4. bölüm / 6
Kamp FotoğrafıBölüm 4
Bölümler 6Şu an: Bölüm 4
Keyifli okumalar diliyorummm
~Yorum yapar mısın ¿
"Ne zaman uyanır?"
"Merak etmeyin, bir iki saate uyanacaktır."
"Nerden bilelim sizin gerçekten doktor olduğunuzu?"
"Size yalan söyleyerek elimize bir şey gelmez hem çok biliyorsanız siz pansumanı yapsaydınız."
"Bana bak se-"
"Müjde tamam hadi dışarı çıkalım sakin ol"
***
Kapkaranlık bir yerdeydim. Hayır, sadece gözüm kapalıydı. Açmaya çalıştığım da başıma çok keskin bir ağrı saplandı. Ama yılmadım ve zar zor açabildim.
Görüş alanıma giren ilk şey turuncu naylonumsu çadır kumaşıydı. Gözlerimi kırpıştırdım. Olduğum yerde dikleştim. Oturur pozisyona gelmiştim.
Tam o sırada zihnimde bir şimşek çaktı. Bizim hiçbir çadırımız turuncu değildi ki. Hızla etrafıma baktığım da düşündüğüm şeyden daha da emin oldum. Burası bizim çadırımız değildi.
Birden herşey zihnimden film şeridi gibi geçti. Gökdoğan kuşunu çekerken ayağım kaymıştı ve... Daha önce duymadığım sesler duymuştum sonrası yoktu. Elimi başımın arkasına attığım da sargı bezini hissettim. Hızla ayağa kalktığım da başım döndü ama aldırmadım.
Çadırın çıkışına doğru yürümeye başladım. Kafam da binlerce soru dönüp duruyordu. Neredeydim, kızlar neredeydi ve beni kim tepelerden buraya kadar taşımıştı. Bu soruların cevaplarını öğrenmem lazımdı.
Çadırın kapısının fermuarını açmak için elimi uzattım ve aşağıya indirdim. Dışarıya adım attığımda ise... Başmın dönmesi galip geldi ve gene dengemi kaybettim. Ama bu sefer elim boşluğa tutundu. Tam o anda belimde bir el hissettim. Boşluğa tutunmamıştım bir omuza tutunmuştum.
Kafamı sağ tarafıma çevirdiğimde bir adam duruyordu. Kumral saçları akşam esintisi ile hafif hafif uçuşuyordu. Yüz hatları çok keskin değildi ama tam yuvarlakta değildi. Tabiricaitse çok yakışıklıydı. Ela gözleri şaşkınlık ve endişe ile bana dönüktü. Tam o sırada fark ettiğim şeyle nefesim hızlandı. Yüzlerimiz arasında en fazla iki karış falan vardı sadece!
"İyi misiniz hanfendi ?"
"E-evet teşekkür ederim beyefendi."
Önümden gelen kıkırdamalar, rahatlama ve endişe karışımı sesleri duyar duymaz kafamı önüme çevirmiştim. Önümde arkadaşlarım ve bir grup erkek oturuyordu.
"Bilge!" diye üzerime atılan Işıl sayesinde beyefendi den uzaklaşmıştım.
"Çok korktuk kızım. Ben sana dikkat et demedim mi? Bide benle anne diye dalga geçiyordun!"
Işıl da alışık olmadığım bu sinirli ifadesine gülümsedim. Sevgisini o kadar güzel hissettiriyordu ki. Bir insanın Işılı sevmemesi imkansızdı.
"Nefes al Işıl, iyim bak ufak bir düşüş sadece önemli değil yani."
Ben cümlemi bitirdiğimde tam Işıl bin bir onaylamaz cümle kuracaktım ki lafa Müjde atladı.
"Ne demek ufak bir düşüş ya. Kızım üç saattir uyuyorsun! Kafana sargı sardılar, nasıl kafayı yedik haberin var mı senin!?"
Müjde'nin Işıl'ın tatlı öfkesiyle alakası olmayan sert ama korkusunu gizleyemeyen sesini duyduğumda kafamı ona doğru çevirdim. Gözleri öfke, endişe ve rahatlamayla kısılmıştı.
Ama daha fazla dayanamadı ve "Aptal" diyerek oda kollarını boynuma doladı. "Tamam çekilin bende endişelendim o kadar bende sarılıcam ya." Hande'nin sahte isyanına karşı kıkırdayıp bu sefer ben ona kollarımı dolamıştım.
Kızların azarları bitip endişeleri sona erdiğinde kafamı bizi gülümseme eşliğinde izleyen dört adama bakmıştım. Aralarından biri beni tutan beyefendiydi. Gözümü ondan kaçırmıştım. Bu dörtlüden iki kişinin ikiz olduğu çok belli oluyordu.
Hande benim olayı çözmeye çalıştığımı anlamış olacak ki o dörtlü ile benim arama girip tanıştırmaya başlamıştı.
"Beyler siz Bilge'yi zaten az çok biliyorsunuz" eliyle beni göstermişti. "Bilge bu Hakan" dedi eliyle ikizlerden mavi gözlü olanı gösterirken. "Zaten fark etmişsindir ki Hakan'ın ikizi Serkan" kafamı adını şuan Serkan olduğunu öğrendiğim yeşil gözlü ikize çevirdim ve başımla ikisinde selam verdim. "Demir ve" parmağını önce Serkanı yanındaki adama yani Demir'e çevirdi ve parmağını tekrar oynatarak beyefendiyi göstererek "Son olarak az önce seni tutan - bunu derken kıkırtısını tutmaya çalışıyordu- Berkay" diye tamamladı cümlesini.
Ben ona gereksiz olan ayrıntısı için sert bir bakış atarken ikizlerden Hakan olan
"Memnun oldum, iyi misin bu arada?" diye soru yöneltti bana.
"Evet iyim sağ ol da ben buraya nasıl geldim ve siz nasıl... tanıştınız.
Bu sorumu beklenmiş olacaklar ki hepsi birden azını açtı. Ama beyefendi daha hızlı davrandı ve söze girdi. Adını öğrenmiştim ama içimden ona beyefendi diyesim geliyordu. Bunu dıştan söylemediğim sürece sorun yoktu zaten.
"Biz yürüyüş yapmak için tepelere çıkıyorduk. Sonra yerde birini gördük ki buda sendin. Neyse ki yanımızda bir doktor öğrencisi vardı da ciddi birşey olup olmadığını anladık. Kusura bakma telefonunda şifre yoktu ve bizim birine haber vermemiz gerekiyordu bizde mecbur en son konuştuğun kişilerden birini aradık. Merak etme başka birşey yapmadık ki aramızda birde polis öğrencisi var, - parmağıyla Demir'i gösterdi - şansımıza Işıl'ın numarasını aramışız. Bizim kamp alanı yani bura sizinkinden daha yakındı bu yüzde arkadaşlarından da izin alarak buraya getirdik seni, sonra kızlar geldi ve Hakan sana pansuman yaptı. "
Son cümlesinden aralarındaki doktorun Hakan olduğunu anladımıştım. Kızlara baktığım da onaylama belirtisi olarak kafalarını sallamışlardı. Serkan yüzünde hınzır bir ifade ile" Seni taşıyan da Berkay'dı. Merak ettiysen yani".
Serkan bunu söylediğinde yüzümün kızardığını hissediyordum. Berkay sinirli ve anlamlı bir bakış gönderdikten sonra bana bakıp gülümsemişti.
"Sende çay ister misin?". Soruyu soran Demir'di. Sarı saçlarıyla çok çekici duruyordu ama benim bakışlarım hep beyefendiye yani Berkay'a kayıyordu.
"Hayır sağ ol. Ayrıca hepinize teşekkür ederim herşey için."
Dördü de aynı anda 'önemli değil' anlamında başını sallamıştı.
"Eee o zaman biz gidelim sağ olun bugün baya yardım ettiniz." Müjde'yi onayladığımı belli etmiştim. Tam kızlarla arkamızı dönüp gidiyorduk ki "Durun! Şey, telefon numaralarımızı alalım şey için şey... Bilge'nin sargıları değişmeli gene gelirsiniz Hakan yeniler sargıları.Gelmişken yine böyle otururuz kalabalık güzel oldu. Tabi bu sefer birimiz baygın değilken." cümlesi duyulmuştu arkamızdan.
Kızlara baktım. Gözlerimizle kısa bir istişare yapmıştık.
" Verelim mi numaralarımızı? "
"Yani iyi çocuklara benziyorlar bence verelim."
"Emin misiniz?"
" Ben okeyim."
" Bende herşeye uyarım."
Dörtlüye dönüp kafalarımız 'tamam' işareti yapmıştık.
Herkez bir birine numaraları verdiğinde artık hepimizin telefonunda sekizimizin telefon numarası vardı. Zaten onlar birbirlerini, biz birbirimizi tanıyorduk. İki dörtlü grup birleşiyordu yani.
Vedalaşıp yarın konuşmak için sözleşmiştik.
Çadıra kadar aklımda ki tek şey düşüşüm ve beyfendiydi...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Ay bu bölümde de çok eğlendim. Siz nasıl buldunuz bölümü. Bir daha ki bölüm 4.5 olacak yani karakter tanıtımı olacak bilginizeee. Sonra 5.6.7... diye devam edecek. Bir dahaki bölüme kadar görüşmek üzereeee💖🍁🏕️
Bölüm etkileşimi
