5. bölüm / 6
KAN VE GÜL5.bölüm
Bölümler 6Şu an: 5.bölüm
- 1 1.bölüm1.269 kelime
- 2 2.bölüm531 kelime
- 3 3.bölüm1.471 kelime
- 4 4.bölüm972 kelime
- 5 5.bölüm927 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.bölüm505 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Adımlarım, dedemin çalışma odasına doğru uğursuz bir sessizlikle ilerlemeye başladı. Odaya giden ayaklarım sanki benden bağımsızlaşmış, geri geri gitmek için direniyor gibiydi. Sonunda o heybetli kapının önüne geldim. Açmakla açmamak arasında, saniyeler süren amansız bir savaş verdim içimde. Ama geri adım atmayacaktım; kapıyı açtım ve içeri girdim.
Dedem, o büyük deri koltuğuna kurulmuş, elindeki turuncu kehribar tesbihiyle oynuyordu. İçeri girer girmez arkamdaki kapıyı sertçe, adeta öfkemi haykırır gibi kapattım. Dedem oturduğu yerde hafifçe irkildi ama o sarsılmaz duruşunu bozmamaya çalışarak hafifçe öksürdü: "Oooo, Helvin Hanım... Siz benim sözümü dinler miydiniz ya?" dedi, sesindeki o iğneleyici tavırla.
Ona nefret dolu gözlerle ters ters baktım. Çenemi dikleştirip, tam karşısındaki sandalyeye mağrur bir tavırla oturdum: "Yaşlılara hürmetimiz var," dedim, sesimdeki soğukluğu gizlemeyerek.
Dedem tek kaşını kaldırıp küçümseyici bir edayla, "Senden beklenmedik laflar," diye mırıldandı.
Yerime iyice yerleşip, gözlerinin içine baka baka darbeyi indirdim: "Sonuçta bir ayağı toprakta olan birisinden hayır duası almak isterim, değil mi?"
Dedemin yüzü sinirden anında kıpkırmızı kesildi; sanki öfkeden patlayacak gibiydi. Elini sertçe masaya vurarak gürledi: "Helvin! Öldürürüm seni! Benimle düzgün konuş!"
Ona bakıp acı acı güldüm: "Sen beni ölümle mi tehdit ediyorsun ha? Çek silahı yaşlı kurt, seni engelleyen ne? Şu anki duruma 'hayat' diyorsan senin gözlerin kör herhalde! Çünkü ablamı benden aldığından beri ben zaten yaşayan bir ruhum, farkında değil misin?"
Dedem bir anlık derin bir sessizliğe gömüldü. Ardından masasındaki viski bardağına uzanıp içkisinden bir yudum aldı ve gözlerini gözlerime dikti: "Seni neden öldürmediğimi merak ediyor musun Helvin Arslan? Çünkü bir sözüm var."
"Kime?" dedim, merakıma yenik düşerek anında.
Hiç duraksamadan cevap verdi: "Ablana."
Ablama mı? Ona bir sözü mü vardı? Beni öldürmemesi için mi? Benim daha fazla soru sormama izin vermeden ayağa kalktı ve yanıma doğru yürüdü: "Ablan ölmeden önce bize bir not bırakmıştı. Okumak ister misin?"
"Evet!" dedim feryat edercesine. Ablam ona ne yazmış olabilirdi ki?
Dolabından eski püskü, üzerinde biraz kan lekesi barındıran yıpranmış bir kağıt çıkartıp bana uzattı. Tereddüt dolu, titreyen ellerimle kağıdı aldım ve yavaşça açtım. Kağıtta aynen şunlar yazıyordu:
Melike Arslan'dan Abdullah Arslan'a;
Senin kadar iğrenç bir adam görmedim! Sen benim bu hayattaki en büyük düşmanımsın. Hiç mi sevmedin beni ha? Sen de çok iyi biliyorsun beni evlendirmeye çalıştığın adamın nasıl bir pislik, nasıl iğrenç bir yaratık olduğunu! Ama sen inatla, gözünü kırpmadan yapıyorsun bunu. Hiç mi yarınını düşünmedin? Zaten sen neysen, babam da aynısı... Annemi aldattığını bilmediğimi mi sanıyorsun ha? Ya da annemin her şeyi bilmesine rağmen acı içinde çöküşünü? Onları zorla evlendiren sendin! Senin kararlarına göre yaşamak zorunda değil kimse ve ben bu duruma başkaldırıyorum! Sonunda ölüm olsa bile evlenmiyorum!
Herkesin dedesi torununu severken para verir, bisiklet alır; sen ise bize kefen niyetine gelinlik alırsın! Hangi kitapta, hangi vicdanda yazar bu ha? Kim ailesini ölüme gönderecek kadar pislik olabilir senin dışında? Senden tek bir şey istiyorum: Helvin'in saçının ucuna bile dokunmayacaksın! Yemin ederim, ister yaşayarak ister ölerek, eğer o kıza bir şey yaptığını bilirsem seni varya... Yanıma yollarım! O kızın burnunun ucu bile kanamayacak!
Hiç sevilmeyen torunundan sana bu son mektup... Şimdi ister yüzün kızarır öfkeden, ister bir ezik gibi hayatına devam edersin. Ne yaparsan yap...
Sonunu okurken ellerim zangır zangır titriyordu. Artık gözyaşlarımı tutamıyackatim, hıçkıra hıçkıra ağlayacaktım. Dedem yanındaki kanepeye ilişti, ses tonundaki o gaddarlık hiç değişmemişti: "Ablan seni çok seviyormuş belli ki... Ama ben pişman olacağım bir şey yapmam."
Gözlerimi silip nefretle ona baktım: "Ne yapacaksın?!"
Yüzünde iğrenç bir gülüş belirdi: "Evlendireceğim seni."
"Evlendireceğim seni" demişti... Boğazım düğümlendi, sertçe yutkundum ve hızla ayağa fırladım: "Asla! Asla evlenmiyorum!"
Yine o alaycı tavrıyla güldü: "Ne yapacaksın? Sen de mi kendini öldüreceksin?"
Öfkeyle üzerine doğru yürüdüm, gözlerimden adeta alevler fışkırıyordu: "Daha kötüsünü... Seni öldüreceğim!"
Yüzü bir anda bembeyaz oldu, donakaldı: "Helvin... Bunu asla yapamayacaksın!"
"Yapacağım!" dedim kararlılıkla.
Ondan uzaklaşıp tam odadan çıkacakken arkamdan seslendi: "Her türlü evleneceksin Helvin! Haftaya görücüler geliyor!"
Sinirlerimle oynuyordu, biliyordum. Emin adımlarla beni her türlü evlendireceğini sanıyordu ama ben de boş değildim. Ona karşı gelebilirdim, artık korkmuyordum! Hiçbir şey demeden odama gittim. İçimdeki o dinmeyen öfkeyle bütün eşyalarımı sağa sola fırlattım, odayı darmadağın ettim. Sabaha kadar gözümü bile kırpmadım.
Ama artık o eski, çaresiz Helvin yoktu. Onların burunlarından getirecektim! Hepsine dünyayı dar edecektim!
Bölüm etkileşimi
