3. bölüm / 6
Kanla Yazılan Aşk2. Bölüm - İlk Görüşme
Bölümler 6Şu an: 2. Bölüm - İlk Görüşme
Demir yanımıza geldiğinde yüzü bembeyazdı, gözleri ise kıpkırmızıydı.
Babam hemen konuştu: "Haydi, siz yan masaya geçin. Tanışın, kaynaşın."
Sesindeki acele ve heves, bizi evlendirmek için nasıl can attığını açıkça gösteriyordu.
Yan masaya geçtik. Göz göze gelmemek için başımı öne eğmiştim ki sesi duyuldu.
"Çok uzatmaya gerek yok," dedi. "Ben Demir. Anlamı; güçlü, dayanıklı ve kararlı. Senin adın ne?"
Başımı kaldırdım. İlk kez bir erkeğin karşısında ne yere bakıyor ne de yüzüm kızarıyordu.
"Ben de Yıldız," dedim. "Anlamı; içinde umudu kalmasa da parlamaya devam eden yıldız." Elimi uzattım. "Tanıştığıma memnun oldum, Demir."
İlk kez birine karşı bu kadar dik durabilmiştim. Bunun nedeni belliydi: Ortak bir yanımız vardı. İkimiz de istemediğimiz bir evliliğe zorlanıyorduk.
Yemekleri sipariş ettik. Hızla geldiler. Masada ölüm sessizliği vardı. Tatlıları söylediğimizde Demir bir şey diyecek gibi oldu ama vazgeçti.
Tatlılarımız geldiğinde ilk kaşığı aldım. Ardından Demir konuştu.
"Tam adını ve kimliğinin fotoğrafını alabilir miyim? Nikâh işlemleri için lazım."
"Tabii." Çantamdan cüzdanımı çıkarıp kimliğimi uzattım. "Adım Yıldız Bozkurt. Evlenince değişecek."
Kimliği uzatırken kolumdaki kızarıklık gözüne çarptı. Dün üzerime dökülen çay hâlâ iz bırakmıştı. Hemen kimliği diğer elime aldım ama çok geçti.
Elimi tuttu. Yüzü sorgulayıcıydı. "Koluna ne oldu?"
"Dün kendime çay dökerken yaktım. Önemli bir şey değil."
İnanmadığı belliydi. "Emin misin? Gözlerin öyle demiyor."
"Eminim. Konuyu kapatalım."
"Peki," dedi ama sesi ikna olmuş gibi değildi.
Tatlımdan bir kaşık daha aldım. Bir an duraksadım. Nefesim daralmaya başladı. Tatlıda kivi vardı... ve benim kiviye alerjim vardı.
"Yıldız, iyi misin?" dedi Demir.
Gözlerim kararmaya başladı. Vücudum kızarıyordu. Son duyduğum şey Demir'in sesi oldu:
"Yıldız, iyi misin?"
İki saat sonra...
Demir Arslan
Yıldız bayılmıştı. Babalarımız yemek bitince ayrılmıştı; kimsenin haberi yoktu. Ben de durumu Yıldız'a bırakmayı tercih etmiştim.
Şimdi hastanedeydik. Onun uyanmasını bekliyordum.
Doktorlar üçüncü serumu takmıştı. Neden bayıldığını sorduğumda, kiviye yüksek derecede alerjisi olduğunu, kokusunun bile onu rahatsız edebileceğini söylediler.
Restoran sahibiyle konuşmuştum. Tatlısında kivi vardı. Tahminim doğru çıkmıştı.
Yatakta hafif bir kıpırdanma oldu. Hemen ona döndüm. Gözlerini aralıyordu.
Yıldız Arslan
"Demir... Neredeyim ben?" diye sordum.
"Sakin ol. Tatlında kivi olduğu için bayıldın. Şu an iyi misin?" dedi.
Şaşırmıştım. İlk kez bir erkek benimle gerçekten ilgileniyordu.
"İyiyim. Bir şeyim yok. Teşekkür ederim... Babamın haberi var mı?"
Olsa da umurunda olmazdı. Hatta sevinirdi. Çünkü Demir'le yakınlaştığımızı düşünürdü. Evet, yakınlaşmıştık. Artık yabancı gibi değildik. Daha çok iki arkadaş gibiydik.
"Hayır," dedi. "Sana bıraktım. Belki söylemek istemezsin diye."
"Teşekkür ederim. Babamın bilmesine gerek yok. Zaten ilgilenmez."
"Niye ilgilenmez?"
Babam beni sevmiyor diyemezdim. İnsanlara açıklama yapmakta hep zorlanırdım.
"Şu an benimle ilgilenemeyecek kadar işi var," dedim. Yine yalan söylemek zorunda kalmıştım. Babam yüzünden...
"Hımm, anladım. Serum bitince gidebiliriz. Doktorlar öyle söyledi."
Seruma baktım. Daha yarısı yeni bitmişti. "Of... Daha yarısı bitmiş. Ne zaman bitecek bu?" dedim.
Küçük huysuz bir çocuk gibi davrandığımı fark edince utanmıştım.
Demir bana fark ettirmeden gülümsüyordu.
"Çok mu komik?" dedim.
"Afedersin," dedi hâlâ gülerek. Yanımdaki komodinin üzerindeki suyu alıp içti.
"Bir mesleğin var mı?" diye sordum.
"Hayır. Senin?"
"Ben mafyayım. Babandan anlarsın diye düşünmüştüm."
"Doğru," dedim. "Babam gibi bir mafya babasından, mafya bir damat yakışırdı."
"Mafyalarda iş böyle yürür zaten. Mafya bir adamın damadı da mafya olur."
"Biliyorum. Babam mafya sonuçta, bilmem gerekiyor."
Serum bitmişti. Bitmesine üzülmüştüm. Çünkü biriyle saçma bir konuda bile konuşmak hoşuma gitmişti.
"Serum bitti. Hadi seni evine bırakayım."
Hemşire gelip serumu çıkardı. Arabasına bindik. Siyah BMW'si fazlasıyla şıktı.
Yolda ikimiz de sustuk. Konuşmuyorduk. Canım sıkılmıştı, camdan dışarıyı izliyordum. Dışarısı bile sıkıcı geliyordu.
Uzun bir yolun ardından evime geldik.
"Her şey için teşekkür ederim," dedim.
"Bir şey değil."
"Yakında görüşürüz o zaman."
"Görüşürüz."
Arabadan indim. Apartmana girene kadar bekledi. İçeri girdiğimi görünce gitti.
Bölüm etkileşimi
