6. bölüm / 12
KALBİN YANSIMASIBölüm 4 : Karanlığın içinden
Bölümler 12Şu an: Bölüm 4 : Karanlığın içinden
- 1 Giriş : Geceyle gelen sessizlik258 kelime
- 2 Bölüm 1 : Kırık Düşler1.613 kelime
- 3 Karakter Tanıtımları: Ada232 kelime
- 4 Bölüm 2 : Sessiz Çığlıklar1.211 kelime
- 5 Bölüm 3 : Karanlık Dalgalar969 kelime
- 6 Bölüm 4 : Karanlığın içinden861 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Bölüm 5 : Yeni Düzen930 kelime
- 8 Bölüm 6 : Yeni bir başlangıç502 kelime
- 9 Bölüm 7 : Kaçış567 kelime
- 10 Bölüm 8 : Karanlık öfke ve yalnızlık988 kelime
- 11 Bölüm 9655 kelime
- 12 Bölüm 10 : Karmaşanın Yankısı487 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selamlar Canlarım, yeni bir bölüm ile gene beraberiz umarım beğenirsiniz şimdiden teşekkürler.
***************
Erkam, çılgınca koşuyordu. Kalp atışları göğsünü delip geçecek kadar hızlıydı, nefesi ciğerlerinde bir bıçak gibi kesiliyordu. Polislerin bağırışları, ayak sesleri ve siren sesleri kulağında yankılanıyordu. Her adımında arkasındaki tehdit biraz daha yaklaşıyor gibiydi.
Duygularıyla boğuşuyordu. Hem korku hem de çaresizlik… Ama bir yandan da içinde inatçı bir öfke vardı. “Yakalanmam. Beni kimse durduramaz!” diye düşünüyordu, dişlerini sıkarak.
Bir sokağın köşesini döndüğünde, az ilerde siyah bir SUV aracı fark etti. Camları karartılmış, plakasız. Araç, sessizce çalışıyordu. Erkam bir an tereddüt etti. Ama o an, başka seçeneği olmadığını biliyordu.
SUV’un arka kapısı bir anda açıldı. İçeriden, yüzü gölgelerde kaybolmuş bir adamın soğuk sesi yükseldi:
“Bin.”
Erkam’ın aklında binlerce soru uçuşuyordu. Ama arkasından gelen polislerin ayak sesleri bu soruları boğdu. Düşünecek vakti yoktu. Adamın yüzüne bakmadan, arka koltuğa atladı. Kapı, gürültülü bir şekilde kapandı.
SUV, bir anda hareket etti. Motorun gücüyle birlikte araç, polislerin görüşünden uzaklaşırken Erkam derin bir nefes aldı. Ama bu nefes rahatlamaktan çok, içinde bir tür tedirginlik taşıyordu.
“Beni nereye götürüyorsunuz?” diye sordu, sesi çatlak bir tonla.
Ön koltuktaki adam, dikiz aynasından ona baktı. Gözleri keskin ve tehditkârdı. “Soruları sonra sorarsın, çocuk.” dedi, kısa ve net bir şekilde.
Aracın içindeki sessizlik, Erkam’ın sinirlerini daha da bozuyordu. Ellerini sıkıca yumruk yaptı, alnından akan teri sildi. Yorgundu ama tetikteydi. Bu adamlar kimdi? Onu neden kurtarmışlardı? Yoksa bir tuzağa mı düşmüştü?
SUV, bir süre boyunca şehrin karanlık arka sokaklarında ilerledi. Ne kadar zaman geçtiğini anlayamıyordu. Her şey sisliydi, hem aklı hem de gördüğü yollar.
Sonunda araç bir depoya benzeyen, terk edilmiş bir binanın önünde durdu. Kapılar açıldı. Erkam’a sert bir şekilde işaret eden adam, “İn bakalım” dedi.
Erkam, yavaşça araçtan indi. Kalbindeki çarpıntı yeniden hızlanmıştı. Binanın içine girerken, hissettiği tek şey belirsizlikti. Kim olduğunu, nelerle karşılaşacağını bilmiyordu. Ama içinde bir ses, bu gece onun için her şeyin değişeceğini fısıldıyordu.
Erkam, adamın sert tavrıyla içeriye adım attı. Burası, terkedilmiş gibi görünen eski bir depo binasına benziyordu. İçerisi, sadece birkaç loş ışıkla aydınlatılmıştı ve her adımda beton zeminin soğukluğu ayaklarının altına yayılıyordu. Etraf, toz ve terk edilmiş eşyalarla doluydu; sanki burada yıllardır hiç kimse yaşamamış gibiydi. Ancak bir şeyler vardı. bir tür gizem, bir tehdit bu yerin karanlığında saklıydı.
Erkam, içeriye adım atarken, öndeki adamdan birkaç adım geride kaldı. Adamın kasvetli bakışları arkasında takip ediyordu. Sağında ve solunda, metal bir dizi kapı vardı, her biri sessizliğin içinde kayboluyordu. Erkam'ın ciğerlerine dolan soğuk hava, onu biraz daha tetikliyordu.
Adam bir odanın kapısını açtı ve içeriye girmesini işaret etti. Erkam, ne olacağını bilmeden içeriye adım attı. Odanın içinde bir masa vardı, etrafında birkaç sandalye. Ancak dikkatini çeken şey, duvarda asılı olan eski bir harita ve masanın üzerindeki eski dosyalardı.
Adam, Erkam’ı izlerken, başka bir kapıdan gelen başka bir adamı işaret etti. Bu yeni gelen adam, uzun boylu, kaslı ve neredeyse duruşuyla tehditkâr bir izlenim bırakıyordu. Gözleri derin, keskin ve sessizdi. Bir yandan cebinden sigara çıkarıp yakarken, bir diğer eliyle masadaki dosyayı karıştırıyordu.
"Benim ismim Kaan." dedi sigarasını üflerken. "Ve sen, bana saygılı olmalısın."
Erkam, aniden gerildi. "Ne istiyorsunuz benden?" dedi, sesinde hala tedirgin bir ton vardı. "Beni neden kurtardınız? Herhangi biri beni yakalayabilirdi."
Kaan, yavaşça başını kaldırarak gözlerini Erkam’a çevirdi. "Herkes bir araçtır, genç adam." dedi soğuk bir şekilde. "Senin gibi biri, bizim işimize yarayacak."
Erkam, karanlık odada derin bir sessizliğe gömülürken, bu açıklamanın anlamını kavrayamıyordu. Bir iş? Ne işi? "Sizin işiniz ne?" diye sordu, gözleri Kaan’a odaklanmıştı.
Kaan, uzun bir süre sessiz kaldı ve sigarasını söndürdü. "Biz normal insanlar değiliz" dedi, anlam yüklü bir şekilde. "Bir şeyleri değiştirmek için mücadele ediyoruz. Eğer bizimle olursan, sana da yardımcı oluruz. Ama karşı çıkarsan, başına ne geleceğini tahmin bile edemezsin."
O an, bir başka adam odaya girdi. Bu adamın adı Mert’ti. Uzun, siyah saçları ve oldukça soğuk bakışları vardı. Mert, Erkam’a doğru bir adım attı, ancak yavaş hareket ediyordu. "Kaan haklı. Bizimle çalışırsan, çok şey kazanırsın. Ama bizden yana olmazsan, seni yok sayarız."
Erkam’ın kafasında birçok soru vardı. Kaan ve Mert, hiçbiri normal insanlar gibi görünmüyordu. Onlar, karanlık bir dünya içinde yer alan gizli güçler gibi hissediliyordu. Bir an duraksadı. İçindeki korku ve öfke birbirine karışırken, derin bir nefes aldı. "Siz kimsiniz? Ne iş yapıyorsunuz?" diye sordu, sesinde artık bir parça kararlılık vardı.
Kaan, Erkam’a yaklaşarak, bir adım daha attı. "Sana söylemediğimiz bir şey var. Biz, adaletin kendi yolunu bulmasını sağlarız. Yani, istediğin zaman katılabilir veya direnişini sürdürebilirsin. Ama unutma, bazen doğru olanı yapmak, kolay değildir."
Mert, sözlerine devam etti. "Ve bazen karanlık, daha parlak bir ışık olabilir."
Erkam, kafasında dönen binlerce düşünceyle baş başa kaldı. Bu kadar belirsizlik arasında, doğru yolu seçmek zor oluyordu. Ancak bir şey kesindi: Burada hayatta kalmak, sadece doğru olanı seçmekle mümkün olmayacaktı. Bu insanların dünyasında, güç ve karanlık daha ağır basıyordu.
“Ne yapmamı istiyorsunuz?” dedi, sesinde kararsızlık vardı ama bir yandan da içindeki cesaret belirginleşiyordu.
Kaan gülümsedi. "Bize katıl, Erkam. Bizimle güçlüsün. Bu dünyanın senin gibi adamlara ihtiyacı var."
Bu sözler, Erkam’ın kafasında yankılandı. Çıkar bir yol vardı ama bu yolun sonunda ne olacağına dair hiçbir fikri yoktu. Ancak bir şeyler yapmak zorundaydı. Çünkü artık eski Erkam değildi. O gece, yaptığı seçimler hayatının geri kalanını şekillendirecekti.
Ve o an, içindeki karanlık düşünceler bir an olsun aydınlık bir yol gibi görünmeye başladı
Bölüm etkileşimi
