KALBİN YANSIMASI kitap kapağı

7. bölüm / 12

KALBİN YANSIMASI

Bölüm 5 : Yeni Düzen

Vaveyla Yazarı: Muhammed Emin Balaman

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: Bölüm 5 : Yeni Düzen

Selamlar Canlarım yeni hafta yeni bölüm devam ediyor umarım bölümü beğenirsiniz.

**************

Sabahın ilk ışıklarıyla Ada, evden çıkarken yüzündeki yorgun ifadeyi saklayamıyordu. Sahilde geçirdiği gecenin ağırlığı hâlâ omuzlarında asılıydı. Gördüğü cinayetin hayaletleri, zihninde yankılanıyordu. Okula doğru yürürken içindeki sessiz çığlıkları bastırmaya çalıştı.

Okula vardığında, koridorlardaki tanıdık sesler ve yüzler her zamanki gibi soğuk ve kayıtsızdı. 11. sınıfa geçeli birkaç hafta olmuştu ama her şey eskisi gibiydi. Yalnızlık, Ada’nın en sadık dostu olmuştu.

Sınıfına adım attığında, Fevzi, Reşit, Ekrem ve Aysel çoktan sıraya oturmuş, Ada’yı gözleriyle takip ediyorlardı. Fevzi alaycı bir ses tonuyla, "Aaa, bakın kim gelmiş! Yalnızlık kraliçesi Ada!" diye bağırdı. Reşit ve Ekrem gülmeye başlarken Aysel gözlerini devirip ekledi."Belki de bu dönem sonunda bir arkadaş bulmayı başarır, ne dersiniz?"

Ada, sessizce yerini aldı. Hiçbir şey söylemedi. Bu, onların oyunuydu ve Ada, oynamayı reddediyordu. Ama içindeki kırgınlık gözlerine yansıyordu. Bu sessizlik, Fevzi’nin hoşuna gitmemişti. "Sana bir şey sordum, Ada! Neden cevap vermiyorsun?" dedi ve Ada’nın masasına vurarak dikkat çekmeye çalıştı.

Tam o sırada Müdürün odasından çıkan bir okul müdürü ile adam konuşmaya başladılar. Ve genç bir kız, koridordan sınıfına doğru yürüyordu. Sınıfa girer girmez Genç kızı gören, Ada’yı şaşkına çevirdi. Bu, dün gece sahilde uzun zaman sonra karşılaştığı çocukluk arkadaşı Cemre’ydi. Uzun yıllar sonra tekrar karşılaşmak, Ada’nın içinde tuhaf bir his uyandırdı.

Cemre sınıfa adım attığında, Fevzi’nin Ada’ya doğru eğilerek alaycı bir şekilde fısıldadığını gördü. Cemre’nin gözleri hemen bu durumu fark etti ve tek bir saniye bile düşünmeden Fevzi’ye doğru ilerledi.

"Sen ne yapıyorsun?" dedi sert bir tonla. Fevzi şaşkın bir şekilde geri çekilirken, Cemre devam etti: "Arkadaşıma bir daha böyle davrandığını görürsem senin için iyi olmaz!" Diyerek sert çıktı.

Fevzi bir an sustu, ardından gülerek, "Sen de kim oluyorsun? Ada’nın koruma meleği mi?" Diyerek alaycı güldü.

Cemre gözlerini kısmıştı. "Evet, öyleyim. Ada yalnız değil. Bunu öğrenmek zorunda kalacaksınız." Dediğinde Sınıf, aniden sessizliğe büründü. Cemre’nin meydan okuması, Fevzi ve diğerlerini şaşırtmıştı. Ada, gözlerini Cemre’ye çevirdi. Gözlerinde minnet ve biraz da şaşkınlık vardı. Uzun zaman sonra biri, onun yanında durmaya cesaret etmişti.

Biraz sonra zil çaldı ve herkes yerlerine oturdu. Mevlüde öğretmen, sınıfa girdi. Güler yüzlü ve enerjik bir kadın olan öğretmen, masanın önüne geçti. "Bugün sizinle eğlenceli bir şey yapacağız." dedi. "Her biriniz kendinizi bir kelimeyle tanıtacaksınız. Bu kelime sizi en iyi yansıtmalı. Kim başlamak ister?"

Sınıf sessizleşti. Fevzi’nin elleri cebindeydi, alaycı bir gülümsemeyle etrafa bakıyordu. Sonunda, Mevlüde öğretmen onun adını söyledi.

"Fevzi, sen başla."

Fevzi, yüzünde hafif bir sırıtışla, "Kral." dedi. Tüm sınıf gülmeye başladı. Reşit ve Ekrem, onu alkışlarken Mevlüde öğretmen, sabırla sıradaki öğrenciyi seçti.

Aysel?"

Aysel kendinden emin bir şekilde, "Zeki." dedi.

Sıra Ada’ya geldiğinde herkesin gözleri ona çevrildi. Kalbi hızla atıyordu. Bir kelime… Onu tanımlayacak bir kelime? Düşündü, derin bir nefes aldı ve yavaşça, "Yalnızlık." dedi.

Sınıfta kısa bir sessizlik oldu. Bu kelime, Ada’nın içinde biriken her şeyi özetliyordu.

Sonra sıra Cemre’ye geldi. Cemre, gülümseyerek, "Dost." dedi. Bu kelime, Ada’nın yüzünde küçük bir tebessüm oluşturdu.

Sıra diğerlerine geçti. Reşit "Güç." Ekrem ise "Para." kelimelerini seçti. Mevlüde öğretmen, öğrencilerin seçtiği kelimeleri tahtaya yazarken, herkes biraz daha birbirini anlamaya başlamış gibiydi.

Ama Ada’nın içinde hâlâ bir şeyler eksikti. Dışarıdan bir dostu olmuş gibi görünse de içinde taşıdığı yalnızlık ve sahilde gördüğü o korkunç olay, onu sarmalamaya devam ediyordu.

Teneffüs zili çaldığında, öğrenciler sınıflarından çıkıp koridorları doldurdu. Cemre, kantine gitmek için sınıftan çıkmıştı. Ada’yla kısa bir süre konuştuktan sonra ayrılmış, koridorda ilerliyordu. Ancak koridorun sonunda, Aysel ve birkaç kızın onu izlediğini fark etti. Bakışları tehdit doluydu.

Cemre, kendisine yönelen bakışlardan rahatsız olsa da görmezden gelmeye çalıştı. Ama kızlar pes etmeyecek gibiydi. Aysel, yanındaki arkadaşlarına bir işaret yaptı. Cemre’nin arkasından sessizce yaklaştılar.

Bir anda Cemre’nin kolundan tutarak kızlar tuvaletine sürüklediler. Cemre şaşkınlıkla geri çekilmeye çalıştı ama sayıca üstünlerdi. Tuvaletin içinde yankılanan sesler, dışarıdan duyulamayacak kadar derin ve izoleydi.

Aysel, kapıyı kapatarak Cemre’nin önüne geçti. Gözleri öfkeyle doluydu. "Dinle beni." dedi sert bir ses tonuyla. "Ada’yı korumaya çalışmayı bırak. Yoksa burada çok şey kaybedersin. Bu okula kayıt yaptırdığına pişman ederiz seni."

Cemre’nin yüzü solmuştu ama korkusunu belli etmemeye çalıştı. "Ne yapıyorsunuz siz? Ada’yı rahat bırakın." dedi, sesinde cesur bir titreme vardı.

Aysel gülümsedi, ama bu gülümseme herhangi bir sıcaklık taşımıyordu. Yanındaki kızlardan biri, Cemre’nin omzuna bastırdı ve onu lavabo tezgahına doğru itti. Aysel, başını eğerek Cemre’nin yüzüne yaklaştı. "Anlamıyor musun? Bu okulda kimse Ada’nın dostu olamaz. Biz böyle karar verdik."

Kızlardan biri alaycı bir şekilde güldü. "Cemre, bu okulda yaşamak istiyorsan bizimle anlaşmayı öğrenmelisin. Yoksa işler çok çirkinleşebilir."

Cemre, geri adım atmamak için kendisini zorluyordu. "Ada'nın ne suçu var? Onu rahat bırakın!" dedi.

Aysel sinirlenmişti. "Bu kadar cesur musun gerçekten? Görelim bakalım!" dedi ve yanındakilere işaret etti. İki kız, Cemre’nin kollarından tutarak onu lavabonun ağzına soktu . Cemre çırpınıyordu ama gücü yetmiyordu.

Bir anlık çırpınıştan sonra Aysel, Cemre’nin kafasını zorla aşağı eğdi. Soğuk porselenin keskin kokusu Cemre’nin burnuna dolarken, çaresizlik hissi tüm vücudunu kapladı. Ama Cemre pes etmeyecekti. Çırpınmaya devam ederken, "Siz bunu yaparak ne kazanıyorsunuz?!" diye bağırdı.

Aysel, bu sözlere kahkahalarla karşılık verdi. "Biz eğleniyoruz, Cemre. Ve senin gibi kahramanlık taslayanlara hadlerini bildiriyoruz ."

Bir süre sonra Aysel, Cemre’yi bıraktı ve ona küçümseyen bir bakış attı. "Eğer Ada’nın yanında olmaya devam edersen, bu sadece başlangıç olur." dedi ve kapıyı çarparak dışarı çıktı. Diğer kızlar da peşinden gitti.

Cemre, yere çökmüş, nefes nefese kalmıştı. Ellerini lavaboya dayayarak ayağa kalktı. Aynada kendi yansımasına baktığında, gözlerinden öfke ve kararlılık okunuyordu. Ada’nın yanında olmaktan vazgeçmeyecekti. Bu kötü kızlara boyun eğmeye hiç niyeti yoktu.

Cemre, üstünü başını düzelterek tuvaletten çıktı. Derin bir nefes alıp koridorda yürümeye başladı. "Bunu yanlarına bırakmayacağım." diye fısıldadı kendi kendine. Ada’nın yanında durmaya devam edecekti. Ve bu tehditlere rağmen, Cemre’nin içinde bir umut kıvılcımı yanıyordu: Bu adaletsizliğe karşı savaşacak cesareti bulmuştu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

74okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.