8. bölüm · Kalbim Mahallede

7. Bölüm

İyilik Perisi

7. BÖLÜM – Yaklaşanı Gören, Gideni Anlar

Leyal o sabah erken kalktı. Uyuyamamıştı. Düşünceler başını yastığa koyduğu andan itibaren beyninin içinde birbirine çarpmıştı.
Gece, Mahperi’nin evinde yaşanan konuşmalar...
Mahperi’nin abisinin söyledikleri...
O göz göze geliş…
Ve sonra ne bir mesaj, ne bir haber. Sessizlik.

“Ben bazen bazı şeyleri geç fark ediyorum.”
O cümle yankılandıkça, içindeki sabırla çatışıyordu. Çünkü Leyal, geç kalınacak biri olmak istemiyordu.
O hep oradaydı, gözünün önünde, kalbinin tam ortasında.

O sabah üniversite hastanesine bir seminere gidecekti. Üzerine sade ama şık bir pantolon ve açık renkli gömlek giydi. Hafif bir makyaj yaptı. Aynaya bakarken bir cümle geçti içinden:
“Güçlü görünmeliyim. Artık içimde çığlık atan duygulara yer yok.”

---

Mahperi de onunla birlikte çıkacaktı. Sabah buluştuklarında Leyal’in havası bambaşkaydı.
Sessiz ama dik, kırık ama belli etmeyen türden.
Mahperi onu süzdü.
“Ne oldu sana böyle? Buz gibi olmuşsun.”

Leyal çantasını omzuna atarken cevapladı:
“Sıcak davrandım da ne oldu Mahperi? Artık sadece saygılıyım. O kadar.”

Mahperi başını salladı ama içten içe, abisinin buna ne tepki vereceğini çok merak ediyordu.

---

O gün üniversitedeki seminer salonu kalabalıktı. Leyal arkalara oturdu. Mahperi yanındaydı ama dersi dinlemek yerine sürekli çevresini kesiyordu.
Ve o sırada, seminere bir konuk konuşmacı geldi:
Avukat Eymen Kocatürk.
Genç, karizmatik, özgüvenli ama ölçülü bir adamdı.
Kürsüde kendini tanıttı, savunma hakkı üzerine yaptığı bir konuşmayla herkesin ilgisini çekti.

Seminer bitiminde Eymen, kalabalığın arasında Leyal’i fark etti.
Bakışları bir an durdu. Sonra hafifçe yaklaştı.
“Beni daha önce görmediniz sanırım. Ben, Mahperi’nin abisinin hukuk fakültesinden arkadaşıyım. Eymen.”

Leyal hafifçe tebessüm etti. “Leyal. Mahperi’nin arkadaşıyım.”
Eymen başını eğdi. “Tanıştığımıza memnun oldum. Konuşmanız sırasında dikkatimi çektiniz. Sorulara verdiğiniz cevap çok netti. Tıp öğrencisi olmanıza rağmen hukuk diliyle çok güzel konuştunuz.”

Leyal şaşırdı ama bozulmadan teşekkür etti.
İlk defa biri ona bu kadar dikkatle ve yargılamadan bakıyordu.

---

Aynı günün akşamı Mahperi, Leyal’in odasında oturuyordu.
“Elçin, abimi hâlâ arıyormuş,” dedi Mahperi.
Leyal başını çevirdi. “Cevap veriyor mu?”
“Vermiyor gibi ama... bilemiyorum. Bazen erkekler 'bitirdim' der, ama kendi kafalarının içindeki kadını henüz silmemiş olurlar.”

Leyal yatağında doğruldu.
“Ben silinmiş birini sevdiğimde fark etmemiştim. Şimdi beni görmek için kaç kere bakması lazım?”

Mahperi susmuştu. Çünkü arkadaşı haklıydı.

---

Ertesi gün Mahalle’de bir hukuk semineri sonrası davet vardı.
Mahperi’nin abisi de oradaydı.
Ve Leyal de…
Ama bu kez yanında Eymen vardı.

Eymen, son derece doğal davranıyordu. Şakacı ama saygılıydı. Leyal’e sadece “ilgili” davranmıyordu, onu “önemseyen” bir hali vardı.

Mahperi uzaktan ikisini izliyordu.
Ve aynı köşede, bir başka izleyici daha vardı:
Kendi duygularını çok geç fark eden bir adam.

Mahperi’nin abisi, onların kahkahalarını duydukça içinden bir şeyin kıvrıldığını hissetti.
Bilmiyordu bu hissin ne olduğunu…
Ama ilk kez kalbinin kıskandığını fark etti.

Seminer sonrası Eymen, Leyal’e telefon numarasını uzattı.
“İstersen birkaç hukuk yayını da önerebilirim. Konuşmak istersen, çekinme.”
Leyal nezaketle gülümsedi.
“Teşekkür ederim. Gerçekten.”

O sırada, arkada bir bakış ona kilitlenmişti.
Soğukkanlı ama çatırdayan bir yürekle…

---

O gece Mahperi’nin abisi, odasında oturdu. Elinde hiçbir şey yoktu. Ne kitap, ne dosya, ne telefon.
Sadece düşünüyordu.

Leyal... gülüyordu.
Ama artık onun yanında değil.
Ve o, geç kaldığını fark etmeye başlıyordu.

Ama bunun telafisi olur muydu?
Leyal hâlâ bekler miydi?
Yoksa artık... onun sırası geçmiş miydi?