1. Bölüm - Zorunlu Seçim

Vaveyla Yazarı: Melisa .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm - Zorunlu Seçim

Demir Arslan

İlk defa sakince odamda otururken babam odaya geldi ve yanıma oturdu.

“Demir, sana iki seçenek sunacağım. Birini seçmelisin,” dedi.

Bu cümleyi neden söylediğini anlayamamıştım.

“Tamam, sor baba.”

“Ya tedavi olursun ya da benim seçtiğim kızla evlenirsin. İkisinden birini seç. Artık sabrımı taşırıyorsun, bu kadar düşmeme gerek yoktu. Salak mısın sen?”

Sinir hastası olduğumu yine unutmuştu.

“Bir,” diye bağırdım, “ben salak değilim! İki, tedavi olmayacağım çünkü ben hasta değilim! Üç, kimseyle evlenmeyeceğim!”

Babam da bağırmaya başladı.

“İkisinden birini seç dedim! Sabır mı bıraktın bende?”

“Evlenmeyeceğim, anla artık baba! Tedavi falan da olmayacağım çünkü ben iyiyim! Sinir hastası falan değilim!”

“Peki,” dedi soğuk bir sesle. “Sen seçtin. Evleneceksin. Konu kapandı.”

Odadan çıktı. Kapıyı hızla kapattı.

Odayı dağıtmaya başladım. Her şeyi yere fırlatıyordum. En sonunda aynanın karşısına geçtim. Gözlerim kıpkırmızıydı. O anlık sinirle aynaya yumruk attım.

Ayna paramparça oldu. Elim kanıyordu.

Umursamadım. Yatağıma oturdum. Sakinleşmeye çalışıyordum ama babamın cümleleri aklımdan çıkmıyordu.

Yıldız Bozkurt

Odamda sessizce resim çizerken babam çağırdı. Defterimi masamın yanındaki küçük dolabın içine attım ve yanına gittim.

“Bir sorun mu var baba?” dedim.

Başım öndeydi ama göz ucuyla babamın yanındaki adama baktım. Daha önce hiç görmemiştim.

“Yok, ne sorunu. Asıl müjdem var sana,” dedi keyifli bir sesle.

“Ne müjdesi baba?” dedim. Yine beni bir yerde çalıştırmaya göndereceğini düşünüyordum. Çünkü sesi hep böyle olurdu.

“Evleniyorsun.”

Ne?!

Başımı kaldırıp babama baktım. Yanındaki adamla çok mutlu ve keyifli görünüyordu.

“Ne evlenmesi baba? Ben daha kaç yaşındayım farkında mısın? Ben evlenmek istemiyorum.”

Babam ters ters bakmaya başladı. Kolumdan tutup beni mutfağa götürdü.

“Evleneceksin. Sana başka seçenek sunmadım. Konu kapandı.”

Gözlerinden ateş çıkıyordu.

“İstemiyorum baba, istemiyorum. Ne olur evlendirme beni, ne olur…”

Yalvarıyordum.

“Evleneceksin dedim Yıldız. Bu sefer belki birine bir faydan dokunur.”

Bu sefer belki birine bir faydan dokunur…
Ben size neler yaptım, hiç faydam dokunmadı mı? Ne kadar uğraştım bu zamana kadar… Ama bunların hiçbirini diyemedim. Çünkü karşımdaki bir mafya babasıydı.

Yine de yalvarmaya devam ettim.

“Baba ne olur, evlenmek istemiyorum, ne olur…”

O an babam elini kaldırdı ve yüzüme indirdi. Yana savruldum. Elim tokat attığı yana gitti.

O sırada ablam mutfağa girdi. Şaşkın şaşkın bana ve babama bakıyordu.

Babamın yanında ağlamak istemediğim için koşarak odama gittim. Yatağıma oturdum, yastığıma başımı yaslayıp ağlamaya başladım.

Birkaç dakika sonra ablam odaya girdi. Yanıma oturdu, saçımı okşamaya başladı. Biraz olsun rahatlamıştım.

Başımı kaldırıp ona baktım. Bir şey söyleyecek gibiydi ama söyleyemiyordu.

“Ne oldu, ne söyleyeceksin?”

Gözleri yere indi, sonra tekrar bana baktı. Derin bir nefes aldı.

“Babam hazırlanmanı söyledi. Restorana gidecekmişsiniz.”

“O salağa söyle hazırlansın. Restorana gideceğiz dedi, biliyorum,” diye düzelttim.

“Of, evet öyle dedi.”

“Biliyorum abla, ben buna kaç sene önce ezberledim.”

“Hadi hazırlan, babam kızacak yine.”

Giysi dolabımı açtı, içine bir süre baktı. Ardından siyah, kare yaka, boyu çok uzun olmayan, yaz geceleri için uygun bir elbise çıkardı ve bana gösterdi.

Ayağa kalkıp elbiseyi elinden aldım. Ablamı odadan çıkardım ve giyindim. Elbise güzel olmuştu.

Odadan çıktığımda ablam beni gördü ve çok güzel olduğumu söyledi. Kolumdan tutup odasına götürdü, makyaj masasının önüne oturttu. Makyaj malzemelerini çıkardı ve bana makyaj yapmaya başladı.

Çok fazla makyaj yapmayı sevmezdim ama ablam yapıyordu, onu kırmazdım.

1 saat sonra

Restorana üç kişi gelmiştik: Ben, babam ve evleneceğim adamın babası.

Daha babasının ismini bile bilmiyordum.

Bir masaya oturduk. Babası kendini ve oğlunu anlatmaya başladı. İsminin Kadir olduğunu söyledi. Evleneceğim adamın ismi ise Demir’di.

Bu ismi çok mu düşünmüşlerdi? diye geçirdim içimden ama çok da kafama takmadım.

Bir süre sonra Kadir ve babam konuşmaya başladı. Yemek sipariş etmemiştik çünkü Demir henüz gelmemişti. Ve ben çok açtım.

Çünkü dün babam benden çay istemişti. Ben çayı götürürken annem önüme çıkmış, kaynar çayı üzerime dökmüştü. Sonra da hemen yetişip babama çayı vermişti. Benim getirmediğimi düşünerek bana yemek vermemişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

65okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.