Kendimden Önce kitap kapağı

2. bölüm / 6

Kendimden Önce

Bölüm 2 - Geçmişten Gelen

Vaveyla Yazarı: Nazlı Script

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 2 - Geçmişten Gelen

Sabaha dek gözüme uyku girmedi... Öykü'nün neden bana bu kadar aykırı davrandığını, neden bu kadar kaba olduğunu düşünüp duruyordum.
Yeni bir iş bulmalıydım, biliyordum ama bu düşünce bile beni yoruyordu. Gönül isterdi ki şimdi üniversitede olayım, hayalimdeki mesleği, psikolojiyi okuyayım...
Ama hayat şartları benim lehime gelişmedi. Mecburdum, sabahı zor ettim.
Sabah saatlerinde kapı sesiyle uyandım. Kapıyı açtığımda ise... Yıllar sonra halam karşımdaydı. Beklemediğim bir anda, çıkagelmişti. Bana endişeli gözlerle baktı ve kapıyı açar açmaz sımsıcak sarıldı.

Hala:
"Sizin için ne kadar endişelendim bir bilsen... Her yerde sizi aradım."

Sinem:
"Hala? Sen bizi... burayı nasıl buldun? Bu zamana dek neredeydin?"

Hala:
"Anlatacağım, her şeyi anlatacağım canım..."

Kapıda sarılmanın ardından içeriye geçtik. Şaşkına dönmüştüm. Halam bizi nasıl bulmuştu, bu zamana dek neredeydi ve ne diye aniden çıkagelmişti?

Hala:
"Bunca zamandır her yerde sizi aradım. Evinize haciz gelmiş, haberim sonradan oldu. 'Ne yapar ne eder bu kızlar, başlarının çaresine nasıl bakarlar' diye aklım hep sizdeydi... Ama nihayetinde buldum sizi."

Laf tam olarak dilimin ucuna gelmişti. O an ona, "O halde başta neden bize sahip çıkmadın, neden ortalıktan kayboldun?" diye çıkışmak istedim. Ama yüzündeki o endişeyi görünce lafımı yuttum ve sessiz kaldım.

Tam halam ağzını açıp kelam edecekken Öykü koridorda belirdi. Öfkem ve hayal kırıklığım anında yine alevlenmişti fakat bastırmayı tercih ettim.

*Öykü, sorgulayan sersem bakışlarla önce bana, sonra halasına baktı...*

Öykü:
"Hala? Senin ne işin var burada? Bunca zamandan sonra ne yüzle buraya geldin?"

Öykü resmen içimden geçenleri dile getirivermişti. Şaşırıp kalmıştım. Bakışlarımı ondan halama çevirdim.

Hala:
"Ah canım, ne kadar da büyümüşsün... Rahmetli annene benziyorsun..."

Halam afallayarak ayaklandı ve sesini şefkatli bir tona bürüyerek Öykü’ye sarıldı. Fakat Öykü çekinerek onun sarılmasına karşılık vermedi. Ben durumlara duygusal bakarken Öykü her zaman mantıksal ve sezgisel yaklaşıyordu. Bu yüzden çoğu durumda ben pasif kalırken Öykü baskın oluyordu. Öykü şüpheyle sarılmayı kesip, benim oturduğum koltuğun köşesine yerleşti.

Hala:
"Kızmakta ve darılmakta haklısınız, size sahip çıkamadım. Siz benim abimin bana emanetlerisiniz. Yanınızda olmam, sizlere yuvamı açmam gerekirdi ama ben çok bencildim... Babanızın ölümünden hep kendimi sorumlu tuttum. Sizin karşınıza ne yüzle çıkardım, bilemedim... Suçluluk duygusu içimi yedi bitirdi. Çok zor dönemler geçirdim, bu yüzden yanınızda olamadım..."

*Mahcup bir tavır takınarak ve sesi titreyerek kendini açıklamaya çalışıyordu*

Hala:
"Ama aklım hep sizdeydi. Cesaret edip arayamadım sizi. Daha sonra öğrendim ki evinize haciz gelmiş ve evden men edilmişsiniz. Bunu duyunca daha da suçlu hissettim... Nihayetinde 3 yılın sonunda cesaret edip size ulaşabildim..."

Halamın söylediklerinden sonra onu anlamıştım. Kendince sebepleri olduğunu ve samimi olduğunu hissetmiştim.

Sinem:
"Elbette haklısın kendini suçlu hissetmiş olmakta. Ama senin suçun değildi hala... Ben seni anlıyorum."

Öykü sıkılmış bir ifade ile kalkıp gidiyordu ki seslenerek onu durdurdum.

Sinem:
"Henüz seninle konuşmadık, buraya gel Öykü."

*Öykü duraksayıp arkasını döndü ve oflayarak geri oturdu.*

Öykü:
"Ne konuşacağız? Hayatıma nasıl müdahale ettiğini mi?"

Sinem:
"Senin hayatına müdahale ettiğim yok. Sadece seni düşünüyorum. Dün perişan haldeydin, senin arkanı ben topladım. İşten kovulmama sebep oldun. Gelmiş hâlâ bana diklenmeye çalışıyorsun."

Sesimi yükselterek, içimdeki kırgınlığı vurgulayacak şekilde dile getirdim bunları.

Öykü:
"Bana ablalık yaptığını mı sanıyorsun sen?! Tek istediğin şey senin gibi olmam! Kendin gençliğini yaşayamadığın için bana da yaşatmak istemiyorsun!"

Sinem:
"Gençlik alkol içerek, kendini rezil ederek, ortamlarda dolanarak mı yaşanıyor?!"

Halam bizim tartışmamızı köşeye çekilmiş şekilde izliyordu, kendine çoktan pay çıkartmıştı.

Hala:
"İkiniz de susun. Bir büyüğün önünde kavga etmeye utanmıyor musunuz siz?! Anneniz sizi böyle mi yetiştirdi? Neyse, sorunu hallederiz..."

Halam, Öykü'yle olan kavgamı keskin bir dille kesti.

Hala:
"Öykü, ablandan özür dilemelisin. Şimdi."

Öykü:
"Ondan özür dilemeyeceğim! Ben yanlış bir şey yapmadım. Özür dileyecek biri varsa o da o'dur."

Öykü inat ederek özür dilemeyi reddedince hala tam ağzını açacaktı ki ben önce davrandım.

Sinem:
"Sanki bu zamana dek sana sahip çıkmamışım gibi davranıyorsun. Ben abla olarak senin için hep en iyisini düşündüm ama sen bana bir özürü çok görüyorsun. Bundan sonra sana olması gerektiği gibi davranacağım. Hatalarını anlayana dek benimle muhatap olma."

Ceketimi alıp hışımla dışarıya çıktım. Halam, Öykü'yle yalnız kalınca kendine bir pay daha çıkartmıştı.

Hala:
"Öykü canım, canını sıkma. Ablan sahip çıkmayacak olursa ve onunla kalmak istemezsen ben buradayım."

Öykü:
"Sağ ol hala... Başta sana kaba davrandıysam kusura bakma."

Hala:
"Olur mu öyle şey canım, kızgındın, unut bunu."

*Öykü asiliğini bir kenara atmış şekilde halasının yanına geçti.*

Hala:
"Anladığım kadarıyla ablan sana sahiplenici ve kısıtlamacı davranıyor... Ama bunun farkında değil. Eminim bunalıyor olmalısın."

Öykü:
"Evet, ben kendim gibi davranamıyorum. Her şeyime bir şey söylüyor... Sinir bozucu..."

Hala:
"Benim kızım olsaydı onu özgür yaşatırdım... Sonuçta herkesin kendi hayatı ve sen artık genç bir kızsın, çocuk değilsin."

Halam sesini komplocu ve sinsi bir tona bürüyerek devam etti.

Hala:
"İçimde suçluluk duygusu olduğunu söylemiştim... Size halalık edememiştim... Şimdi senin durumunu görünce düşündüm ki... Benimle yaşamaya ne dersin?"

Öykü:
"Cidden mi? Seninle yaşayabilir miyim?"

Hala:
"Elbette. Hem suçluluk duygum ortadan kalkmış olur. Ama ablana henüz bir şey söyleme, yoksa engel olmaya çalışır."

Öykü:
"Haberi olmaz. Ona söylemem."

*Sinem evden çıkıp gittikten sonra iş başvurularında bulunmaya başladı. Yaklaşık 2 saatlik sürenin ardından eve döndü.*

Hala:
"Gelmişsin... Neredeydin?"

Sinem:
"İş başvurularında bulunmaya gittim."

Hala:
"Benim arkadaşların çevresine sorgulatayım, sana göre iş varsa çalışırsın."

Sinem:
"Fark etmez..."

*Sinem kısa diyaloğun ardından odasına geçti ve telefonundan iş ilanlarına baktı. Fakat iş bulamadı.
Yorgun mentaliteyle yatağına uzanıp tavana baktı...*

{Bütün aksilikler beni buluyor diye düşündüm. İşten kovulmam, Öykü'nün bana karşı olması, halamın beklenmedik gelişi... Bir şeyler mantıklı gelmiyordu...}

*Akşam 7 sularında... Bu saate kadar evde sessizlik hâkimdi. Sinem odadan çıkıp akşam yemeği hazırlayıp masaya yerleştirdi. Öykü evde görünmüyordu...*

Sinem:
"Hala? Öykü nerede?"

Hala:
"Öykü arkadaşında yemek yemeye gitti."

Sinem:
"Bana sormadan?"

Hala:
"Bana sordu. Ben varken sana mı soracaktı?"

Sinem:
"Sen yokken ben vardım hala."

Hala:
"Ama neyse ki artık ben varım. Benim sözüm geçer."

Sinem:
"Akşam saati onun gitmesine nasıl izin verirsin?"

Hala:
"O bir çocuk değil Sinem. Bırak biraz kendine güveni olsun, vakit geçirsin."

Sinem:
"Kendine olan güveniyle ne ilgisi var? Hangi arkadaşına gitti haberin var mı?"

{Cidden endişeyle sinirlenmiştim. Akşamüstü nereye gidebilirdi? Ayrıca halamın sonradan var olup her şeye müdahale etmesini çok yersiz bulmuştum. Telefona sarılıp Öykü'yü aradım... Fakat cevap alamadım.}

Hala:
"Seninle muhatap olmamasını söyledin elbette, telefonunu açmaz."

Sinem:
"Hatasını anlaması bu kadar zor olmamalıydı."

Hala:
"O hatalı olduğu kadar sen de hatalısın."

{O an daha da sinirlenerek parladım.}

Sinem:
"Ne hatasından bahsediyorsun sen? Daha bugün gelen evime müdahale ediyor. Arayışın ne?"

Hala:
"Sinem haddini aşma, üslubuna dikkat et. Arkadaşın yok karşında."

Sinem:
"Aynen, asıl sorun da bu. Arkadaşım bile kardeşimi düşünür ama sen düşünmeden izin vermişsin."

Hala:
"Kimse onu benden daha çok düşünemez."

*Sinem'in çenesi kasılmış şekilde bir süre aralarında sağır edici bir sessizlik oluştu. Sessizliği ilk bozan Sinem oldu.*

Sinem:
"Ara onu eve gelsin, benim canımı sıkmasın."

{Cevap beklemeden odama geçtim. Bugün çok uzun gelmişti ve bir o kadar da sinir bozucu... Halamın geldiği günden itibaren müdahale etmesi benim için hadsizceydi. Öykü'nün arkadaşlarını tanımadığımdan hangi arkadaşına gittiğini bilmiyordum. Ve ayrıca halamın tutarsız tavırları beni rahatsız ediyordu. Bir şeyler mantıksızdı. Dakikalar sonra salondan telefonla görüşürken boğuk sesini duydum.}

Hala:
"Geçe kalma eve gel, ablan tepki gösterdi..."

{Uzunca soluk verdim. Başvurmuş olduğum bir işten arama aldım, hemen cevap verdim.}

– TELEFON GÖRÜŞMESİ –
Sinem:
"Efendim, buyrun benim."

İş İlanı Yetkilisi:
"...İş başvurunuza uygun pozisyonu bulduk. Hizmet sektöründe çalışmaya ne dersiniz?"

Sinem:
"Evet, ne iş olursa kabulüm."

İş İlanı Yetkilisi:
"O halde yarın sizi yönlendireceğiz."

*İşi sandığından kolay bulmuştu, bu durum bir nebze olsun rahatlatmıştı. Biraz sonra zil sesini duyup kapıya yöneldi. Halası ondan önce davranıp kapıyı açtı. Öykü odasına kapandı. Üzerine gidip zorlamak istemedi. Yarınki iş görüşmesi için kıyafetlerini hazırlayıp uykuya daldı.*

{Sabah olduğu an hazırlanıp evden çıktım. Öykü çoktan okula gitmişti. Telefonuma gelen konuma doğru yola çıktım. Ulaşım epey uzun olduğundan taksi tuttum.}

*Konum görkemli bir malikaneye ulaştı. Güvenlik onu içeriye yönlendirdi.*

{Orta yaşlı, takım elbiseli, gözlüklü bir kadın beni içeride karşılayarak malikanenin bahçesine yönlendirdi. Karşıma oturup dosya açıp beni sorgulamaya başladı.}

Kıdemli Kadın:
"Sinem Aktaş değil mi? Bana kendini tanıtmanı istiyorum."

Sinem:
"Ben Sinem Aktaş, 22 yaşındayım. Lise mezunuyum. Hizmet sektöründe tecrübelerim oldu."

Kıdemli Kadın:
"Peki, ya temizlik, bulaşık, yemek...hizmet yapabilir misin?"

Sinem:
"Yapabilirim."

Kıdemli Kadın:
"O halde bazı şartlar dahilinde işe alınabilirsin."

Sinem:
"Şartlarınız neler?"

Kıdemli Kadın:
"Sözleşme imzalamanız gerekir. Ayrıca vardiya değişiklikleri de olası."

Sinem:
"Vardiya değişikliği benim için sorun değil. Nereyi imzalıyorum?"

*Kadın dosyayı masada önüne itekledi. Sinem okumadan pervasızca imzaladı...*

Kıdemli Kadın:
"Yarından itibaren burada işe başlayabilirsin. Sabah 8'de burada ol."

Sinem:
"Pekala, teşekkür ederim."

{İş görüşmesi olumlu bir şekilde sonuçlanmıştı. Bu benim için yeni bir başlangıç fırsatıydı...}

Bölüm sonu..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

39okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.