6. bölüm / 6
Kanımdaki Düşman5.BÖLÜM-BİTMEYEN İPUÇLARI
Bölümler 6Şu an: 5.BÖLÜM-BİTMEYEN İPUÇLARI
Ertesi gün Helin, dersler başlamadan önce kütüphaneye uğramak yerine doğrudan eski arşiv binasının bulunduğu bölüme yöneldi.
Rosa onu koridorda yakaladığında elinde iki kitap vardı.
“Nereye gidiyorsun?”
“Bir yere.”
Rosa gözlerini kıstı.
“Bu cevap hiç güven vermedi.”
Helin gülümsedi.
“Birazdan dönerim.”
“Helin.”
Rosa'nın sesindeki ciddiyet üzerine durdu.
“Ne?”
“Dün geceki konuşmayı unutmadım. Tek başına bir şey yapmayacağına söz vermiştin.”
“Bir şey yapmayacağım.”
Rosa kaşını kaldırdı.
“Yani?”
“Yalnızca bakacağım.”
“Senin ‘yalnızca bakacağım’ dediğin şeylerin sonu genelde iyi bitmiyor.”
Helin cevap vermeden yürümeye başladı.
Rosa birkaç saniye arkasından baktı.
Sonra iç çekip onu takip etti.
“Tamam. Ben de geliyorum.”
Helin dönüp ona baktı.
“Gelmek zorunda değilsin.”
“Biliyorum.”
Rosa yanına geçti.
“Zaten bu yüzden geliyorum.”
Koridorun sonunda eski arşiv binasına giden merdivenlere ulaştıklarında ikisi de yavaşladı.
Bu kez kapının önünde kimse yoktu.
Helin cebinden dün bulduğu küçük anahtarı çıkardı.
Rosa şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen onu nereden buldun?”
“Kitabın arasından çıktı.”
“Bana bunu söylemeyi ne zaman düşünüyordun?”
“Şimdi.”
“Harika.”
Helin anahtarı kilide soktu.
Bir kez çevirdi.
Kilidin içinden kuru bir ses geldi.
Kapı açıldı.
İkisi de birbirine baktı.
Rosa fısıldadı.
“Bence hâlâ geri dönebiliriz.”
Helin kapıyı biraz daha açtı.
“Bence artık çok geç.”
İçeri girdiler.
Arşiv binası beklediklerinden daha karanlıktı. Pencerelerin çoğu tahtalarla kapatılmıştı. Rafların üzerinde yıllardır dokunulmamış dosyalar duruyordu.
Helin telefonunun ışığını açtı.
“Burada birileri yakın zamanda bulunmuş.”
Rosa yerdeki toza baktı.
“Evet.”
İki farklı ayak izi vardı.
Biri büyük, diğeri daha küçüktü.
Helin izlerin peşinden ilerledi.
Koridorun sonunda küçük bir oda vardı.
Kapısı aralıktı.
Helin kapıyı itti.
İçeride eski belgelerle dolu bir masa bulunuyordu.
Masanın üzerinde açık bir dosya vardı.
Helin yaklaşarak dosyaya baktı.
İlk sayfada birkaç isim yazıyordu.
Bazıları karalanmıştı.
Bazılarıysa tamamen koparılmıştı.
Rosa yanına geldi.
“Burada ne arıyoruz?”
Helin cevap vermedi.
Gözleri sayfanın en altında duran tarihe takılmıştı.
17 Ekim.
Dosyanın yanında başka bir kâğıt vardı.
Üzerinde yalnızca tek bir isim okunabiliyordu.
Alexander.
Helin'in eli kâğıda uzanırken kapının dışından bir ses geldi.
“Bunu bulmaman gerekiyordu.”
İkisi de dondu.
Rosa'nın yüzündeki renk değişti.
Helin yavaşça kapıya döndü.
Kapının önünde duran kişiyi gördüğünde gözleri büyüdü.
Nick değildi.
Alexander da değildi.
Koridorun karanlığında duran kişi, Helin'in daha önce hiç görmediği bir öğrenciydi. Elinde eski bir dosya tutuyordu.
Helin ona baktı.
“Sen kimsin?”
Çocuk cevap vermedi.
Sadece elindeki dosyayı sıkıca tuttu.
Sonra gözlerini Helin'in boynuna çevirdi.
Bir anlığına yüzündeki ifade değişti.
Sanki onu daha önce görmüş gibiydi.
“Sen…”
Cümlesini tamamlayamadan koridorun diğer ucundan ayak sesleri geldi.
Birden geri çekildi.
“Git buradan.”
Helin bir adım attı.
“Dur!”
Çocuk koşarak uzaklaştı.
Rosa kapıya doğru baktı.
“Peşinden gidelim mi?”
Helin birkaç saniye düşündü.
Sonra masadaki dosyayı aldı.
“Hayır.”
Rosa şaşırdı.
“Neden?”
Helin dosyanın kapağını kapattı.
“Çünkü onun gitmesini isteyen biri varsa, bizi de oraya çekmek istemiş olabilir.”
Tam dışarı çıkacaklardı ki koridorun başında iki kişi belirdi.
Lucas ve Ethan.
Lucas onları görünce şaşırdı.
“Burada ne yapıyorsunuz?”
Ethan'ın gözleri arşiv odasına kaydı.
“Burası gerçekten yasaklıymış.”
Rosa başını iki yana salladı.
“Şimdi bunun sırası değil.”
Lucas Helin'in elindeki dosyayı fark etti.
“Ne buldunuz?”
Helin cevap vermeden önce koridorun diğer ucuna baktı.
Kimse yoktu.
Çocuk gitmişti.
Ama yerde küçük bir şey kalmıştı.
Bir kolye.
Helin eğilip kolyeyi aldı.
Üzerinde aynı sembol vardı.
İki çizgi.
Ortada küçük bir daire.
Lucas'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Onu nereden buldun?”
Helin ona baktı.
“Sen bu sembolü tanıyor musun?”
Lucas birkaç saniye sessiz kaldı.
Ethan da Lucas'a döndü.
“Lucas?”
Lucas kolyeye bakmayı sürdürdü.
Sonunda başını kaldırdı.
“Bu sembolü daha önce görmüştüm.”
“Ne zaman?”
Lucas cevap vermedi.
Tam o sırada koridorun diğer ucundan Nick'in sesi geldi.
“Lucas.”
Herkes ona döndü.
Nick hızlı adımlarla yanlarına geldi.
Bakışları önce Helin'e, sonra elindeki kolyeye kaydı.
Yüzündeki ifade ilk kez tamamen değişti.
“Onu bırak.”
Helin kolyeyi daha sıkı tuttu.
“Hayır.”
Nick birkaç saniye ona baktı.
Sonra sesi alçaldı.
“Helin, o kolyenin kime ait olduğunu bilmiyorsun.”
Helin gözlerini ondan ayırmadı.
“Sen biliyor musun?”
Nick cevap vermedi.
Lucas ise başını eğmişti.
Ethan, Lucas'ın omzuna dokundu.
“Bir şey söyle.”
Lucas derin bir nefes aldı.
“Bence artık ona söylemeliyiz.”
Nick sertçe ona baktı.
“Hayır.”
Helin'in kalbi hızlandı.
“Ne söylemelisiniz?”
Kimse cevap vermedi.
Koridorda ağır bir sessizlik oluştu.
Sonunda Lucas gözlerini Helin'e çevirdi.
“Bu sembol…”
Bir an durdu.
“Senin sandığın şey olmayabilir.”
Helin'in kaşları çatıldı.
“Ne demek istiyorsun?”
Lucas cevap veremeden arşiv binasının dışından yüksek bir ses duyuldu.
Kapı sertçe kapandı.
Herkes irkildi.
Nick hemen koridora baktı.
“Buradan çıkıyoruz.”
Helin olduğu yerde kaldı.
Elindeki kolyeye baktı.
Sonra Lucas'a.
“Hayır.”
Sesi bu kez çok daha kararlıydı.
“Bu sefer biri bana ne olduğunu anlatacak.”Lucas birkaç saniye Helin'e baktı.
Sonra başını yana çevirdi.
“Burada konuşamayız.”
Helin'in sabrı tükenmeye başlamıştı.
“Ne zamandır herkes aynı şeyi söylüyor? ‘Burada konuşamayız.’ ‘Bunu bilmen gerekmiyor.’ ‘Uzak dur.’ Artık gerçekten yeter.”
Rosa, Helin'in yanında sessizce duruyordu.
Nick kapıya baktı.
“Önce buradan çıkalım.”
“Hayır.”
Helin kolyeyi avucunda sıktı.
“Bu kez hiçbir yere gitmiyorum.”
Ethan, Lucas'a baktı.
“Bence konuşsak iyi olacak.”
Lucas derin bir nefes aldı.
“Tamam.”
Nick ona sertçe baktı.
“Lucas.”
“Ne zamana kadar saklayacağız?”
Nick cevap vermedi.
Lucas yeniden Helin'e döndü.
“Bu sembol akademinin eski ailelerinden biriyle bağlantılı.”
Helin'in bakışları sertleşti.
“Demirhan mı?”
Lucas bir an sustu.
Bu sessizlik, Helin'e cevabı vermişti.
“Demirhan.”
Lucas başını hafifçe salladı.
“Ama mesele sadece onlar değil.”
Helin'in kafası daha da karıştı.
“Başka kim var?”
Lucas cevap vermeden önce Ethan konuştu.
“Bizim ailelerimiz de bu işin içinde.”
Helin şaşkınlıkla Ethan'a baktı.
“Senin ailen?”
Ethan'ın yüzündeki alışılmış gülümseme yoktu.
“Evet.”
Lucas devam etti.
“Bazı aileler yıllar önce aynı anlaşmanın parçasıydı.”
“Ne anlaşması?”
Bu kez Nick konuştu.
“Onu bilmiyoruz.”
Helin hemen ona döndü.
“Yalan.”
Nick'in yüzü gerildi.
“Ne?”
“Bildiğiniz bir şey var. Hepiniz.”
Rosa, Helin'in koluna hafifçe dokundu.
“Helin…”
Helin elini çekmedi ama gözlerini Nick'ten ayırmadı.
“Bana doğruyu söyle.”
Nick bir süre sustu.
Sonunda konuştu.
“Ben her şeyi bilmiyorum.”
“Peki ne biliyorsun?”
Nick cevap vermek yerine Helin'in elindeki kolyeye baktı.
“Onu nereden buldun?”
“Arşivde.”
Nick'in yüzündeki ifade değişti.
“Kimseye göstermemeliydin.”
“Niye?”
Nick cevap veremeden koridorun dışından bir ses geldi.
“Çünkü o kolye sana ait değil.”
Herkes kapıya döndü.
Alexander kapının önünde duruyordu.
Yüzü sakindi ama gözleri doğrudan kolyedeydi.
Helin bir adım öne çıktı.
“Sen bunu tanıyorsun.”
Alexander birkaç saniye sustu.
“Evet.”
“Kimindi?”
Alexander cevap vermedi.
Helin sesini yükseltti.
“Kimindi?”
Alexander'ın bakışları ilk kez Helin'in yüzünde uzun süre kaldı.
“Bunu öğrenmeye hazır değilsin.”
Helin acı bir şekilde güldü.
“Bunu söyleyen kaçıncı kişisin biliyor musun?”
Alexander'ın yüzündeki ifade değişmedi.
“Muhtemelen sonuncu olmayacağım.”
Sonra arkasını dönüp yürümeye başladı.
Helin peşinden gitmek için hareketlendi.
“Alexander!”
Alexander durdu.
“17 Ekim'de ne oldu?”
Koridorda sessizlik oldu.
Alexander yavaşça başını çevirdi.
Bu kez yüzündeki sakin ifade tamamen kaybolmuştu.
“Bu tarihi sana kim söyledi?”
Helin cevap vermedi.
Alexander birkaç saniye onu izledi.
“Demek başladı.”
“Ne başladı?”
Alexander hiçbir şey söylemeden uzaklaştı.
Helin olduğu yerde kaldı.
Rosa ona baktı.
“Ne demek istedi?”
“Bilmiyorum.”
Lucas, Alexander'ın arkasından bakıyordu.
Ethan sessizce konuştu.
“Bence artık gerçekten kötü bir şeylerin içine girdik.”
Lucas başını salladı.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Nick ise Helin'e yaklaştı.
“Bana güvenmiyorsun.”
Helin ona baktı.
“Şu an kimseye güvenmiyorum.”
Nick bunu bekliyormuş gibi başını salladı.
“Belki de en doğrusu bu.”
Helin kolyeyi cebine koydu.
“Ben gidiyorum.”
Rosa hemen peşinden yürüdü.
“Ben de.”
Lucas ve Ethan birkaç saniye sessiz kaldılar.
Sonra Ethan Lucas'a baktı.
“Biz de mi?”
Lucas iç çekti.
“Evet.”
Dört kişi koridordan uzaklaşırken Nick geride kaldı.
Arşiv binasının kapısına baktı.
Sonra Alexander'ın gittiği yöne.
Bir süre sonra cebinden telefonunu çıkardı.
Ekranda tek bir mesaj vardı.
“Onu buldu.”
Nick mesajı birkaç saniye izledi.
Ardından yazdı.
“Biliyorum.”
Göndere bastı.
Ama mesajın kime gittiğini kimse görmedi.
Ve Nick telefonunu cebine koyduğunda yüzündeki ifade ilk kez tamamen ciddiydi.
Bölüm etkileşimi
