4. Bölüm - Açıklanan Yaralar

Vaveyla Yazarı: Melisa .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm - Açıklanan Yaralar

Karşınızda yeni bölüm. İyi okumalar dilerim.🤍

Demir ve ailesinin geldiğini duyduğumuz anda evin içi bir anda hareketlendi. Herkes kapıya yöneldi. Kapıyı açmak için yanına geçtiğimde, sağıma Eda, onun yanına Sevda, ardından ablam ve annem dizildi. Babam en arkadaydı.

Zil çaldı.

Elim kapı koluna giderken yüzüme yıllardır taşıdığım o sahte gülümsemeyi yerleştirdim ve kapıyı açtım.

Eğer bugün annemle babamın sergilediği o davranışlar olmasaydı, büyük ihtimalle kapıyı ilk ben açmazdım. Belki Eda, belki Sevda açardı. Ama bugün olanlar hepimizi incitmişti ve ben yine en öne geçmiş, her şeyi taşımayı üstlenmiştim.

Kapı açıldığında en önde Demir duruyordu. Üzerindeki nişan kıyafeti tertipli ve şıktı. Elinde büyük bir gül buketi vardı. Diğer elinde ise evdeki kadınlara dağıtmak için tek tek güller… Bana uzattıktan sonra sırasıyla Eda’ya, Sevda’ya, ablama ve anneme verdi. Sonra içeri geçti.

Ardından babası Kadir amca içeri girdi. Elini öptüm, o da Demir’in yanına geçti.

Kadir amcanın arkasından isimlerini bilmediğim üç kişi daha girdi: bir adam, bir kadın ve kucağında iki-üç yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim küçük bir kız çocuğu.

Kapıyı kapatıp hepimiz salona geçtik.

Demir’le ben bize ayrılan yere oturduk. Sağ tarafımıza benim ailem, sol tarafımıza Demir’in ailesi yerleşti.

&

Kahveleri yapmak için mutfağa geçtiğimde arkamdan Eda, Sevda ve ablam geldi. Kahve makinesini aldım, kahveleri hazırlamaya başladım.

Mutfağa gelmeden önce herkese tek tek sormuştum: “Şekerli mi, şekersiz mi?”

Ama şimdi kimse konuşmuyor, sadece bana bakıyordu. Zihinleri hâlâ babamın davranışlarında takılı kalmıştı.

Kahveler hazır olduğunda tepsiye dizdim. Tam çıkacakken Sevda omzumdan tuttu.

“Bari kahveye bir şey kat Yıldız.”

“Gerek yok. Zaten yeterince kötü bir gün,” dedim.

Tam gidecekken bu kez ablam araya girdi.

“Annemin dilinden kurtulmak için yap Yıldız.”

Gözlerimi devirdim. Tepsiyi tekrar tezgâha koydum. Tuzluğa uzandığım sırada ablam elimi itti ve annemin yemeklerde kullandığı isot biberini bana uzattı.

“Annem buna izin vermez,” dedim.

“Verdi,” dedi ablam. “Demir’ler gelmeden önce söyledi.”

Direnmek istemedim. İsotu alıp Demir’in kahvesine, ablamın zoruyla, iki yemek kaşığı tepeleme ekledim.

Tepsiyi tekrar elime aldım ve salona geçtim. Arkamdan ablamlar geldi.

Kadir amcaya, babama, anneme ve Eda’ya şekerli kahvelerini verdim. Ardından yeni tanıştığım Arda’ya, eşi Yağmur’a, ablama ve Sevda’ya sade kahvelerini uzattım.

Sıra Demir’e geldi.

İki yemek kaşığı tepeleme isot kattığım kahveyi ona verdim. Kendime de sade bir kahve almıştım.

Hepimiz içmeye başladığımızda herkesin gözü Demir’deydi. Kahveye bir şey katıp katmadığımı onun yüzünden anlayacaklardı.

Demir ilk yudumu aldığında dudaklarını birbirine bastırdı, gözlerini kapattı.

Gizlice güldüm. O hali gerçekten çok komikti.

Birkaç saniye sonra gözlerini açtı. İsotun acısından gözleri kıpkırmızı olmuştu ama bozuntuya vermeden kahveyi tek seferde bitirdi. Yanına koyduğum suya ya da lokuma dokunmadı.

Herkes tekrar kahvelerine döndüğünde Demir kulağıma eğildi.

“Böyle ölmem ben. Sen kafamdan sık, daha az acır,” dedi alayla.

“Çok komiksin Demir,” dedim ciddi bir ifadeyle.

“Öyleyimdir babasının prensesi,” dedi yine alaycı bir sesle. “Şimdi sen babanın küçük kızı diye çok değerlisin.”

O sözler kalbime saplanan bir ok gibiydi.

Babamın prensesi mi? Ben mi?

Canım öyle bir acıdı ki sanki nefesim kesildi. Babamın prensesi olduğumu ben bile yeni öğrenmiştim demek.

Demir’e sertçe baktım.

“Bir daha bana ‘babasının prensesi’ ya da ‘babanın küçük kızı diye değerlisin’ dersen gerçekten kafana sıkarım.”

“Tamam, demem daha. Şurada iki övdük, hemen azar yiyorum,” dedi ve doğruldu.

Kadir amca elindeki kahve fincanını masaya bıraktı. Boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.

“Burada malum bir iş için bulunuyoruz. Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle kızınız Yıldız’ı, oğlumuz Demir’e istiyoruz.”

Babam hiç beklemeden cevap verdi.

“Verdim gitti.”

Hepimiz ayağa kalktık. Kadir amca yanımıza geldi. Ablam nişan tepsisini tuttu.

Kadir amca tepsiden yüzükleri aldı. Birini sağ elime, diğerini Demir’in sağ eline taktı. Sonra makası alıp yüzüklere bağlı kırmızı, boncuklu ipi kesti.

Boncuklar yere saçıldı. Kırmızı ip yüzüklerimize bağlı kaldı.

“Hayırlı olsun çocuklar,” dedi Kadir amca.

Hafifçe eğilip elini öptüm. Ardından babamın, annemin ve ablamın elini öptüm.

Demir de babamın, annemin, ablamın ve Kadir amcanın elini öptü. Sonra yanıma geldi.

Ellerini sırtımda birleştirip alnımdan öpecekken, sırtımdaki kaynar su yanıkları hâlâ iyileşmediği için istemsizce inledim.

Salondaki herkes şaşkınlıkla bana baktı. Babamın gözlerinde yine o tanıdık sinir vardı.

“Ne oldu Yıldız?” dedi Demir, o da şaşırmıştı.

“Geçen gün tabakları taşırken ablam arkamdan geliyordu. Yanlışlıkla halıya takılıp düştü. Elindeki çay sırtıma denk geldi… O yüzden biraz acıyor ama önemli bir şey yok,” dedim durumu toparlamaya çalışarak.

“Merhem sürseydin daha hızlı iyileşirdi.”

“Sürdüm zaten, acısı kaldı biraz,” dedim.

“Hadi artık öp Demir, ne çok konuştunuz,” dedi Kadir amca.

Demir alnımdan öptü ve geri çekildi.

“Tekrardan hayırlı olsun. Biz artık gidelim, saat geç oldu,” dedi Kadir amca.

“Siz bilirsiniz,” dedi babam.

&

Demir, ailesi, Eda ve Sevda gittikten sonra odamda yatağımda oturup TikTok’ta videoları kaydırıyordum ki Demir’den bir mesaj geldi.

Hemen açtım.

— Evin önündeyim.
Aşağı in, sahile gidelim.
Konuşmamız lazım.

— Ne konuşacağız ki?

— Saat de geç oldu.

— Hadi Yıldız, bekliyorum.

Üzerime hızlıca bol bir pantolon ve krem rengi bir crop giyip aşağı indim.

Demir gerçekten de beni bekliyordu. Yolcu koltuğuna oturdum.

“Ne konuşacağız?” dedim.

Cevap vermeden arabayı çalıştırdı ve sahile doğru sürmeye başladı.

Demir tek kelime etmiyordu. Bu hali beni sinirlendirmeye başlamıştı.

“Demir, sorularıma cevap ver artık.”

“Konuşacağız sadece. Abartılacak bir şey yok.”

Kısa süre sonra sahile geldik. Arabayı oturma alanlarına yakın bir yere park etti. Sandalyemi çekti, oturmam için. Ben oturunca o da karşıma geçti.

“Evet, derdin ne?” dedim.

“Bana bütün gerçekleri anlatacaksın.”

“Bütün gerçekler derken neyi?”

“Sırtındaki yanık izinden başlayan her şeyi.”

“Anlattım ya. Ablam yanlışlıkla çay döktü dedim.”

“Ben mafyayım Yıldız,” dedi sesi sertleşerek. “Ve buna inanacak biri değilim.”

“Anlattım Demir. Nişanda uzatma artık.”

“Canını acıtmak istemiyorum,” dedi sesi daha da baskınlaşarak. “Ama söyle.”

“Demir söyledim işte, uzatma artık.”

“Ben mi uzatıyorum keçi? Sen uzatıyorsun. Söyle artık ne saklıyorsun.”

Ayağa kalktım.

“Gidiyorum ben. Burada boş boş tutuyorsun insanı.”

Kolumdan tuttu.

“Otur şuraya keçi,” dedi bu kez gerçekten sinirli bir sesle.

“Off, oturdum. Noldu? Dünyayı mı kurtardın beni buraya oturtunca?”

“Söyle artık ne saklıyorsan.”

Bir anlık öfkeyle her şeyi söylemeye başladım.

“Hastaneye yattığım gün eve geç geldiğim için babam sırtıma kaynar su döktü! Yetmedi, çaydanlığı bastırdı! Oldu mu? Bunu saklıyordum! Öğrendin mi, kurtuldun mu?”

Şaşkınlıkla bana bakıyordu.

“Ben babamın prensesi falan değilim! Babam beni sevmiyor! Annem de sevmiyor! Çünkü ben kızım! Ablamı seviyorlar çünkü ilk çocuk kızdı, ikinciyi erkek istiyorlardı!”

Sesim titriyordu ama durmadım.

“Her hatamda bir ay depoda kalma cezası alıyorum! Haftada üç gün yemek, diğer günler ablam babamdan gizlice ne getirirse!”

“Tamam, sakin ol,” dedi.

O an ne söylediğimi fark ettim. Sinirle ağzımdan çıkan her kelime şimdi içimde ağır bir yük gibi duruyordu. Demir’e her şeyi anlattığım için kendimi kötü hissettim. Ağlamamak için zor tuttum ama gözlerim çoktan dolmuştu.

“Kendini kötü hissetme,” dedi yumuşak bir sesle. Masadaki suyu açıp bana uzattı. “Bugün değil. Kendini hazır hissettiğinde, sakin bir şekilde tekrar anlatırsın. Ben buradayım.”

Az önceki Demir gitmişti. Yerine daha sakin, daha nazik biri gelmişti.

“Beni eve bırak lütfen. Sadece eve gitmek istiyorum,” dedim ağlamaklı bir sesle.

Başıyla onayladı.

Masadan kalktık. Arabaya bindik. Yol boyunca tek kelime konuşulmadı. Yanında kendimi güçsüz hissediyordum.

&

Kısa süre sonra eve geldik. Arabadan indim. Tam kapıyı kapatırken konuştu.

“Kendini bana karşı güçsüz hissetme. Benim gözümde sen en güçlü kadınsın. Bir sorun olursa, saat kaç olursa olsun ara. Her zaman müsaitim.”

“Teşekkür ederim,” dedim.

Kapıyı kapattım. Apartmana girene kadar beni bekledi. İçeri girdiğimi görünce o da gitti.

Umarım beğenmişsinizdir. Bir daha ki bölümde görüşmek üzere. 🤍

&
BİZLER NEDEN OKULA GİTMEKTEN KORKUYORUZ?!

Hatanın Bir Sınırı Vardır.

1. Hata
2. Yanlış
3. BİLİNÇLİ YAPILMIŞTIR

Ben Lgs Sınavına hazırlanan sıradan bir öğrenciyim. Ama ben neden 9 AY SONRA OLACAK SINAVA GİREBİLECEK MİYİM diye düşünüyorum?

Ben ACABA BEN BUGÜN EVE SAĞLAM GİDİCEM Mİ diye düşünüyorum?

Atatürk biz gençler için elinde ki bütün imkanları kullanarak Türkiye'yi kurdu. Peki siz bu kadar teknoloji varken bizleri korumuyorsunuz?

Ben her gün derste dışardan ses geldiğinde korkuyorum. Böyle bir durum olursa KARDEŞİM GÜVENDE Mİ diye düşünüyorum.

Bizlere bu sorumluğu neden veriyorsunuz. Sizin göreviniz sıcak yataklarda yatıp yemek mi yemek?

ARKADAŞLAR ÖLÜYORUZ!

Ben artık düşünmek istemiyorum bunları. Ben neden LGS için yapıcaklarımı düşünmek yerine bunları düşünüyorum!

Nice askerlerimiz bizi tanımadıkları halde bizi yaşatmak için öldü. Yaşızca çocuk ailesini toprağa vardı.

Sende elindeki imkanlarla bundan daha fazlasını yapabilirsin.

Dün boş dersimize giren hocaya "hocam neden güvenlik yok okulda?" Dediğimizde bize "normalleşti artık."

Nasıl cevap bu. Bizim hayatımız bir kurşunla mı belirleniyor?

Bize vermeye kıyamadığınız sabunlarla mı yıkadınız arkadaşlarımızın kanlarını?

Okula gidiyorum elimi yıkacam. SABUN YOK. O SABUNLARLA MI YIKAYINIZ O OKULLARI?

HİÇ Mİ "biz napıyoruz ?" DEMEDİNİZ. HİÇ Mİ ÜZÜLMEDİNİZ? HİÇ DÜŞÜNMEDİNİZ Mİ BENİM DE ÇOCUĞUMUN BAŞINA GELEBİLİR DEMEDİNİZ?

SUSMAYIN! HAKKIMIZI ARAMALIYIZ.

BİZ ÖLMEK İSTEMİYORUZ! OKULLAR EĞİTİM ALANI! İNSAN ÖLDÜRME ALANI DEĞİL!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.