2. bölüm · Kalbim Mahallede
1. Bölüm
1. BÖLÜM – Aynı Sokağın Hikayesi
Sabah güneşi, Karadut Sokak’taki müstakil evlerin çatılarına yavaşça süzülüyordu. Kuş cıvıltıları ve fırından gelen taze ekmek kokusu birbirine karışıyor, mahalle yavaş yavaş uyanıyordu. Henüz saat sekize bile gelmemişti ama bazı evlerde çay suyu çoktan kaynamıştı.
Leyal pencereyi araladı. Geceden kalma serinliği hâlâ teninde hissediyordu. Dışarıya, bahçelerine bakan o kahverengi gözleriyle mahalleyi izledi bir süre. Her sabah olduğu gibi Mahperi’nin evinin önündeki kayısı ağacına göz gezdirdi. Mahperi’nin annesi balkonda çiçekleri suluyor, babası gazeteyi ikiye katlayıp sabah haberlerine göz atıyordu.
Kendi evleriyle Mahperi’lerin evi arasında sadece üç adım vardı. Ama dostlukları mesafeyle ölçülmeyecek kadar büyüktü. Leyal, Mahperi ile çocukken ip atlarken düştükleri kaldırımı hâlâ unutamıyordu. Orada dizlerini kanatmış, Mahperi de avazı çıktığı kadar bağırarak evdekilere haber vermişti. O gün bugündür Mahperi onun sargı bezi, Leyal ise onun omzundaki yastıktı.
Birazdan çıkacaktı. Tıp fakültesinin son sınıfı zordu ama Leyal’in aklı kitaplardan çok başka bir yerdeydi bu aralar. Daha doğrusu, başka bir kişide...
Mahperi’nin abisinde.
Onun adını içinden bile söylememeye çalışıyordu. Kalbinin hızlandığını fark ettiğinde kendine kızıyor, “Artık büyüdün Leyal,” diyordu. Ama olmuyordu. Yıllardır bir tek bakışına bile bin anlam yüklediği o adam, yıllardır onun yanı başındaydı ve o hâlâ susuyordu.
Kahvaltı sofrasına geçtiğinde annesi mutfaktan seslendi:
“Mahperi aradı, birlikte çıkacakmışsınız yine. Çayı da koymuşlar. Giderken uğrayın, beraber için.”
Leyal gözlerini devirdi ama yüzünde istemsiz bir tebessüm vardı.
“Tamam anne,” dedi. “Zaten birazdan çıkacağım.”
Kardeşi Efe salona girdi. Omzuna bir çanta atmıştı. Lise son sınıftaydı. Gözleri uykulu ama yüzünde o kendine güvenen gençlik havası eksik değildi.
“Nöbet mi var abla, yoksa normal ders mi?” diye sordu.
“Nöbet değil, vaka sunumu var. Yani sabah kadar uykusuz kalacağız, o da ayrı,” dedi Leyal gülerek.
Efe kapıya yönelirken birden döndü.
“Mahperi’nin abisi arabasını yeni değiştirmiş. Az önce bizim sokağa girdi. Arabanın farları var ya... bildiğin uçak gibi.”
Leyal’in kaşı bir anlık kıpırdadı.
“Ne olmuş yani?” demekle yetindi.
Ama içi kıpır kıpırdı. Mahperi’nin abisi eve dönmüştü. Mahalleye adım atması bile Leyal’in kalp atışlarını hızlandırmaya yetiyordu.
Beş dakika sonra Mahperi aradı.
“Hadi çık! Çay seni bekliyor. Bir de bir haberim var sana ama söylemem, gelince öğrenirsin.”
Leyal gülümsedi.
“İçimde kötü bir his var,” dedi.
Mahperi kahkahayla karşılık verdi.
“O his senin yıllardır sustuğun şeyle karışık olabilir mi acaba?”
Leyal sustu. Dalgın dalgın aynaya baktı. Saçlarını düzeltirken kendi gözlerine takıldı bakışları. Aynı mahallede büyüdüğü, aynı sokakta yürüdüğü, aynı evi paylaşmasa da aynı hayatı yaşadığı o adama âşık olmuştu. Ve bu, sadece içinde büyüyen bir sır değildi. Mahperi biliyordu. Belki de herkes biliyordu.
Ama o hâlâ tek kelime etmemişti.
