6. bölüm / 6
Kamp FotoğrafıBölüm 5: Berkay'ın Gözünden
Bölümler 6Şu an: Bölüm 5: Berkay'ın Gözünden
Helloooo nasılsınız?
Evet size süpriz yapcam demiştim... BU BÖLÜM BERKAY'IN AĞZINDANNN YEAHHHH
Bir tık sevindim galiba jsjjsjsjjssj
Neyse iyi okumalarr🍁🏕️
Bu arada bölüm bilge baygıngen ne oldu onu anlatıyor altıncı bölümde buluştukları zamanı okicaz.
"Olum bir dur düşcen şimdi."
Serkan zıplaya zıplaya yürüyordu. Ben bu çocuğun eski yaşamında maymun olduğuna emindim. Hakan ikizine 'ben bu malla nasıl kardeşim' bakışı attığında büyük bir kahkaha atmıştım. Hepsinin kafası bana dönmüştü.
Demir Hakan'a dönüp" Buda kendi kendine gülmeye başladı bir sen bir ben kaldık akıllı. " dediğinde Serkan sahte olduğu apaçık ortada olan bir kırgınlıkla " Benim ne salaklığımı gördün alındım şuan. " dedi.
"Tabi canım normal yürürken bile düşebileceğin yolda zıplayarak ve ters yürüyen sensin ama akıllıda sensin, haklısın.". Hakanın cümlemesine başımla onay vermiştim.
"Siz bana kurban olun be ben bu grubun neşesiyim neşesi." Serkan bu konuda haklıydı. O olmasaydı eğlencemizin yüzde ellisi giderdi. Tam bir enerji bombasıydı. İkiz oldukları için Hakan'da öyle sanardınız ama tam tersi alakaları yoktu.
Hakan her zaman sakin bir yapıya sahip olmuştu. Hakan evde huzurla kahve yudumlarken Serkan günün üçüncü partisinde eğlendirdi. Ben ve Demir'de bir Hakan'a bir Serkan'a ayak uydururduk.
İkimizde uyumlu insanlardık. Yani kısmen. Demir bir plan da sorun çıkarmaz uyardı ama engelleyemediği bir siniri vardı. Çocukluk arkadaşları olarak biz bile bazen yanına yaklaşamaz sinirinin geçmesini beklerdik.
Bu yüzden hiçbir ilişkisi uzun sürmemişti. Sevdiği herkez öfkesinden dolayı ayrılmıştı Demir'den.
Biraz daha yürüdükten sonra bir bağırış sesi duyulmuştu. Hemen birbirimize baktık.
"Olum Serkan kaç kere dedik sesini inceltip bağırma diye."
"Ben yapmadım ki"
"Nasıl sen yapmadın?"
"Yapmadım işte nasılı mı var!?"
Demir ve Serkan tartışırken ben öne geçip sağ sola bakınmaya başlamıştım. Tam kafamı sağ tarafa çeviriyorum ki Hakan seslenmişti.
"Orada yerde biri var!"
"Nerde?"
"Sağ tarafta hadi acele edin!"
Hakan için her canlının bu dünyada ki yeri büyüktü ve hepsi çok önemliydi. Kelebekten insana kadar her canlı için böyle düşünüyordu. Zaten bu sebeple de doktor olmaya karar vermişti. Mesleğine aşıktı. Gerçi hala tıp öğrencisiydi, doktor sayılmazdı ama belli başlı şeyleri biliyordu.
Hakan'ın gösterdiği tarafa geldiğimizde hepimizin dili tutuldu. Yerde bir kadın yatıyordu. Kafamı biraz çevirmemle arkadan arkadan gelen kanları görmem bir oldu. Hakan da görmüş olmalıydı ki hemen dizlerinin üstüne çöktü ve kadının kafasını nazikçe kaldırmıştı.
"Ne yapacağız?". Soru Serkandan gelmişti. Hakan ayağı kalkıp "Birimizin kadını taşıması gerekiyor ama acele etmeliyiz. Hemen pansuman yapıp kontrol altına alınmazsa uyanmama riski artar."
Söylediği şeyle hepimiz buz kestik. Uyanmama riski artar...
"O kadar ciddi mi?"
"Aslında hayır ama uzun süre kontrolsüz uyuması riskli. Allah'tan sert çarpmamamış gibi gözüküyor sadece sivri, sert bir taşa çarpmış."
"Dırdırı bırakın da kim taşı-"
Demir daha lafını tamamlayamadan bir adım öne çıkıp hanfendinin bedenini nazikçe ve sarsmadan kaldırmıştım. Elimi uygun bir şekilde konumlandırmaya dikkat etmiştim. Bir kadını rahatsız etme düşüncesi midemi bulandırıyordu.
Normalde bu ani davranışımı bin bir ima ile bana satarlardı ama durumun ciddiyetinden anlık bir şaşkınlık yaşayıp sonra normale dönmüşlerdi. Ancak Serkanı yüzündeki ifadeden ve gözlerinin yeşilindeki anlık parlamadan bunu aklına kazıdığını anlamıştım.
Tam kamp alanına dönecekken yerdeki telefonu gördüm.
"Serkan sen hanfendinin telefonunu al, rehberden birini ara tamam mı?" dediğimde Serkan beni başıyla onaylamıştı. Arkadan Demirin sesi duyuldu.
"Kamerayıda alalım"
"Al tabi al" diy onayladım onu ve yürümeye başladık.
***
Yürümeye başlayalı on beş dakika falan olduğun da zihnimde bir şimşek çaktı. Adımlarım hızla kesildi. Üç arkadaşım da aynı anda bana dönmüştü.
"Ne oldu gene?"
"Hanfendiyi bir yakınından izinsiz tanımadığı dört adamın çadırına götüremeyiz."
"Evet,yani tamam biz tabii birşey yapmayız ama o bunu bilmiyor bize güvenmemeye hakkı var son olaylar meçul sonuçta."
Birimize öylece bakarken Serkan aklına gelmiş gibi elindeki telefonu kaldırdı."Telefondan birini arasak? Hemen hayır demeyin yani tamam buda özel eşyaya saygısızlık gibi duruyor ama acil durum.". Hepimizin bakışları Demir'e dönmüştü. Demir POMEM öğrencisiydi ve böyle bir durumda olayı en iyi yönetebilicek kişiydi.
"Şifreli değilse sadece son aramalardan birini ara." Sesinden kararsızlık akıyordu ama yapcak bir şeyimiz yoktu ve daha fazla zaman kaybetmemek iyi olurdu. Tekrar yürümeye devam ederken hanfendinin hareketlendiğini hissettim. Hemen kafamı yanıma doğru hafifçe eğip hanfendinin yüzüne baktım.
O... çok güzeldi, göz alıcı bir güzellikti onun güzelliği. Dudakları hafifçe kıpırdadı. Ne dediğini duyamamıştım.
Serkan yanıma yaklaştı ve telefondan 'Işılım🤍' diye kayıtlı kişiyi aradı.
"Bilge neredesin bir iki saate gelirim dedin kaç saat oldu!?"
"Şey Işıl hanım ben Serkan, Bilge hanımı tepelerde baygın bulduk. Kamp alanınız nerde acaba?"
Serkan cümlesini bitirdiğinde ilk an bir sessizlik oldu ama sonra karşı taraftan öyle bir çığlık yüksekdiki Serkan telefonu elinden az kalsın düşürüyordu.
" Işıl hanım dinozorların işini elinden alırmış hey maşallah kükredi resmen! " demişti kulağıma doğru.
Telefonu tekrar kulağımıza yaklaştırdı Serkan. Ama karşı taraftan daha sakin, soğukkanlı ama endişeli bir ses geldi. Anlaşılan arkadaş grubu olarak kamp yapıyorlardı.
"Beyefendi kamp alanımız tepelere yarım saat uzaklıkte bir bölgede siz neredesiniz acaba?"
Serkanla birbirimize baktık yarım saat fazlaydı zaten çok zaman kaybetmiştik.
"Merhaba, yanımızda bir tıp öğrencisi var zaten tepelerden inene kadar zaman kaybettik, acele etmemiz lazımmış izin verirseniz Bilge hanımı bizim kamp alanına götürelim tepelere daha yakın."
Karşı taraf gene sessiziğe büründü ama arkadan istişare sesleri geliyordu.
" Tamam ama bir şekilde buluşup sizin kampa geleceğiz."
"Tabi bir arkadaşımız sizin kamp alanına doğru gelsin sizde tepelere doğru yürüyün mutlaka yollar kesişir."
"Tamam hemen geliyoruz."
Telefon kapanır kapanmaz Demir'e dönüp "Sen tepelerden daha düzlük olan alana doğru iyice yürü orda bir grup kadınla karşılaşacaksın oları al bizim kampa getir tamam mı?" demiştim.
Nedenin anlamak zor olmadığından sanırım nedenini sormamıştı.
Bizde bizim kampa alanına doğru yönümüzü değiştirdik.
***
Kamp alanına gelmiştik. Hemen çadırlardan benim olana doğru yürüdüm. Hanfendiyi nazikçe şişme yatağa yatırmış kafasına dikkat etmiştim.
Hakan yanından ayırmadığı ilk yardım çantasını yer koyup yanına oturmuştu. Hanfendinin başının arkası sarılırken canım acıdığını hissettim. Neden hissetmiştim ki? Hayatımda ilk defa gördüğüm bu kadın neden beni bu kadar etkisi altına alıyordu?
Ben kafamdaki sorularla boğulurken Serkan beni dışarı çağırmıştı.
"Noldu etkilenmiş gibisin." dediğinde hiç şaşırmamıştım. Gözlerindeki parlama zaten herşeyi anlamama yetmişti. Bir birimizi beş yaşında beri tanıyorduk. Mahallemiz küçüktü herkez herkezi tanırdı. Bizde ailemiz tanıştırmıştı zaten.
"Ne alakası var olum? Sadece herşey birden gelişti."
"Bende yedim dimi. Olum senin ciğerini biliyorum ben Bilge hanıma bakınca gözlerin parladı resmen."
Haklıydı, hanfendiye karşı bir çekim hissetmiştim. Ama bu büyütülecek birşey değildi. Sonuçta bir kere görecektim hanfendiyi.
Ama keşke...
"Serkan ben sen miyim? Bu tarz 'çapkınlıklar' senin işin dimi sonuşta."
"Görende sanki her gördüğüm kadına yürüyorum sanacak. Yapım bu olum napıyı hoşuma giden insanlarla konuşmayı seviyorum. Hem konuyu bana döndürme itiraf et hoşlandın."
Gözlerimden ateşler saçarak Serkan'a dönmüştüm. O ise bana muzip bir sırıtmaya bakıyordu. Bir tane yapıştırsam ağzına çok rahatlardım doğrusu!
" Serkan saçmalama artık. Hanfendiyle tek laf bile konuşmamışım nasıl hoşlanıyım."
Serkan birden ayağa kalktığında şaşkınlık içinde ona bakmıştım.
"DIRIDIRIDRIII AŞIKSINNN DIRIDIRIDRIII AŞIKSINNN BERKAY AŞIK OLMUŞ ÇAL DAVULCU ÇAL! "
Horon teperken bağarıyordu bas bas.
"Olum salak mısın süs yok öyle birşey!" desem de beni duymuyordu bile.
Hakan çadırdan çıkıp dünyanın en normal şeyiymiş gibi bir bana bir Serkan'a bakıyordu. Alışmıştı Serkan'ın bu hallerine ikiziydi sonuçta.
"Napıyorsun süper mega zeka kardeşim?"
"Berkay aşık oldu."
"Ne! Kime?
" Bilge hanıma"
Hakan'ın başı hızla bana döndü. Bu gidişle arkadaşını bir kaşık suda boğdu diye haberlere çıkacaktık. Kafamı hızla sağ sola sallamıştım.
"Serkan ve abartmaları yani klasik Serkan."
"İlk defa Serkan'a hak veriyorum galiba bilge hanıma bakışını gördüm büyüledin resmen ki ben büyüye ve benzeri saçmalıklara inanmam bilirsin."
Ağzım ihanetin etkisiyle kocaman açıldı. Tam ağzımı açmıştım ki kızlar ve Demir geldi. Demir kızlardan biriyle kavga ediyordu.
" Bir susar mısın artık? "
" Sen sus be! "
" İkinizde susun! "
Önümüzde üç tane kadın duruyordu. Biri albinoydu sanırım. Demirle kavga edenin omuzundan biraz uzun siyah saçları ve kahverengi gözleri vardı. Bir diğeri ise yemyeşil gözleri ve açık kumral saçlara sahipti. Albino olan hızla" Bilge nerede!? "diye sormuştu aceleyle.
Turuncu çadırı gösterdim. İçeri girince yeşil gözlü olan" Teşekkür ederiz, ben Hande, - siyah saçlıyı göstererek - Müjde ve buda Işıl. Zaten Bilge'yi biliyorsunuzdur kaç kere seslendik. " dediğinde bizde kendimizi tanıtmıştık.
Işıl daha sakin bir sesle "Ne zaman uyanır?" diye sormuştu. Hakan öne atılıp "Merak etmeyin, bir iki saate uyanacaktır." diye cevapladı Işıl'ı.
"Nerden bilelim sizin gerçekten doktor olduğunuzu?" soruyu soran Müjde'ydi.
"Size yalan söyleyerek elimize bir şey geçmez hem çok biliyorsanız siz pansumanı yapsaydınız.". Demirin damarına basmıştı anlaşılan.
"Bana bak se-"
"Müjde tamam hadi dışarı çıkalım sakin ol"
***
Üç saattir bekliyorduk.Hanfendi hala uyanmamıştı. Adını bilmeme rağmen içimden ona hanfendi demek geliyordu. Ben bunları düşünürken çadırın fermuarı açılmıştı. Herkez hızla kafasını o tarafa çevirmişti.
Hanfendi uyanmıştı. Nasıl oluyordu bu bilmiyordum ama o... o uyanıkken kahve gözleriyle daha da güzeldi. Çok güzel...
Daha bir adım atmıştı ki dengesini gene kaybetmişti. Panikle elini sallarken omzuma tutundu. Dünya o anda dönmeyi bırakmıştı sanki. Elimi gayriihtiyari düşmesin diye beline koymuştum. Düşmemişti bu sefer.
Kahve gözleriyle bana döndü. Dünya gene hızlanmıştı ama ne hızlanmak.
"İyi misiniz hanfendi ?"
"E-evet teşekkür ederim beyefendi."
Gelen kıkırdamalar ve endişe sesleri ile kafamızı önümüze çevirmiştik. Herkez bize bakıyordu.
***
Arkasını dönüp giderken beynimde sirenler çalmaya başladı. Onun hayatında sadece onu kurtaran adam olmak istemiyordum.
Onun arkadaşı hatta belki... hayır sadece arkadaşı dahası yok Berkay bunu unutma.
Aklıma gelen ilk şeyle arkalarından bağırımıştım. "Durun! Şey, telefon numaralarımızı alalım şey için şey... Bilge'nin sargıları değişmeli gene gelirsiniz Hakan yeniler sargıları.Gelmişken yine böyle otururuz kalabalık güzel oldu. Tabi bu sefer birimiz baygın değilken."
Bu tabii bir bahaneydi. Sargıların değişimini herkez yapabilirdi ama bu tatlı bahanenin zararı yoktu. Hakan da bunu bildiğinden bana yandan bir bakış atıp bıyık altı sırıtmıştı. Onu kolumla dürtmüştüm.
Kızlar kısa bir bakış anın ardından kabul etmişlerdi. Numaralarımızı alıp sözleşmiştik.
Gittiğinde ise bütün gece uyuyamamıştım. Sebebi tabiki hanfendiydi...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Nasıldı bölüm?
Ben çok eğlendim gene. Zaten eğlenmesem paylaşmam size kötü bölüm atmam🤍
Bu bölüm fav karakterim Serkan GDHGDHGXHG
Bir sonraki bölümde fena olcakkk
Neyseee baybayyy🍁🏕️
Bölüm etkileşimi
