4. bölüm · Karanlık Sanrının Ötesinde
4.BÖLÜM -Mapushane aşıkları
Şu anda karakoldaydık. Nezarethanede bekliyorduk; ifadelerimiz alınmıştı. Karşı tarafın ayılmasını bekledikleri için süreç uzamıştı.
Nezarethanedeki banklardan birinde dördümüz oturuyorduk. Karşımızdaki adamlara dik dik bakıyorduk.
En sonunda Eslem bu sessizliğe son verdi:
“Zeynep, biz bu duruma nasıl düştük?”
“Valla kanka, ben adamın kafasına sandalyeyi geçirdikten sonrasını hatırlamıyorum,” dedim.
Eslem, Eslemnaz’a baktı.
“Bana öyle bakma. Ben de sürahiden sonrasını hatırlamıyorum,” dedi Eslemnaz.
Elis’e döndü.
“Ben de adamın suratını masaya geçirdikten sonrasını hatırlamıyorum,” dedi Elis.
Bir anda Eslem’e döndüm.
“Kanka, sen niye adamın nabzına bakıyorsun? Sana ne, öldü mü kaldı mı? Allah Allah!” dedim.
Eslem omuz silkti.
“Ama ben görevimi yapıyorum. Benim görevim insanları iyileştirmek, yaşatmak değil mi?” dedi.
“Kankam, görevini yapma demiyorum. Tabii ki adamın hayatını kurtarmak senin görevin. Ama kavganın ortasında ne işin var? Gelsene bizim yanımıza, adamlarla kavga et!” dedim.
Arkamı dönüp yürüdüm. Adamların hâlâ bize baktığını görünce sertçe çıkıştım:
“Ne bakıyorsunuz? Dönün önünüze!”
Sesimi yükselttim:
“Dönün önünüze lan!”
Adamlar hemen başlarını çevirdiler.
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeriye hafif kıvırcık saçlı, gözlüklü, kestane rengi gözlü arkadaşım Nilay girdi. Kolunda çantası, ayağında topuklu ayakkabılarıyla tam bir savcı gibi görünüyordu.
Ama o ciddiyeti bozan bir detay vardı…
Elinde zeytinli poğaça ve şeftalili meyve suyu vardı.
“Gerçekten mi Nilay? Burada da mı yani?” dedim.
Nilay’ı görünce kimse yerinden kıpırdamadı. Sadece masadaki memur ayağa kalkıp selam verdi.
Nilay bize bakıp gülümsedi.
“Bakıyorum yine düşmüşsünüz,” dedi.
“Ama sen yoksun. Sana özel rezervasyon yaptırmıştık,” dedim.
Nilay hiç istifini bozmadı. Elindekileri yemeye başladı. Resmen inadına yapıyordu.
“Nilay,” dedim tatlı tatlı.
“Efendim, kankam?” dedi.
“Şundan bir ısırık alayım,” dedim.
“Yok, olmaz kankam,” dedi.
“Bir ısırık ver, olayı anlatayım,” dedim.
Nilay gülerek başını salladı.
“Olayı zaten kamera kayıtlarından izledim. Yalan yok, çok eğlendim. Hatta yanımda kaydını da aldım, açıp açıp izlerim,” dedi.
“Öyle mi Nilay?” dedim.
“Buradan çıktıktan sonra çiftliğimdeki bütün hayvanlara senin adını vereceğim: kedi Nilay, köpek Nilay, kuş Nilay, at Nilay…”
Sesimi biraz yükselttim.
“Sen beni tehdit mi ediyorsun?” dedi.
“Yok canım, niye tehdit edeyim? Bir terörle mücadele savcısını tehdit edecek değilim. Sadece olacakları söylüyorum,” dedim masum bir şekilde.
Ona gülümsedim, öpücük attım ve yerime oturdum.
Nilay başını salladı.
“Biraz daha burada kalın da aklınız başınıza gelsin,” dedi ve arkasını dönüp gitti.
“Gavur…” diye mırıldandım.
Sabaha karşı bizi serbest bıraktılar.
Restorana kadar yürüdük. Arabanın yanına gelince Eslemnaz’ı motoruna bindirdik. Biz de arabaya binip yola çıktık.
Yarı uyur, yarı uyanık hâlde herkesi evlerine bıraktım.
Eve geldiğimde güvenlikteki Mehmet amcanın selamını aldım. Ben yokken gelen kargolarımdan bazılarını aldım, arabayı park edip apartmana girdim.
Kapıya geldiğimde sabah ezanı okunuyordu.
Kapının önündeki kargoları görünce hem mutlu oldum hem de içim burkuldu.
Kapıyı açıp hepsini sessizce içeri taşıdım. Bir tanesi tam düşecekken son anda yakaladım. Bütün apartmanı ayağa kaldırmak istemiyordum.
Hiçbirini açmaya uğraşmadım. Hızlıca kapıyı kapatıp odama geçtim.
Dolabımı açıp pijamalarımı çıkardım. Duş almayı düşündüm ama çok yorgundum, vazgeçtim.
Pijamalarımı giyip yatağa uzandım. Telefonumu sessize alıp “rahatsız etme” moduna geçirdim. Battaniyenin altına girdim.
Bu saatten sonra bomba patlasa zor uyanırdım.
Saat 16.45’te uyandım.
Yaklaşık 11 saat uyumuştum ama bana yetmemişti. Biraz daha uyuyup toplam 13 saate tamamladım.
Yataktan kalkıp telefonuma baktım.
Annemden gelenleri görünce gözlerim açıldı:
99+ mesaj, 55 arama, 89 görüntülü arama, 50 sesli arama…
“Kesin kadını delirtmişim,” dedim.
Mesajları okumaya başladım ama annemin mesajlarına gelince durdum. Şu an okuyacak hâlim yoktu.
Telefonu bırakıp banyoya girdim. Duşumu yaptım.
Dalin’le yıkanmış bebek gibi kokuyordum.
Mis gibi…
Saçlarımı kuruttuktan sonra kargoların başına geçtim. Bir yandan da dizi açtım.
Benim dizi aşkımı kimse sorgulayamaz!
Kargoların bir kısmı kitap, bir kısmı kıyafet ve ayakkabıydı.
Tek tek açtım.
En son pakete geldiğimde onun da kitap olduğunu görünce rahatladım.
Artık içim rahattı.
