7. bölüm · Kalbim Mahallede

6. Bölüm

İyilik Perisi

6. BÖLÜM – Adını Koyamadığımız Şey

Elçin o gün Mahperi'nin abisinin bürosuna öyle bir girdi ki, kapı neredeyse duvardan yankı yaptı.
Üzerindeki pahalı ama sert renkli elbiseyle, avuçlarındaki dosyaları masaya fırlattı.

“Yeter!” diye bağırdı. “Yeter artık bu belirsizlik, bu soğukluk, bu mesafe!”

Adam gözlüklerini çıkardı, her zamanki sakinliğiyle.
“Elçin, burada çalışan insanlar var. Lütfen sesini alçalt.”

Elçin gözyaşları içinde yere çöktü.
“Senin kalbinde bana yer yok. Ne zaman birlikte olsak, gözlerin başka yerde. Kim olduğunu bilmiyorum ama... anlıyorum.”

“Kim olduğunu bilmiyorsun çünkü öyle biri yok,” dedi adam.
Ama içinden bir şey kıpırdadı.
Leyal’in dün geceki o sessiz gülümsemesi, gözlerini kaçırmadan verdiği o tek cümle.
“Bazen susmak, her şeyi söylemekten daha güvenli.”

Elçin gözyaşlarıyla ayağa kalktı.
“Bitti mi?” diye sordu.
Adam derin bir nefes aldı.
“Evet,” dedi sonunda. “Bitti.”

---

Aynı saatlerde Leyal evde kitaplarını toplamış, eski defterlerini ayıklıyordu. Tıp kitaplarının arasında, küçük bir not defteri çıktı.
Kenarı kıvrılmış, rengi sararmış bir sayfa…
“Kalp cerrahisi, fiziksel olanı iyileştirir. Peki ya duygusal olanı?”
Altında yazan tarih: 3 yıl öncesi.

Leyal gülümsedi.
O notu yazdığı gün, onu hastane koridorunda görmüştü.
Yine elinde bir evrak vardı. Yine kararlı adımlar atıyordu.
Ama o zaman da onu fark etmemişti.
Ve hâlâ fark etmemişti.
Belki de hiçbir zaman fark etmeyecekti.

Kapı çaldı. Gelen Mahperi’ydi.
Yüzünde bir şey vardı.
Zafer gibi, ama biraz da korku.

“Hazır mısın?” diye sordu.
Leyal şaşırdı. “Neye?”
“Akşam bize yemeğe geliyorsun. Annem ısrar etti.”
“Bu kadar mı?”
Mahperi sırıttı. “Ve abim evde. Elçin yok.”

Leyal bir anlık duraksadı.
“Mahperi, ben artık umut etmek istemiyorum. Sadece rahat olmak, aklımı korumak istiyorum. O kadını hayatında gördüğüm an, içimde bir şey öldü.”

Mahperi yavaşça yanına geldi.
“Elçin yok. Çünkü artık hayatında değil.”

Leyal’in kalbi hızlandı.
Ama ağzı yine sustu.
“Ben gelirim,” dedi sadece. “Ama sadece yemek için.”

---

Akşam olduğunda, Mahperi’nin sofrası yine zengindi. Mevsim dolması, yoğurtlu kabak, pilav, fırında tavuk. Herkes sofradaydı. Mahperi’nin annesi gülümseyerek yemekleri uzatıyor, kardeşleri sürekli gülüyordu.
Ve Mahperi’nin abisi…
O sessizce oturuyor, ara ara Leyal’e bakıyordu.

Ona ilk kez bu kadar uzun baktı.
Ama hâlâ hiçbir şey demedi.
Leyal ise usulca yemeğini yedi. Gözlerini masadan kaçırmadı.

Yemek sonrası balkon keyfi yapıldı. Herkes çay içerken Mahperi, kardeşlerini mutfağa gönderdi.
İçeride sadece üç kişi kaldı: Mahperi, Leyal ve abisi.

“Abim bir şey söyleyecekti sana,” dedi Mahperi, aniden kalkarak çayları toplamaya koyuldu.

Leyal başını çevirdi.
Yüzü ifadesizdi ama kalbi çoktan hızlanmıştı.

Adam sustu bir süre.
Sonra konuştu.
“Ben... bazen bazı şeyleri çok geç fark ediyorum.”

Leyal sadece gözlerini ona çevirdi.
“Ben yıllardır hep aynı yerdeydim,” dedi. “Siz yürürken, ben hep bekledim.”

“Ve sen sustun,” dedi adam.
“Sustum, çünkü korktum. Kalbim kırılırsa geri dönemem diye.”

Adam gözlerini kaçırmadı.
“Bunu hak etmedin.”

Bir sessizlik daha oldu.
Ama bu kez o sessizlik korkak değildi.
Cesur bir bekleyişin, dürüst bir kırgınlığın sessizliğiydi.

---

Gece bittiğinde Leyal evine döndü.
Yine yıldızlara baktı.
Ama bu kez içindeki boşluk, biraz daha küçülmüştü.

Henüz hiçbir şey yaşanmamıştı belki.
Ama bir şey başlamıştı.
Ve bu defa... adı konmaya biraz daha yakındı.