bana yalan söyleme okul bir saat önce bitti. Okuldan sonra nereye gittin? Ali'yi de almamışsın. Baban gitmiş almış.
Deniz: Ya bir kerede sen al ya. Bir kerede bir şeyi benim başıma yıkma. Dışarıda arkadaşlarımlaydım.
Nuray: Sen ne işe yarıyorsun Deniz? Ali'yi ben alacaksam sen ne işe yarıyorsun? Bir daha okuldan sonra Ali'yi alıp doğru eve geleceksin benim tepemin tasını attırma. Geç mutfağa yemek yap sonrada çamaşırları as.
Deniz: Of ya of!
Nuray: Bağırma bana gebertirim seni!

Ertesi Gün/ Okulda
Ders daha başlamamışdı. Teoman ve Leyla'nın okul kapısından girişi ile tüm sesler kesildi.
Teoman: Herkes bir dakika buraya baksın! Yarın canım ikizim ve benim, Akkaya villasında doğum günü partimiz var! Tüm okul davetli!
Herkes alkışlar. Bir süre sonra ders başlar. Edebiyat hocası sınıfa girer.
Edebiyat Hocası: Gençler, sınıfta bir düzensizlik var o yüzden yer değişikliği yapacağım. İsmini söylediğim ayağa kalksın ve eşyalarını alıp tahtaya gelsin.
Sınıftan bazı onaylamaz itiraz sesleri çıkmaya başladı.
Edebiyat Hocası: Sessizlik! Leyla sen kalk oradan. Sıla sende kalk. Leyla'cım sen Aras'ın yanındaki boşluğa geç. Sıla sende... Deniz ile yer değiştirebilirsiniz.
Deniz ve Sıla: Ne?
Deniz'in Sıla ile yer değiştirmek istememesinin sebebi, Sıla'nın Teoman'ın yanında oturmasıydı.
Deniz: Hocam olmaz.
Sıla: Hocam ben yerimden mutluyum değiştirmek istemiyorum.
Edebiyat Hocası: İtiraz kabul etmiyorum! Hadi çocuklar hadi.
Deniz oflayarak Teoman'ın yanına geçerken Sıla ile birbirlerine ölümcül bir bakış fırlattılar. Teoman'ın keyfine diyecek yoktu. Yüzündeki ukala sırıtışla Deniz'in yanına oturmasını izledi. Deniz oturunca çantasını alıp sıranın ortasına koydu.
Deniz: Bu çizgiyi geçme.
Teoman: Çocuk musun sen küçük Deniz Kızı?
Deniz: Bana bak... bir daha bana Deniz Kızı dersen...
Teoman: Ne yaparsın? Aras'a mı şikayet edersin beni?
Deniz: Bende sana Kralcık derim!
Teoman: Kralcık mı?
Deniz: Sürekli etrafta ben kralım diye dolaşıyorsun ya hani.
Teoman: Ben sevdim bu fikri Deniz Kızı. Söyleyebilirsin bana öyle.
Deniz: Ya sabır... ya sabır...! Önüne dön ve dersini dinle aptal.
Teoman: İyi peki. Şimdilik öyle olsun. Bu arada... yarınki doğum günü partime gelmezsen çok darılırım haberin olsun. Hediye de getirecek misin bana?
Deniz: Gelmeyeceğim. Ders çalışmak gibi önemli işlerim var. Sana da tavsiye ederim.
Teoman: Gerek yok. Artık senden bakarım bir şeyler sınavlarda.
Deniz: Dene de gör. Bak bakalım ben senin o çok bilmiş suratını nasıl sınav kağıdına gömüyorum!
Teoman: Sen zannettiğimden de manyaksın. Sevdim.
Deniz: Ya sabır!
Edebiyat Hocası: Deniz! Teoman! Çıkın ikiniz de dışarı! Dışarıda bol bol konuşursunuz!
Deniz oflayarak ayağa kalktı. Teoman ise arkasından sırıtarak geliyordu. Dışarıya çıktıklarında Deniz Teoman'ın boğazına yapıştı.
Deniz: Allah'ın cezası! Dersten atıldık senin yüzünden!
Teoman: Kızım bir dur! Boğacaksın beni!
Deniz: Amacım o zaten pislik herif!
Teoman iki eliyle boğazındaki Deniz'in ellerini tutar ve sertçe iter. Fakat itişinin dozunu ayarlayamadığı için Deniz sendeler. Tam düşecekken Teoman belinden yakalar. Yüzü nefessiz kaldığından dolayı kızarmıştır. Bir eliyle Deniz'in belini tutuyor, öbür eliyle boğazını tutuyordur.
Teoman: Az önce beni öldürecektin. Şu anda istesem seni cinayete teşebbüsten içeri tıkabilirim.
Deniz: Pislik.
Deniz Teoman'dan uzaklaşır. Kantine gider. Tost ve kek alıp oturur. Teoman da tam karşısına oturur.
Teoman: Ee Denizcim daha daha nasılsın?
Deniz: Kötüyüm çünkü ilk dersten atıldım senin yüzünden! Annem beni çiğ çiğ yiyecek öğrenince.
Teoman: Bir kere daha atılmıştın bu ikinci oldu. Hem annen neden kızsın ki? Bir uyarı yapar geçer.
Deniz'in yüzünde sahte bir tebessüm oluşur.
Deniz: Aynen... uyarır geçer.
Teoman ortamdaki gerginliği atmak için Deniz'in kekini alır.
Deniz: Lan!
Teoman: Kek için teşekkürler! Vişneli bir de en sevdiğim.
Deniz: Adi.
Teoman: İltifat için teşekkürler.
Teneffüs olunca Deniz Aras'ın yanına gitti. Tam o sırada tuşlu telefondan mesaj geldi.
Deniz: Aç bak çabuk!
Aras mesaja baktı. Mesajda "Kardeşin yarınki partide olacak." Yazıyordu. Mesajı Deniz'e de gösterdi.
Aras: Kardeşim orada olacakmış Deniz. Bende gideceğim.
Deniz: Kusura bakma. Ben hiçbir sebepten onun evine gitmem. Umarım bu sefer kardeşine daha da yaklaşırsın.

Okuldan Sonra/ Deniz’in Evi
Deniz eve girer girmez annesinin bağırışını duyar.
Nuray: Sen yine mi dersten atıldın! Hemde Teoman'la! Kendin yetmedi bir de Akkaya'ların oğlunu mu yoldan çıkarıyorsun?
Deniz: Ne? Onun yüzünden atıldım ben zaten! Gerizekalı sürekli konuşup durmaya çalışıyordu benimle!
Nuray: Bak bana sesini yükseltme. Yarın özür mayetinde onun doğum gününe gideceksin. Bir de hediye falan bak.
Deniz: Ölürümde onun olduğu bir yere gitmem!
Nuray Deniz'e tokat atar.
Nuray: Bir daha lafımı ikiletirsen bu sefer sadece tokatla kalmam! Yarın gideceksin o partiye! Git yemeği hazırla daha sonra Ali'yi al. Gelirken de hem kendine giyecek bir şeyler bak hemde hediye al.

Yarım Saat Sonra
Deniz: Ablam!
Ali: Abla!
Ali Deniz'e koşar ve sarılır.
Ali: Senin yanağına ne oldu abla? Annem mi yaptı?
Deniz: Boşver sen bunları. Seninle biraz gezeceğiz bugün.
Ali: Gerçekten mi?
Deniz: Gerçekten. Hem... belki sana dondurma da alırım!
Ali: Oleeeyyy!
Deniz: Hadi gel bakalım.
Yolda yürürken Ali Deniz'e döner.
Ali: Abla. Biz neden alışveriş yapıcaz?
Deniz: Çünkü sınıftan birinin doğum günü. Annemde maalesef onun partisine gitmemi istiyor.
Ali: Sen sevmiyor musun onu?
Deniz: Hayır. Ondan nefret ediyorum.
Ali: O zaman ona komik bir hediye alalım!
Deniz: Tabii! Daha sonra da bana sarsın. Sana bu yaramazlık nereden geliyor acaba küçük bey?
Ali güler
Ali: Senden geliyor. Bende gelebilir miyim seninle abla?
Deniz: A a neden? Orada senin yaşında çocuklar yok ama sıkılırsın.
Ali: Ama ben evde daha çok sıkılıyorum. Nolur geleyim.
Ali Deniz'e sırnaşmaya başlayınca Deniz güler.
Deniz: Tamam. Önce sana kıyafet alalım. Sonra da bana alırız.
Mağazaya giderler. Deniz kıyafetlere bakarken Ali, üzerinde beyaz desenler olan siyah bir gömlek şort takımı getirir.
Ali: Abla ben bunu çok beğendim bunu alalım.
Deniz: Tamam ablacım. Sen onu sepete koy bana da bakalım.
Ali: Ben seçeyim mi senin elbiseni? Böyle sen dene bende jüri olayım!
Deniz: Tamam jüri bey! Ben elbise seçmeye gidiyorum.
Ali oturma alanlarından birinde oturur. Deniz ise karşı kabinde elbise deniyordur. Birkaç elbiseye Ali hayır der. Deniz tekrar kabinden çıktığında üzerinde, omuzlarında fiyonk olan askılı siyah bir elbise vardır.Ali bu elbiseyi onaylar.

Ali: Bu elbise çok güzel! Hem takım olmuş olduk!
Deniz: Tamam o zaman bunu alıyoruz.
Elbise ve takımı alırlar. Deniz hediyeyi de aldıktan sonra eve giderler.

Ertesi Gün
Deniz: Çok yakışıklı oldu benim kardeşim!
Ali: Sende çok güzelsin abla.
Deniz: Hadi çıkalım.

Akkaya Villası
Şebnem: Her şeyiniz hazır mı? Leyla dudak kalemin taşmış onu düzelt gel canım hemen. Teoman şu yakanı düzelt oğlum ya.
Teoman: Anne sen benden heyecanlısın he.
Şebnem: Ne yapayım? Oğlum ve kızım 16 yaşına giriyor. Yaşlanıyorum artık.
Teoman: Öyle deme anneciğim. 50 yaşına gelsen de güzelliğinden hiçbir şey eksilmez senin.
Teoman göz kırpar. Hakan odaya girer.
Hakan: Saçma sapan oyunlara girişmedin değil mi?
Teoman ellerini önünde birleştirir ve yere bakmaya başlar.
Teoman: Yok, neye girişeceğim.
Hakan: İyi. O partide sorun çıkarırsan bu sefer benden kaçacak yer ara.
Şebnem: Hadi Hakan üzerine gelme çocuğun. Bugün onun en mutlu günü.
Hakan: İyi peki.
Bir süre sonra insanlar bahçede doluşup sohbet etmeye başlar. İçeriye giren iki kişi ile tüm sesler kesilir.
Deniz: Her yere geç gitmekte üstüme yok…
Deniz kendi kendine söylenip cüzdan çantasını kapatmaya çalışırken herkesin ona ve Ali'ye baktığını fark eder. Nedenini Ali seslenince anlar.
Ali: Abla bak! Oradaki abi de benimle aynı kıyafeti giymiş.
Deniz başını çevirince gördüğü kişiyle ağzı açık kalır.
Deniz: Teoman?
Teoman ise onu hiç duymuyormuş gibi baştan aşağı onu süzüyordur. O tanıdığı kız hep özensiz giyindiği için onu elbiseyle görmek içinde değişik bir his uyandırdı. Daha sonra kaşlarını havaya kaldırıp bir Deniz'e bir Ali'ye baktı.
Teoman: Bu bir tesadüf mü Deniz Kızı?
Deniz: Tabikide tesadüf! Ben senin ne giyeceğini nereden bilebilirdim?
Teoman: İyi madem. Öyle olsun. Partime hoş geldin.
Biraz zaman geçince olay unutulmaya başlar. Pasta kesilir, Hakan, Şebnem, Leyla ve Teoman fotoğraf çekinirler.
Şebnem: Nice mutlu yaşlara canlarım!
Şebnem ikisine de sarılır.
Daha sonrasında Şebnem ve Hakan gençleri yalnız bırakmak için içeriye geçer. Sıra hediye verme kısmına geçmiştir. Herkes hediyelerini vermeye başlar. En son Deniz ikizlerin yanına gelir.
Sıla: Ne almış olabilirsin ki yani? Benim sevgilim pazar mallarını kullanmıyor tatlım haberin olsun.
Herkes güler. Deniz hiç umursamadan Leyla'nın karşısına gelir.
Deniz: Bu senin için. Doğum günün kutlu olsun.
Leyla hediyeyi açar.
Leyla: Kiko'nun 22 numaralı kırmızı hyrda glossu mu? Kızım bu çok pahalı bir şey! Uzun zamandır almayı düşünüyordum çok sağol Denizcim!
Leyla Deniz'e sarılır. Deniz gülümser.
Deniz: Rica ederim.
Teoman sırıtarak Deniz'e bakar.
Teoman: Bana hediye yok mu?
Deniz hafiften öksürür. Ali komutu anlayıp Teoman'ın önüne geldi.
Ali: Yakışıklı abi. Ablam "Ben o salağa hediye vermek istemiyorum ben sana söyleyince al bunu o gereksize ver." Dedi.
Ali elindeki paketi uzatırken herkes gülmeye başlar. Deniz elini alnına serçe çarpıp derin bir nefes verirken, Teoman gülerek Ali'yi kucağına alır.
Teoman: Ablana "Teoman abi sana teşekkür ediyormuş." De tamam mı sarı kafa?
Ali tamam anlamında başını sallar.
Teoman hediyeyi açtığında pahalı marka bir erkek parfümü görür.
Teoman: Benim bunu kullandığımı nereden biliyorsun?
Deniz şaşkın bir şekilde omuz silker.
Deniz: İlk gördüğümü aldım.
Teoman: Önce kardeşinin kıyafeti şimdi de parfüm. Sapık mısın kız sen?
Deniz: Aynen! İşim gücüm yok senin kıyafetlerini eşyalarını araştırıcam! Bir yürü git Allah aşkına!
Teoman sırıtır.
Teoman: Öyle olsun Deniz Kızı.
Bir süre sonra Teoman, Aras ve Leyla içeriye balkona geçer.
Teoman: Hayırdır Arascım? Hangi rüzgar seni buraya attı?
Aras: Demir rüzgarı.
Teoman ciddileşir.
Teoman: Nasıl yani? O ne demek?
Aras: Mesaj geldi bana. Kardeşin partide olacak diye.
Teoman: Bu kadar kişi içerisinden onu bulman çok zor.
Aras: Biliyorum. Bir ümitle gelmiştim buraya ama bulamayacağımı biliyorum.
Aras balkonun korkuluklarına elini koyup dışarıya bakar.
Aras: Neredesin Demir? Nasılsın? İyi bir hayat yaşıyor musun?
Leyla Arasın koluna dokunur. Teoman'ın gözleri Aras'ın kolundaki Leyla'nın eline kayar. İçinde yersiz bir kıskançlık ve öfke belirir.
Leyla: Üzülme. Bence Demir'i çok yakında bulacaksın. Hislerim kuvvetlidir.
Aras gülümser.
Aras: Sen öyle diyorsan öyledir.
Tam o sırada dışarıdan bir çığlık sesi gelir. Üçü de kapıya doğru başını çevirir.
Teoman: Çığlık sesi miydi o?
Aras: Galiba.
Leyla: Yürüyün gidip bir bakalım.

5 Dakika Önce
Partideki herkes eğleniyordur. Bir kişi dışında: Sıla. Deniz'in yüzünü gördükçe aklına sürekli Teoman geliyordur. En son dayanamaz ve Havuz kenarında Ali ile gülüşen kızın yanına gider.
Sıla: Hangi yüzle geliyorsun be sen buraya?
Denizin yüzündeki gülümseme solar. Bakışlarını Sıla'ya çevirir.
Deniz: Anlamadım?
Sıla:: Diyorum ki; böyle erkek fatma, varoş halinden çıkıp elbiseler, topuklular, özenilmiş saçlar, makyajlar falan ne için? Süsün kime?
Deniz: Sen kime ne diyorsun be? Düzgün konuş yoksa konuşturmasını bilirim!
Sıla: Ne oldu? Gerçek yüzün ortaya çıkınca çirkefleştin bir anda? Ama ben seni anlıyorum. Hayat işte. Böyle fakir olunca pahalı hediyelerle, süslenmeyle, birilerini gizlice izleyip eşyalarının kıyafetinin aynısını almayla insanların gözünü boyayıp zengin bir arkadaşın ve sevgilin olmasını istemen normal. Fakat sana kötü bir haberim var canım. Leyla da Teoman da senin bu oyunlarına gelmez. Kendine başka erkek bul pick me.
Deniz: Senin o ukala, şerefsiz, egoist sevgilin için tırnağımın kirini kıpırdatmam bu birincisi. İkincisi ise; Teoman gibi biriyle sevgili olacak kadar kendisine saygısı olmayacak birini kafama gram takmam bilesin. Üçüncüsü! Bir daha bana hakaret edersen sana kafa göz dalmaktan çekinmem!
Sıla: Sen kimi tehdit ediyorsun kenar mahalle gülü!
Deniz: Bak seni Allah yarattı demem!
Deniz Sıla'nın saçından tutar.
Deniz: Bir daha saçma sapan imalarda bulunursan seni öyle bir paralarım ki boyalı yüzünü kırk cerrah gelse düzeltemez! Anladın mı lan beni?
Sıla: Yeter!
Sıla Deniz'e tokat atar.
Sıla: Sen eğer bu villadan canlı çıkarsan düşün o olmayacak hayallerini!
Sıla bir anda Deniz'i havuza iter. Deniz çığlık atarak havuza düşer.

İçerisi
Teoman: Çığlık mıydı o?
Aras: Galiba.
Leyla: Yürüyün gidip bir bakalım.
Üçü bahçeye çıktıklarında herkesin havuz etrafına doluştuğunu görürler. İnsanları yarıp geçtiklerinde gördükleri manzara karşısında şok olurlar. Birisi havuzda çırpınıyordur. Tam o esnada Ali'nin ağlayarak bağırışı üçünün beynindeki şalterleri attırır.
Ali: Abla! Ablam yüzme bilmiyor ölücek! Abla!
Teoman hiç düşünmeden havuza atlar ve çırpınışları duran Deniz'i sudan çıkarır. Ali ablasına koşar. Deniz'in gözleri kapalı hareketsizce Teoman'ın kucağında yatıyordur. Teoman onu yere koyar ama kucağından indirmez. Kendisi de yere çökmüştür. Sesleri duyup Şebnem ve Hakan da gelmiştir.
Teoman: Deniz. Deniz ses ver!
Teoman çaresizce ve korkarak Aras'a bakar.
Teoman: Nefes almıyor!
Ali: Ablam ölecek mi? Kurtarın onu lütfen kurtarın!