1. bölüm / 9
KARA BÜLBÜLGİRİŞ
Bölümler 9Şu an: GİRİŞ
- 1 GİRİŞ1.110 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 1. Bölüm: Yalanlar ve gerçekler2.949 kelime
- 3 2. Bölüm: Kara bülbül.1.849 kelime
- 4 KARAKTER TANITIMI143 kelime
- 5 3. Bölüm: Karokal.2.312 kelime
- 6 4. Bölüm: Kaçırılma1.283 kelime
- 7 5. Bölüm: Aşılan çizgiler1.939 kelime
- 8 6. Bölüm: Duyulanlar ve görülenler1.767 kelime
- 9 7. Bölüm: Geçmiş ve gelecek arasında1.678 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yaşattıklarına rağmen hala acı çekmiyor musun?
Unutma acı hissetmiyorsan o acının sana ulaşmasına milimler kalmıştır.
~Kara bülbül
Gördüğüm manzara ile hemen gözümü devirdim.
Tam penceremin karşısında başkanın evi vardı!
Penceresinin hemen yanına da utanmadan bu yazıyı yazmışlardı.
Tabii ki de bunu kara bülbül yazmıştı
Örgüt olan...
Aslında bir nevi de haklılardı çünkü başkan yüzünden adalet diye bir şey kalmamıştı. Karşı gelenleri ise gözünü kırpmadan öldürülüyordu.
Bir tek buna kara bülbül karşı geldi fakat biz onu desteklemek yerine kötülüyorduk.
Ölmemek için
Başkan desteklediğimizi görürse gözünü bile kırpmadan bizi öldürüldü.
Aslında idam falan da yoktu. O derece umursamıyorlardı. Direk yol kenarında bile işlerini halledebiliyorlardı. Karşı gelmek isteyenler bu yüzden bunu dile getiremiyordu. Bazıları ise bunu açık açık destekliyordu.
Avukatlar.
Hakimler.
Savcılar.
Ailem.
Abim zaten hakim olduğu için ölümüne bunu destekliyordu.
Neva kardeşim hukuk okuduğu için o da diğerlerine katıldı.
Annem ve babam ise gençliğinde aileleri başkanı savunduğu için ve onların ne kadar iyi olduğunu anlattıkları için hala onlara güveniyorlardı.
Hiç birini anlamıyordum.
Bunun nesini savunuyorlardı?
Adalesizliğine mi?
Neyinden zevk alıyorlardı?
İnsanları öldürdüklerine mi?
Bunları boş verip tekrar gözümü devirdim.
Pencere kenarından çekilip odamdan çıktım.
Aşağıdan abim ile kardeşimin kavga seslerini duyabiliyordum.
"Bende geliceğim işte mahkemeye!" diyordu neva.
Ama abim onun sözüne karşılık en sert cevabı veriyordu.
"Senin orda ne işin var neva?(!) Kendine gel!"
Seslerine doğru gidip sonunda mutfağa ulaştım.
"Noluyor burada bakayım?"diye merakla sordum.
İkisinin de ölümcül bakışları beni bulduğunda gözlerimi kocaman açıp arkamı döndüm. Annem tezgah başında kahvaltı hazırlıyor, babam sanki evde kıyamet kopmuyormuş gibi televizyon izliyordu.
"Günaydın anne."dedim yanına vararak.
Bana dönüp en sıcak bir şekilde gülümsedi. "Günaydın lalin."
Lalin...
Lalin yıldırım.
Benim adım.
"Noluyor yine bunlara?"dedim başımla kavga eden ikiliyi göstererek.
Annem kafasını umutsuz bir şekilde iki yana salladı.
"Bunlar kaç yaşına gelmiş hala kavga ediyor." Bu esna da sesini yükseltip, "Sanki çocuklar!"diye bağırdı.
Kardeşim ve abim anın da bize döndü. Neva, "Anne oğluna bir şey de."diye sızlandı.
Neva 20 yaşındaydı.
Ama çocuk gibi davranmayı hiç bir zaman bırakmıyordu.
Abim ise her zaman ki gibi yükselerek karşılık verdi.
"Asıl sen kızına bir şey de!"
Annem ikisinin sorusuna karşılık bile vermeden tekrar önüne döndü.
"Abinin bir mahkemesi var ve neva da mahkemeye katılmak istiyormuş lalin." dedi annem.
Kaşlarımı çattım.
Bunun için mi kavga ediyorlardı?
Kafamı olumsuz bir şekilde iki yana salladım ve arkama dönüp o ikilinin yanına oturdum.
"Bende geleceğim."
Dediğim cümle ile ikisi de bana gözlerini kocaman açtı.
Neva bana kaşlarını çatıp hafifçe yükseldi.
"Daha ben ikna etmedim sen nereye?!"
Tam ben tekrar konuşucaktım ki televizyon başındaki Halil babamın sesi yükseldi.
"Böyle her istendiğinde mahkemelere katılabiliyor muyuz? Başkanımız ne iyi kalpli."
Tabii insanları sokakta öldürmesini saymassak...
"İkiniz de gelmiyorsunuz o kadar!" dedi abim en sert şekilde.
Tam o an babam araya girdi.
"Hayır üçünüz de gidiyorsunuz" dediğinde gür bir şekilde kahkaha attım.
Babamın sözüne karşı gelemezdi.
Abim ağzını açıp tam bir şey diyecekti ki hemen geri kapattı. Ve sert şekli ile konuştu.
"Anne getir artık şu kahvaltıyı! Geç kalacağım mahkemeye."
Neva gülerek araya girdi.
"Geç kalacağız demek istedin heralde abicim."
Sinsi bir şekilde sırıttığım sırada annem kahvaltıyı hazırlamıştı.
"Çabuk yiyin sizi bekleyemem."dedi abim.
Beklemek zorundaydı.
Kahvaltı etmeye başladım.
Bir dakika.
Ben niye gidiyordum?
Çünkü evde can sıkıntısından patlıyorsun lalin!
Arkadaşlar ben okumuyordum.
Ve hiç bir meslek sahibide değildim.
Aslında hayalimi gerçekleştirip öğretmen oluyordum ama başkan hukuk hariç kimsenin meslek sahibi olacağına izin vermiyodu.
Kural 1.
Bir kaç dakika daha kahvaltı yaptıktan sonra odama çıkıp üstüme mavi bir pantolon ve beyaz bir üst giydim. Çıkmadan önce paltomu alıp hızla merdivenlerden indim.
Abim iki kolunu birleştirmiş bana aşağıdan bakıyordu.
"Lalincim senin yaşın kaç?"
"Yirmi altı."
"Peki kaç dakika da hazılandın?"
"Yaklaşık yarım saat."
"Çocuklar senden daha hızlı hazıralnıyor." Bu esna da anneme doğru bağırdı. "Anne şunu anaokula yazdırın!"
Gözlerimi kocaman açıp koluna vurdum. "Asıl sen kendine bak. Hareketlerin çocuk gibi. Bir de hakim oluyorsun."
Abim gözlerini devirdiği sırada neva, "Hadisenize!" Diye bağırdı.
Sinrile kapıya yürüdüm ve ayakkabılarımı giydim.
Hava soğuktu.
Soğuk esiyordu ve hafifçe yağmur yağıyordu.
Yağmuru severdim ama bazen ıslanınca çok kötü oluyordu.
Kış mı yaz mı sorusuna ise kesinlikle yaz derdim.
Yağmuru severdim ama yaz akşamları benim için bir başkaydı.
Yolda yürürken bir yerde yatan bir adama denk geldim. Kaşlarımı çatmama gerek kalmadım çünkü bu manzara her sabah gördüğüm bir manzaraydı.
İki ihtimal vardı.
Ya içmişti ya da öldürülmüştü.
Birinciyi tercih ettim çünkü ikinciye dayanamazdım. Her gün görmeme rağmen artık dayanamıyordum.
Ayağımla itelediğimde gördüğüm manzara ile gözlerimi kaçırdım ve yüzümü buruşturdum.
İkinci ihtimaldi.
Adam ölmüştü.
Teni beyaza dönüşmüştü.
Kim bilir ne zamandır buradaydı?
Onu yerden kaldırmak istedim ama abim ve neva burada olduğu için ilgilenemedim.
Yürümeye devam ettiğimiz de adliyeye varmıştık.
Az ileriye gözlerimi kısarak baktım.
Kameramanlar ve muhabirler her zamanki gibi malum yerde bekliyordu.
Bu ülke de kamereman ve muhabir olunabiliyordu. İhanet etmeyip başkanın yanın da olduğun sürece.
Kural 2
Her zaman ki gibi bize doğru yürüdüler.
Nevanın heyacanlı olduğu kesindi ama ben her an bunlara yumruğu geçirebilirdim.
"Merhabalar iyi günler sayın hakim. Ben muhabir nehir. Siz bu mahkeme ile alakalı ne düşünüyorsunuz? Başkana karşı geldi diye öldürülmeyi hak ediyor mu?"
Mahkemeye çıkmasına gerek yoktu. Hemen şimdi öldürebilirlerdi ama artık adalet olmadığı için doğru dürüst mahkemeler de yoktu. O yüzden boş boş böyle mahkemeler düzenliyorlardı. Zaman kaybından başka bir şey değildi.
"Merhaba, iyi günler. Bunun hakkında benin görüşlerim şudur, başkana karşı gelemenin cezası kesinlikle ölümdür."
Kural 3
"Ve kesinlikle ölümü hak ediyor."
Abimin bu açıklamasından sonra bana döndüler.
Bıktım!
"Acaba siz ne düşünüyorsunuz?"
Ben ne alaka ya
Tabii ki de aklımdakileri dile getirmeyecektim. Çünkü cezası ölümdü!
Zoraki bir şekilde tebessüm ettim.
"Ben de aynı şekilde düşünüyordum." dedim en gerçekçi şekilde. Ben bana bir daha soru sormayacak diye düşünürken o ikinci soruyu sordu.
"Peki kara bülbül hakkına ne düşünüyorsunuz?"
Çok şey.
Tabii ki de bunu demedim.
İyi şeyler düşünüyordum ama tabii ki de onlar hakkında kötü şeyler dile getiricektim.
Bu ülke de doğru konuşmak yasaktı.
"Onları hiç bir zaman analamayacağım. Mafya mı örgüt mü ne hiç bir işe yaranamıyorlar." dedim kısaca.
Muhabir kafasını salladı.
Tam bir tane daha soru soracaktı ki aralarından geçtim.
İşim gücüm yoktu bir de onlar ile uğraşıcaktım!
Nevaya soru sormadıkları için o üzgün gözüküyordu. Bana soru sormasalardı ben havaya uçardım.
Adliyeye girdik.
Duruşma şimdi başlayacaktı ve ben neva ile sadece izleyecektim.
8 saat sonra.
SEKİZ SAAT!
Duruşma tam sekiz saat sürmüştü ve hep boş boş konuşmakla zaman geçmişti!
Neyseki eve varmış şu an odamdaydım.
Acayip uykum geliyordu ve saat şu an ona yakındı.
Tam gözümü kapattım uykuya dalacaktım ki yine miran abimin ve nevanın kavga seslerini duydum.
Bunlar beni delirticekti!
Gözlerimi devirdim ama tam o an gözüme kocaman bir yazı çarptı.
Gördüğüm yazı ile gözlerimi kocaman açtım. Kalbim yerinden çıkacak kadar hızlı atarken, ben o zaman korkudan ne yapacağımı bilemiyordum.
Biz ne mafyaydık ne de örgüt. Biz bizdik. Biz sadece kara bülbüldük.
~kara bülbül.
Bölüm etkileşimi
