8. bölüm / 12
Kim Olduğunu Bilmiyordum 2 (Yeni Bir Başlangıç)8. Bölüm
Bölümler 12Şu an: 8. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.049 kelime
- 2 2. Bölüm995 kelime
- 3 3. Bölüm1.125 kelime
- 4 4. Bölüm912 kelime
- 5 5. Bölüm1.004 kelime
- 6 6. Bölüm1.062 kelime
- 7 7. Bölüm961 kelime
- 8 8. Bölüm933 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm870 kelime
- 10 10. Bölüm902 kelime
- 11 11. Bölüm986 kelime
- 12 12. Bölüm1.087 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Geçmiş geride, biz ileride.”
6 Ay Sonra
Kerem'le evlendiğimizin üzerinden altı ay geçmişti. Bu süre zarfında birbirimizi daha iyi tanımıştık. Ev işlerini daha hızlı halleder olmuştum. Ev işlerini bitirdiğimde hastaneyle ilgileniyordum. Hastane işleri bittiğinde Aslı annemle el işi öğrenmeye çalışıyordum. Bu aileye gelin geldiğimden beri herkes beni sevmeye başladı. Leyla dışında.
Çünkü Leyla en büyük abisi Kerem'e çok düşkün birisiydi. Kerem en çok onunla ilgilenir, bir dediğini iki etmezdi. Kenan'ı da severdi ama Kerem onun için çok farklıydı.
Gel gelelim benim peşime düşen o mafya olan Murat'a. Üzerinden altı ay geçmesine rağmen beni bulamamıştı ve bu konuda çok rahattım. Ben Ela Yılmaz değil, Ela Kılıç olmuştum, bu yüzden beni araması ve bulması çok zordu.
Akşam yemeğini hazırlamıştım ve yavaş yavaş sofrayı kurmaya başladığım an Aslı annem gelmişti. Beni her çalıştığımı gördüğünde yüzünde gerçekten gülümsemesi eksik olmuyordu. Ben ne zaman çalışırsam Aslı annem benimle gurur duyuyordu.
“Gelinim yine döktürmüş.”
“Annem sofrada eksik bir şey yok değil mi? Varsa hemen dolaptan çıkarıp bir şeyler yapayım.”
“Yok kızım. Herşey var. Şimdiden ellerine sağlık.”
“Afiyet olsun annem.”
Aslı annemle gelin kayınvalide değil, anne kız gibi olmuştuk. İlk başlarda bana sert bir kadın olarak gözükmüştü ama içinde ki o güzel kalbini bana açtığında anne kız gibi olmuştuk.
Kapı çalmıştı ve hemen gidip kapıyı açtım. İşten dönenler gelmişti. Kaan babam, Kerem, Kenan ve Leyla. Herkes odalarına çıkıp üzerlerini değiştirip mutfağa gelmişlerdi. Herkes yerli yerine oturduğunda herkesin yemeğini koymaya başladım. Ta ki Leyla beni durdurana kadar. Ben ne olduğunu anlayamadan ayağa hızlıca kalktı.
“Yine kabak yemeği mi? Bunu sevmediğimi biliyorsun. Yoksa altı ay boyunca hangi yemeği sevdiğimi ya da sevmediğimi öğrenemedin mi?”
“Leyla, yengenle doğru konuş. O senin hem büyüğün hem en büyük gelin.”
“O zaman bana göre hazırlasaymış yemeği baba.”
“Leyla saygı ol. Karşında kim olduğunu unutma.”
“Baba sakin olun. Ben şimdi Leyla için de bir…”
“Hayır kızım. Bu sofrada bugün ne varsa onu yiyecek. Herkese ayrı ona ayrı yapmana hiç lüzumu yok.”
Leyla o sırada sofrayı terk edip gitmişti. Akşam yemeği bile yememişti. Leyla'nın kabak yemeğini sevmediğini unutmuştum.
Herkesle yemeklerimizi yemiş ve bitirmiştik. Sofradan kalkan herkes bir tarafa dağıldıktan sonra ben de sofrayı topladım ve bulaşıkların hepsini hallettim. Daha sonra Leyla'nın en sevdiği çorbayı yaptım. Domates çorbası. Ben o yemeği yaparken Kerem yanıma geldi.
“Leyla için mi?”
“Evet, onun için. Biliyorum beni sevmiyor ve benden nefret ediyor ama alıştım. Senin ailendeki herkese alıştım.”
“O zaman ben dahil herkes şanslı.”
“Neden?”
“Seninle evlenip bu eve gelin getirdiğim için. Baksana herkes seni kendi kızı gibi görüyor.”
Kerem haklıydı. Onunla evlenip buraya geldiğimden beri herkes beni gelini olarak değil kendi kızları gibi benimsemişlerdi. Ben de onları kendi annem babam ve kardeşlerim olarak benimsedim. Kerem beni iyiki o kişiden şimdilik kurtarmıştı.
“Neyse ben bunu Leyla'ya götüreyim. Açtır. Gerçi beni bu ailede sevmeyen o.”
“O kadar emin olma.”
“Beni sevmiyor. Seni elinden aldım diye kızgın.”
“Sen onu bana ver ve benimle onun odasına gel. Sen içeriye girme ve kapının dışında kal, bizi dinle.”
Kafamı sallayıp Kerem'le beraber Leyla'nın odasına doğru gittik. Odaya geldiğimizde Kerem elindeki tepsiyle beraber Leyla'nın odasına girdi. Kerem, Leyla'nın yanına varıp onunla konuşmaya başladı.
“En sevdiğim çorba. Bu çorbayı çok seviyorum.”
Leyla'nın kaşığı alıp çorbadan bir kaşık alıp içtiğini duyabiliyordum. Çünkü o en çok o yemeği severdi ve vazgeçilmezdi onun için.
“Annemin ellerine sağlık. Yine bana kıyamamış ve bunu bana yapmış.”
“Onu annem yapmadı. Onu yengen yaptı. Senin aç kaldığını görünce üzüldü ve sana bunu yaptı.”
“Ne? Senin eve getirdiğin o kız mı yaptı?”
“Leyla, o kız dediğin yengen. Ayrıca neden onu sevmiyorsun?”
“Neden olacak? Seni benden aldı. Bizi ayırdı.”
Tamda tahmin ettiğim gibiydi. Leyla onu abisinden ayırdığımı düşünüyordu ve beni de bu yüzden sevmiyordu. Ama onu anlaya biliyordum. Bu evde iki abi dışında tek kız oydu. Ayrıca bu aşiretin en küçük kızıydı. O yüzden onu anlaya biliyordum.
“Bak kardeşim. Kimse bizi ayırmadı. Ben kiminle evlenirsem evleneyim asla ama asla seni benden ayıramazlar. Sen bu evin en küçük kızı ve benim de en tatlı küçük kız kardeşimsin. O yüzden de Ela yengen seni benden ayırmayı çalışmadı. O senin sandığın gibi değil. O seni de bu aileyi de çok seviyor.”
Kerem konuşmasını bitirdiğinde çok kısa bir sessizlik hakim oldu. Daha sonra tekrar konuşulmaya başladı.
“Abi aslında ben yengemi çok sevdim. O çok güzel birisi ve çok iyi bir doktor. İyi ki onunla evlenmişsin. Ama biran için seni benden alıp uzaklaştırdı sandım.”
“O asla öyle bir şey yapmaz canım. Emin olabilirsin.”
Leyla'nın beni sevdiğini duyduğumda mutlu olmuştum ve artık içimde kocaman bir huzur vardı. Ben de daha fazla orada durmayıp Aslı annemle, Kaan babamın yanına gittim.
Sabah olduğunda hızlıca yataktan kalktım hızlıca duş alıp çıktım ve odaya dönüp üzerimi giyindim. Hızlıca odadan çıktım ve mutfağa gittim. Herkes için kahvaltı hazırlamaya başladığım an mutfağa gelen birisinin ayak seslerini duydum. Arkamı döndüm ve gelen kişiye baktım. Gelen Leyla'ydı.
“Günaydın Leyla. Senin için iki dilim ekmek kızartıcam ve bir tane rafadan yumurta hazırlayıp önüne koyarım sofrada.”
“Özür dilerim yenge.”
Bir anlığına olduğum yerde kaldım. Daha sonra Leyla'ya döndüm. Yüzünde pişmanlık olduğunu gördüm.
“Dün sana öyle çıkışmamalıydım. Ayrıca teşekkür ederim. Bana çorba yaptığın için.”
“Beğenmene sevindim. Ayrıca seni anlıyorum. Abini senden aldığımı ve her zaman benimle ilgileneceğini, seninle vakit geçirmeyeceğini düşündün. O yüzden bu konu hakkında hiçbir şey diyemem.”
“Evet ama abim bana her şeyi anlattı. Ama artık sana kızmıyorum. Seni çok seviyorum yenge.”
Ona doğru kollarımı açmamla birlikte koşarak yanıma gelip bana sarıldı. İkimizin barış sağlaması çok güzel bir durumdu.
Herkes işe gittiğinde ben de ev işleriyle ilgilenmeye başladım. Burada olmak huzur versede bu ailenin en büyük gelini olmak biraz zordu.
Ev işini hallettiğim an odaya gitmeye yeltenmiştim. Ama sonra ben ne olduğunu anlayamadan başımın dönmesiyle bayılmam bir oldu. Neden bayıldığımı, neden başımın döndüğünü anlayamadım.
Bölüm etkileşimi
