3. bölüm · KİM BU KADIN

3. FAL BAKTIRALIM

Y. Y

Kahve pir kalbime gir kalbimdekini bil. Fala inanma falsız da kalma.

Hakan yoğun bir imza gününden sonra arkadaşı Nihat ile birlikte bir yerde yemek yemiş ve şimdi de kahvelerini içiyorlardı. ''Burayı nasıl buldun Nihat, yeni keşfettim, yemekleri nasıldı?'' Nihat etrafa bakındı, bir falcı kadın onu görünce hemen yanlarına geldi.

''Beyim atın bir sipali de falınıza bakayım, her bir şeyciğinizi anlatayım.''

Hakan eliyle ''Hayır hayır'' dedi ve git işareti yaptı fakat Nihat onu durdurdu. ''Dur dostum baksın bakalım yahu '' dedi arkadaşının işaret eden elini tutarak sonra falcı kadına döndü.

''Eğer bilemezsen paramızı geri alırız'' dedi gülümseyerek.

Falcı kadın masaya oturdu Nihat'ın kendisine uzattığı kahve fincanını aldı evirdi çevirdi. ''Siz hem zengin hem de parasız bir fakirsiniz'' dedi. Nihat Hakan'a bakarak ''Bak bak bildi.'' dedi şaşırarak kadın fincandaki her söylediğiyle Nihat'ı şaşırtmış ve parasını alıp cebine koymuştu. Falcı kadın bu sefer Hakan'ın fincanını eline almıştı ki ''Yok ben istemiyorum fal filan.''dedi Hakan itiraz ederek.

Nihat ''Oyun bozanlık etme Hakan sen benimkisini dinledin ben de seninkini dinleyeceğim''dedi. Hakan fazla ilgilenmiyor gözüküyordu fakat falcı kadının dedikleri çok ilginç olunca kulaklarını dört açmıştı.

''Beyim yakın zamanda elinize yüklü bir para geçecek'' Nihat falcı kadına dönerek ''Para pul işlerini bırak yahu aşk hayatı nasıl olacak onu anlat sen'' dedi ve merakla dinlemeye başladı.

Falcı kadın fincanı evirdi çevirdi kendisine merakla bakan iki erkeğe dönerek ''Senin karşına bir hanım çıkacak'' dedi ve elindeki fincanı masanın üzerine bırakıp elleriyle tarif ederek anlatmaya devam etti.

''Size şöyle tarif ediyim beyim. Ormandasınız ve karşınıza bir tırtıl çıkıyor. Bir parmağınızı dokunduruyorsunuz o birden açılıyor. İnsana benziyor deseniz insan değil, kanatları var deseniz kelebek değil, güzel kokuyor fakat çiçek değil, merak edip bir parmağınızi dokunduruyorsunuz kayboluyor ve ormanın içinde onu arıyorsunuz. Eğer bulursan dünyanın en mutlu erkeği olacaksın, eğer bulamazsan dünyanın en bedbah erkeği olacaksın'' dedi falcı kadın şaşkın erkekler ona bakarken paraları masanın üzerinden alıp koynuna sokup kayboldu.

Nihat arkadaşını dalgın görünce ''Aldırma yahu fal işte adı üstünde, hadi gidelim.'' dedi ve masadan kalkmışlardı.

Yol boyunca yine Nihat konuşmuş Hakan ise eve gelince falcının söylediklerini defterine yazmıştı.
Meltem gecenin serin güzel akşamında elinde çay bardağıyla
oturuyordu sessiz geceyi delen daktilo sesi onun kulaklarına geldi. ''Bu
evde bir yazar mı yaşıyor?'' dedi merakla. Meltem'e daktilo sesi bir
melodi gibi geliyordu. ''Masal mı yoksa roman mı yazıyor, çalışma odası
nasıl acaba?'' dedi kendi kendine. O evde çalışan Derya ile daha yakın
arkadaş olmaya karar verdi.
Meltem karşıda yanan evlerin ışıklarına baktı ve yoldan geçen aileleri
gördü içi hüzünle dolmuştu. Çocukluğundan bu yana hep yalnızdı fakat
büyükannesi ölünce hepten yalnız kalmıştı. Her şeye tek başına karar
vermekten artık yorulmuştu. Bu zamana kadar yalnız kalsa da bundan
sonra hayatında bir erkek olsun istiyordu fakat Şahin ve adamlarından
da çok korkuyordu.
Sabahın ilk ışıkları ortalığı aydınlatırken Meltem kalkıp bir hamur
yoğurdu ve börek yaptı sonra kahvaltı etti. Tepside kalan börekleri
fırınına geri koyup bahçesine baktı. Hortumu çeşmeye takarak
bahçesini suluyordu ki Derya yoldan geçerken Meltem'e seslendi.
''Kolay gelsin Meltem nasılsın?'' Meltem elindeki hortumu bırakıp
Derya'yı davet etti. ''Gel bir çay içelim patatesli börek yaptım yer misin?''
Derya'nın gözleri parlamıştı bedava şeylere bayılıyordu. Meltem elindeki
tepsiyi kapının önüne serdiği kilimin üstüne koydu. ''Çayını buyur
Deryacım bakalım böreğimi sevecek misin?'' Derya börekten yedikten sonra "Çok sevdim benim oğlanında en sevdiği börektir.'' dedi. ''O
zaman bu kadarını da ona götür.'' dedi Meltem ve sormak istediklerini
sormaya çekiniyor fakat çok da merak ediyordu.
''Derya dün daktilo sesi duydum bu evde bir yazar mı var?'' Derya
tepsidekleri torbaya doldururken, ''Evet Hakan Bey yazardır, çok kibar
ve cömert bir adam." dedi. "Bir de arkadaşı var Nihat beş parasız
serseri ve çapkındır. Ben gidiyim artık Meltem börekler için çok
teşekkürler.''
Meltem o günden sonra her evden çıkışında Derya'nın çalıştığı eve
bakıyordu. Bir gün elektirik kesilmiş Meltem Derya'nın çalıştığı evden
yardım istemeye gitmişti. Derya Nihat'ı da alarak onun evine gelmişti.
''Sizede çok zahmet verdim kusura bakmayın'' dedi Meltem. Nihat
sigortaya bakarken ''Yok sigorta atmış ufak bir iş yahu elimize mi
yapıştı'' dedi ve sandalyeden inerek Meltem ile göz göze geldi. Derya
''Gidelim efendim fırında balık yapıyorum yanmasın'' dedi. Nihat eve
gelince odasının içinde gezinip duruyor Hakan'ın eve gelmesini dört
gözle bekliyordu.
Meltem ince hırkasını giymiş ekmek almış evine geliyordu. Hakan bir
elini cebine sokmuş evine girerken Meltem onu gördü. ''Ayy bu serseri
adamlarda ne kadar yakışıklı oluyor keşke yazar bu olsaydı'' diye
içinden geçirmişti.
''Hakan neredesin yahu?'' dedi Nihat heyecanla. ''Ne oldu dostum bu
heyecanın neden? Yoksa beni mi özledin?'' ''Geç dalganı geç dostum
neler oldu bilmiyorsun? Senin şu esrarengiz komşunun evine gittim
hatta onunla konuştum bile, inanılmaz güzel bir kadın, dalgalı koyu renk
saçları badem gibi gözleri var. Dur seni de tanıştıracağım'' ''Saçmalama
Nihat hem tanışsak ne olacak sen merak ediyordun tanıştın işte'' ''Dur
daha sana nasıl tanıştığımızı anlatmadım ki'' Nihat mutfağa giden
Hakan'ın peşinden gidiyor ona heyecanla olanları tek tek anlatıyordu.
Meltem eline aldığı tığıyla şalını örüyor yarın için planlar yapıyordu.
Telefon çaldı. ''Alo Meltem neler yapıyorsun her şey yolunda mı?'' ''Evet
Orhan komserim hayatımı alt üst ettiğinden beri her şey yolunda, hiç
merak etme korkmadan uyuyamıyorum ve oradan oraya taşınmaktan
bıktım. Ben de herkes gibi yaşamak istiyorum'' ''Bunu yapman için sana
yeni kimlik verdik ya Meltem. Yeni bir ev aldık, bundan sonra böyle
yaşayacaksın ve buna alışsan iyi olur'' Orhan sinirle telefonu kapatmış
kendine bir sigara yakmıştı, karısı elinde bir çay bardağıyla onun yanına
geldi. ''Orhan lütfen sakin ol sağlığın her şeyden önemli çocuğumuzun bir babaya ve benim de sana ihtiyacım var unutma'' dedi ve başını onun
sinirle hızlı atan kalbinin üstüne koydu.
Hakan daktilosunun başına oturduğunda yazıp yazıp kağıtları atıyordu
ellerini saçlarından geçirdi dirseklerini çalışma masasına koydu sonra
ayağa kalkarak camdan dışarıya baktı Meltem'in ışığı yanıyordu, hızla
tahta merdivenlerden indi bahçeye çıktı. Duvarın üstüne çıkıp Meltem'in
bahçesine atladı ve camdan ona baktı. Meltem küçük radyosunda çalan
bir müzikle oynuyordu. Hakan onu perdesinin küçük bir boşluğundan
izliyordu. Tam yüzünü göremese bile içinde anlatamadığı
isimlendiremediği duyguların uyandığını anlamıştı. Eli birden pencerenin
kenarına boş olarak dizilmiş salça kutularına takıldı onlarda büyük bir
gürültüyle betona düşmüşlerdi. Meltem korkuyla hemen radyosunu
kapatıp ışıkları söndürmüş ve pencereden bakmıştı. Bir elinde makas
bir elinde bıçak gözleri kapıda bekliyordu. Korkudan elleri titriyordu.
''Burada da mı buldunuz beni? Sizden hiç kurtulamayacak mıyım?'' dedi
içinden.
Hakan yalnız bir kadını korkuttuğu için kendine kızıyor fakat bu kadını
da merak etmeden duramıyordu. ''Kim bu kadın? Nereden geldi, neden
bu kadar korkuyor?'' ''Cevapsız sorular Hakan'ın beynini yiyordu.