14. bölüm / 21
Kalb-i Şehzade13
Bölümler 21Şu an: 13
- 1 cast35 kelime
- 2 11.236 kelime
- 3 21.146 kelime
- 4 31.017 kelime
- 5 41.209 kelime
- 6 51.337 kelime
- 7 61.310 kelime
- 8 71.074 kelime
- 9 81.213 kelime
- 10 91.260 kelime
- 11 101.273 kelime
- 12 111.335 kelime
- 13 121.000 kelime
- 14 131.115 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 141.476 kelime
- 16 151.589 kelime
- 17 161.653 kelime
- 18 171.268 kelime
- 19 181.549 kelime
- 20 191.523 kelime
- 21 201.727 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Payyitaht yolunda atlar birden durmuştu, şehzade kontrol etmek için inmişti. Herkes dışardaydı.
Bayezid bir askerin yanına gitti.
Bayezid
“Hayır ola?”
Asker
“Şehzadem mühim bir havadis yok, erlerimizden bir tanesi kötüleşmiş ve durmuş. O durunca diğer erlerimiz de hepimiz gibi bir şey oldu sanmış. Tez herkesi toplayacağım.”
Bayezid
“Eyvallah.”
Bayezid tam gidecekken bir daha arkasını döndü.
Bayezid
“Validem nerede?”
Asker
“Şehzadem valideniz at arabasında, inmedi. Cariyelerle beraber oturuyor. Kötü bir haber almadık.”
Bayezid
“Âlâ, valideme bir şey olursa hemen bana haber edin.”
Asker
“Emriniz olur şehzadem.”
Asker eğilir ve Bayezid gider. Tekrar at arabasına biner. Eirene hemen yaklaşır.
Eirene
“Nolmuş Bayezid? Kötü bir havadis yok ya?”
Bayezid
“Yok ay parçam yok. Sen kafana takma bunları.”
Eirene
“Olsun, gene de endişelendim.”
Bayezid gülümseyip kafasını ona doğru eğer.
Bayezid
“Takma sen onları, biz kendimize bakalım evvela.”
Eirene de kafasını ona doğru kaldırdı biraz.
Eirene
“Senin yaralarına bakmak gibi değil mi şehzadem?”
Havadislerden sonra Bayezid’in da vücudunda kesikler oluşmuştu. Öyle ki bir tanesi çok derindi ve epey kanıyordu. Bir bezle geçiştirmişti Bayezid.
Bayezid
“Eirene sen benim yanı başımdayken, on tane hançer saplansın bu bedenime. Nafile.”
Eirene’de arkasına yaslanır ve Bayezid’in omzuna doğru kayar.
Eirene
“Öyle olsun.”
Bayezid Eirene’yi kolları arasına aldı. Bir süre öyle durdular ardından Eirene biraz dikleşip Bayezid’a baktı.
Eirene
“Bayezid.”
Bayezid
“Söyle ay parçam, latifem.”
Eirene
“Payyitahta baban benim geldiğimi görürse ne yapar?”
Bayezid
“Sultan babam dinlemeden etmeden davranmaz, ölçer tartar. Ben havadisleri konuşurum onunla.”
Eirene
“Seni neden bir anda çağırdı? Kendisi yollamıştı seni öyle söylemiştin.”
Bayezid
“Sen yokken fazlasıyla havadis oldu, onları müzakere etmek ister.”
Eirene birşey demeden Bayezid’in omzuna yatar bir elini de onun yarasına koyar.
Eirene
“Acıyor mu?”
Bayezid göz devirince Eirene sinirlenip konuşur.
Eirene
“Bayezid! Ne yapayım elimde değil. Benim yüzümden bu hâldesin, sormak benim hakkım.”
Bayezid
“Evella bu olanlar senin yüzünden değildir, hain yüzündendir.”
Eirene
“Sahi Bayezid hakikat nedir? Ne olmuş?”
Bayezid
“Her şeyi anlatıcam ay parçam, sen sıhattine baksan âlâdır.”
—
Payyitahta geldiklerinde herkes sıra sıra indi. Sarayın bahçesinde hoş bir kalabalık vardı.
Bayezid en önde yürüyordu, sarayın kapıları ağır ağır açıldı. Girdiğinde tabii ki ilk gördüğü kişi ablasıydı, yanında da mustafa.
Çeriler ve beyler Bayezid’in gelişi için saygıyla eğiliyor, bağırıyordu.
Çeri
“Şehzade Bayezid döndü!”
Başka Çeri
“Aslan şehzademiz!”
Bayezid etrafına güldü. Kardeşlerinin yanına geldiğinde ablasının elini öptü, kardeşine el öptürdü.
Bayezid
“Sultanım nerededir abla?”
Gevherhan Sultan
“Odasındalar kardeşim. Israr etsem de gelmedi karşılamaya.”
Bayezid’in anında gülen yüzü düştü. Babasının yaptığına kızacağını biliyordu elbet, ama ne ile karşılaşacağını kestiremiyordu.
Mustafa
“Ağabeyim sefa getirdin.”
Bayezid düşüncelerini bırakıp Mustafa’ya gülümsedi, omzuna vurdu sertçe.
Bayezid
“Sağolasın kardeşim, özlemişim sizleri.”
Gülbahar kızıyla sarılıp saraya doğru ilerledi, beraber gittiler. Ardından Bayezid’in arkasında Eirene belirdi. Bayezid eliyle yol verince Eirene yürüdü, Bayezid’da hemen peşinden gitti.
İkisi koridorda yürürken şehzade bir anda durdu.
Bayezid
“Ay parçam sen validemin odasına git. O seninle ilgilenir, bende babamı ziyaret edeyim.”
Eirene
“Tamam Bayezid. Lakin beni bekletme olur mu?”
Bayezid
“Ben seni bekletmem Eirene’m, sadece sana varırım.”
Eirene tatlı bir şekilde gülümseyip ayrılır. Bayezid onun arkasından biraz izledikten sonra has odaya doğru yol alır.
Geldiğinde izin ister, ardından babasının huzuruna çıkar.
Bayezid
“Hünkarım.”
Bayezid eğilir. Eğildiği esnada yolda ağırdığı yarası bu sefer daha sert ağırır ve kanadığını hisseder. Aldırmamaya çalışarak geri kalkar.
Sultan Mehmed oğluna bakmaz. Dirseğini dizine yerleştirmiş, parmaklarıyla sakallarıyla oynuyodur.
Bayezid
“Hünkarım sizleri çok özlemişim, sizi sağlığınızda görmek beni çok mesut etti.”
Sultan Mehmed
“Bayezid. Hesap ver!”
Bayezid’in gülümsemesi yavaşça soldu. Bu ses tonunun hayırlı işler getirmeyeceğini anlamıştı.
Bayezid
“Sultanım.”
Sultan Mehmed
“Bir hatun için devlet nizamını hiçe saydığın doğru mudur, Bayezid?”
Dedi Mehmed sesi sertti, ama kontrollü Konuşuyordu. Bayezid başını eğmedi, yaptığının sonuna kadar arkasındaydı.
Bayezid
“Ben devletimi zinhar hiçe saymadım, sayamam da sultanım. Ben, devletimize Osmanoğlu’na yakışanı yaptım.”
Mehmed kaşlarını çattı.
Sultan Mehmed
“Bir hatun uğruna buyruğum olmadan almaya gitmek midir yakışan!”
Bayezid
“Bir mazlumu kaderine terk etmek sultanım, Osmanoğlu’na yakışmazdı.”
Sultan Mehmed
“Sen oraya şehzade olarak gittin. Başına bir iş gelseydi yalnız canın değil, devletın geleceği de tehlikeye girerdi bilmez misin!”
Şehzade bir an sustu, babasının onu devletin geleceği olarak görmesi onu mutlu etmişti. Daha sakin bir sesle konuşarak cevap verdi.
Bayezid
“Tahtın yükünü bilirim hünkârım, lakin bazen insan vicdanının sesini de dinlemek zorunda kalır.”
Mehmed ağır adımlarla kalkıp şehzadesinin yanına yaklaştı. Karşısında durup bekledi.
Sultan Mehmed
“Vicdan başka, hükümdarlık başka şeydir. Bugün bir hatun için ordunu oynatırsın, yarın herkes duygularınla hükmettiğini sanar.”
Bayezid orman meydanını hatırladı bir an. Eirene’nin boynuna dayadıkları kılıç, Damianos’un vefatı, terlere bürünmüştü şehzade. Yutkundu ve konuştu. Sesi kırık çıkmıştı.
Bayezid
“Ben onu yalnız bırakamazdım.”
Sultan bunu duyunca kısa bir süre sessiz kaldı. Oğlunun gözlerinde ilk kez korkudan değil, gerçekten değer verdiği birisini kaybetme endişesinden doğan bir inat görmüştü.
Bayezid karnındaki acıya daha fazla dayanamayıp yarasını tuttu ve eğildi. Ağzından büyük bir inleme çıktı. Eteklerinin altından kan geliyordu, kanaması çok fazla ciddileşmişti.
Mehmed gördüğü durum karşısında hemen oğlunu tuttu bağırabildiği kadar bağırdı.
Sultan Mehmed
“Ağalar!”
İçeriye iki tane ağa girdi hemen yanlarına doğru gittler.
Sultan Mehmed
“Tez hekimleri çağırın tez. Durmayın hızlı olun!”
Ağalar çıkıp hekim çağırmaya gitti. Bayezid ayakta duramayıp dizlerinin üstüne çöktü. Mehmed oğluna baktı, biraz tereddüt etse de o da eğildi. Oğlunun omuzlarını tuttu kafasını kaldırdı.
Sultan Mehmed
“Bayezid. Oğlum!”
—
Gülbahar Sultan şifacı içeri girince dikkatle onu izledi.
Gülbahar Sultan
“Demek sonunda seni de payyitahta bu şekilde getirmek nasip oldu.”
Eirene
“İsterdim ki huzurunuza eskisi gibi, farklı sebeplerle çıkayım. Ben kimsenin başına mesele olmak istemedim sultanım.”
Gevherhan Sultan dışarıya bakmayı kesip kıza döndü.
Gevherhan Sultan
“İstemeden de olsa olmuşsun. Kardeşim seni kurtarmak için Amasya’yı, payyitahtı birbirine kattı!”
Eirene
“Bir mazlumu orada bırakmak mı isterdiniz sultanım?”
Odadaki hava biraz durulur. Gevherhan gözlerini kızdan çekip yere bakar.
Gülbahar Sultan
“Dilin cesur olmuş.”
Eirene
“Saygısızlık etmek istemem sultanım. Lakin canımdan vazgeçmemi bekliyorsanız, onu da yapamam.”
Gevherhan kızın cesurluğuna gülümsemişti. Bu sefer üstünlük taslamayan bir sesle konuştu.
Gevherhan Sultan
“Korkarsın sanmıştım.”
Eirene
“Sultanım ben sizlere korku duymam aksine saygı duyarım. Sevip saygı göstermektir makul olan.”
Gülbahar kıza daha dikkatli bakar.
Gülbahar Sultan
“Şehzademin şimdi seni neden bu kadar koruyup kolladığını daha iyi anlıyorum.”
Eirene
“Şehzadenin adını zor durumda bırakacak bir şey zinhar yapmam, yapamam sultanım.
Gevherhan Sultan
“Yapmadın belki, ama kardeşim seni düşündüğünden daha fazla önemsiyor.”
Eirene bir süre sessiz kalır, Bayezid’ın onu bu kadar önemsemesini belli etmesi hoşuna gitmişti.
Eirene
“Şehzademiz benim ulaşamayacağım kadar yüksek biridir, bunu en başından beri biliyorum.”
Gülbahar Sultan
“Bunu bilmen iyi, burası insanın kalbini de aklını da sınar.”
Eirene
“Bende kolay sınanan biri değilim sultanım.”
Bu cevaba Gevherhan hafifçe güler.
Gevherhan Sultan
“Tam da Bayezid’in uğraşacağı bir hatunsun.”
Eirene’de karşılık olarak sultana gülümser.
Tam o sırada harem ağası içeriye girer. Şehzadenin padişah huzurundan rahatsızlanıp çıktığının haberini verir.
Üçü de aynı anda dona kalıp birbirlerine bakar. Eirene hemen dışarı atar kendini.
-
dizi sezon fınalı vercekmıs dıger sezonda da Bayezid aynı kalır ins
begendıysenjz oy verın lğtfenn🥰🥰🫰🏻
Bölüm etkileşimi
