16. bölüm · Kalbimde kalan melodi

16.bolum

REİANA ⭐

Aradan yıllar geçti.

Aiden artık dünyanın her yerinde tanınan bir yıldızdı.
Şarkıları listeleri altüst ediyor, konserleri milyonlar kişiye ulaşıyordu.
Adı her yerdeydi.

Ama kalbinde…
Hâlâ tek bir isim yankılanıyordu:

Ren.

Dünya değişmişti, insanlar değişmişti…
Ama Aiden’in içindeki o boşluk, o eksik parça, o kırık yer
hiç değişmemişti.

Aiden her sabah uyanınca
ilk iş olarak pencerenin perdesini aralıyordu.
Güneş ışığı içeri süzülürken fısıldardı:

“Günaydın Ren… Eğer görüyorsan… yine geldim.”

---

Hiç kimsenin bilmediği bir oda vardı evinde.
Kapısını açtığında hafif bir lavanta kokusu yayılırdı.

Odanın duvarlarında poster yoktu, ödüller yoktu, plaklar yoktu.
Sadece bir pencere, bir sandalye, bir masa…
Masada küçük bir çerçeve:
Ren’in gülümseyen o fotoğrafı.

Aiden her gece orada oturur,
tavanı izleyerek yavaşça konuşurdu:

“Bugün yine gülümsedim Ren.
Bir çocuğun elini tuttum, bana ‘seni seviyorum’ dedi.
Ama en çok sana söylemek istedim.”

Eğer biri kapıdan Aiden’i izleseydi
onun aslında biriyle konuşmadığını sanırdı.

Ama Aiden yalnız değildi.

O, Ren’le yaşıyordu.
Ren artık bedeninde değil, ama nefesinde, kelimelerinde, müziğinde.

---

Bir konser akşamı…
Onuncu yıl dönümüydü Aiden’ın yıldız oluşunun.

Salon, okyanus gibi bir insan kalabalığıyla doluydu.
Işıklar yanıp sönüyor, hayranlar Aiden’in adını haykırıyordu.

Aiden sahneye çıktığında gülümsedi.
Ama gülümsemesinin ardında titreyen bir yalnızlık vardı.

Mikrofona eğildi.

“Bu gece… size bir hikâye anlatacağım.
Bir yıldızın nasıl doğduğunu değil…
Bir yıldızın nasıl öldüğünü.”

Salon sessizleşti.

Işıklar sönüp tek bir beyaz ışık Aiden’i buldu.

“Yıllar önce,” dedi.
“Sahneye çıkmadan önce elimden bir el kaydı.
O el… beni hayata bağlayan tek şeydi.”

Derin bir nefes aldı.

“Ben bir yıldız olmadım.
O’nun bıraktığı yerden parlamaya devam eden bir parçayım sadece.”

Gözleri doldu.

“Bu şarkıyı…
Ren’e yazdım.
Hâlâ buradaysa… beni duysun diye.
Gitmiş olsa bile… beni bırakmasın diye.”

---

Son Şarkı: “Işığın Kaldığı Yer”

Parmakları tuşlara dokunduğunda salonun her köşesine yumuşak, kırık bir melodi yayıldı.

Şarkı bir veda değildi.
Bir ağıt değildi.
Bir isyan hiç değildi.

Bir anlayıştı.
Bir kabulleniş.
Bir aşkın bedenin ötesine geçişi.

Aiden şarkıyı söylerken gözlerini kapattı.
Ve o an…

Sahnede bir ışık süzüldü,
tam yanına, boşluğa vurdu.

Sanki biri onun yanında duruyordu.
Sanki Ren, o eski hırkasıyla,
o sessiz gülümsemesiyle,
pişmiş çayın kokusuyla gelmişti.

Aiden usulca fısıldadı:

“Hoş geldin…”

Hayranlar bunun şarkının bir parçası olduğunu sandı.
Ama Aiden için o gece gerçeklik kırıldı.

Ren oradaydı.
Ya da Aiden’in kalbi öyle gördü,
öyle hissetti.

---

Konser bittiğinde Aiden kulise geçti.
Kimseyle konuşmadı.
Kimseyi görmedi.

Sadece sessizce kıyafetlerini çıkarıp paltosunu giydi.
Sahnenin arkasındaki boş koridora yürüdü.

Koridorun ucunda büyük bir cam vardı.
Şehrin ışıkları deniz gibi parlıyordu.

Aiden cama yaklaştı.
Çenesini hafifçe cama yasladı.

“Ren… biliyorum.” dedi fısıltıyla.
“Ben de gelmeyeceğim henüz.
Daha şarkılarım var.
Senin adını taşıyan şarkılar.
Senin nefesini saklayan melodiler.”

Bir damla gözyaşı yanaklarından süzüldü.

“Bir gün…
bir gün ışığın bittiği yere geldiğimde…
beni karşıla.
Yine o gülümsemenle.
Sanki hiç gitmemişiz gibi.”

Gecenin rüzgârı hafifçe esti.
Bir fısıltı taşıdı sanki:

“Her zaman seninleydim Aiden…”

Aiden gözlerini kapadı.
Derin bir nefes aldı.

Ve gülümsedi.

O gece, Aiden ilk kez yalnız hissetmedi.

Çünkü aşk ölmemişti.
Sadece bir bedenden, bir ruha taşınmıştı.

---

SON

Aiden ışığını dünyaya,
Ren ise Aiden’in kalbine bıraktı.
Ve iki ışık birbirine dokunmadan da
aynı gökyüzünde parlamayı öğrendi.