Kalb-i Şehzade kitap kapağı

10. bölüm / 21

Kalb-i Şehzade

9

Yazar: daal nrr

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 9

Günler akıp geçmişti herkes yavaş yavaş normal hayatına dönmeye başlamıştı, üç kişi hariç. Bayezıd, Eirene ve Damianos. Bayezıd hala olayın aslını öğrenmeye çalışsa da artık unutulup gitmişti çözebileceği, soru soracağı kimse yoktu. Geç vakitlerde Eirene’yi ziyaret ediyor o uyurken ona bakıyordu.

Hasbahçe de oturmuş düşünürken İshak Paşa yanına geldi.

İshak Paşa
“Şehzadem.”

Bayezıd lalasını görünce gülümsedi, en az babasını sevdiği kadar severdi.

Bayezıd
“Lala.”

İshak Paşa
“Nasılsınız şehzadem? Göremiyorum pek sizi bu günlerde.”

Bayezıd
“Sağolasın lala âlâyım.”

Bayezıd’ın düşünceli olduğunu farketti ishak, yanına birazdaha yanaştı ve elini omzuna koydu.

İshak Paşa
“Bayezıd. Bir derdin varsa dile gelesin, seni bu halde görmeye alışık değilimdir.”

Bayezıd
“Koca sultan çözememiş derdimi lala, bi fayda etmez dile gelsem.”

İshak paşa
“Şehzadem dertler sadece açığa kavuşsun diye anlatılmaz, yükünü hafifletmek için anlatılır paylaşılır.”

Bayezıd
“Doğru dersin lala.”

Bayezıd biraz bekledi kısaca lalasına baktı, ardından yere baktı. Sonra gene lalasına baktı.

“Şifacı kızdadır aklım.”

İshak paşa
“Şehzadem sizi anlıyorum. Gençsiniz, yiğitsiniz, yere bastığınızda toprak titrer…”

Bayezıd lalasının övgülerine kocaman sırıtır.

İshak paşa
“Lakin geçici gönül işleri nedeniyle kafanızı yormayın. Devlet gönülle yönetilmez, devlet dikkat ister.”

Bayezıd
“Anlamıyorum paşa. Ne vakit, nasıl bu kadar girdi gönlüme. Kalbimden de aklımdan da çıkmaz oldu.”

İshak paşa Bayezıd’a uzun uzun baktı ardından omzunu iyice sıktı. Derin bir nefes alıp konuştu.

İshak paşa
“Özlemek kötü bir hâl değildir, demek ki hakikaten sevmişsiniz. Lâkin bu özlem sizi yormaya başladıysa şehzadem, biraz da nefsinize mekân veresiniz.”

Bayezıd ciddileşti ve lalasının yüzüne daha dikkatli baktı.

İshak paşa
“Her özlem bir hâl üzere de kalmaz.. zaman ile hafifler. Şu demde şiddetli olması, dâim böyle kalacağına delalet vermez.”

Bayezıd kafasını salladı ve ayağa kalktı, o da lalasının omzuna elini koydu.

Bayezıd
“Rabbim sana uzun ömürler versin lala, her daim yanımda ol inşallah.”

İshak sesli ve hafif bir kahkaha attı.

İshak paşa
“Sizde şehzadem. Lakin şimdi asıl meseleye gelelim. Sultanım ikimizi huzuruna davet etmiş, sana ben haber vereyim dedim.”

Bayezıd
“O vakit sultanımızı bekletmeyelim lala.”

İkiside birbirine gülüp sultanın yanına gittiler.

—

Sultan Mehmed
“Şehzadem. Paşam.”

Şehzade ve paşa sultanın karşısında saygıyla eğildiler.

Bayezıd
“Sultanım bizi buyurmuşsunuz.”

Sultan Mehmed
“Doğru oğul.”

İshak paşa
“Kötü bir havadis yoktur inşallah sultanım.”

Sultan Mehmed
“Yok ishak yok. Lakin hayırlı bir havadis var.”

Bayezıd
“O vakit hepimiz beraber mesut olalım sultanım.”

Mehmed oğluna güldü ve tahtından kalkıp karşılarına doğru yürüdü.

Sultan Mehmed
“Epeydir yanımdasın sancağa dönme vaktin gelmiştir. Sancağa gidip Amasya’nın teftişine başlaman icap eder.”

İshak paşa gülümseyip Bayezıd’a bakar ama Bayezıd beklenildiği gibi mutlu değildir.

Bayezıd
“Sultanım daha şifacı hadisesi açığa kavuşmadı.”

Sultan Mehmed
“Elbet kavuşacak, senin gitmene engel değil.”

Bayezıd
“Emri-ü ferman hünkarımızın. Hayırlısı olsun inşallah.”

Sultan Mehmed
“İnşallah şehzadem. Validende iyileşti, en yakın vakitte yola koyulursunuz.”

Mehmed İshak’a döndü.

Sultan Mehmed
“Şehzadem sana emanet paşa.”

İshak paşa
“Gözünüz arkada kalmasın sultanım.”

Mehmed çıkmalarını işaret etti ve ikiside çıktı. Şehzade içten içe gitmek istemez ama karşı çıkamayacağı bir yerden gelmiştir emir.

İshak paşa
“Şehzadem ben hazırlığa başlayayım bu akşam yola koyulalım.”

Bayezıd kafasını salladı ve lalası gitti.

—

Bir kaç vakit sonra Mehmed Gülbahar’ın odasına gitti. Gülbahar ayaklanmıştı, çiçeklerine bakıyordu.

Gülbahar Sultan
“Sultanım, canımın sultanı.”

Sultan Mehmed
“Gülbaharım.”

Mehmed kollarını açınca Gülbahar kollarına doğru gitti. Sevdiği onu bir güzel sardı. Gülbahar Mehmed’in kolları arasında kafasını kaldırıp ona baktı. Mehmed güldü ve öndeki saç tutamını hafifçe itti.

Sultan Mehmed
“Benim en kıymetlim, gönlümün tahtında oturan gül yüzlüm.”

Gülbahar Sultan
“Gölgesinde huzur bulduğum padişahim.”

Mehmed memnun olur şekilde gülümsedi ve baharın kollarını hafifçe tutarak karşısına getirdi.

Gülbahar Sultan
“Mehmed kalacaksın değil mi? Gel oturalım.”

Sultan Mehmed
“Şimdilik kalamam hayırlı bir havadis vermeye geldim.”

Gülbahar Sultan bozulduğunu belli etmedi ve dinlemeye devam etti.

Sultan Mehmed
“Yiğidim, şehzadem sancağa geri dönecek. Epeydir burada dönmesi icap eder. Sende onunla gideceksin.”

Gülbahar Sultan
“Canımın sultanı, benim gönlüm sizin yüzünüzü görmeden huzur bulmaz. Yanınızda olmak bana huzur verir.”

Sultan Mehmed
“Gözümün nuru bu gelenektir. Bunu sende iyi bilirsin. Şehzaden ile alakadar olman, eğitiminde en başta ki hoca olman gerekir.”

Gülbahar Sultan kabullenir gibi gülümser ve derin nefes verir.

Sultan Mehmed
“Tasalanma, sen her daim benim aklımda olacaksın.”

Gülbahar ve Mehmed biraz vakit geçirdikten sonra Mehmed odadan çıktı ardından Gülbahar harem ağasını çağırdı. Bir süre sonra oda geldi.

Gülbahar Sultan
“Reyhan.”

Reyhan ağa
“Sultanımbuyrun.”

Gülbahar Sultan
“Şifacı kıza sürgün kararı çıkmıştır, hünkarımız böyle uygun gördü. Babasını da kendisini de sürgüne yollayın. Canımı hiçe saydılar.”

Reyhan ağa
“Emriniz olur sultanım.”

Reyhan ağa odadan çıkar ve hünkarın yanına gider. Mehmed sürgün için paşalara söylemesini ister ve sürgün işlemleri başlar.

—

Bayezıd zindanda Eirene’yi izliyordu. Uyumuştu. Yemesi için bırakılan yemekleri yemişti. Bayezıd izlerken Eirene biraz inleyerek uyandı. Bayezıd anında yanına doğru yaklaştı.

Bayezıd
“Eirene, iyi misin?”

Eirene karşısında Bayezıd’ı görünce biraz sessizleşti.

Eirene
“Bayezıd.”

Bayezıd
“Burdayım, yanındayım.”

Eirene şaşırdı ve Bayezıd’a doğru gitti biraz, Bayezıd’da ona yaklaştı. Aralarında demirler vardı.

Eirene
“Bayezıd, seni babamı çok özlüyorum. Ne zaman çıkacağım ben?”

Zar zor konuşuyordu Eirene. Bayezıd demirlerden Eirene’nin eline uzandı ve tuttu.

Bayezıd
“Benim karar verebileceğim bir durum yok. Ben sana inanırım. Hünkarımı inandıramam.”

Eirene
“Dua et Bayezıd, inan. İkimizde inanalım ki tez vakitte kavuşalım.”

Bayezıd
“İnşallah.”

Bayezıd Eirene’nin elinde parmaklarını gezdirdi. Sonra Eirene’ye baktı.

Bayezıd
“Sancağa gideceğim. Bu akşam yola çıkacağız.”

Eirene
“Şehzadem ben ne yapacağım? Sizden gayrı kimse sevmez beni.”

Bayezıd
“Benimde gönlüm el vermez seni burada bırakmaya.”

Eirene gülümser.

Eirene
“Hayallerimiz vardı Bayezıd. Beraber gidecektik Amasya’ya. Orada baş başa olacaktık.”

Bayezıd
“O da olacak Eirene.”

Eirene
“İmkansız artık bu Bayezıd.”

Bayezid Eirene’ye dikkatlice baktı. Sanki bir şey söylemek için uygun bir an yakalamaya çalışıyor gibiydi, en sonunda çıkardı ağzından.

Bayezıd
“Latifem benim.”

Bayezıd bunu dedikten sonra bir süre konuşmadı, alttan Eirene’nin tepkisine baktı.

“Ben imkansız diye bir şey tanımam.”

Eirene
“Latifem mi?”

Bayezıd
“Hoşuna gitmedi mi? Sana bunu demek için günlerdir cesaretimi cem eylemeye gayret ediyordum.”

Eiren
“Koca şehzade bunun için cesaretlenmeye mi çalışıyordu?”

Bayezıd kafasını biraz kaldırdı ve gözlerini kaçırdı.

Bayezıd
“Koca şehzade bir tek konu sen olunca bu hale düşüyor.”

Eirene zor da olsa sesli güldü. Bayezıd içten içe bu haline çok üzülüyordu.

Eirene
“Latifem”

Eirene sırıttı ve düşünüyormuş gibi yaptı. Sonra bir anda tekrar Bayezıd’a döndü.

“Sizde benim gönlümdeki nurumsunuz.”

Bayezıd ellerini Eirene’nin ellerinden yüzüne doğru götürdü. Yanaklarını okşadı, saçlarını taradı. Doyamıyordu sevdiğinin güzelliğine. Tekrar ellerini tuttu ve öptü, Eirene’nin gözünden bir damla aktı.

Bayezid kendisi de fazla duygusallaşmamak için en sonunda ayağa kalktı.

Bayezıd
“Vakit geç oluyor. Birazdan bizde yola çıkarız.”

Eirene
“Bayezıd’ım. Sensiz nasıl nefes alacağım ben? Gönlüm nasıl dayanacak?”

Bayezıd
“Bayezıd’ım.”

Eirene bir süredir direkt olarak Bayezıd diye hitap ediyordu. Bayezıd kendi ağzıyla bunu tekrarlayınca birazcık utandı.

Eirene
“Şehzadem, affedin.”

Bayezıd tekrar eğildi.

Bayezıd
“Bunu yanlış saymıyorum. Aksine içime heyecan doğdu, kalbime dokundu. Sesine en çok budur yakışan.”

Son kez birbirlerine gülümsediler ve Bayezıd çıktı. Tahmin ettiği gibi hazırlıklar bitmişti.

Saraydan çıktığında herkes oradaydı. At arabaları hazırdı. Lalası, validesi ve bir kaç cariye onunla gelecekti.

Kardeşleriyle vedalaştı ardından babasıyla. Sonra at arabasına bindi. Herkes binince atlar gitmeye başladı yavaş yavaş saray uzakta kalıyordu. Saraydan uzaklaştıkça kalbindeki ağrı da artıyordu.

Atlar uzaklaştıktan sonra şifacı için sürgün hazırlıkları başlandı. Harem ağası kızı almaya gitti ve getirdi.

Eirene
“Reyhan ağa noluyor?”

Reyhan ağa
“Sürgün edileceksiniz.”

Eirene
“Şehzadenin bundan haberi var mı? O zinhar izin vermez bırak!”

Reyhan ağa
“Şehzademizin haberi olsa ne olur? Emir hünkarımızdan!”

Eirene ağlamaya başlar. Uzaktan sesler gelir kafasını kaldırdığında babasını görür. Onu da görevliler getirmiştir. Birbirini gören baba kız hemen sarıldılar.

Damianos
“Kızım kurtulmuşsun.”

Eirene
“Baba, kurtulamadık.”

At arabasına ikisini de bindirdikten sonra konstantiniyye’nin derinliklerinde kayboldular.

—

Bayezidin tarihte lalası ishak paşa değil herhalde öyle yazıyor ama ben genede ishak paşa yapmak istedim diziden kaynaklı ikisinin uyumu daha iyi bence. VE SEHZADE MUSTAFAYA cok cok cok sinir olmaya basladım o yuzden tarihle alakalı cok gıtmıcem bayezidi daha ön planda tutarak yazıcam.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…