5. bölüm / 6
Kendimden ÖnceBölüm 5 - Dert Ortağı
Bölümler 6Şu an: Bölüm 5 - Dert Ortağı
(O an onunla göz göze geldiğimde gözlerimi kaçırdım. Aile portresinde yer alan çocuklardan biri olduğunu anlamıştım... Ve görünen oydu ki Gülizar Hanım’ın oğluydu. Daha temkinli olmalıyım diye düşündüm. Günler önce hazırlamış olduğum odanın ona ait olduğunu şimdi idrak ediyordum.)
Gülizar: Sinem, Yankı’nın bavullarını hazırlamış olduğun odaya taşı.
Sinem: Tabii hanımım...
(Bavulları alıp üst kata taşırken Yankı arkamdan geliyordu. Bir anda bavulları elimden aldı. Odaya dek ona eşlik edip kapıyı açtım.)
Yankı: Gidebilirsin. Dahasına ihtiyacım yok.
(Muhatap olmadan odadan uzaklaştım. Aşağı kata indiğimde hizmetli Zehra ağlayarak malikaneyi terk ediyordu. Belli ki hırpalanmıştı... Gülizar Hanım ise son derece zinde görünüyordu.)
Gülizar: Yeni çalışan alana dek bundan sonra mutfaktan sen sorumlu olacaksın Sinem.
Sinem: Nasıl uygun görürseniz.
Gülizar: Ve bir şeyi belirtmiş olayım... (sesini uyarı niteliğine bürüyerek, imalı bir üslupla) Tek odağın işin olsun. Yerini asla unutma.
(İma ettiği şeyi gayet iyi anlamıştım. Bana ilgimi başka yöne kaydırmamam gerektiğini söylüyordu.)
Sinem: Elbette hanımım... Benim tek ilgim işim, başka bir şey olamaz. Bundan emin olabilirsiniz.
(Kısa konuşmanın ardından mutfakta akşam öğününü hazırlamaya koyuldum. Buzdolabından ürün almak için çömelip ayağa kalktığım an, arkamda dikilen Yankı’yı gördüm. Anlık bir irkilmeyle geriledim; bana derin, keskin bakışlarla bakıyordu.)
Sinem: Beni korkuttunuz...
Yankı: Çekil şuradan.
Sinem: Kabalığa gerek yoktu...
(Soğukkanlı bir ifadeyle beni es geçip dolaptan içeceğini aldı ve kafasına dikti. Ardından mutfaktan çıktı. "Ne kadar da burnu havada ve kaba biri" diye düşündüm. Akşam öğününü hazırladıktan sonra ana salona geçtim. Bayan Selma ve Gülizar Hanım bir şeyi istişare ediyorlardı.)
Sinem: Affedersiniz hanımım... Benim mutfakta işim bitti, bildirmeye geldim.
Gülizar: Oldukça verimli çalışıyorsun. Akşam yemeğine kadar mola verebilirsin.
Sinem: Sağ olun hanımım.
(Mola vermek üzere müştemilata yönelirken avluda Yankı ve dün gelmiş olan misafirlerin kızı vardı. Karşılıklı konuşuyorlardı. Hiç oralı olmadan müştemilata girdim. Dakikalar sonra arkamdan Bayan Selma geldi.)
Selma: Gülizar Hanım senden epey memnun kaldığını söyledi. Belli ki seni gözü tutmuş. Maaşına avans da ekleyecekmiş.
Sinem: İşimi layığıyla yapmaya çalışıyorum...
Selma: Bu arada... Senin o takıları çalabileceğini ben hiç düşünmedim. Düşünmediğim gibi de çıktı. Göründüğün gibi birisin, güven veriyorsun. Sanki sana her şeyimi anlatabilirmişim gibi hissediyorum. Buraya bir sürü hizmetli geldi ama hiçbirine karşı bu kadar yakın hissetmemiştim.
Sinem: Böyle düşündüğünüze sevindim...
Selma: Ailevi problemini bilmeden çağrışım yaptığım için de kusura bakma.
Sinem: Sorun değil.
Selma: Benim de problemlerim var... Eski kocam kızımı benden aldı. Aylardır kızımı göremiyorum. Kızımın velayetini beni kandırarak üzerine almış.
(O an benzer durumda olduğumuzu fark ederek derin bir empati hissettim. Ona anlayışlı gözlerle baktım.)
Sinem: Sizi anlıyorum... Oldukça zor olmalı.
Selma: Her gün fotoğrafına bakarak uyuyorum... Çaresiz hissediyorum. Elimden yalnızca fotoğrafına bakmak geliyor.
Sinem: Eski eşinize ulaşmayı denediniz mi?
Selma: Denedim... Defalarca... Numarasını değiştirmiş.
Sinem: Dava açtınız mı?
Selma: Açtım ama davam kabul edilmedi. Ne yaparım bilmiyorum...
Sinem: Ailesiyle iletişime geçtiniz mi?
Selma: Evet. Onların da bilgisi yokmuş. Muhtemelen yalan söylüyorlar... Yani benim durumum ümitsiz vaka.
Sinem: Siz yine de ümidinizi kaybetmeyin. Güçlü olun.
Selma: Teşekkür ederim Sinem... Konuşmak iyi geldi.
Sinem: Rica ederim, her zaman..
- Bahçe -
Yankı: Ben bu evliliği istemiyorum. Sana defalarca söyledim Ezgi.
Ezgi: Böyle yapma Yankı... Tanısan beni seversin.
Yankı: Seni gayet iyi tanıyorum. Sen yalnızca reddedilmeyi egona yediremiyorsun.
Ezgi: Ailelerimiz evliliği onayladı bile. Sen dilediğin kadar reddet, sonunda benimle evleneceksin!
///////////////////////////////////////////////////////
(Akşam yemeği için masayı hazır etmeye koyuldum. Bayan Selma’nın durumuna oldukça üzülmüştüm. Benimle neredeyse benzer bir durumda olması yalnız olmadığımı hissettirmişti.)
(Yemek masasını hazırladığımda aile fertleri masaya oturdu. Masada belirgin bir gerginlik hakimdi. Sessizliği bozan Yankı oldu.)
Yankı: Vazgeçmeyeceksiniz, değil mi?
Gülizar: Neyden oğlum?
Yankı: Beni o kadınla evlendirmekten.
Murat: Bunları daha önce konuştuğumuzu hatırlıyorum.
Yankı: O kadınla evlenmek istemediğimi söyledim!
Gülizar: Oğlum, biz senin yalnızca istikbalini düşünüyor—
Yankı: Benim istikbalimi düşündüğünüz yok sizin anne! Siz sadece parayı düşünüyorsunuz. Soyunuzu düşünüyorsunuz! Bu hep böyleydi!
Murat: Ezgi ile evleneceksin. Ailemize layık bir gelin.
Yankı: Baba... Ben o kadınla evlenmek istemiyorum.
Murat: Ailemizin istikbali sensin! Kardeşinin ne halde olduğunu bilmiyor musun?! İstikbal sorumluluğu senindir. Bu kadar!
(Yankı gözleri kızarık şekilde masadan kalkıp odasına çıktı. 25 yaşında genç bir adamdı ama hâlâ babasının tahakkümü altındaydı. Ve onca itiraza rağmen Ezgi ile evlenmeye zorlanıyordu...)
(Yemek masasında yaşanan bu gerginlik, adeta fırtınadan önceki sessizlik gibi hissettirmişti. Bu aile düşündüğümden çok daha karmaşıktı. "Nereye düşündüm ben?" diye geçirdim içimden... Masayı toplayıp işlerimi bitirdikten sonra eve döndüm. Yol boyunca geçirdiğim günü düşündüm.)
(Yalnız geçirdiğim 3. gündü. Öykü’yü çok özlüyordum, onun için endişeleniyordum. Elim kolum bağlı oturmaktan başka hiçbir şey yapamamak beni derin bir ümitsizliğe sürüklüyordu. İçime düşen kurtla Öykü’nün arkadaşı Cemre’yi aradım. Telefon birkaç defa çaldıktan sonra açıldı.)
-Telefon Görüşmesi -
Cemre: Efendim Sinem abla?
Sinem: Cemrecim, sana bir şey danışacağım.
Cemre: Elbette, dinliyorum.
Sinem: Öykü... Seninle iletişime geçiyor mu?
Cemre: Öykü’yle aramız açıldı, birkaç gündür konuşmuyoruz. Ne oldu ki?
Sinem: Öykü halamla gitti. Halam Öykü’yü evlatlık aldı.
Cemre: Ne?! Cidden mi? İyi de nasıl olur da Öykü halasıyla gider? Ondan nefret ettiğini sanıyordum!
Sinem: Bilmiyorum, hiç fikrim yok. Tek bildiğim halamın art niyetli olabileceği.
Cemre: Benim yapabileceğim bir şey var mı?
Sinem: Onunla iletişime geçmeyi dener misin? Ama benimle iletişim halinde olduğunu ona söyleme... Onun için çok endişeleniyorum.
Cemre: Elimden geleni yaparım Sinem abla, merak etme. Eğer ulaşabilirsem sana haber veririm.
(Cemre ile konuştuktan sonra içimde küçük bir umut filizlendi. Belki onun aracılığıyla Öykü’nün durumunu öğrenebilirdim.)
(Eve vardığımda kapımın önünde resmi bir zarf buldum. İçeri geçip zarfı şimdilik komodinin üzerine bıraktım.)
(Ertesi sabah iş yerine her zamankinden daha erken gittim. Malikane oldukça sessizdi, ev halkı henüz uyanmamıştı. Müştemilata doğru yürürken 2. katın balkonında onu gördüm... Yankı. Dalgın bir şekilde sigarasını tüttürüyordu. Aniden gözü bana kaydı. Başımı usulca eğip selam verdim ve bakışlarımı çekip müştemilata yöneldim.)
(Üstümü değiştirip hazırlandım. Mesai saatim gelene dek etrafta dolaşmak istedim. Malikanenin arka tarafında bir kiraz bahçesi vardı. O sessizlikte, pembe yapraklar dökülürken sebepsizce kendimi o atmosferde huzurlu hissettim. Uzun zaman sonra ilk kez huzurlu...)
(Bahçedeki banka oturdum. Saçıma düşen bir çiçek yaprağını alıp kokladım. Umut ve huzur kokuyordu... Hasret kaldığım şeylerin kokusu. Kendimi o atmosferde bir o kadar da yalnız hissettim. Gözlerim doldu... Kendi kendime "Her şey daha farklı olabilirdi" dedim. Kiraz ağaçları bana ailemle çocukken gittiğimiz o pikniği hatırlatmıştı. Gözyaşlarımı tutamadım; onları çok özlüyordum...)
(Arkamdan gelen dal kırılma sesi o anı böldü.)
Yankı: Burada ne yapıyorsun?
(Sesi duyduğum an gözyaşlarımı silip arkama döndüm.)
Sinem: Sadece oturuyordum...
Yankı: Burası benim yerim.
Sinem: Bilmiyordum.
(Ayağa kalkmaya yeltendim.)
Yankı: Kalk demedim.
(Geri oturdum. Bankın diğer ucuna geçti... Aramızda derin bir sessizlik oluştu. Sessizliği bozan tek şey kuşların cıvıltısıydı.)
(Cebinden çakmak çıkarıp bir sigara daha yaktı. Dumanı derin derin içine çekti... Acaba bu kadar dalıp gitmesine sebep olan şey neydi? Elbette soramazdım. Ama aklıma onun odasında bulduğum fotoğraf geldi. Fotoğrafı önlük cebimden çıkarıp ona uzattım.)
Sinem: Bu fotoğrafı odanızı düzenlerken buldum. Size ait olabileceğini düşündüm.
(Yankı fotoğrafı elimden alıp inceledi. Bir süre sessiz kaldı ve alçak, neredeyse kırık bir ses tonuyla konuştu.)
Yankı: Aylardır bunu arıyordum...
Sinem: Yatağınızın altındaydı.
Yankı: Bu fotoğrafı bulduğunu kimseye söyleme.
Sinem: Peki, nasıl isterseniz...
Yankı: Benim için değerli bir fotoğraf. Onu bulduğun için teşekkürler.
Sinem: Rica ederim, işimi yaptım.
(Kolumdaki saate baktığımda mesaimin başladığını gördüm ve ayaklandım.)
Sinem: Mesaim başlıyor, gidiyorum.
(Başımı usulca eğip uzaklaştım. Malikaneye girdiğimde Gülizar Hanım ana salonda oturmuş dergi inceliyordu.)
Sinem: Günaydın hanımım.
Gülizar: Günaydın. Kahvaltıyı hazırlamaya başla.
(Mutfakta kahvaltıyı hazırlarken Cemre’den gelen mesajı kontrol ettim.)
Cemre: "Sinem abla, Öykü’ye ulaşamadım. Beni engellemiş. Farklı numaralardan aramayı deneyeceğim. Gelişme olursa haber veririm."
(Ümidim daha filizlenmeden solmuştu. Öykü’ye giden bütün kapılar ardı ardına kapanıyordu... Düşüncelerimi kenara itip kahvaltıyı masaya yerleştirdim. Gülizar Hanım, Yankı’yı çağırmamı söyledi.)
(Tam yukarı yönelecektim ki Yankı belirdi; kahvaltı yapmayacağını söyleyip kapıdan çıkıp gitti.)
Gülizar: Sinem, bugün yeni hizmetli gelecek. Evine gidebilirsin.
Sinem: Öyle mi? Pekala, size afiyet olsun hanımım...
(Başımı usulca eğip tebessüm ettim ve malikaneden ayrılıp doğrudan eve geçtim. Dün gece kapımın önünde bulduğum zarfı hatırlayıp komodinin üzerinden aldım. Zarfı açıp okumaya başladım:)
_________________________________________________
T.C. İZMİR 3. AİLE MAHKEMESİ
Dosya No: 2026/412 Esas
TEBLİĞ OLUNAN: Sinem A...
DAVACI: Fikret A... (Halası)
KONU: Vesayet ve Miras Payı İtirazı / Mal Varlığı Devri Davası Ön İnceleme Tenfiz Çağrısı
AÇIKLAMA:
Yukarıda dosya numarası belirtilen davada; müteveffa (muris) aile üyelerinden kalan gayrimenkul ve banka mevduatlarının, kısıtlı/reşit olmayan Öykü A... üzerindeki yasal hakları ve intifa hisselerinin davacı Fikret A...'ya devredilmesine ilişkin dava dilekçesi mahkememize sunulmuştur.
_________________________________________________
(Kağıdı okurken ellerim titredi...)
Sinem: Tahmin etmem gerekirdi...
Bölüm sonu.
Bölüm etkileşimi
