13. bölüm / 21
Kalb-i Şehzade12
Bölümler 21Şu an: 12
- 1 cast35 kelime
- 2 11.236 kelime
- 3 21.146 kelime
- 4 31.017 kelime
- 5 41.209 kelime
- 6 51.337 kelime
- 7 61.310 kelime
- 8 71.074 kelime
- 9 81.213 kelime
- 10 91.260 kelime
- 11 101.273 kelime
- 12 111.335 kelime
- 13 121.000 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 131.115 kelime
- 15 141.476 kelime
- 16 151.589 kelime
- 17 161.653 kelime
- 18 171.268 kelime
- 19 181.549 kelime
- 20 191.523 kelime
- 21 201.727 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bayezid arkasını döndüğünde payyitahttan gelen bir ordu gördü, başlarında İshak Paşa vardı. Bayezid onlara aldırmadı tekrar Eirene’ye döndü.
Eirene’nin yüzünü kaldırdığında çenesinin altında kesik olduğunu farketti, çok fazla kan akıyordu.
Bayezid
“Eirene!”
Bayezid anında üstündeki kumaştan bir tutam koparıp kızın çenesini sardı kan kaybı yaşanmaması için. Zaten günlerdir aç susuz olan Eirene bugün yaşanılanlara da daha fazla dayanamamıştı, Bayezid’in kucağında baygın yatıyordu.
İshak Paşa
“Bayezid.”
Bayezid kafasını kaldırdı ve lalasına baktı.
İshak Paşa
“Şehzadem Amasya’ya gidiyoruz, ardından payyitahta.”
Bayezid’in her yeri toz, toprak içindeydi saçları dağılmıştı. Eirene’ye baktı, sonra etrafa bakındı. Ağacın dibinde ki cansız bedeni buldu. Damianos’u. Bayezid kafasıyla işaret etti.
Bayezid
“Alın onu, kendisine yakışır bir yere gömün.”
İshak paşa kafa salladı ardından askerler Damianos’u aldı.
Bayezid daha fazla beklemedi, Eirene’yi kucağına aldı ve İshak Paşa’nın getirdiği at arabasına ikisi bindi. Eirene’yi yatırdı ve kafasını dizlerine koydu.
Bayezid yol boyu gözünü dahi kırpmadı, sanki kırparsa tekrar sevdiğine bir şey olacaktı koruyamamaktan korkuyordu.
Lakin Eirene ne kadar perişan olmuşsa Bayezid’da onun kadar perişandı. Vücudunun çoğu yerinde kesik izleri vardı, kanaması çoktu.
—
Amasya’ya vardıklarında sabah olmuştu. Bayezid at arabasından inerken Eirene’yi tekrar kucağına aldı. Amasya Sarayı’nın kapıları açıldı Bayezid içeri doğru yürümeye başladı.
Kapıda validesi, askerler ve bir kaç cariye vardı. Validesi o halini görür görmez elleriyle ağzını kapattı.
Bayezid saray bahçesine girer girmez kimseye bakmadan içeri doğru gitti. Herkes onun peşinden gitti.
Hareme doğru geldiğinde bütün cariyeler onu izliyordu herkes şehzadenin kucağında ki kıza bakıyordu. Ayşe cariye bu kızı tanımıştı.
Bayezid bir noktada durdu etrafına baktı.
Bayezid
“Hekim kadın nerede? Çağırın derhal!”
Cariyeler hekim kadını çağırmaya gitti, kısa bir süre içinde geldi. Bayezid’la beraber bir odaya doğru gittiler. Hekimin gösterdiği yere kızı bıraktı Bayezid.
Bayezid
“Kesiği çok kanadı. Ben müdahale ettim ama sizin şifalarınız da gereklidir.”
Hekim kadın
“Şehzadem siz telaş etmeyin, bana emanet.”
Bayezid bir şey demeden Eirene’nin yanına eğildi. Elini tutup uzunca öptü. Ardından kıza tekrar baktı.
Bayezid
“Ne olur gözlerini aç aydınlat gönlümü.”
Bayezid kızın solgun tenine dikkatlice bakıyordu, iyice halsiz düşmüştü. Üşüdüğünü düşünerek omuzunda ki kürkü çıkartıp kızın üstüne örttü.
Hekim elindekilerle gelince Bayezid birazdaha uzağa doğru gitti. Hekim Eirene’ye müdahale ederken uzaktan izliyordu. Bir anda kapı çaldı.
Gelen kişi bir ağaydı.
Ağa
“Şehzadem valideniz sizi çağırıyor.”
Bayezid baygın yatan kıza uzunca baktı, ardından ağaya döndü.
Bayezid
“Beklesin.”
Ağa
“Lâkin şehzadem-“
Bayezid
“Sana beklesin dedim.”
Ağa itiraz edemedi ve eğilip çıktı.
Hekim son kez bir bezle yarayı bastırdıktan sonra yandaki kovaya attı. Çenesine bir temiz bez bağladıktan sonra ayağa kalktı, şehzadeye döndü.
Hekim
“Şehzadem mühim bir durumu yok. Kesiği derin değil Allah’a şükür. Lâkin epey halsiz bir süre dinlenmesi gerekir.”
Bayezid Eirene’ye bakıp kafasını salladı, ardından hekim odadan ayrıldı.
Bayezid oturduğu yerden kalkıp kızın baş ucuna geçti. Dağılmış saçlarını özenle düzeltti, yanağını okşamaya başladı. Gözünün önüne Konya’da yaşanılanlar gelip duruyordu. Kim bilir yetişemeseydi daha neler olacaktı.
Bayezid iç çekip kafasını taş duvara yasladı. Gözünü kapattı bir süre sonra kız mırıldandı.
Eirene
“Su.”
Bayezid ilk başta emin olmak için Eirene’ye baktı. Ardından masadaki tası alıp Eirene’ye eğildi. Lakin kız şimdi sanki az önce konuşmamış gibi baygın yatıyordu. Bayezid bir süre öyle bekledi sonra tası geri koydu.
—
Vakit ilerleyince Bayezid odadan ayrıldı. Bahçeye lalasını bulmaya inmişti. Şansına lalası yerine validesini gördü.
Oturan validesi Bayezid’i görünce ayağa kalktı. Bayezid validesinin karşısına geldi, yüzüne dahi bakamadı. Gülbahar Bayezid’a biraz baktıktan sonra yanağına tokat attı.
Gülbahar Sultan
“Yazık sana Bayezid. Yazık. Bu mu senin şehzadeliğin? Bundan gayrı ettiğin her hatanın arkasında tek sen varsın. Sen beni utandırdın Bayezid.”
Arkadan onları izleyen İshak Paşa derin bir nefes verip kafasını indirdi.
Bayezid
“Validem ne yapabilirdim? Sevdiğim suçsuzken ben neden ona eziyet çektireyim?”
Gülbahar Sultan
“Payyitahtta bunun hesabını verirsin babana Bayezid. Babana da bunları ikaz edersin.”
Gülbahar başka bir şey demeden çekip gitti oradan. Ardından İshak Paşa arkadan gelip elini Bayezid’in omzuna koydu.
Bayezid
“Ben kötü mü ettim lala?”
İshak Paşa
“Şehzadem sizi anlarım, gönlünüz rahat etmedi bilirim. Lakin evvela sultan babanızla görüşmeniz icap ederdi. Sizi tez vakitte yanında ister.”
Bayezid İshak’a döndü. Biraz baktıktan sonra lalasına sarıldı. İshak ne kadar kızsa da Bayezid’a, Bayezid onun evladı gibiydi elinde büyümüştü. Şuan karşısında yedi yaşında ki şehzade vardı sanki.
İshak Paşa
“Toparlanın şehzadem, toparlanın. Siz yiğitsiniz, mertsiniz öyle kolay kolay yıkılmazsınız. Hata ettiyseniz de aslanlar gibi çıkarşınız sultan babanızın karşısına, ödersiniz hesabınızı. Tasa etmeyin.”
Bayezid
“Doğru dersin lala.”
İshak Paşa
“Doğru derim tabii şehzadem. Haydi hazırlanın siz, tez vakitte yola koyulalım.”
Bayezid
“Eirene’de bizimle gelecek.”
İshak Paşa
“Olur şehzadem siz nasıl isterseniz.”
—
Saatler sonra Amasya Sarayı’ndaki hazırlıklar bitmişti. Gülbahar Sultan, İshak Paşa, Bayezid ve Eirene özel olarak at arabalarına binmişti. Bayezid bizzat Eirene ile binmek istedi.
Eirene eskisi gibi olmasa da kendine gelebilmişti.
At arabası hareket ettiğinde içeriye yalnızca atların nal sesleri geliyordu.
İlk dakikalar sessizlikle geçti. Kız pencerenin yanından dışarı bakıyordu. Şehzade ise karşısında oturmasına rağmen gözlerini ondan çekemiyordu.
Bayezid
“Ağrın var mı?”
Eirene başını hafifçe salladı.
Eirene
“Evvelkinden âlâyım.”
Bayezid kaşlarını hafifçe çattı.
Bayezid
“Yalan söylüyorsun.”
Eirene güldü.
Eirene
“Şehzadeler herkesi sorguya mı çeker?”
Bayezid’de bunu duyunca gülümsedi.
Bayezid
“Yalnızca önemsediklerini.”
Eirene mutluydu ama bir anda yüzündeki gülümseme soldu. Yaşadıkları ve babası aklına gelmiş olacaktı. Bayezid ona doğru eğilip çenesini tuttu.
Bayezid
“Nedir bu güzel suratını güldürmeyen?”
Eirene
“Babam Bayezid. Babam artık yok.”
Göz yaşlarını saklamak ister gibi şehzadein elinden kurtulup kafasını tekrar eğdi.
Bayezid tereddüt etmeden Eirene’nin yanına geçip kafasını omzuna yasladı. Saçlarında ellerini gezdirdi.
Bayezid
“Rabbim en güzel yerleri nasip etsin. Bundan gayrı yanında ben varım Eirene’m.”
Eirene diğer kolunu Bayezid’a sıkıca sardı.
Eirene
“Beni zinhar bırakma Bayezid, bizi ayırma.”
Bayezid
“O nasıl kelam öyle? Sen benim ayım, güneşim, sebebimsin.”
Eirene biraz doğrulmaya çalıştığında yarası acıdı, yüzünü buruşturdu. Bayezid bunu farkedince ellerini tuttu.
Bayezid
“Ellerin üşümüş.”
Eirene
“Benim ellerim hep soğuktur.”
Bayezid kızın eline biraz baktıktan sonra sıkıca kendisine doğru bastırdı.
Bayezid
“Ben senin yanındayken üşümesine izin vermem.”
Eirene gülüp Bayezid’e baktı.
Bayezid Eirene’ye daha fazla yaklaştığı sırada at bir anda durdu, herkesin inme sesleri gelmeye başladı.
Eirene
“Bayezid, bir bak istersen.”
Bayezid sinirle nefes verdi ve kapıyı açıp dışarı baktı. Gerçekten herkes aşağı inmişti. Ne olduğunu anlamamıştı.
—
kısa oldu ya
begenırsenız lütden oy verır mısınızzz🫶🏻🫶🏻
Bölüm etkileşimi
