10. bölüm · KİM BU KADIN
10. KAFAMDAKİ DELİ SORULAR
Hakan Nihat'tan haber beklerken kafayı yiyecekti. Meltem'i görmek, kafasındaki soruları sormak ve cevaplar almak istiyordu. Meltem'in durumu ciddiyse bu soruların ve cevapların hiçbir önemi kalmıyordu. Hakan bir oturuyor bir koltuktan kalkıyor bahçeye çıkıp derin derin nefesler alıyor sonra merdivenleri hızla çıkarak odasındaki daktilosunda birkaç cümle yazıp kalkıyor dürbün ile Meltem'in evinin ışığı yanıyor mu diye bakıyordu.
Nihat Hakan'ın evine yakın bir hastaneye gelmiş büyük uğraşlardan ve biraz parayı el altından verdikten sonra Meltem'in odasını bulmuştu fakat kapıda bekleyen polisi geçmek için çareler düşünürken kimsenin dikkatini çekmemek için bir kat alta inmiş ve boş bulduğu yere oturmuştu. Karşısındaki kapı açılmış doktor oradan çıkıp gitmişti. Nihat açık kapıdan askıdaki beyaz önlüğü görüp giymiş ve Meltem'in odasına doğru çıkıyordu ki onu merdivenlerde bir kadın durdurup ''Doktor Bey buramda bir ağrı var'' diyerek karnını gösterdi. Nihat güzel genç kadının yüzüne baktı. ''Bu güzellikle beni günaha sokma güzelim, elime bir geçersen doktorluk ben de kalmaz.'' dedi içinden, sonra güzel kadına döndü. ''Şimdi ameliyata gireceğim şuradaki doktora benim gönderdiğimi söyleyin o sizinle ilgilenir. Çok iyi arkadaşımdır beni kırmaz.'' Merdivenlerden hızla çıkıp Meltem'in odasının önüne gelip derin bir nefes alıp yavaş yavaş verdi, polisi görmezden gelerek odaya girdi.
Meltem kendinde değildi kolundaki serum yarı olmuş sararıp solmuştu. Nihat oradan yakalanmadan çıkmak istedi ve olanları Hakan'a anlatmak için eve geldi. Nihat yedek anahtarıyla kapıyı açınca Hakan onu sorgulayan gözlerle karşıladı.
''Nihat çabuk anlat Meltem nasıl? Konuştun mu, ne söyledi?'' Nihat odaya girip koltuğa oturdu. ''Dur yahu bir nefes alayım.'' Hakan onun karşısına oturdu. ''Nefesi sonra alırsın Nihat her şeyi anlat bana, yoksa meraktan burada kafayı yiyeceğim.'' dedi başını iki elinin arasına alıp dirsekleri dizlerindeyken de saçlarını sıvazladı ve tekrar arkadaşının yüzüne baktı.
''Sakin ol dostum. Gittim onu gördüm kendinde değil sararıp solmuş'' ''Doktorlar ne diyor hastalığı neymiş?'' Nihat ondan çok şey öğrenmeye çalışan arkadaşını sakinleştirmeye çalışarak ''Bilmiyorum konuşamadım ki'' dedi. Hakan sinirle ayağa kalkıp odanın içinde bağırıyordu. ''Ne dedin Nihat? Hastaneye gittin ve bir doktorla konuşamadın mı?'' Nihat gayet sakindi. ''Soramadım çünkü doktor önlüğü giydim birkaç dakikalık doktorluk bu kadar oluyor odasına girdim çünkü kapısında polis bekliyordu'' Hakan şaşkınlıkla ''Polis neden bekliyor?'' diye sordu. Nihat kapıya doğru yürürken, ''Bunu bana değil sevgili komşuna soracaksın.'' dedi ve kapıyı örtüp odasına gitmişti. Hakan şimdi daha çok düşünüyordu, hemen annesini aradı.
''Anneciğim nasılsın?'' Annesi oğlunun sesinin duyunca çok sevinmişti. ''Sağol oğlum çok iyiyim sen nasılsın?'' Hakan cevap vermeden soru sordu ve annesi endişelenmişti. ''Anne hani bizim bir profesör vardı babamın arkadaşı onun telefon numarası var mı?'' ''Hakan yoksa hasta mısın, oğlum beni korkutma'' ''Hayır anne ben iyiyim sadece numarayı ver arkadaşım için istiyorum'' diye yalan söyledi Hakan. Hemen annesinden aldığı numarayı aramış ve ona durumu anlatıp yardım istemişti.
Yarın hastane doktorları bu profesörü karşılarında görünce çok şaşırmışlardı ve kendi aralarında konuşuyorlardı. ''Bu profesörden randevu almak derslerine girmek zor iken buraya bir hastaya bakmaya mı gelmiş?'' diye anlatıyorlar, ''Hangi hasta için gelmiş?'' diye birbirlerine soruyorlardı.
Hakan evindeki odasında telefon başında bekliyordu. Telefonu ilk çalışında açtı ve profösörü dinledi. Büyük bir oh çekerek teşekkür ederek kapattı. Hemen Nihat'ın odasına girdi. ''Nihat kalk kalk bak sana ne anlatacağım'' Nihat gözündeki uyku bandını çıkarıp Hakan'a baktı. ''Bu saatte ne söyleyeceksin akşamı beklesene yahu?'' Hakan arkadaşının üstündeki örtüyü çekip heyecanla yerinde doğrulan Nihat'a sarıldı.
''Benim güzel komşumun önemli bir hastalığı yokmuş'' ''Nesi varmış peki, o gece gördüm adamın kollarında baygındı yanındaki kadında aceleyle örtüsünden tutuyordu'' Hakan arkadaşının gözlerinin içine bakarak, ''Nihatcığım üzüntüden hasta olmuş, onu hasta edecek neye üzüldü bilmiyorum fakat iyileşmesi için elimden geleni yapacağım'' dedi. Nihat arkadaşının omuzuna yavaşça vurup ''Bundan hiç kuşkum yok'' dedi ve örtüyü tekrar üzerine çekince Hakan, ''Kalk dostum eğer yatarsan nefis kahvaltıyı kaçırırsın'' dedi. Nihat üstünü açıp yatağın içinde oturmuş Hakan'ın arkasından bakarken ''Zaten uykum kaçtı bari kahvaltı kaçmasın'' dedi.
Meltem birkaç güne ayaklanmıştı fakat Orhan komserin hışmından kurtulamamıştı. ''Aşık olmak senin neyine Meltem, ye iç yat uyu başka şeyler tehlikeli demedim mi sana?'' Karısı Orhan komseri durdurmuş yanına giderek kısık bir sesle ''Orhan sinirlenme hangi kadın kalbine söz geçirebiliyor ki bu kızcağız geçirsin, bak onu ağlatıyorsun sen beni dışarıda bekle ben konuşurum onunla aklını başına toplar'' dedi. Orhan son kez Meltem'e kızgın bir bakış atarak oradan dışarıya çıkmıştı.
''Tatlım sen ona bakma seni korumaya çalışıyor, ben seni anlıyorum. Erkekler hep böyle kızların kalbiyle oynamayı marifet sayıyıyorlar. Sen de kendine iyi bak karşısına dimdik çık yıkılmadığını göster tatlım'' dedi ve ayağa kalkıp odadan çıkmadan da Meltem'e göz kırptı.
Meltem hastaneden çıkmadan o profesör yine yanına gelmiş ve son kez onu muayene edip bir sürü öğütler vermişti. Meltem yemeklerini yemiş ilaçlarını içmiş eskisinden de iyi olarak hastaneden çıkıp evine gelmişti. Evinin kapısından Hakan'ın evine doğru bakıp ''Kim kiminle oynuyor göstereceğim sana zengin yazar Hakan'' demişti başını kızgınlıkla sallayarak.
