KARA BÜLBÜL kitap kapağı

3. bölüm / 9

KARA BÜLBÜL

2. Bölüm: Kara bülbül.

Vaveyla Yazarı: Gülnaz Demirhan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 2. Bölüm: Kara bülbül.

Bu hayatta hep zorluklarla karşılaştım.
Ölümlerden piskolojik şiddete kadar zorluklar ile karşılaştım. Edebiyat öğretmeni olmak üzereyken yeni bir kural açıklandı.
Hukuk ve gazetecilik bölümü (mesleği) hariç bu ülke de hiç bir mesleğe izin verilmeyecektir. Karşı gelenleri ölüm ile cevaplarız.
O kadar çaba göster, o kadar emek harca ama tek bir cümle ile hayellerin yıkılsın.
Ama hiç biri bu kadar canımı yakmamıştı.
Abimi kanlar için de gördüğüm andan beri kendime gelmem dünyanın en imkansız şeyi gibi gözüküyordu.
Hala beyaz ceketim ile yarasına baskı yapıp kanamasını durdurmaya çalışıyordum. Yaşayacak diye mırıldanıyordum her defasında. Yaşayacak. Bırakmaz o beni.
Araba da katiler ile birlikte olmam iyi bir şeye sebep olmayacaktı.
Üstelik bu katiler kara bülbül ekibiydi.
Üstelik bu katil Tungar karabülbül'dü.
Şu an onca şeye rağmen aklıma kazıdığım iki düşünce vardı. İki düşünce de hiç istemediğim kadar karanlık ve can yakıcıydı.
Kendi canımı.
Abimin canını.
Şu an bu katiler araba da her an işimi bitirebilirlerdi. Şu an hiç bir ip ucu bırakmadan beni yok edebilirlerdi. Ama abim bu haldeyken kendi canımı bile düşünemiyordum.
"Hastaneye sürün!" dedim sesimi hafifçe yükselterek.
Onların malikanesine gidecek değildim.
Hepsinin bakışı bana döndü. Bir canavar görüyorlarmış gibi bir bakış attılar.
"Hastane olmaz." dedi tungar en sakin ses tonuyla.
Ama ben öyle davranmayacaktım.
"Bana bakın hepiniz."dedim ciddiyetle sesimi hafifçe yükselterek.
"Sizin kurallarınız veya adaletiniz beni ilgilendirmiyor. Benim şuan isteğim ne adalet ne intikam. Sizin adalet yalvarışınız yüzünden benin abim vuruldu! Ve siz şimdi abimi hastaneye götürmeyeceğinizi mi söylüyorsunuz?"
Hepisinin yüz ifadesi bir katilin yüz ifadesinden farklı değildi. Hepsi elini kana bulamıştı. Ve eminim söylediğim cümle ile iğne ucu kadar korkmamışlardır.
"Hastaneye gitmeyeceğiz çünkü polisin abini neden vurduğunu bilmiyoruz. Abin bir şeyler karşıtırmış olabilir. Ve hatta sen o zaman elini kaldırmasaydın şuan vurulmuş olabilirdin."
Tungarın sakin ve anlayışlı sesi kulaklarıma ulaştığın da ben hiç de sakin olamıyordum.
Benim abim vurulmuştu!
"Hep sizin yüzünüzden!" diye bağırdım.
Arka koltukta uyuyan bir adam yere düşerek bir kaç kez sövdü.
"Lan oğlum yatarken bile rahat yok. Adını bilmediğim kadın lütfen o sesini biraz kıs yoksa uykusuzluktan ölüceğim."
Geber inşallah!
Hiç kimseyi umursamadan abimin yarasına tekrar baktım.
Kanaması durmuyordu!
Beyaz ceketim adeta kan gölünden çıkmış gibiydi. Ve ceketimi kaldırdığım da ise hala kanaması olduğunu görebiliyordum.
Gözlerimden yaşlar gelmeye başladığında sessiz bir şekil de ağlamaya başladım.
Kanlı ceketi alıp kucağıma bıraktım. Üstümdekine baktım. Beyaz bir tişort...
Bez çantamı alıp içindekileri hepsini boşaltamaya başladım. Ve çantayı abimin yarasına sıkı bir şekil de baskı uygulamaya başladım.
"Abi!" dedim sesimi kısık çıkartmaya çalışarak. "Uyan."
Sessizlik.
Abimin kapalı gözlerine bakıtığım da daha çok ağlamaya başladım. Titreyen ellerimle abimin nabzına baktım.
Çok yavaştı.
Her zamanki gibi.
"Şu an gideceğimiz yer bizim malikanemiz. Yani orada hiç olmadığımız kadar güvendeyiz. Oraya vardığımız da doktor çoktan orda olmuş olacak. Yani kısacası abin yüz de yetmiş beş hayatta olacak." dedi tungar içimi rahatlamak istermiş gibi. Sonra hiç beklemediğim bir hareket oluştu tungarda. Üzerindeki ceketi tek bir hamle de çıkartıp bana verdi. Ceketi uzattığın da boş boş ona baktım.
Sonra yine kafasını sağa eğerek güldü.
"Abinin yarasına bastır diye veriyorum." dediğin de çaktırmadan ceketi aldım.
"Bunu zaten biliyordum. Açıklamana gerek yoktu."
Hayır bilmiyordum.
Kahkaha atmasını umursamadan ceketi abimin yarasına bastırdım.
"Sen kaç yaşındasın?" diye sordu ayaz.
Gözlerimi abimin yarasından çekip ayazın gözlerine diktim.
Yeşil gözü ve sarı saçları vardı. Sarı saçlarını ve yeşil gözlerini her gördüğüm de aklıma neva geliyordu.
Onun da saçları sarı, gözleri yeşildi.
"Yirmi altı." dedim anlam veremeyerek.
"Neden sordun?"
Ayaz gülmeye başladığın da keyifli görünüyordu.
"Ben yirmi yedi yaşındayım. Senden büyük olduğum için bana abi demen gerekiyor. Üzgünüm."
Gözlerimi kocaman açıp yüzümü buruşturdum.
"Salak mısın sen?"
Bu soruyu beklememiş olması lazım ki kaşlarını çatmış, affalamıştı.
Bana doğru eğilip gözlerini bana dikti.
"Salaklık değil bu. Buna saygı deniliyor. Tabii saygının ne olduğunu biliyorsan."
Kendimi rahatsız olmuş bir şekil de geriye ittim.
"O kadar cahil değilimdir." dedim ve ekledim. "Ne zaman sizin bu malikanenize varacağız?"
Ayazın yanında ki mahir denen adamın gözleri beni buldu.
Burda olmamdan rahatsız görünüyordu.
"Geldik bile." dedi.
Ağlamaktan şişmiş gözlerimi pencereye doğru götürdüm.
Açık söylüyorum bu kadarını beklemiyordum.
Büyük bir malikaneydi.
Pardon ona bir villa desem daha doğru olacaktı.
Sessiz bir sokaktı. Çok az evler vardı.
Burası terk edilmiş görünüyordu.
Yani burda onları başkan bile bulamazdı.
Kendime gelmeye çalışarak gözlerimi pencereden ayırdım.
Ayaz ve mahir abimi eve taşımak ellerinden ve bacaklarından tuttu.
"Dikkatli olun!" dedim.
Bu soru mahirin sinirlenmesine sebep olmuşken ayazı güldürmüştü.
Bu adam gülme hastası falan mıydı?
"Şimdi bacağını kıracağım." dedi ayaz sırıtarak.
"Ruh hastası!" diye bağırdım.
Onlar abimi tedavi etmek için gittiklerin de arka koltuktan bir ses yükseldi.
"Geldik mi lan?"
Arkamı dönüp omzumun üstünde baktım. Tam konuşacak iken tungar araya girdi.
"Sen hala uyuyor musun? Boluya geldik lan!" diye arkadaki şahısa en gerçekçi şekil de bağırdı.
Arkadaki adam şaşırmış bir şekil de bağırdı. "Ne?(!)"
Daha kelimesini tamamlamadan tekrar düşme etkisiyle araba sallandı.
Gülerek arkamı döndüm.
"Yine mi düştün sen?" dedim alayla.
Adam kolunu tutarak doğrulmaya çalıştı.
Yüzünü buruşturarak koluna baktı.
"Bu sefer harbi kolumu kırdım."
Tungar buna gür bir kahkaha attığın da ben sadece tebesüm etmiştim. Daha sonra abimin vurulmuş olduğu akıma geldiğin de o tebesümüm de dudaklarım da soldu.
Önüme dönüp hemen arabadan indim.
Çok beklemeden tungar da indiğin de bana yetişti.
Kolu koluma değiyordu ve bu beni ister istemez hem korkutuyor hem de heyecanlandırıyordu.
"Sen koşuyor musun yoksa yürüyor musun?" diye sordu tungar bana anlam veremeyerek bakarak.
Ona bakıp bağırdım. "Görmüyor musun salak koşuyorum!"
Tungar gülerek bana baktı. "Ben de şakasına demiştim zaten lalin."
Lalin...
İlk defa ismimi söylemişti. O önüne döndüğün de bile ben onun o zaman yüzüne odaklanmış bir şekildeydim.
Bunu hissetmiş olmalı ki tekrar yüzü bana döndü. "Sakın bana aşık olduğun için öyle baktığını söyleme."
Refleksle önüme döndüm.
Salaksın işte lalin. Salaksın!
"Saçmalama! Sen önüne dön." dedim.
Kapının açın olduğuna şükredip hemen içeri daldım. Ayaz bana doğru yürüdüğün de gülmüyordu. Yüzüm endişeli bir hal aldığın da ona doğru koştum.
"Abim nasıl? İyi mi? Ne dedi doktor? Yaşayacak mıymış?" diye sesimi hafifçe yükselttim.
Endişeli halimi ayaz gördüğün de tebesüm etti. "Doktor kanamasını durdurmuş. Şimdi gerekenler o yapacak. O zamana kadar odaya gel." dediğin de derin bir nefes almıştım.
Ölecek diye çok korkmuştum.
Kafa sallayıp ayazı takip ettim.
Arkamda biri olduğunu hissedip refleksle arkama baktım. Tungar ellerini cebine koymuş beni takip ediyordu. Gözleri beni bulduğun da tebesüm ederek göz kırptı.
Gerizekalı!
Önüme döndüğüm de ayaz beni salona getirmişti. Ne büyük bir salondu ne de küçük.
Çünkü burası o kadar büyüktü ki buna büyük demek saygısızlık olurdu.
Burası ultra büyüktü!
Bu beni güldürdüğün de yanımdan bir ses geldi.
"Neye gülüyorsun?"
Tungar yanıma gelmiş bana bakıyordu.
Ona sevimsiz bir şekil de güldüm.
"Katiler ile konuşmuyorum." deyip önüme tekrar döndüm.
Odaya girip kendimi bir koltuğa bıraktığım da bir şey fark ettim.
Burda tanımadığım iki kişi vardı.
Ve ikisi de kızdı. Kara bülbül ekibin de kız mı vardı?
İkisi de bana anlam veremeyerek baktığın da gözlerimi devirdim.
"Sen?" dedi içlerinde ki bir kız.
Ona dönüp konuştum.
"Ben lalin yıldırım. Miran yıldırımın öz kardeşi lalin yıldırım." dedim üstüne basa basa.
Kızın yüz şekli değiştiğin de geri çekilip koltuğa yaslandı.
"Beni korkutmuyorsun."
"Korkutmak istiyor gibi mi gözüküyorum?"
"Hayır, salağın teki gibi gözüküyorsun."
"Kendini başkaları ile karşıtırmaya son vermelisin. Çünkü bu senin için iyi olmayacak."
Bu son cümlem onu sinirlendiğin de tungar araya girdi.
"Pekala kavganız bittiyse tanışın. Öncelikle ben başlayayım." dedi. Daha sonra gözlerini bana değdirip ciddiyetle konuştu.
"Ben tungar karabülbül. Kara bülbülün kurucusuyum. Ve aynı zaman da ali bektaşın katiliyim."
Yutkunarak gözlerimi gözlerinden ayırdım çünkü ali bektaş dediği kişi başkan ata bektaşın oğluydu.
Tungar başkanın oğlunu öldürmüştü.
Tungar geri çekilip eliyle beni gösterdi.
"Sıra lalin yıldırım kişisinde."
Hayır korkak görünmemeliydim.
Ben neden şu an korkak gibi duruyordum?
Ah aptal lalin çünkü yanın da şu an tam tungar karabülbül vardı!
Derin bir nefes alıp konuşmaya başladım.
İnşallah sesim titremez.
"Ben lalin yıldırım. Normal de edebiyat öğretmeni olucaktım ama başkanın yeni kuralı yüzünden mesleğimi elime almadan geri aldılar. Yaşımı soracak olursanız da yirmi altı yaşındayım. Onun dışın da önemli bir şey yok."
Bu cevaplar herkesi şok etmişti.
Hayır yani başkanı destekleyen biri illa hukuk mu okumalıydı?
Başkanı bile desteklemiyordum ki rol yapıyordum!
"Sen başkanı desteklediğin halde hukuk okumadın mı?" dedi adını bilmediğim bir kız.
Ona bakarak derin bir nefes aldım.
"Başkanı destekleyen kişiler illa hukuk okumalı diye bir kural yok." dedim sinirle.
Kız bu cevabıma şaşırarak kafa salladı.
"Ayaz sıra sende." dedi tungar.
Biz ilk okulda mıyız böyle tanışıyoruz?
"Ben ayaz karabülbül. Tungarın kuzeniyim.Yirmi yedi yaşındayım ve bende küçük olanlar kesinlikle bana abi der." dedi son cümleyi bağırarak.
Bu adam ruh hastası falan mıydı yoksa ben mi sadece böyle düşünüyorum?
Tungarın söylemesine gerek kalmadan mahir kendini kısa bir şekil de açıkladı.
"Ben mahir. Soy ismimi bilmene gerek yok. Yirmi sekiz yaşındayım."
Bu soğukluğu doğuştan gelme falan mıydı?
Onun bu soğuk cevabına gözümü devirdiğim de koltuktan düşen adamın sesi yükseldi.
"Ben akın. Evet biliyorum çok havalı bir ismim var. Yirmi altı yaşındayım ve çok eğlenceli birisiyimdir. Beni bulan hayatını yaşar demem de bir sıkıntı var mı acaba?"
Akının bu cevapları benim tebesüm etmemi sağlamıştı. Komik bir adamdı ve benimle yaşıttı.
"Sıkıntı yok çünkü söyledin bile." dedi mahir.
Akın mahire göz kırptığında mahir ona sövmüştü.
Bu ikiliye göz devirdiğim sırada iki kızdan birin den bir ses işittim.
"Ben de ecrin. Evet biliyorum benim de havalı bir ismim var. Yirmi beş yaşındayım ve hayatımın son beş yılı bu salaklar ile geçti."
Demek beş yıldır bunların arasındaydı.
Ecrin, "Sıra sende." dedi kavga ettiğim kıza bakarak.
Kıza ecrine bakmayı bırakıp bana baktı.
"Ben eda. Eda aktaş. Ben de son beş yıldır burdayım yirmi altı yaşındayım." Bu esna da son cümlesini beni korkutmak amacıyla bastıra bastıra söylemişti.
"Ve küçüklüğümden beri tekvando ile uğraşıyorum. Beni küçük gören herkes bu özelliğimi bilmesi yeterli."
Hadi canım çok korktum.
Bu kız ergen falan mıydı?
Herkes kendini tanıttığın da ortama derim bir sessizlik çökmüştü. Ve bu sessizlik beni ister istemez geriyordu.
Sohbet açılsın diye aklıma gelen şeyi hemen söyledim.
"Soy isminle örgütün bir bağlantısı var mı? Çünkü ikisinin ismi de kara bülbül. Tabii soy ismin de birleşikler ama örgütün adında ayrık. Neden böyle?" dedim kafamı tungara çevirerek. Tungar bu soruyu duyduğun da kafasını bana çevirdi. Tam konuşacak iken eda araya girdi.
"Sen her şeye böyle meraklı mısın? Bunu bilmene gerek yok çünkü burda gidicisin."
Sabrımı sınamasana kızım.
Ölümcül bakışlarım edayı bulduğun da korkmamış gibiydi.
"Peki sen bu kadar kıskanç mısındır? Her şeye niye bir kurbağa gibi atlıyorsun?"
Kendimi şu an çok ergen gibi hissettim...
Tungar edanın bir daha konuşmasına izin vermeyerek konuşmaya başladı.
"Evet bir bağlantısı var. Soy ismim birkeşik karabülbül ama grup ismimiz ayrık bir kara bülbül. Çünkü kara bülbül birleşik olduğun da ister istemez kötü görünüyordu. Ve tekrar hatırlatayım. Biz örgüt veya mafya değiliz. Biz sadece kara bülbülüz."
Kafamı sallayarak önüme döndüm.
Anladık örgüt değilsiniz.
Derin bir nefes alarak önüme döndüm. Ortama tekrar bir sessizlik çöktüğün de etraftakilere göz gezdirdim. Herkes birbirine bakıyordu.
Kara bülbül dedikleri bu muymuş?
Hayalimdeki kara bülbül daha çekiciydi.
Bunu boşverdiğim sırada bir doktorun yürüyerek yanımıza geldiğini gördüm. Yerimde dikleştiğim sırada doktorun gözleri beni buldu ve olabildiği kadar sıcak bir şekil de tebesüm etti.
"Abinizin durumu iyi. İçinizi rahat tutun."
Doktorun bu cümlesiyle kalbim yeniden atmaya başladı sanki.
Nerde olduğumu unuttum ve sevinçten sanki dünya durmayı bırakmıştı.
Dudaklarım tebesüm ettiğin de doktor yanımızdan ayrılmıştı.
Abim yaşıyordu ve abim yaşayacaktı.
Bu cümle benim yaşamamı sağladı ve sağlayacaktı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

212okunma 72beğeni 9yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18