Kırık Gerçekler kitap kapağı

4. bölüm / 6

Kırık Gerçekler

4. Bölüm: Köprü

Vaveyla Yazarı: Nisalie <3

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm: Köprü

Teoman sabah gözlerini açtığında yatakta tek başına yattığını görür. Doğrulup etrafa baktığında yurttakiler ona garip bakıyordur. Hemen eski zorba maskesini bürünür.
Teoman: Ne bakıyorsunuz lan? Dönün önünüze.
Dolabından bir şeyler alıp çantasına koyan Aras Teoman'ın sesini duyunca uyandığını anlayıp ona doğru döner.
Aras: Okulun başlamasına yarım saat var. Hazırlan da çıkalım bir an önce. Okul forman yok yalnız.
Teomann: Onu hallederiz hallederiz de...
Aras: De...?
Teoman: Ben nasıl çıkıcam?
Aras sırıtır
Aras: Vali-
Teoman: Bence o cümleyi devam ettirme. Başka bir yol bulalım.
Metin: Yardım lazım mı kardeşim?
Aras: Evet. Sahte bir kavga çıkartalım. Nasıl fikir?
Teoman Aras'ın sırtına vurur
Teoman: Kafa zehir gibi zehir!
Aras: Tamam lan kırdın sırtımı hayvan herif.
Metin ve topladığı birkaç kişi sahte bir kavga çıkarır. Görevliler kavgaya odaklandığı için Teoman ve Aras yurttan sıvışır. Okula geldiklerinde Teoman dalgayla karışık gülüp konuşuyordu. Aras ise hafif bir sırıtmayla onu dinliyordu. Ortam bir anda sessiz olunca bahçede tek duyulan ses Teoman'ın kahkahası olmuştu. Bu sessizliği garipseyen ikili etrafa bakınca herkesin onlara baktığını görür. İkisi aynı yere doğru bakınca Deniz ve Leyla'nın onların tam karşısında olduğunu gördüler. Teoman mırıldanır.
Teoman: Sıçtık.
Aras: Kesinlikle. Beraber girince dikkat çekeceğimizi tahmin edemedim.
Teoman: Al benden de o kadar. Neyse sen bana ayak uydur.
Teoman gözlerine alaycı bir ifade ekler.
Teoman: Nasıl da korkmuş bakıyordun ama öyle? Hahaha! "Ver o gazeteyi ver!" Hahaha!
Aras sinirden gülüyormuş gibi yaparak parmaklarını saçlarından geçirdi.
Aras: Lan bas git bak belanı benden bulma.
Teoman: Noldu lan kaçıyor musun?
Aras: Senin zırvalıklarınla uğraşmaktansa kaçmayı tercih ederim. 15 dakikadır salmadın peşimi ya bi rahat bırak.
Teoman Aras'ın kulağına fısıldar
Teoman: Sanki kötü bir şey söylemişim gibi adımlarını durdur ve yakama yapış.
Aras adımlarını durdurur. Bir anda Teoman'ın yakasına yakışır.
Aras: Ne diyorsun oğlum sen? Bir daha onun adını ağzına almayacaksın!
Teoman'ın yüzünde bir piç sırıtışı belirir.
Teoman: Alırsam ne olur?
Aras: Seni bu okula gömerim!
Teoman: Sıkıyorsa göm lan!
Etraf bir anda bağırış çağırışa bürünür. Deniz ve Leyla gelip Aras'la Teoman'ı ayırmaya çalışır.
Deniz: Bir durun ya ne yapıyorsunuz?
Leyla: Teoman dur!
Deniz Teoman'a dik dik bakar
Deniz: Aras hadi bırak şunu! Uğraşmaya değmez.
Aras: Tamam tamam... bıraktım.
Aras okula doğru yönelir.
Teoman: Güle güle Aras ABİ.
Deniz: Kes sesini be pislik! Senin duygun yok ki bunları anlayasın! Sen insanları yarasından vurmak dışında bir şey bilir misin?
Teoman: Bilirim Deniz'cim tabikide bilirim.
Deniz: O zaman git o bildiğin şeyleri yap! Aras'a bulaşma.
Arasın peşinden okula gider.
Deniz: İyi misin Aras? Ne oldu? Ne dedi o şerefsiz?
Aras: Bir şey olmadı. Herkes bize bakınca rolden kavga ettik.
Deniz: Ne? Neden?
Aras: Boşver. Ben sana önemli bir şey diyeceğim.
Aras gazeteyi Deniz'e uzatır.
Deniz: Bu... bu Demir mi?
Aras: Evet. Pek işe yarar bir bilgi bulacağımı sanmıyorum ama yinede fotoğraftaki köprüye gideceğim. Sen, ben ve Teoman.
Deniz: Teoman mı? O niye bizimle geliyor ya?
Teoman eve gitmediği için Aras’la birlikte gelmeliydi.
Aras: Bunu sana söyleyemem. Sen sadece kavganın sahte olduğunu söyleme yeter.
Deniz: Yok be ne söyliycem?
Kısa bir sessizlik yaşanır.
Deniz: O köprüye Teoman'ı neden getirdiğini anlamış değilim.
Aras: Ben yanlış bir şey yapmıyorum Deniz.
Deniz: Biliyorum ama neden o?
Aras: Sana anlatmak isterse anlarsın. Hem sende bu kadar nefret etme ondan.
Deniz: Aras şaka mısın? Bu çocuk sana neler yaşattı. Demir'le dalga geçti, seni bıçakladı, Demir olduğunu söyleyip zorbaladı… Bir anda düzeldi mi aranız? Tüm eski sayfaları sildiniz mi kafanda?
Aras: Hayır, hala birbirimizden haz etmiyoruz.
Deniz: Tamam, her neyse. Akşamleyin gidelim köprüye.
Aras: Tamam. Hadi derse gidelim.
Birkaç ders geçer. Yemek arası olduğunda Deniz tepsisini alır ve yemekhanedeki boş masalardan birine oturur. Tam yemeğe başlayacakken karşısına biri oturur. Kafasını kaldırıp baktığında Teoman'ı görünce sinirle karışık bir şaşkınlık yaşar.
Teoman: Oo... Naber Denizcim?
Deniz: Sanane be adi herif?
Teoman: Alınıyorum ama.
Deniz: Senin duyguların var mı ki alınasın.
Deniz kalkar ve başka masaya geçer. Fakat Teoman yine onun masasına oturur. Deniz bıkkın bir ifadeyle Teoman'a bakar.
Deniz: Ne istiyorsun?
Teoman: Aras nerede?
Deniz: Çok mu merak ediyorsun dalga geçtiğin Aras'ı. Hayırdır ne bu böyle birlikte dolaşıyorsunuz?
Teoman boğazını temizler ve gözlerini kaçırır.
Teoman: Y-yardım ediyorum ona. Kardeşini bulması için.
Deniz: Sen mi? Hayatta inanmam.
Teoman yüzüne alaycı bir ifade kondurur
Teoman: Ben Teoman Akkaya'yım. Elim kolum uzun yani. Para meselesi olursa da halledebilirim. Bir insan benden daha iyi ne isteyebilir ya.
Deniz: Bırak bunları. Aras soyadın için seninle yakın olacak biri değil. Ne geçti aranızda?
Teoman: Hiçbir şey. Aramızda bir şey geçmedi.
Deniz: Yalan söylerken gözlerini kaçırıyorsun ve omuz silkiyorsun.
Teoman Deniz'in kısa sürede yaptığı analiz karşısında hayretler içerisinde Deniz'e bakıyordu. Deniz omuz silkti.
Deniz: Dikkatli biriyimdir.
Sıla: Aşkım?
Deniz kafasını çevirdiğinde Sıla'yı görür.
Deniz: Sevgilinde geldiğine göre ben kalkayım. Aras'ın yerini de bilmiyorum. Buradaki yemekleri yemediği için buraya gelmesini bekleme.
Deniz hemen yandaki masaya geçer Sıla ise Deniz'in kalktığı yere tepsisini koyar.
Sıla: Pick me.
Deniz hızlıca Sıla’ya döner.
Deniz: Ne dedin sen?
Sıla: Dedim ki canım; sevgilin burada böyle yemek buluyor bulduğuna da yüz mü çeviriyor? Bak aranız bozuksa benim sevgilimin yakınında dolaşma. Pick me'sin ya hani. Kendine başka erkek seç.
Deniz: Sıkıyorsa tekrar söyle sözünü!
Deniz'in bağırışıyla herkes onlara döner.
Teoman: Sıla tamam, yeter.
Sıla: Bir saniye Teo.
Sıla Deniz'e döner.
Sıla: Dedim ki, sevgilin-
Sıla'nın cümlesi bitmeden Deniz'in tokadı yüzüyle buluşur.
Deniz: Benim hakkımda düzgün konuşmazsan, sonuçlarına katlanırsın! Yetti be senin salak düşmanlığın!
Sıla: Sen bana saldırdın mı? Gel be gel!
Sıla Deniz'in saçından tutar. Deniz saçlarını Sıla'dan kurtarmak için Sıla'nın yüzüne yumruk atar. Olay iyice büyür. Hocalar gelir ama onlarda ayıramaz. En son Teoman Deniz'in önüne geçer ve Deniz'e gelecek yumruk onun göğsüne gelir. Deniz kısa süreliğine bir şok yaşar.
Sıla: A-aşkım?
Teoman: Yeter dedim Sıla. Bırak kavgayı.
Deniz: Bırak ya gelsin sanki bir şey yapabilecek gelsene ya!
Teoman: Deniz sende dur.
Olay burada kapanır. Okul çıkışı Teoman okul kapısından çıkıp yurdun gittiği yola doğru ilerlerken arkasından bir ses gelir.
Şebnem: Teoman! Oğlum!
Teoman yavaşça arkasını döner.
Teoman: Ne oldu?
Şebnem: Annem niye terk ettin evi? Üçümüz de çok telaşlandık nerede kaldın sen gece?
Teoman: Bırak anne yalanları. Ne telaşından bahsediyorsun sen? Bugün Leyla'yı gördüm. Gayet gülerek arkadaşları ile konuşuyordu. Babam desen ölsem haberi olmaz. Hiçbirinizin umrunda değilim. O yüzden o evde kalmamı gerektiren bir durum yok artık.
Şebnem: Oğlum o nasıl söz? Hepimiz çok endişelendik. Sen neden gittin onu söyle bakayım.
Teomanın dudağının bir kenarı kırgınlıkla kıvrıldı.
Teoman: Anlaşılan babam sana hiçbir şey dememiş.
Şebnem: Neyi demesi gerekiyordu Hakan'ın? Yoksa...
Teoman: Aras'ın kolyesini almıştım. Onu gördü. Kasamı mı açtın sen dedi, sinirlenip dolaba kapattı. Sen o esnada neredeydin annecim? Ailenin tek kızı ile ilgileniyordunuz değil mi? Zaten o ailede bir gram değerim yok benim! Sanki... sanki sizin çocuğunuz değilmişim gibi davranıyorsunuz. Niye ya niye?
Şebnem yutkunur
Şebnem: Oğlum sende bizim çocuğumuzsun seni de çok seviyoruz. Hadi gel eve gidelim. Sana en sevdiğin yemekleri yapayım. Olur mu?
Teoman: O eve bir daha asla dönmeyeceğim.
Şebnem: Oğlum lütfen...
Teoman: Hayır dedim anne hayı-
Teoman'ın aklına Aras'ın kolyesi gelir
Teoman: İyi tamam.
Eve giderler. Hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlardı. Yemeklerini yediler.
Teoman: Eline sağlık annecim.
Teoman tam masadan kalkmışken Hakan seslenir.
Hakan: Teoman.
Teoman: Efendim baba?
Hakan: Al şu kolyeyi de. Aras'a ver. Bir daha başkalarının eşyalarını alma.
Teoman: Tamam.
Teoman kolyeyi alır. Tam arkasını dönmüşken aklına takılan soruyu sormaya karar verir ve geri Şebnem'le Hakan'a döner.
Teoman: Bir şey sorucam. O... yangın neden çıkmıştı? Eski evimizdeki?
Hakan ve Şebnem birbirine bakar.
Hakan: Teknik bir arıza.
Teoman: Peki...
Teoman gider. Şebnem Hakan'a döner.
Şebnem: Ya bir şeyleri hatırlamaya başlıyorsa? Ya bir gün karşımıza gelip benim gerçek ailem kim diye sorarsa? Ailesinin öldüğünü ona nasıl söyleriz? Ben onun annesiyim. Ve kimse bu gerçeği değiştiremez.
Teoman odasına çıktığında Aras'a mesaj attı.

Siz: Bu akşam köprüye gelemeyeceğim
Aras ABİM: Tamam o zaman sabahleyin okuldan hemen sonra gideriz
Siz: Siz bensiz gidin
Siz: Zaten eve geri döndüm
Aras ABİM: Benim de işlerim var zaten. Şarjım bitmek üzere Deniz'e haber ver yarın gidelim
Siz: Peki

Son mesaj Aras'a gitmemişti çünkü şarjı bitti. Teoman Deniz'e mesaj yolladı.

Siz: Ne yapıyorsun Denizcim?
Deniz Kızı🧜🏽♀️:Sanane be?
Siz: Köprüye gitmek iptal. Onu haber verecektim. Yarın okuldan sonra gidicez.
Deniz Kızı🧜🏽♀️: İyi tamam.
Siz: Rica ederim canım ne demek;)
Deniz Kızı🧜🏽♀️: Teşekkür ettiğimi kim söyledi?
Siz: Ben senin içini bilirim canım
Siz: Yarın okulda görüşürüz:)

Son mesaj gitmemişti.
Teoman: Lan hassiktir beni mi engelledi?
Teoman hem şaşkınlık hemde hayranlık hissediyordu. Bu hayatta onun sözünü dinlemeyen sadece iki kişi vardı. Bunlardan biri Aras, biri de Deniz'di. Bu konuda öfkelenmesi gerekirken içini bilmediği bir duygu kaplıyordu. Deniz'i düşünüp sırıttığını fark edince dudaklarındaki gülümseme dondu. Işığı kapatıp uyudu.

Okuldan Sonra
Üçü köprüye varmışlardı. Deniz ve Teoman köprünün bir ucunda yanyana duruyordu. Aras ise köprünün ortasındaydı.
Aras: Bu köprüde miydin Demir? Burada mıydın? Abine mi sesleniyordun?
Aras'ın gözlerinden yaşlar gelir.
Aras: Duyamadım kardeşim sesini. Özür dilerim...
Deniz hüzünlü bir şekilde Aras'a bakıyordu. Teoman ise sanki başka bir yere dalmıştı. Kaşlarını çatmış, boş gözlerle köprüye bakıyordu. Burayı hatırlıyor gibiydi. Emin olmak için Aras'ın yanına geldi. Köprünün korkuluklarına ellerini koydu. 'Belki karıştırıyorumdur.' diye düşündü ama burada kalınca başına hafif bir ağrı girmeye başladı. Nefes alamıyormuş gibi hissetti. Etraf kasvetli miydi ne?
Teoman: Burada hiçbir ipucu yok.
Deniz de yanlarına geldi.
Aras: Umdum... Belki bir şey bulurum diye umdum...
Deniz: Merak etme. Eminim bir şeyler buluruz.
Teoman: Ben... bir şey biliyorum.
Aras hızla Teoman'a döndü. Teoman ise bu yaptıklarına hiç alışık değildi. İyiliğe. Kafasını suya doğru çevirdi.
Teoman: Sen... bana iyilik yaptın. Sayamayacağım kez. O yüzden... bende sana bir iyilik yapacağım.
Aras: Oğlum ne söyleyeceksen söyle hadi.
Deniz: Ne biliyorsun Teoman?
Teoman cebinden Aras'ın kolyesini çıkarttı ve Aras'a uzattı.
Teoman: Birincisi; kolyeni aldığım için özür dilerim. İkincisi ise; babamın Demir'le bir alakası olabilir.
Aras: Biliyordum! Hakan Akkaya'da beni huzursuz eden bir şeyler vardı. P-peki... sen bunu nereden anladın?
Teoman hafif utangaç gözlerle Deniz'e bakar. Deniz onun ne demek istediğini anlar.
Deniz: Daha sonra bana özetlersiniz.
Deniz birkaç metre uzaklaşır. Teoman Aras'a döner. Babamın beni dolaba kapatmasının sebebi, galiba kolyeyi ondan aldığımı düşünmesiydi. Eve girdiğimde boynumda kolyeyi görünce 'Sen benim kasamı mı kurcaladın?' Dedi. Belki de... Demir'i evlatlık alan aileyi tanıyordur. Ya da ben saçmalıyorum.
Aras: Hayır hayır saçmalamıyorsun. Bu çok mantıklı.
Aras sırıtarak Teoman'ın alnından öper ve sarılır. Teoman, tarif edemediği bir duygu ile gözleri dolu dolu gülümser. Bu zamana kadar kimse onun alnından öpmemiş, annesi dışında hiç kimse ona böyle sarılmamıştır.
Deniz: Sarılmanızı bölüyorum ama annem aradı. Eve gitmem gerek. Yolda bana anlatın şunu.
Üçü birlikte yürürken Deniz'e dolap olayı hariç şeyleri anlatırlar. Deniz'i eve bıraktıktan sonra kendileri de evlere dağılır.