4.BÖLÜM -17 EKİM

Vaveyla Yazarı: Azra Seven

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4.BÖLÜM -17 EKİM

Nick de aynı anda kapıya doğru bir adım attı.

“Sen burada bekle.”

Helin ona baktı.

“Niye?”

“Çünkü ne olduğunu bilmiyoruz.”

“Ben de bunu öğrenmek istiyorum.”

Nick cevap vermedi.

Kapının ardından bir kez daha ses geldi.

Bu kez daha belirgindi.

Sanki içeride biri ağır bir şeyi yere sürüklüyordu.

Helin elini kapının koluna uzattı.

Nick bileğini tuttu.

“Dur.”

Helin eline baktı, sonra Nick'in yüzüne.

“Bırak.”

Nick hemen elini çekti.

“Tamam.”

Helin kapının kolunu indirdi.

Kilitli değildi.

Kapı yavaşça açıldığında içeriden soğuk bir hava yayıldı.

Koridorun karanlığı kapının içindeki karanlıktan daha aydınlık kalıyordu.

Nick telefonunun ışığını açtı.

İçerisi boş görünüyordu.

Duvarlarda eski raflar, yerde üst üste bırakılmış birkaç kutu ve köşelerde kullanılmayan eğitim malzemeleri vardı.

Helin bir adım attı.

“Kimse yok.”

Nick arkasından geldi.

“Belki de ses başka yerden gelmiştir.”

Helin başını iki yana salladı.

“Hayır.”

Bir şey dikkatini çekmişti.

Yerdeki tozların üzerinde ayak izleri vardı.

Tazeydi.

İki kişi buradan geçmişti.

Helin çömeldi.

“Bunlar yeni.”

Nick yanına geldi.

“Biri buraya girmiş.”

Helin izleri takip etti.

Koridorun sonunda küçük bir kapı vardı.

Kapının önünde ise yere düşmüş eski bir kitap duruyordu.

Helin kitabı almak için eğildi.

Tam o sırada arkasından bir ses duyuldu.

“Helin.”

İkisi de döndü.

Rosa koridorun girişinde duruyordu.

Yüzündeki ifade şaşkındı.

“Sizi her yerde aradım.”

Helin ayağa kalktı.

“Burada ne işin var?”

“Ben sana aynı soruyu soracaktım.”

Rosa'nın bakışları kapıya kaydı.

“Burası yasak değil miydi?”

Nick cevap verdi.

“Öyle.”

Rosa ona baktı.

“Ve siz yine de girdiniz?”

Helin omuz silkti.

“Kapı açıktı.”

Rosa derin bir nefes aldı.

“Bu, içeri girmek için iyi bir sebep değil.”

Nick hafifçe güldü.

“Bunu ona anlatmaya çalışıyordum.”

Helin ona ters ters baktı.

“Sen de benimle birlikte girdin.”

“Ben seni durdurmaya çalıştım.”

“Başarılı olamadın.”

Rosa ikisine bakıp başını salladı.

“Sizin ikinizin başına bir şey gelmeden bu akademiden mezun olabileceğinize inanmıyorum.”

Tam o sırada koridorun diğer ucundan ayak sesleri geldi.

Üçü birden sustu.

Bu kez gelen kişi Lucas'tı.

Arkasında Ethan vardı.

Lucas onları görünce kaşlarını kaldırdı.

“Burada ne yapıyorsunuz?”

Ethan hemen arkasından baktı.

“Yasaklı bölgeye mi girdiniz?”

Rosa ellerini beline koydu.

“Ben onları bulmaya geldim.”

Lucas güldü.

“Tabii.”

Ethan Helin'e baktı.

“Bir şey mi buldunuz?”

Helin cevap vermeden elindeki kitabı gösterdi.

“Bunu bulduk.”

Ethan kitabı almak için yaklaşırken Nick onu durdurdu.

“Dokunma.”

Ethan ellerini kaldırdı.

“Tamam, tamam.”

Lucas kapının dışına baktı.

“Bence buradan çıkalım.”

“Niye?” diye sordu Helin.

Lucas'ın yüzündeki ifade ciddileşti.

“Çünkü hoca geliyor.”

Herkes aynı anda kapıya baktı.

Uzakta ayak sesleri duyuluyordu.

Rosa hemen Helin'in kolundan tuttu.

“Çıkmamız lazım.”

Helin kitabı çantasına koydu.

Hep birlikte koridordan çıkıp kapıyı kapattılar.

Tam merdivenlere ulaştıkları sırada öğretmen köşeden göründü.

Herkes bir anda sessizleşti.

Öğretmen onlara baktı.

Sonra kapıya.

Ardından yeniden onlara.

“Burada ne yapıyorsunuz?”

Kimse cevap vermedi.

Sonunda Lucas öne çıktı.

“Biz…”

Ethan hemen araya girdi.

“Kaybolduk.”

Lucas ona baktı.

“Gerçekten mi?”

Ethan fısıldadı.

“Başka ne diyecektim?”

Öğretmen ikisine birkaç saniye baktı.

Sonra gözlerini Helin'e çevirdi.

“Sen yeni öğrencisin.”

Helin başını salladı.

“Evet.”

“Bir daha bu bölgeye gelmeyin.”

Helin cevap vermedi.

Öğretmen uzaklaşana kadar herkes bekledi.

Ardından Rosa derin bir nefes verdi.

“Ben gidiyorum.”

Ethan güldü.

“Ben de.”

Lucas başını salladı.

“Kesinlikle.”

Nick ise Helin'e baktı.

“Kitabı yanında mı?”

Helin çantasını tuttu.

“Evet.”

Nick bir şey söylemedi.

Sadece başını salladı.

Herkes farklı yönlere dağıldığında Helin ve Nick birkaç saniye koridorda yalnız kaldı.

Nick sessizce konuştu.

“O kitabı tek başına açma.”

Helin kaşını kaldırdı.

“Neden?”

“Çünkü içinden ne çıkacağını bilmiyoruz.”

“Sen biliyor musun?”

Nick cevap vermedi.

Helin onun gözlerinin içine baktı.

“Biliyorsun.”

Nick bakışlarını kaçırdı.

“Sandığın kadar değil.”

Sonra yürüyüp gitti.

Helin arkasından baktı.

Bu cevap, kafasındaki soruları azaltmamıştı.

Tam tersine çoğaltmıştı.

---

Akşam olduğunda herkes kendi odasına çekilmişti.

Rosa, Helin'in odasına uğramış ve biraz konuştuktan sonra gitmişti. Lucas ve Ethan ise aşağıdaki salonda hâlâ tartışıyordu.

Helin masasında tek başına oturuyordu.

Çantasından eski kitabı çıkardı.

Kapağını açtı.

İlk birkaç sayfa tamamen boştu.

Sonraki sayfalarda akademinin geçmişiyle ilgili kısa notlar vardı.

Bazı isimler çizilmişti.

Bazılarının üzerine siyah mürekkeple kalın çizgiler çekilmişti.

Helin sayfaları çevirmeye devam etti.

Bir sayfada aynı sembolü gördü.

Bu kez sembolün altında bir tarih vardı.

17 Ekim.

Helin'in nefesi kesildi.

Sayfanın devamını okumaya çalıştı.

Ama tam o bölüm koparılmıştı.

Helin parmaklarını yırtılmış kâğıdın üzerinde gezdirdi.

“Yine eksik…”

O sırada koridordan bir kahkaha duyuldu.

Ethan.

Ardından Lucas'ın sesi geldi.

“Nick, sen de mi geliyorsun?”

“Hayır.”

“Niye?”

“Yorgunum.”

Helin istemeden kapıya doğru baktı.

Nick'in ayak sesleri koridorda uzaklaştı.

Sonra başka bir ses duyuldu.

Alexander.

Helin hemen yerinden kalktı.

Kapıyı açmadı.

Sadece sessizce dinledi.

Alexander ile Nick konuşuyordu.

Sesleri çok net değildi.

“Burada olmaman gerekiyordu.”

Nick'in sesi geldi.

“Ben de sana aynı şeyi söyleyebilirim.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Alexander konuştu.

“Onu uzak tut.”

Nick cevap vermedi.

“Duydun beni.”

“Bunu yapamam.”

Helin'in kalbi hızlandı.

Alexander'ın sesi daha sert çıktı.

“Nick.”

“Onun hiçbir şey bilmediğini biliyorsun.”

“Tam da bu yüzden.”

Helin kapıya biraz daha yaklaştı.

Sonra dışarıdan ayak sesleri duyuldu.

Konuşma bitmişti.

Helin hemen geri çekildi ve kapıyı kapattı.

Yatağına oturdu.

Elindeki kitabı tekrar açtı.

Sayfanın alt kısmında, daha önce fark etmediği küçük bir yazı vardı.

Çok silikti.

Helin kitabı lambaya yaklaştırdı.

Yazıyı okumaya çalıştı.

Sadece birkaç kelime seçilebiliyordu.

“...o gece…”

“...geri dönmedi…”

Ve son kelime.

Bir isim.

Helin gözlerini kıstı.

İsmin tamamı silinmişti.

Sadece ilk harfi okunuyordu.

A.

Helin kitabı yavaşça kapattı.

Dışarıda akademinin çanı çaldı.

Gece yarısı yaklaşmıştı.

Ve Helin, elindeki kitabın aslında cevaplardan çok daha fazla soru getirdiğini artık anlamıştı.

Ama kitabı kapatırken bir şeyi fark etmedi.

Sayfaların arasından küçük, eski bir fotoğraf yere düşmüştü.

Fotoğrafta akademinin avlusu vardı.

Fotoğrafın arkasında ise tek bir tarih yazıyordu.

17 Ekim.Helin, fotoğrafı uzun süre elinde tuttu.

Siyah beyaz görüntüde akademinin avlusu vardı. Bugünkü hâlinden çok farklı değildi ama fotoğrafın çekildiği yıllarda avlunun ortasında duran büyük taş çeşme henüz yapılmamıştı. Bunun yerine, avlunun sol tarafında yaşlı ve geniş gövdeli bir ağaç bulunuyordu.

Helin fotoğrafı biraz daha yaklaştırdı.

Ağacın hemen arkasında küçük, kemerli bir kapı vardı.

Kaşlarını çattı.

Bu kapıyı daha önce görmüştü.

Tam olarak nerede olduğunu hatırlayamıyordu ama taş duvarların arasında, yasak koridorun ilerisinde bir yerde olduğunu düşündü.

Fotoğrafın arkasındaki yazıya tekrar baktı.

“17 Ekim.”

Tam o sırada kapısı iki kez hafifçe tıklandı.

Helin irkildi.

Fotoğrafı hızla kitabın arasına koydu.

“Kim?”

“Benim.”

Rosa'nın sesiydi.

Helin kapıyı açtığında Rosa elinde iki bardak sıcak çikolatayla karşısında duruyordu.

“Uyumadığını tahmin ettim.”

Helin şaşkın bir şekilde baktı.

“Bunu nereden çıkardın?”

Rosa omuz silkti.

“Bütün gün yüzünden belli oluyordu.”

Helin istemsizce gülümsedi.

“Benim yüzümden hiçbir şey anlaşılmaz.”

“Tabii.”

Rosa içeri girip bardaklardan birini ona uzattı.

“Kesinlikle.”

Helin bardağı aldı.

Rosa odadaki masaya baktı. Kitabı fark etti ama kapağını açmaya çalışmadı.

“Bir şey buldun mu?”

Helin birkaç saniye sustu.

“Ne hakkında?”

Rosa ona baktı.

“Bana söylemek istemiyorsan sorun değil.”

Helin şaşırdı.

Rosa devam etti.

“Son zamanlarda bir şeylerin peşinden gidiyorsun. Bunu fark etmemek için aptal olmak lazım.”

Helin gözlerini kaçırdı.

“Ben sadece... bazı şeyleri anlamaya çalışıyorum.”

“Biliyorum.”

Rosa yatağın kenarına oturdu.

“Ve sana güveniyorum. O yüzden zorlamayacağım.”

Helin ona baktı.

“Teşekkür ederim.”

Rosa gülümsedi.

“Yalnız bir şartım var.”

“Ne?”

“Başını belaya sokarsan beni de çağıracaksın.”

Helin hafifçe güldü.

“Bu nasıl şart?”

“Çünkü seni tek başına bırakınca daha büyük belaya giriyorsun.”

İkisi de güldü.

Ama Helin'in gülümsemesi kısa sürdü.

Masadaki kitaba baktı.

Rosa bunu fark etti.

“Gerçekten önemli bir şey var orada, değil mi?”

Helin cevap vermedi.

Rosa ayağa kalktı.

“Tamam. Ben gidiyorum.”

Kapıya yöneldiğinde durup arkasına baktı.

“Helin?”

“Efendim?”

“Ne bulursan bul... tek başına karar verme.”

Helin başını salladı.

“Tamam.”

Rosa çıktıktan sonra oda yeniden sessizliğe gömüldü.

Helin masaya döndü.

Kitabı açtı ve fotoğrafı çıkardı.

Fotoğrafı tekrar inceledi.

Bu kez ağaca değil, arka plandaki insanlara baktı.

Kalabalığın arasında yaklaşık aynı yaşlarda birkaç öğrenci vardı.

Birinin yüzü neredeyse tamamen gölgede kalmıştı.

Helin fotoğrafı ışığa doğru kaldırdı.

O kişinin boynunda küçük bir şey parlıyordu.

Bir kolye.

Helin gözlerini kıstı.

Kolye üzerinde çok küçük bir işaret vardı.

İki iç içe geçmiş çizgi.

Ortalarında küçük bir daire.

Helin'in nefesi kesilecek gibi oldu.

Aynı sembol.

Tam o sırada koridordan ayak sesleri geldi.

Helin fotoğrafı hemen kitabın arasına koydu.

Kapı açılmadı.

Ayak sesleri birkaç saniye sonra uzaklaştı.

Helin derin bir nefes aldı.

Fakat bu kez aklına başka bir şey takılmıştı.

Fotoğrafın arkasında yalnızca “17 Ekim” yazmıyordu.

Kâğıdın en alt köşesinde silik, neredeyse görünmeyecek kadar küçük bir harf vardı.

“A.”

Helin parmağını o harfin üzerinde gezdirdi.

Kitaptaki silinmiş isim.

“A.”

Fotoğraftaki sembol.

“17 Ekim.”

Üçü de aynı yere çıkıyor gibiydi.

Ama nereye?

Ertesi sabah kahvaltı salonuna girdiğinde Lucas ile Ethan çoktan masaya oturmuştu.

Ethan elindeki ekmeği Lucas'ın tabağına koydu.

Lucas kaşlarını kaldırdı.

“Bu benim.”

“Artık değil.”

“Sen gerçekten inanılmazsın.”

Ethan sırıttı.

“Teşekkür ederim.”

Helin yanlarına geldiğinde Lucas ona baktı.

“Sonunda.”

“Ne?”

“Sabah seni arıyorduk.”

Helin oturdu.

“Beni niye arıyordunuz?”

Ethan hemen araya girdi.

“Lucas dün gece bir şey duymuş.”

Lucas'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Ethan.”

“Ne?”

“Her şeyi anlatma.”

Helin ikisine baktı.

“Ne duydun?”

Lucas birkaç saniye sustu.

“Eski arşiv binasıyla ilgili bir şey.”

Helin'in eli masanın altında istemsizce sıkıldı.

Ethan sesini biraz alçalttı.

“Orada yıllardır kimsenin girmediği bir oda varmış.”

Lucas devam etti.

“Ve dün gece orada ışık görülmüş.”

Helin başını kaldırdı.

“Kim görmüş?”

“Bilmiyorum.”

Tam o sırada Nick masaya yaklaştı.

Konuşulanları duyduğu belliydi.

“Bunu nereden duydunuz?”

Ethan ona baktı.

“Dedikodu.”

Nick'in bakışları sertleşti.

“Bazı dedikodular gereğinden fazla insanı yanlış yere götürür.”

Lucas kaşlarını kaldırdı.

“Sen bir şey biliyor gibisin.”

Nick cevap vermedi.

Helin onun yüzüne baktı.

Nick de Helin'e baktı.

Bir an boyunca ikisi de konuşmadı.

Sonra Nick gözlerini kaçırdı.

“Ders başlamak üzere.”

Ve masadan uzaklaştı.

Helin arkasından baktı.

Rosa yanına oturduğunda fısıldadı:

“Bence onun bildiği bir şey var.”

Helin sessizce başını salladı.

“Ben de öyle düşünüyorum.”

Ama bu kez yalnızca Nick'ten şüphelenmiyordu.

Masasının üzerinde duran kitabı düşünüyordu.

Ve kitabın arasındaki o eski fotoğrafı.

“A.”

17 Ekim.

Ve aynı sembol.

Helin artık bir sonraki adımını biliyordu.

Arşiv binasına gitmesi gerekiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18