Kendimden Önce kitap kapağı

3. bölüm / 6

Kendimden Önce

Bölüm 3 - Yeni başlangıç

Vaveyla Yazarı: Nazlı Script

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 3 - Yeni başlangıç

(İş görüşmesinin ardından eve döndüm. Ve halamın evde olmadığını fark ettim. Koltukta bulunan yatağı pervasızca darmadağındı. Ardını bile toplamadan ortalıktan kaybolmuştu. Günlerdir evi temizlemediğimi fark ettim, anlık bir gayretle evdeki dağınıklıkları topladım, ardından tüm odaları temizledim. Uzun zamandır birikmiş olan kafamdaki doluluk temizlikle boşalıp gitmişti. Kendime kahve yapıp kitap okudum. Huzurumu zil sesi bozdu. Kapıyı açtığımda tam da beklediğim manzarayla karşılaştım. Halam... Kollarında poşetlerle içeriye daldı. Belli ki dünün gerginliği hâlâ üzerindeydi. Huzursuzluk istemediğimden sessizce yardım ettim.)

Hala: Çok yorgunum, bana kahve yapıver.

(Emir kipli kaba konuşmaları canımı sıksa da karşı gelmeden onun için kahve hazırlayıp önüne koydum. Ardından odama geçtim. Zil çaldı, kapıyı açtığımda Öykü yine sallım sullüm içeriye girdi. Canımı sıkacak derecede morelim bozuldu..)

Sinem: Bu ne hal yine?! Kimden yüz buluyorsun sen?! Dün bir bugün iki, ne oluyor sana Öykü?!

Öykü: Ne halim varmış? Seni ilgilendirmiyor, halam izin veriyor.

Sinem: Halam mı izin veriyor??

(Halama öfkeli yüz ifadesiyle döndüm)

Sinem: Allah aşkına hala, sen ne yaptığını sanıyorsun? Ben onu düzeltmeye çalışıyorum, sen bozuyorsun!

Hala: O ses tonuna dikkat et Sinem, saygını bozma.

Sinem: Saygı hak edene gösterilir, sen hak ediyor musun ki?!

*Hala köşeye sıkışarak Sinem'e tokat attı*

Hala: Tıpkı annene benziyorsun. Hadsiz ve pervasız!

(Canım tokattan yanmamıştı, annemi söz konusu ettiğinde gözüm karardı.)

Sinem: Sen neyin nesisin de anneme dil uzatma cüretinde bulunabiliyorsun?! Yarın defolup gidiyorsun evimden!

(O öfkeli hışımla Öykü'yü kolundan tutup odasına götürüp yatağına attım.)

Sinem: Sen de kendine gel! Farkında değil misin? Bu kadının bize karşı art niyeti var. Sana özgürlük vaat edip kötü yola sürüklüyor. Ayrıca annemi sürekli söz konusu etmesi de cabası. O maske takmış bir şeytan! Onun seni benden almasına izin vermeyeceğim!

(Öykü mayhoş kafayla dinleyip bir şeyler sayıklayıp uyukladı, ben de odadan çıktım.
Kendi odama yöneldim, günün yorgunluğuyla yatağıma yattım)

– SABAH –

(Sabah 7'de uyanıp hazırlandım. Öykü ve halam uyuyordu. İlk iş günüm için yola koyuldum. Yol boyunca düşünüp durdum, dün geceki yaşanan huzursuzluklar kafamı kurcalıyordu...)

(Uzun yolculuktan sonra nihayetinde malikaneye vardım. İçeriye girdiğimde ana salonda oturan ketum görünen bir kadın vardı. Beni gördüğü an eliyle kendisine yanaşmamı işaret etti. Yanına gidip dikildim. Beni baştan aşağı süzdü, değerlendirici bir bakış sergiledi.)

Kıdemli Kadın: Gülizar Hanım, bahsetmiş olduğum yeni çalışan Sinem. Şartları benim açıklamamı mı istersiniz, yoksa siz mi temin edersiniz?

Gülizar: Devam et.

Kıdemli Kadın: Bu evin kuralları var. Bu kurallar sözleşmede de geçiyordu fakat sen okumaya tenezzül dahi etmeden imzaladın... Sana kurallardan bahsedeyim.

(Kıdemli kadın beni malikanenin müştemilatına götürüp profesyonelce kuralları açıkladı.)

Kıdemli Kadın: İş saatlerinde başka bir işle meşgul olmak yasak. Zamanlama konusunda Gülizar Hanım oldukça titizdir. Bu malikanede ne yaşanırsa yaşansın gizli tutulmalıdır. Aykırı davranışlarda bulunmamaya dikkat etmelisin. Ayrıca yalnızca bir işten sorumlu tutulmayacaksın, hepsini zamanında layığınca yapmalısın. İş kıyafetlerini temiz ve düzgün giyinmelisin. En önemli bilmen gereken şeylerden bir tanesi ise... Haddini ve yerini bilip ona göre hareket etmek. Son olarak; vardiya değişiklikleri ve uzantıları sebebiyle müştemilatta kalmak zorunlu. Anlaşılmayan bir şey var mı?

Sinem: Gayet iyi anladım efendim.

Kıdemli Kadın: Bu arada bana Bayan Selma diyebilirsin. Aklına takılan bir durum olursa haberim olsun. Malum senden ben sorumluyum, bu yüzden hata yapmamaya özen göster. Kıyafetler dolapta ikinci çekmecede. Onları giyin ve işe başla.
(Başımı sallayıp kastettiği dolaba yöneldim ve iş kıyafetlerini giyindim. Sandığımdan daha çok zorluk çekebileceğimi o an hissettim... Gecikmeden müştemilattan çıkıp ana salona gittim. Bayan Gülizar'ın bakışları bana kaydı.)

Gülizar: Sinem, buraya gel.

(Yanına ihtiyatlı adımlarla gidip dikildim.)

Gülizar: Bana kahve yap. Sade olsun.

Gülizar: Tabii hanımım.

(Kahveyi hazırlamak üzere mutfağa yöneldim fakat hiçbir şeyin yerini bulamadım. Neyse ki başka bir hizmetli kadın geldi. Ona sorabilirim diye düşündüm.)

Sinem: Kahve ve fincanlar nerede acaba? Ben burada yeniyim de yerlerini bilmiyorum.

(Tek kaşını kaldırıp bana samimi olmayan bir bakış attı. Çekmecelerden kahveyi çıkarıp tezgaha koydu.)

Hizmetli: Fincanlar sol üstten üçüncü dolapta.

(Sesi oldukça soğuk ve mesafeliydi. Kasıntılı biri olduğunu düşündüm... Fincanlardan birini alıp kahveyi hazırladım. Bana bahsedilmiş olduğu gibi layığınca sunum yapıp servis ettim.)

(Bayan Gülizar ketum ifadesini bozmadan fincana uzanıp yudumladı. Birkaç saniyeliğine duraksadı, o an istemsizce gerildim. Acaba beğenmedi mi diye düşündüm. Bakışlarını bana çevirip kayıtsız ve bayat bir sesle konuştu.)

Gülizar: Aferin.

Sinem: Başka isteğiniz var mı?

Gülizar: Üst katta oda hazırlaman gerekiyor.

Sinem: Hangi odayı hanımım?

Gülizar: Selma seni yönlendirir. Gidebilirsin.

(Usulca başımı eğip Bayan Selma'yı malikanenin koridorlarında aradım. Fakat önüme yine mutfaktaki hizmetli kadın çıktı.)

Sinem: Bayan Selma nerede, biliyor musunuz?

Hizmetli: Sen hep böyle soru sorup duracak mısın?

Sinem: Burada yeni olduğumu belirtmiştim. Dolayısıyla sormam gerekiyor.

Hizmetli: O halde bir daha bana soru sorma. Sorumlun kimse ona sor. Bayan Selma bahçede.

(Hizmetli kadın bıkkın bir ifadeyle uzaklaştı, ben de bahçeye yöneldim. Bayan Selma meşgul görünüyordu ama yine de yanına gidip sordum. Onu takip etmemi söyledi. Peşinden gittiğimde üst katta büyük, darmadağınık bir yatak odasının kapısını açtı.)

Selma: Buranın dağınıklığını toparla. Sonrasında müştemilatta iş kıyafetlerini almış olduğun dolabın yanındaki dolaptan siyah renkte paketli nevresim takımını alıp yatağa ser. Odayı temizle, dizayn et. Temizlik eşyaları depoda; depo alt katta bulunan merdivenlerin aşağısında. Akşama dek işini bitir. Her şeyin mükemmel olduğundan emin ol. Beni bulmak istersen alt katta olacağım.

Sinem: Tamamdır Bayan Selma, hallederim.

*Bayan Selma başını sallayıp merdivenlerden aşağı inerek gözden kayboldu. Sinem sorumlu olduğu odaya girdi. Yerlerde cam kırıkları, eşyalar ve çöpler vardı. Başta eşyaları kaldırdı, sonrasında çöpleri topladı. Cam parçalarını elinde toplayıp bir kenara koydu*

*Bahsedilen depoya inip temizlik malzemelerini aldı. Müştemilattan nevresim takımını alıp odaya geri döndü. Toplamış olduğu çöpleri poşete koydu, ardından temizliğe koyuldu. Oda bir hayli, malikane kadar görkemliydi. Bu oda aile bireylerinden birine ait olmalıydı...*

*Temizlik yaparken yatağın altında bir çocukluk fotoğrafı buldu. Fotoğrafta bir erkek çocuğu ve bir kız çocuğu gülümsüyordu. Sinem fotoğrafı önlüğünün cebine koydu. Yaklaşık 1 saatin sonunda temizliği bitirebildi. Kirli çarşafları çıkarıp yenilerini serdi, eşyaları yerli yerine yerleştirip odadan çıktı*

*Tam merdivenlerden inerken cebinde telefonu çaldı. Arayan Öykü'ydü... İş saatinde başka şeylerle meşgul olmanın yasak olduğunu hatırlayınca telefonu sessize aldı. Aşağı indiğinde Selma'nın yanına, işinin bittiğini bildirmeye gitti*

Sinem: Bayan Selma, odanın işi bitti. Şimdi ne yapmalıyım?

Selma: Mutfağa git ve Zehra'ya yardım et. Akşam yemeğini hazırlıyor olmalı.

(Tam mutfağa yöneliyordum ki duraksadım.)

Sinem: Bayan Selma... Şey, kardeşim beni aradı da. Bugün işe geldiğimden haberi yok... Ona geri dönüş yapabilir miyim? Uzun sürmez.

Selma: Sadece bu seferlik. Bir daha olmasın.

Sinem: Teşekkür ederim Bayan Selma.

Selma: Bayan Gülizar'a yakalanma ve hemen mutfağa, işine yönel.

Sinem: Hızlı olacağım.

*Sinem malikanenin köşesine geçip Öykü'yü geri aradı. Telefon birkaç defa çalıp açıldı*

Sinem: Aradın, işte olduğumdan açamadım telefonu. Bir durum mu var?

Öykü: Ben gidiyorum.

Sinem: Ne? Nereye?

Öykü: Halamla. Beni evlatlık alacak.

Sinem: Sen neyden bahsediyorsun Öykü?! Ne gitmesi? Ne evlatlığından bahsediyorsun?!

(Arka planda halanın sesini duydum ve telefon yüzüme kapandı. Neye uğradığımı şaşırarak panikle tekrar aradım ama cevap alamadım. Bayan Selma'nın yanına giderek durumu telaşla belirttim.)

Sinem: Bayan Selma, yarım saatlik izin alabilir miyim? Bir durum var, izine ihtiyacım var.

Selma: İlk günden izin almanı gerektirecek ne tür bir aciliyetin var?

Sinem: Ailevi bir durum, lütfen...

Selma: Seni daha fazla idare edemem Sinem. Ailevi sorunun her neyse akşamüstü eve gittiğinde ilgilenirsin. İlk günden izin alamazsın.

Sinem: Lütfen... Gerekirse maaşımdan kesin ama benim gitmem gerekiyor.

Selma: Dediğimi anlamadın sanırım. İzin yok.

(Hayal kırıklığı ve stresle mutfağa gittim, aklım Öykü'deydi. Hizmetli Zehra'ya yardım ettim. O da bana aksi davranınca gerildim.)

Sinem: Burada sana yardım etmeye çalışıyorum, senin derdin ne?

Zehra: Yarardan çok zararın dokunuyor. İşime karışma.

Sinem: Bana sana yardım etmem söylendi.

Zehra: O halde köstek olmak yerine düzgünce yardım et. Şu zavallı patateslerin haline bir bak! Kabukla beraber patatesin yarısını kesmişsin. Becerebildiğin işlere yönel ve bana zarar çıkarma. Bulaşık makinesini boşalt.

(Üzerimdeki gerginlik her geçen saniye şiddetleniyordu. Bardaklardan birini fark etmeden tezgaha çarptım.)

Zehra: Hey! Dikkatli olsana, onlar ne kadar pahalı haberin var mı?! Allah'ım... Sizi sırayla mı gönderiyorlar yanıma?

(Bulaşık makinesini boşalttıktan sonra dolaptaki eskimiş ürünleri ayırdım ve yenilerini yerleştirdim. Ana salondan adımın çağrıldığını duyunca sese yöneldim. Bayan Gülizar kollarını göğsünde birleştirmiş, hiddetli bakışlarla bana bakıyordu.)

Gülizar: Kahveyi hazırlamasına hazırlıyorsun da bulaşığını ne diye almıyorsun? Benim mi söylemem gerekiyor, akıl edemiyor musun?

Sinem: Affedersiniz hanımım, ben mutfakta çalı-

Elini kaldırıp sözümü kesti.

Gülizar: Mazeret istemiyorum, işlev istiyorum! İşini bitir, sonrasında başka işe yönel. Bunları sana ben öğretmeyeceğim.

Sinem: Haklısınız hanımım, benim dikkatsizliğim. Bir daha olma-

Gülizar: Konuşma da işini yap.

(Üstelemeden başımı usulca eğip kahve fincanını aldım ve mutfağa geri döndüm. Yarım kalan işime devam ettim, bir an önce işten çıkıp eve gitmek istiyordum. Akşam yemeği vakti geldiğinde masaya tabakları yerleştirdim. Masa kurmak benim görevimdi. Masaya Gülizar Hanım ile bir adam oturdu. Yemek servisi yaparken Bayan Selma yanıma yanaşıp bilgilendirdi.)

Selma: O Murat Bey, Bayan Gülizar'ın eşi. Gülizar Hanım'dan daha aksi ve disiplinlidir. Bu yüzden ona karşı metanetli olmaya çalış.

Usulca başımı salladım ve fısıldadım.

Sinem: Ne zaman vardiyam bitecek?

Sinem: Masayı topladıktan sonra çıkabilirsin.

*Tam o sırada Murat Bey'in dikkati onlara kaydı*

Murat: Siz ikiniz! Her işiniz bitti de sohbete mi koyuldunuz?

Selma: Murat Bey, Sinem yeni çalışan. Ona bilgilendirme yapıyordum... Affedersiniz.

Murat: Bilgilendirmeden çok dedikodu yapıyor gibi bir haliniz vardı. İşiniz dışında her şeyi yapıyorsunuz, değil mi? Kaybolun.

(Murat Bey'in ses tonu kaba ve sertti, az önce Bayan Selma'nın tam tarif ettiği gibiydi. Bayan Selma ile mutfağa gittik.)

Selma: Onu gördün, ayağını denk almalısın yoksa kayar düşersin.

Sinem: Bahsettiğiniz kadar varmış cidden... Epey kaba biri.

Selma: Sana bilmen gereken bir şey daha söyleyeyim... Murat Bey bazen malikaneye başka kadınlar getiriyor. Fakat Gülizar Hanım'ın bundan haberi yok.

Sinem: Neden Gülizar Hanım'a söylemiyorsun?

Selma: Çünkü eğer gidip söyleyecek olursam sonunda kötü olan ben olurum.

Sinem: Böylesine bir şeye nasıl göz yumabiliyorsun?

Selma: İşimden ve istikbalimden olmak istemem de o yüzden.

Sinem: Bu çok rahatsız edici...

Selma: Dahasına da tanık olacaksın.

Sinem: Dahasına derken?

Selma: Bu ışıltılı görünen hayat, inan bana göründüğü gibi değil. Hiçbir şey göründüğü gibi değil, bunu zamanla anlayacaksın. Sen yalnızca işine odaklan, tek odağın işin olsun.

Sinem: Neyden bahsettiğini bilmek istiyorum. Yani... Ne demek istiyorsun?

(O an ana salondan gürültü koptu. Bir tür cam kırılma sesi gibiydi... Sonrasında bağırışlar yükseldi.)

Selma: Tam olarak bundan bahsediyordum...

Murat: Şimdi beni mi suçluyorsun?!

Gülizar: Onun gitmesine sen sebep oldun! Senden kaçtı!

(Ve cam kırılma sesi bize ulaştı... Masanın devrilmesi... Şimdi anlamıştım, cidden ışıltılı bir hayat değildi bu...)

Sinem: Ne yani, kayıtsız mı kalacağız?

Sinem: Metanetli ol. Ve salona gidip dağınıklığı toparlayıp çık.

(Tereddütle ana salona gittim ve karşılaştığım manzara içler acısıydı... Masa devrilmiş, yemekler yere saçılmış, yerler bardak ve cam parçalarıyla doluydu. "Buna cidden göz mü yumacaktım? Ne uğruna?" diye düşündüm. Adam sanki kadına saldıracak gibi duruyordu. Kayıtsız kalmaya çalıştım ama her bağrış sesi kulaklarımı çınlatıyordu. Masayı kaldırıp yerdeki yemek kalıntılarını temizledim, ardından kırılmış parçaları almak üzere çömeldim.)

Murat: Sen ne yapıyorsun burada?!

Sinem: Olması gerekeni, işimi yapıyorum efendim.

Murat: Anlaşılan birileri olmaması gereken yerde ve haddini aşıyor gibi!

*O an Bayan Selma gelip Sinem'in önüne geçti ve mani oldu*

Selma: Murat Bey, hadsizliğimizi mazur görün, ona ben söyledim. Bir daha olmayacak, bundan emin olabilirsiniz.

*Bayan Selma, Sinem'i kolundan tutup çekti ve müştemilata sürükledi*

Selma: Ne yaptın sen öyle?! Delirdin mi kızım sen?! Sana söyledim, metanetli olman gerekiyordu! Ne diye ona cevap veriyorsun? Senin gibi başka hizmetçiler de bu hataya düşüp cevap verdiler, sonra ne oldu biliyor musun? Hayatları cehenneme döndü! Haddini bil. Kendi iyiliğin için sus ve işini yap!

Sinem: Kadına saldıracak gibiydi...

Selma: Herkes her şeyin farkında ama istikballeri için susuyor. Sen de susacaksın! Sözleşmeyi hiçbir zaman aklından çıkartma. Başkalarının ailevi hayatlarına karışmadan önce kendi ailevi sorunlarını hallet. Şimdi üstünü değiştir ve çık.

(Anlık gelen bir aydınlanmayla hızla üstümü değiştirip malikaneden çıktım. Taksiye bindim. Yaklaşık 15 dakikanın ardından nihayet eve varmıştım fakat evde kimseler kalmamıştı...)

Sinem: Geç kalmıştım...

Bölüm sonu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.