🩸 1. BÖLÜM — YENİ HAYAT

Vaveyla Yazarı: Azra Seven

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 🩸 1. BÖLÜM — YENİ HAYAT

Helin, akademinin kapısından içeri girdiğinde ilk fark ettiği şey sessizlik oldu.
Avluda onlarca öğrenci vardı ama garip bir şekilde kimse yüksek sesle konuşmuyordu. Herkes birbirini tanıyor gibiydi. Gruplar halinde duran öğrenciler, yeni gelenleri kısa bakışlarla süzüyor, ardından kendi konuşmalarına dönüyordu.
Helin ise tek başına yürüyordu.
Omzundaki çantanın askısını biraz daha sıkı tuttu.
Burası beklediğinden çok daha büyüktü.
Eski taş binalar, yüksek kuleler ve koyu renkli pencereler sisin arasından yükseliyordu. Akademinin ana binasının duvarlarında, Helin'in daha önce hiçbir yerde görmediği semboller vardı.
Bir an durup bunlardan birine baktı.
Garip bir şekilde tanıdık gelmişti.
Nerede gördüğünü hatırlamıyordu.
"İlk kez mi geliyorsun?"
Helin arkasından gelen sesle irkildi.
Döndüğünde karşısında koyu kahverengi saçlı bir kız gördü.
Kız gülümsüyordu.
"Ben Rosa."
Helin birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra kısa bir şekilde:
"Helin."
"Onu tahmin etmiştim."
Helin kaşını kaldırdı.
"Nasıl?"
Rosa güldü.
"Yeni öğrencilerin yüzündeki o ifadeyi biliyorum. Herkes ilk gün aynı şekilde bakıyor."
Helin etrafına baktı.
"Çok belli mi?"
"Biraz."
Rosa'nın yüzündeki gülümseme kaybolmadan devam etti:
"İstersen sana akademiyi gösterebilirim."
Helin tereddüt etti.
Normalde yeni tanıştığı insanlara güvenmezdi.
Özellikle böyle bir yerde.
Ama Rosa'nın tavrında rahatsız edici bir şey yoktu.
"Olur."
Rosa'nın yüzü aydınlandı.
"Harika."
Yan yana yürümeye başladılar.
"Şurası ana bina. Dersliklerin çoğu orada. Sağ taraftaki bina yatakhane. Kütüphane de arka tarafta."
Helin dikkatle dinliyordu.
"Burada herkes vampir mi?"
Rosa birkaç saniye sustu.
Sonra ona baktı.
"Sen gerçekten hiçbir şey bilmiyorsun, değil mi?"
Helin durdu.
"Ne demek istiyorsun?"
Rosa'nın yüzündeki gülümseme biraz değişti.
"Yani... akademiye gelen herkesin bazı şeyleri bildiğini sanıyordum."
Helin'in bakışları sertleşti.
"Ben vampirleri avlamak için geldim."
Rosa'nın gözleri büyüdü.
"Sen..."
Tam o sırada avlunun diğer tarafından kahkaha sesleri yükseldi.
Rosa dönüp baktı.
"Sonra konuşuruz."
Helin onun baktığı yere döndü.
Isabella ve arkadaşları geliyordu.
Clara konuşuyor, Amelia sessizce onları takip ediyordu.
Isabella'nın bakışları doğrudan Helin'e yöneldi.
Bu kez durmadı.
Sadece yanından geçerken hafifçe gülümsedi.
Ama o gülümsemede sıcaklık yoktu.
Clara, Helin'e bakarak Isabella'ya bir şey söyledi.
Helin duyamadı.
Fakat Isabella'nın cevabını net şekilde duydu.
"Yeni olduğu için herkesin ilgisini çekmesi normal."
Rosa gözlerini devirdi.
"Boş ver."
"Kim?"
"Isabella."
Helin tekrar ona baktı.
"Popüler olan?"
"Akademide kendisini kraliçe sanan."
Helin hafifçe gülümsedi.
"Anladım."
İlk ders başlamadan birkaç dakika önce öğrenciler sınıfa girmeye başladı.
Helin arka taraflarda boş bir sıra ararken birinin yanından geçti.
"Buraya oturabilirsin."
Başını kaldırdı.
Lucas.
Lucas sandalyesinde geriye yaslanmış, yüzünde kendinden emin bir gülümsemeyle ona bakıyordu.
"Boş mu?"
"Şimdilik."
Helin oturmadı.
"Başka yer bulurum."
Lucas güldü.
"İnsanlar genelde teklifimi reddetmez."
Helin kaşını kaldırdı.
"Belki de fazla teklif yapıyorsundur."
Lucas birkaç saniye ona baktı.
Sonra kahkaha attı.
"Tamam. Bunu sevdim."
Helin uzaklaşıp başka bir sıraya oturdu.
Lucas arkasından bakarken yanındaki Nick başını ona çevirdi.
"Seninle konuştu diye hemen arkadaş olmaya çalışma."
Lucas kaşlarını kaldırdı.
"Ben sadece yer teklif ettim."
"Senin için aynı şey."
Lucas güldü.
"Yeni kızdan hoşlanmadın."
Nick cevap vermedi.
Gözleri Helin'deydi.
Helin çantasından defterini çıkarıyordu.
Her hareketi normal görünüyordu.
Ama Nick'in içindeki garip his geçmiyordu.
Sanki...
Bir şey yanlıştı.
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.
Gabriel içeri girdi.
Konuşmalar bir anda kesildi.
Gabriel masasına yürüyüp elindeki kitapları bıraktı.
"Yerlerinize."
Herkes sustu.
Gabriel sınıfı gözleriyle taradı.
Bakışları Helin'in üzerinde bir saniyeden biraz daha uzun kaldı.
Sonra devam etti.
"Ben Gabriel. Bu yıl Vampir Tarihi ve Toplum Düzeni dersini işleyeceğiz."
Tahtaya birkaç kelime yazdı.
VAMPİRTOPİA'NIN KURULUŞU
Helin kelimelere baktığında nedensiz bir şekilde göğsünde tuhaf bir sıkışma hissetti.
Gabriel anlatmaya başladı.
"Vampirtopia'nın kuruluşu, günümüzde hâlâ tartışmalı olan olaylardan biridir."
Helin kalemini eline aldı.
"Resmî tarihe göre ülke, yaklaşık üç yüzyıl önce Kont Alexander tarafından kurulmuştur."
Kalem Helin'in parmaklarının arasından düştü.
Tak.
Sınıfta küçük bir ses yankılandı.
Helin bir anda başını kaldırdı.
Alexander.
Neden bu ismi duyduğunda kalbi böyle hızlanmıştı?
Gabriel bunu fark etmişti.
Bakışları kısa bir süre Helin'in üzerinde kaldı.
"İyi misin?"
Helin hemen kalemini aldı.
"Evet."
Gabriel birkaç saniye onu inceledi.
Sonra derse devam etti.
Fakat artık Gabriel'in dikkatini çekmişti.
Helin ise bunun farkında değildi.
Ders bittiğinde öğrenciler sınıftan çıkmaya başladı.
Rosa Helin'in yanına geldi.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Derste biraz garip davrandın."
Helin çantasını kapattı.
"Sadece yoruldum."
Rosa ikna olmuş görünmüyordu ama üstelemedi.
"Yemekhaneye gidelim mi?"
Helin başını salladı.
"Olur."
İkisi birlikte sınıftan çıktı.
Koridorda ilerlerken Helin birkaç metre ileride Nick'i gördü.
Nick de onu fark etmişti.
Bir an göz göze geldiler.
Helin bakışlarını kaçırdı.
Nick ise kaçırmadı.
Lucas yanına geldi.
"Ne bakıyorsun?"
Nick cevap vermedi.
Lucas onun omzuna hafifçe vurdu.
"Nick."
"Bir şey yok."
"Kesin bir şey var."
Nick sonunda yürümeye başladı.
"Yeni kız garip."
Lucas güldü.
"Sen herkese garip diyorsun."
"Hayır."
Nick'in sesi bu kez ciddiydi.
"Herkes böyle değil."
Lucas'ın yüzündeki gülümseme biraz azaldı.
"Neyi fark ettin?"
Nick arkasını dönüp Helin'in uzaklaşan siluetine baktı.
"Henüz bilmiyorum."
Akademinin başka bir bölümünde Raven tek başına yürüyordu.
Koridorun sonunda durdu.
Helin'in bulunduğu yöne baktı.
Yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Sonra cebinden eski, küçük bir madalyon çıkardı.
Madalyonun üzerinde yıllar önce silinmiş gibi duran bir sembol vardı.
Raven madalyona baktı.
Fısıltıyla tek bir kelime söyledi:
"Elena..."
Sonra madalyonu tekrar cebine koydu.
Ve koridorun karanlığında kayboldu.
Helin, dersin bitiş zilini duyduğunda kalemini yavaşça defterinin üzerine bıraktı.
Sınıftaki öğrenciler sandalyelerini geriye çekiyor, kendi aralarında konuşarak kapıya doğru ilerliyordu. Birkaç dakika içinde sınıf neredeyse tamamen boşalmıştı.
Ama Helin hâlâ yerinden kalkmamıştı.
Defterinin en üstünde tek bir isim vardı.
Alexander.
Kalemi eline aldı ve ismin üzerini karalamaya başladı.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Sonunda sayfayı kapattı.
"Saçmalık."
Kendi kendine söylediği bu kelime, içindeki huzursuzluğu gidermeye yetmemişti.
Alexander ismini daha önce duymuş olması gerektiğini düşünüyordu. Vampir avcılığıyla ilgili okuduğu kitaplarda, eski belgelerde, ailesinden duyduğu hikâyelerde...
Ama hayır.
İsmi duyduğu anda hissettiği şey bilgi değildi.
Daha çok...
Bir anlığına geçmişten gelen bir şey gibiydi.
Helin sandalyesinden kalkıp çantasını omzuna attı.
Tam kapıya yönelmişti ki arkasından bir ses geldi.
"Hey."
Döndüğünde Nick'i gördü.
Sınıfta kalan son birkaç öğrenciden biriydi. Çantasını tek omzuna asmış, kapının yanında duruyordu.
Helin kaşını kaldırdı.
"Ne?"
Nick birkaç saniye onu inceledi.
"Ders sırasında iyi görünmüyordun."
"İyiyim."
"Öyle görünmüyordun."
Helin kısa bir gülümsemeyle karşılık verdi.
"İnsanların nasıl göründüğüne karar vermeyi bırakmalısın."
Nick'in yüzünde hafif bir ifade değişikliği oldu.
"Sen de insanların söylediklerinden bu kadar rahatsız olmayı bırakmalısın."
Helin cevap vermedi.
İkisinin arasındaki sessizlik birkaç saniye sürdü.
Sonra Helin kapıyı açtı.
"İyi günler, Nick."
Nick onun arkasından baktı.
"Benim adımı nereden biliyorsun?"
Helin durdu.
Sonra omzunun üzerinden baktı.
"Burada herkes birbirinin adını biliyor."
Ve koridora çıktı.
Nick olduğu yerde birkaç saniye kaldı.
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"İlginç."
Koridorda Rosa'yı bulmak uzun sürmedi.
Rosa, duvarın yanında durmuş telefonuna bakıyordu.
Helin'i görünce hemen başını kaldırdı.
"Sonunda!"
Helin ona doğru yürüdü.
"Ne oldu?"
"Öğle yemeğine gidiyoruz."
"Biz mi?"
"Evet, biz."
Rosa bunu o kadar doğal söylemişti ki Helin bir an ne diyeceğini bilemedi.
"Senin arkadaşların yok mu?"
Rosa omuz silkti.
"Var."
"Öyleyse?"
"Bugün seni tanımak istiyorum."
Helin hafifçe güldü.
"İnsanlar genelde benimle tanışmak istemez."
Rosa'nın yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu.
"Belki de yanlış insanlarla karşılaşmışsındır."
Helin cevap vermedi.
Rosa yürümeye başladığında Helin de onun yanında ilerledi.
Akademinin yemekhanesine girdiklerinde içeride yüzlerce öğrenci vardı.
Yüksek tavan, koyu renkli taş duvarlar ve uzun masalar mekâna eski bir şato havası veriyordu. Tavandaki büyük avizeler gün ışığına rağmen yanıyordu.
Rosa bir masayı işaret etti.
"Burada oturabiliriz."
Helin masaya oturdu.
Rosa karşısındaki sandalyeye geçti.
Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra başını yana eğdi.
"Bir şey sorabilir miyim?"
"Zaten soracaksın."
Rosa güldü.
"Buraya neden geldin?"
Helin'in yüzündeki ifade değişti.
"Vampir avcısı olmak için."
Rosa'nın gülümsemesi yavaşça kayboldu.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Yani gerçekten vampir avlayacak mısın?"
"Amacım bu."
Rosa bir süre onu inceledi.
"Vampirlerden bu kadar nefret ediyor musun?"
Helin'in eli masanın üzerinde istemsizce sıkıldı.
"Evet."
Bu kez sesi çok daha ciddiydi.
"Neden?"
Helin gözlerini kaçırdı.
"Bir sebebim var."
Rosa daha fazla soru sormadı.
Belki de Helin'in ilk kez kendisine biraz olsun güvendiğini fark etmişti.
Yemekhanenin diğer tarafında ise Lucas, Nick ve Ethan birlikte oturuyordu.
Ethan çatalını masaya bıraktı.
"Yeni kız hakkında ne düşünüyorsunuz?"
Lucas hiç düşünmeden cevap verdi.
"İlginç."
Nick ona baktı.
"Sen herkese ilginç diyorsun."
"Çünkü çoğu insan sıkıcı."
Ethan güldü.
"Helin seni tersledi diye hâlâ aklından çıkaramıyorsun."
Lucas hemen ona döndü.
"Ben mi? Umurumda bile değil."
Nick kaşını kaldırdı.
"Tabii."
Lucas ikisine de bakıp gözlerini devirdi.
"İkiniz de çok konuşuyorsunuz."
Tam o sırada Lucas'ın bakışları yemekhanenin diğer tarafına kaydı.
Helin'i gördü.
Rosa'yla konuşuyordu.
Lucas birkaç saniye sessiz kaldı.
Ethan bunu fark etti.
"Bak yine."
Lucas gözlerini ondan çekti.
"Ne?"
"Hiç."
Nick de Helin'e baktı.
Helin o sırada başını kaldırmıştı.
Göz göze geldiler.
Nick'in yüzündeki ifade değişmedi.
Helin ise birkaç saniye sonra bakışlarını başka tarafa çevirdi.
Nick'in dikkatini çeken şey tam olarak buydu.
Helin, insanların çoğunun yaptığı gibi bakışlarını kaçırmıyordu.
Sanki...
Bir şey arıyordu.
Ya da bir şeyden kaçıyordu.
Yemekhanenin girişinde Isabella ve arkadaşları içeri girdi.
Clara hemen etrafına bakındı.
"İşte orada."
Isabella'nın gözleri Helin'e çevrildi.
"Rosa'yla oturuyor."
Amelia sessizce başını salladı.
Isabella'nın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Rosa'nın yeni arkadaş edinmesi hızlı olmuş."
Clara kıkırdadı.
"Belki de Helin'in başka seçeneği yoktur."
Isabella cevap vermedi.
Sadece Helin'e baktı.
Onu rahatsız eden şey Helin'in ne giydiği ya da nasıl göründüğü değildi.
Asıl rahatsız olduğu şey...
Helin'in akademiye geldiği ilk günden beri insanların dikkatini çekmesiydi.
Ve Isabella, dikkatlerin başkasına kaymasına alışık değildi.
Dersler öğleden sonra devam etti.
Helin, akademinin koridorlarında Rosa'yla birlikte yürürken binanın daha önce görmediği bir bölümünü fark etti.
Koridorun sonunda büyük, demir bir kapı vardı.
Kapının üzerinde eski bir sembol bulunuyordu.
Rosa durdu.
"Orası yasak."
Helin kapıya baktı.
"Neden?"
"Kimse bilmiyor."
"Sen hiç girdin mi?"
Rosa başını iki yana salladı.
"Hayır."
Helin sembole biraz daha dikkatli baktı.
Nedense o işaret de ona tanıdık gelmişti.
Ama bu kez aklına hiçbir anı gelmedi.
Sadece kısa bir baş ağrısı.
Elini şakağına götürdü.
Rosa hemen fark etti.
"İyi misin?"
"Evet."
Helin elini indirdi.
"Bir şey yok."
Rosa kapıya tekrar baktı.
"Boş ver. Buradan gidelim."
Helin birkaç saniye daha kapıya baktı.
Sonra Rosa'nın peşinden yürüdü.
Fakat arkasında, kapının diğer tarafında birinin onları izlediğinden haberi yoktu.
Akşam olduğunda akademi yavaş yavaş sessizleşmeye başladı.
Helin odasına döndü.
Çantasını yatağın üzerine bıraktı ve pencerenin önüne geçti.
Dışarıda akademinin bahçesi görünüyordu.
Ay ışığı taş duvarların üzerine vuruyordu.
Helin derin bir nefes aldı.
Bugün yaşadığı garipliklerin hepsini düşünmeye başladı.
Alexander'ın adı.
Kapıdaki sembol.
Ders sırasında yaşadığı o tuhaf his.
Ve...
Nick.
Helin kendi kendine sinirlenerek başını salladı.
"Nick'i düşünmeyi bırak."
Tam o sırada kapının dışından bir ses duyuldu.
Tak.
Tak.
Helin döndü.
"Kim?"
Cevap gelmedi.
Bir süre bekledi.
Sonra kapıya yaklaştı ve açtı.
Koridor boştu.
Helin dışarı baktı.
Kimse yoktu.
Fakat yerde küçük, eski bir kâğıt parçası duruyordu.
Helin eğilip onu aldı.
Üzerinde yalnızca tek bir cümle vardı:
"Geçmişini bilmeden düşmanını tanıyamazsın."
Helin'in yüzündeki ifade değişti.
Kâğıdı birkaç saniye boyunca hareketsizce tuttu.
Sonra başını kaldırıp karanlık koridora baktı.
İlk kez akademide gerçekten yalnız olmadığını hissetti.
Ve bilmediği bir şey vardı.
Bu cümle, hayatında duyacağı son uyarı olmayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18