Kayıt Dışı kitap kapağı

2. bölüm / 6

Kayıt Dışı

Bölüm 2-Sessizliğin ardında

Vaveyla Yazarı: Elif Nergiz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 2-Sessizliğin ardında

Telefon kapandı. Bir süre telefonu kulağımda tutmaya devam ettim. Sanki karşıdaki kişi yeniden konuşacakmış gibi belki "şaka yaptım", diyecekti belkide az önce duyduklarımın yanlış olduğunu söyleyecekti. Ama hiç bir şey olmadı. Telefonu yavaşca kulağımdan indirdim. Saat bir olmuştu o saate uzun uzun baktım. Sonra gözlerimi kapattım annem ve babam ölmüştü bu düşünce zihnimde tekrarlandıkça nefes almak zorlaşıyordu. Ama asıl takıldığım şey Duruydu.
"Duru nerede?" diye sormuştum cevap vermemişlerdi. Neden? Telefonu tekrar elime aldım hastaneyi yeniden aramayı düşündüm. Parmaklarım numaraların üzerinde dolaştı ama aramadım oraya gitmem gerekiyordu. Bekleyemezdim ayağa kalktığımda başım hafifçe döndü. Masaya tutundum. Ders kitabım hâlâ açıktı bir sayfanın ortasında kalmıştım. Kalemin Kapağı masanın kenarında duruyordu bir kaç saat önce bütün derdim sınavdı şimdi sınavın ne kadar önemsiz olduğunu düşünüyordum. Montumu aldım ayakkabılarımı giydim kapıya doğru yürüdüm. Tam evden çıkacakken durdum evin içine baktım salon karanlıktı Durunun odasının kapısı kapalıydı odaya doğru birkaç adım attım kapıyı açamadım sadece kapının önünde durdum.
İçeri girersem onun gerçekten burada olmadığını daha iyi anlayacakmışım gibi geldi. Geri döndüm kapıyı kilitleyip dışarı çıktım. Aceleyle taksi çağırdım bu saatte taksi bulmam imkansız gibi bir şey di biliyordum ama şansımı denemek istedim ilk uygulamada bulamadım. İkincide denedim yine olmadı son Bi kere daha deneyecektim yine olmazsa tek çarem koşarak gitmekti sanırım uygulamaya girip çalışan taksi var mı bakamaya başladım sonunda buldum ve beklemeye başladım. Sokağın başında beklerken ellerimi montumun cebinde soktum. Kayseri de hava soğuktu ama üşüdüğümü pek hissetmiyordum.
Taksi geldiğinde kapıyı açıp bindim. Şoför aynadan bana baktı.
"Nereye gidelim?"
Bir an konuşamadım sonra, "Devlet hastanesi ne" dedim.
Araba haraket etti camdan dışarı baktım gece herşeu olduğundan daha yabancı gösteriyordu. Dükkanların ışıkları kapalıydı sokaklar boştu. Az önce yaşadığım şey başka birinin başına gelmiş gibiydi. Sanki ben yalnızca dışarıdan izliyordum. Sonra aklıma Duru geldi annaneme gidecekleri için ne kadar heyecanlı olduğunu hatırladım benimde gelmemi istemişti gitmemiştim. Çünkü sınav senemdi. O an verdiğim kararın hayatımdaki son normal karar olacağını bilmiyordum. Taksi hastanenin önünde durdu ücretini ödeyip indim. Hastanenin kapısından içeri girdiğim anda parlak ışık gözümü aldı danışmaya doğru yürüdüm.
"Merhaba"
Görevli başını kaldırdı.
"Buyurun"
"Ailem biraz önce buraya getirildi"
Adımı ve soy adımı söyledim görevli bilgisayara baktı. Sonra yüzüme.
"Bir dakika bekler misiniz"
"Kardeşim de burada mı? "
Görevli bir an durdu.
"Kardeşinizin adı ne?"
"Duru"
Soyadını da söyledim görevli bilgisayara baktı.
"Polis ekipleri sizinle görüşecek"
"Duru burada mı"
Bu kez görevli cevap vermedi içimdeki huzursuzluk daha da arttı. Bir süre sonra iki polis memuru yanıma geldi içlerinden biri sakin bir sesle,
"Hilal?" dedi.
"Evet"
"Başınız sağ olsun"
Gözlerimi yere indirdim bu cümle artık fazlasıyla gerçek geliyordu. Ama ben hâlâ Duruyu düşünüyordum.
"Duru nerede"
Polis memurlarından biri kısa bir süre sustu.
"Duru senin kardeşin değil mi"
"Evet"
"On bir yaşında"
Başımı salladım.
"Peki nerede"
Polis memuru derin bir nefes aldı.
"Şu an Duru ya ulaşamıyoruz."
"Nasıl yani?"
"Olay yerinde yapılan ilk kontrollerde Duru bulunamadı."
"Belki buradadır."
"Burada değil."
"Belki başka bir hastaneye götürülmüş olabilir."
"Bunu da kontrol ediyoruz."
"Peki nerede?"
Polis gözlerimin içine baktı.
"Henüz bilmiyoruz"
Bir süre hiç bir şey söyleyemedim.
"Yani.."
Sesim titredi.
"Kardeşim kayıp mı?"
Polis doğrudan cevap vermedi.
"Duruyu bulmak için ekipler çalışıyor."
Başımı iki yana salladım.
"On bir yaşında"
"Biliyorum"
"Tek başına bir yerde olamaz"
"Bunu farkındayız"
"Onu bulacaksınız değil mi?"
"Bulmak için elimizden geleni yapıyoruz."
Bu cümle bana yetmedi ama daha fazlasını da söyleyemiyordum. Polislerden biri kolunu koridorun sonundaki kapıya doğru uzattı.
"Anne ve babanı görmek ister misin?"
Başımı kaldırdım bir süre cevap veremedim sonra yavaşça,
"Evet" dedim.
Beni koridorun sonundaki bir odaya götürdüler. Kapının önünde durduğumda ayaklarım geri gitmek istedi,. Polis kapıyı açtı sarsak adımlarla içeri girdim. Şuan yaşadığım şey fazlasıyla gerçek geliyordu bu ana kadar inanmak istememiştim ama şuan tamamen gerçek olması beynime kurşun gibi saplanmıştı. Annem ve babam yan yanaydı ikisinde görünce olduğum yerde kaldım. Annemin yüzüne baktım sanki birazdan gözlerini açacakmış gibiydi. Bir adım attım sonra bir adım daha. Elini tutmak istedim ama elim havada kaldı dokunmaya korktum. Çünkü dokunduğum an her şeyin daha fazla gerçek gibi geleceğinden korkuyordum. Sonunda eline dokundum. Soğuktu. Gözlerim doldu.
"Anne..."
Sesim kırıldı cevap yoktu babamın yanına geçtim.
"Baba..."
Yine sessizlik başımı eğdim. Bir süre sonra ağlamaya başladım sessizce onlara bakarak. Aklıma evde çıkmadan önceki halleri geldi.
Annemin bana "Sen de gel" demesi. Babamın anahtarı alması Durunun hazırlanırken bir şeyler anlatması. Hepsi bir kaç saat önceydi bir kaç saat. Ama sanki yıllar geçmişti.
"Ben gitseydim..."
Cümleyi tamamlayamadım.
Keşke.
O gece kafamda yalnızca bu kelime vardı. Keşke gitseydim. Keşke biraz daha ısrar etselerdi. Keşke bende onları durdursaydım.
Keşke son kez sarıldığımı bilseydim. Bir süre sonra odadan çıktım.
Koridorda polis memuru beni bekliyordu.
"Cenaze işlemleri için bazı belgeler hazırlanacak" dedi.
Başımı salladım. Bundan sonra söylenenlerin çoğu birbirine karıştı.
İmzalar, kimlik belgeleri, formlar, telefon görüşmeleri, bazı evraklar.
Bazen bana bir soru soruyorlar, bende cevap veriyordum. Sonra başka bir şey soruyorlardı.
Sanki bütün bunları yapan ben değildim.
Sanki başka birinin hayatını izliyordum.
Sabaha karşı annaneme ulaşmaya çalıştım. Telefon bir kaç kez çaldı sonunda açıldı.
Sesini duyduğum anda konuşamadım
"Hilal?"
Gözlerimi kapattım.
Sonrası çok zordu. Ona annemle babamın öldüğünü söylemek zorunda kaldım.
Bir süre karşı taraftan hiçbir ses gelmedi. Sonra ağladığını duydum. Bende ağladım,
Ama ikimizde Duru hakkında bişey bilmiyorduk. İşte bu herşeyi daha korkunç yapıyordu. Annem ve babam için cenaze işlemleri başlatılmıştı. Ama Durunun nerede olduğu hâlâ belli değildi.
O sabah hastanenin koridorunda otururken insanların gelip geçtiğini izledim.
Birileri işe yetişmeye çalışıyordu.
Birileri telefonla konuşuyordu.
Bir çocuk annesinin elini tutuyordu.
Ben ise tek başıma oturmuş, kardeşimin bulunmasını bekliyordum. Saat ilerledikçe yorgunluğum arttı ama uyumak istemiyordum.
Gözlerimi kapatırsam Duru yu kaçıracakmışım gibi hissediyordum.
Öğlene doğru polis tekrar yanıma geldi.
"Hilal."
Başımı kaldırdım.
"Duruyla ilgili henüz bir sonuç yok"
Kalbim sıkıştı
"Aramaya devam ediyoruz."
"Ben aramaya gelebilir miyim?"
"Şimdilik mümkün değil."
"Peki en son ne zaman görüldüğü biliniyor mu?"
Polis bir an düşündü.
"Bununla ilgili araştırma yapılıyor."
"Bana söyleyebileceğiniz hiç bir şey yok mu?"
"Şuan için kesin bir bilgi veremiyoruz."
Başımı eğdim. Tam o sırada aklıma bişey geldi.
"Bir şey soracağım."
"Tabii."
"Durunun yanında..herhangi bir eşyası bulundu mu?"
Polis sustu. Bu kez yüzündeki ifade değişmişti.
"Bazı eşyalarıyla ilgili inceleme yapılıyor."
"Ne gibi?"
"Şimdilik bunu söyleyemem."
İçimde tuhaf bir his oluştu.
"Durunun çantası mı?"
Polis cevap vermedi bu sessizlik bana yetti. Bir şey vardı. Ama bana söylemiyorlardı.
O gün hastaneden ayrılırken annem ve babam için yapılacak işlemler hakkında son kez bilgi aldım. Cenazenin ne zaman ve nerede olduğu konuşuldu. Herşey bir kaç cümleye sığdırılıyordu.
İki insanın hayatı, bir ailenin dağılışı, ve bir çocuğun kayboluşu.
Hastanenin kapısından çıkmadan önce son kez arkama baktım. Sonra telefonum çaldı.
Ekranda tanımadığım bir numara vardı. Bir süre açıp açmamak arasında kaldım. Sonunda açtım.
"Merhaba?"
Karşıdan bir erkek sesi geldi.
"Hilal hanım?"
"Evet."
"Ben polis memuru..."
Sesi duyunca doğruldum.
"Duruyla ilgili bişey mi oldu?"
Kısa bir sessizlik oldu
"Bulduk demek için aramadım"
Kalbim yeniden hızlandı.
"O zaman neden arıyorsunuz?"
"Size bir şey sormamız gerekiyor"
"Ne?"
"Duru da size ait olan bir eşya var mıydı?"
Kaşlarımı çattım.
"Ne demek istiyorsunuz?"
Polis cevap vermeden önce bir kaç saniye bekledi.
"Çünkü olay yerinde bulunan bir eşyanın duruya ait olduğunu düşünüyoruz."
"Ne eşyası?"
"Bunu telefonda söylemem doğru olmaz."
"Peki neden bana soruyorsunuz?"
Bu kez ses tonu değişti.
"Çünkü o eşyanın üzerinde sizin adınız yazıyor"
Telefon elimde donup kaldı.
"Benim adım mı?"
"Evet."
"Durunun eşyasında neden benim adım olsun?"
Karşı taraftan yine sessizlik geldi. Sonra polis yalnızca şunu söyledi,
"Bizde bunu anlamaya çalışıyoruz."
Telefon kapandı hastanenin önünde tek başıma kaldım. Annem ve babam artık yoktu, Duru hâlâ bulunamamıştı. Ve şimdi...
Durunun yanında benim adımın yazılı olduğu bir eşya vardı.
Üstelik ben o eşyanın ne olduğunu bile bilmiyordum. O an ilk kez şunu düşündüm.
Belkide bu gece ailemin başına gelenlerin başlangıcı değildi.
Belki herşey çok daha önce başlamıştı.
Ve ben hiç bir şey fark etmemiştim

🌙

Soonnn.
Merhabaaa. Bu benim ilk kitabım o yüzden yanlışım çok farkındayım ve kitapta hâlâ içime sinmeyen bişey ler var o yüzden yazmak ve yazmamakta kararsızım kitabı okuyup destek olursanız ve yanlışlarımı söylerseniz sevenirim iyi okumalar. 🫶🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

66okunma 9beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.