7. bölüm · KARMA
✧ ÜÇ 𝐊İŞİ , 𝐓𝐄𝐊 𝐊𝐀𝐋𝐏
16 EYLÜL 2005
Hamilelik Aslı için kolay geçiyordu, en azından şu anlık. Fakat Aslı, Karan’ı yanında istiyordu. Pek de mümkün olmuyordu. Karan, elinden geldiğince Aslı’yla vakit geçirmek istiyordu ama işlerinin yoğunluğundan pek de yanında olamıyordu. Holdinkleri, hastaneler, bankalar, oteller, restoranlar… yurt dışında şirketler, yurt dışı projeler… Karan’ın gücü sadece bulunduğu şehirde değil, sınırların ötesinde bile hissediliyordu. Tek bir kararıyla yüzlerce insan harekete geçiyor, attığı her adım iş dünyasında dengeleri değiştiriyordu.
Geceleri çalan telefonlar onu Aslı’nın yanından alıp götürüyordu. “Önemli bir toplantı” deyip çıkıyordu fakat bu toplantılar diğerleri gibi değildi. Korumalar eşliğinde yapılan, kimsenin bilmediği görüşmeler… kısa süren ama etkisi büyük olan toplantılar… Karan o dünyanın içindeydi ama kimse onun kim olduğunu bilmiyordu.
Karan’ın gecelerdeki gücü iş adamlığından daha da güçlüydü.
Gündüzleri saygı duyulan bir iş adamıydı.
Geceleri ise kuralları daha sert, daha karanlık olan başka bir dünyaya aitti.
O dünyada bir isim vardı… korkulan, sözü sorgulanmayan, herkesin çekindiği biri.
Ama kimse o ismin ardındaki gerçek yüzü bilmiyordu.
Gündüzleri saygı duyulan bir iş adamıydı.
Geceleri ise kimliği bilinmeyen bir gücün ta kendisiydi.
Aslı bu durumdan haberdardı. İlk yıllarda haberi yoktu, tepkisi de büyük olmuştu. Karan, her şeyden çok seviyordu onu. Geceleri çalan telefonlar, “toplantı” deyip çıkmalar… çoğu zaman yatağın yan kısmı boş oluyordu ama arada yanında oluyordu. Bakışlarına bile yetiyordu.
Geçen gün isim hakkında konuşmuşlardı. Yarın cinsiyetini öğreneceklerdi. Aslı’nın yüzünde ufak bir gülümseme oldu.
ERTESİ SABAH
Güneş çoktan doğmuş, sabah ışıkları odaya vuruyordu. Aslı her zamankinden erken kalkmıştı. Baş dönmesi ve mide bulantısı vardı fakat bunlar pek de mühim değildi. Eli karnına gitti; bebek iyi olsa yeterliydi.
İsim düşünüyordu. Kız olursa Elfida, Arya veya Defne koymayı düşünüyordu. Karan, Elfida ismine pek de iyi bakmıyordu. Erkek olursa Efe, Emir veya Giray düşünmüşlerdi. Erkek olursa ikisi de hemfikirdi.
İkisinin dünyaya getirdiği bir tohumdu bu. Küçük bir tohum, büyüdükçe yeşerecek, çok güzel bir çiçek olacaktı belki de. Ya da bir ağaç… yaprakları yeşil yeşil açmış. Kim bilir…
Aslı üstünü giyinip aşağı indi. Kahvaltısını yapmak için mutfağa yöneldi. Kahvaltısını yaptı, içine sığdıramadığı mutlulukla masadan kalktı. Mutfaktan çıktığı anda Karan karşısında duruyordu. Şaşırmıştı, beklemiyordu; işi vardı diye biliyordu.
Aslı, Karan’a doğru yürürken bir anda durdu. Midesi bulanıyordu, her an kusacakmış gibi hissediyordu. Az önce hiçbir şey yoktu. Bu ani gelen kusma isteğinden nefret ediyordu. Ellerini ağzına götürdü, arkasını döndü ve lavaboya doğru seri adımlarla yürüdü. Klozetin başına geçer geçmez kusmaya başladı. Şu ana kadar kendini tuttuğuna şükrediyordu.
Aslı bu düşünceler içindeyken Karan’ın sesi düşüncelerini kesti.
“Aslı?!”
Sert adımlar koridorda yankılanıyordu. Aslı’nın utançtan yüzü kızardı. Aslında utanılacak bir şey yok gibiydi; herkes kusabilirdi, değil mi?
O sırada banyonun kapısı açıldı. Karan Aslı’nın yanına çöktü.
“İyi misin?” dedi. Yüzü gergindi ama sesi yumuşaktı.
Aslı gözlerini kaçırdı.
“İyiyim,” dedi.
Gözlerini kaçırmasının sebebi utanç mıydı, kendisi de bilmiyordu.
Karan sert tavrını bırakmıştı.
“Bana bak.”
Aslı Karan’a bakarken dünyası durdu.
Karan, Aslı’nın yüzünden saçlarını çekti, peçeteyle ağzını sildi.
“Ödümü kopardın kadın.”
Aslı gülerek,
“Mide bulantısı aniden geliyor, sinir oluyorum,” dedi.
Karan, Aslı’nın bu haline belli belirsiz gülümsedi.
“İstediğin yere kusabilirsin, tutmana gerek yok.”
Aslı “yok artık” der gibi baktı.
“O kadar da değil.”
Karan elini Aslı’nın yüzünden çekmedi.
“Koşar gibiydin kayıp düşecektin.”
Aslı itiraz etti:
“Gayet de düşmeden yürüyordum.”
Karan, Aslı’ya cevap vermek yerine onu kollarına aldı. Lavabodan çıktılar.
Aslı utançla,
“Karan bak, sabah sabah herkes ayakta… indirir misin?” dedi.
Karan Aslı’ya cevap vermedi. Attığı bakış, Aslı’yı susturmaya yetmişti bile.
Yukarı çıktılar. Odaya geldiklerinde Karan, Aslı’yı yatağın üstüne bıraktı. Gardıroptan Aslı’ya bir elbise aldı ve eline uzattı. Siyah, düz bir elbiseydi.
Aslı gülmemek için kendini zor tuttu.
Aslı üstündekileri çıkardı, ardından Karan’ın uzattığı elbiseyi giydi. Daha sonra aşağı indiler. Bahçeye ulaştıklarında arabaya bindiler.
☁︎⋆。°☾°。⋆☁︎
Aslı sedyede yatıyordu. Bir ekrana, bir de Karan’a bakıyordu. Karan, Aslı’nın elini tutmuştu. Ekrana bakarken gördükleri küçücüktü.
Doktor ikisine baktı:
“Şu anda bebeğin sağlığı her bakımdan iyi. Cinsiyetine gelirsek, kız bebeğiniz olacak.”
Aslı’nın gözleri doldu.
Karan dondu.
Aslı gözleri dolu halde Karan’a baktı.
Karan, Aslı’nın elini sıktı. Yumuşak ve narin dokunuşu sanki “ben buradayım” diyordu.
☁︎⋆。°☾°。⋆☁︎
Akşam olmuştu. Aslı pijamalarını giymiş, yatağa uzanmıştı. Gözlerini tavana dikmişti. Ne zamandır böyle baktığını bilmiyordu. Bir serçenin güle konduğu gibi mutluydu.
Düşüncelerini açılan kapının sesi böldü. Göz göze geldiler. Aslı, bakmaya doyamadığı bal rengi gözlere bakarken Karan da Aslı’nın mavilerine kitlenmişti.
Karan, Aslı’ya bakmayı bırakıp,
“Uyumadın mı?” dedi.
Aslı umarsız bir şekilde,
“Uyumak istemedim,” dedi.
Karan tek kaşını kaldırdı.
“İstemedin mi?”
Aslı başını salladı.
Karan üstünü çıkarırken Aslı yorganın içine girdi. Karan kaşlarını hafifçe kaldırdı, üstünü giyip yatağa uzandı. Aslı o sırada yorganı başına çekti.
Karan, Aslı’nın bu hareketlerine anlam veremedi. Hamilelik bu tarz olumsuzluklar da mı yapıyordu yoksa?
Aslı dayanamayarak konuştu:
“Bebeğimiz bir isme ihtiyaç var.”
Karan Aslı’ya baktı.
Aslı bu bakışı biliyordu.
“Elfida,” dedi, işaret parmaklarını birbirine sürterek.
Karan’ın eli hâlâ Aslı’nın karnının üzerindeydi. Parmakları sanki orada atan minik kalbi hissedebilecekmiş gibi sabit durmuştu.
“Yeşim olsun,” dedi bu sefer daha net, daha kararlı.
Aslı kaşlarını hafifçe çattı, merakla ona baktı.
“Neden Yeşim?”
Karan’ın bakışları bir anlığına yumuşadı. O sert, herkesin korktuğu adam gitmişti sanki. Yerine sadece bir baba vardı.
“Değerli bir taş…” dedi yavaşça.
“Herkes kıymetini bilmez ama bilen için vazgeçilmezdir.”
Aslı’nın gözleri doldu. Bu sadece bir isim değildi. Karan’ın içini açtığı nadir anlardan biriydi.
Karan devam etti, sesi daha da alçaldı:
“Ve güçlüdür… dışarıdan narin görünür ama kırılmaz.”
Aslı dudaklarını ısırdı. Gözlerinden bir damla yaş süzüldü ama bu hüzünden değildi.
“Yeşim…” diye fısıldadı.
İsmi ağzında çevirdi, sanki bebeğini ilk kez çağırıyormuş gibi.
Karan başını hafifçe eğdi.
“Yakışmadı mı?”
Aslı hemen başını salladı. Bu sefer gülümsüyordu.
“Çok yakıştı…” dedi.
“Bizim kızımıza yakıştı.”
O an oda sessizleşti. Dışarıdaki dünya, Karan’ın geceleri hükmettiği karanlık düzen, telefonlar, tehditler… hepsi yok olmuş gibiydi.
Sanki dünyada üç kişiydiler.
Karan elini Aslı’nın karnından çekmedi.
Sanki bırakırsa bir şeyler ters gidecekmiş gibi.
Aslı yavaşça Karan’ın omzuna yaslandı.
“Hoş geldin, Yeşim…” diye fısıldadı.
Ve ilk kez…
Karan Yalçın gerçekten korktu.
DEVAM EDECEK...
