Kalb-i Şehzade kitap kapağı

18. bölüm / 21

Kalb-i Şehzade

17

Vaveyla Yazarı: daal nrr

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 17

Sarayın bahçesi, ikindi güneşinin altın rengine boyanmıştı. Havuzun suyundan gelen hafif su sesleri ve servi ağaçlarının arasında esen rüzgâr dışında her yer sakin görünüyordu.

Şehzade Bayezid, küçük kardeşi Şehzade Cem ile bahçedeki mermer taşların yanında oturuyordu. Altı yaşındaki küçük şehzadenin elinde tahta bir kılıç vardı. Heyecanla konuşuyor, bir yandan da ağabeyine hareketler gösteriyordu.

Küçük şehzade elinde kılıcını salladı.

Cem
“Düşmanı böyle mağlup ettim ağabey!”

Bayezid, istemsizce hafifçe tebessüm etti. Günlerdir yüzünde ilk defa gerçek bir gülümseme beliriyordu.

Bayezid
“Maşallah, demek koskoca orduyu tek başına yendin ha?”

Cem
“Evet! Lâkin ben büyüyünce senin gibi olacağım.”

Gururla söylemişti bunu küçük şehzade.

Bayezid’in bakışları durgunlaştı. Kardeşinin başını okşadı.

Bayezid
“Benim gibi olma Cem, daha bahtiyar ol.”

Küçük şehzade anlam veremedi.

Cem
“Bahtiyar değil misin ağabey?”

Ağabeyine birazdaha yaklaştı.

Bayezid cevap vermedi önce. Gözleri uzaklara kaydı. Bahçenin öte tarafındaki taş kemerin altında duran bir silueti gördü.

Eirene’ydi.

Elinde bir kaç ot demeti vardı ama onları topladığı falan yoktu. Günlerdir Bayezid’in ondan bilerek uzak durduğunu hissediyordu. Ne koridorlarda eskisi gibi durup konuşuyordu onunla, ne de bahaneyle yanına çağırıyordu.

Yalnızca uzaktan izliyordu.

Bayezid’in bakışları ona kitlendi istemsizce. Kız da aynı anda başını kaldırdı, göz göze geldiler.

O an bahçedeki bütün sesler çekildi sanki. Küçük şehzadenin konuşması, rüzgârın uğultusu, havuzun sesi. Hepsi uzaklaştı.

Kızın gözlerinde kırgınlık vardı. Bayezid ise uzun uzun bakıyordu. Özlediğini belli edecek kadar uzun.

Lakin sonra yüzündeki o yumuşak ifade yavaşça kayboldu. Çünkü biliyordu, ona yaklaştıkça onu da kendi ateşinin içine çekiyordu.

Bakışlarını ilk Bayezid çekti. Ve kalktı.

Şehzade Cem ağabeyinin arkasına geçip kaftanını çekti.

Cem
“Ağabey, divana mı gideceksin?”

Bayezid
“Evet şehzadem.”

Küçük kardeşinin boyu yetmediği için şehzade Cem kollarını ağabeyine doğru kaldırdı. Bayezid hemen kardeşine eğilip onu sıkıca kucakladı. Cem ağabeyinin boynuna sarıldı. Bayezid alnına küçük bir öpücük bıraktı.

Bayezid
“Uslu durasın.”

Cem
“Yine gelir misin ağabey?”

Bayezid kısa bir duraksamadan sonra cevap verdi.

Bayezid
“İnşallah.”

Sonra kardeşini bırakıp arkasını döndü.

Tam yürümeye başlayacaktı ki bir anlığına yeniden Eirene’ye baktı. Sanki gitmek istemeyen tarafı son kez ona tutunuyordu.

Ama hiçbir şey demedi.

Kaftanının etekleri mermer taşlarda hafifçe savrulurken ağır adımlarla bahçeden çıktı.

Eirene olduğu yerde kaldı.

Onun ardından bakarken boğazına oturan düğümü yutmaya çalıştı. Bayezid’in uzaklaşan siluetine baktıkça içindeki eksiklik daha da büyüyordu.

—
Fatih Sultan Mehmed ağır adımlarla içeri girdi. Üzerindeki koyu kaftan, yüzündeki sert ifadeyi daha da keskin gösteriyordu. Sağ yanında şehzadesi yürüyordu. Kubbealtı’na girildiği anda bütün sesler kesildi.

Fatih tahtına oturduktan sonra eliyle işaret etti.

Sultan Mehmed
“Başlayınız.”

Sadrazam Mahmud Paşa öne çıktı. Elindeki mühürlü mektubu açarken yüzü gergindi.

Mahmud Paşa
“Devletlü Hünkârım… Bosna Kralı Stefan Tomasevıc yine verdiği sözü tutmamıştır.”

Kubbealtı’nda derin bir sessizlik oluştu.
Mahmud Paşa devam etti.

Mahmud Paşa
“Geçen yıl gönderilmesi gereken vergi payitahta ulaşmamıştır. Dahası… Macar Kralı Matthias ile gizlice haberleştiği rivayet olunur.”

İshak Paşa söze karıştı.

İshak Paşa
“Hudut beylerinden gelen haberlere göre Bosna kalelerinde Osmanlı akıncılarına çıkarılan zorluluk sürdürülmeye devam eder, Hünkârım. Uyarınızı hiçe saymışlar.”

Fatih’in bakışları sertleşti. Parmakları tahtın kenarına yavaşça vuruyordu.

Sultan Mehmed
“Biz vaktiyle Bosna’ya aman verdik…”

Sesi sakindi ama o sakinliğin altında öfke vardı.

“Tahtlarını başlarında bıraktık. Memleketlerine dokunmadık. Lakin onlar Devlet-i Aliyye’nin merhametini acizlik sandılar.”

Şehzade sessizce babasına baktı. Divandaki herkes padişahın vereceği hükmü bekliyordu.

Mahmud Paşa yeniden eğildi.

Mahmud Paşa
“Sultanım… Eğer Bosna Macar himayesine girerse Rumeli yolları tehlikeye düşer. Sınır boylarında haçlı kuvvetlerinin toplanacağı konuşulur.”

Bayezid tereddüt etmeden söze girdi.

Bayezid
“Sultan’ım, Macar’ın Bosna üzerindeki niyeti açıktır. Eğer Bosna düşman elinde kuvvet bulursa Rumeli’nin emniyeti dahi tehlikeye girer. Her gönüle acımamız, kişiyi zaafa da düşürmüş demek ki.”

Fatih oğluna memnun bir bakış atmıştı. Bu günlerde toparlandığını, devletine odaklandığını fark ediyordu.Fatih bir anda ayağa kalktı.

Kubbealtı’ndaki herkes başını eğdi.

Sultan Mehmed
“Bosna yalnız bir toprak parçası değildir.”

Sesi kubbelerde yankılandı.

“Orayı düşmana bırakan yarın Edirne kapılarında düşman görür!”

Hiç kimse konuşamıyordu.

Fatih birkaç adım yürüdü.

Sultan Mehmed
“Kral Stefan Tomasevıc ahdini bozmuştur. Vergisini kesmiş, düşmanla birlik olmuştur. Devletimize baş kaldıranın cezası bellidir.”

Sonra gözlerini vezirlere çevirdi.

Sultan Mehmed
“Anadolu beylerbeyine haber gönderile. Rumeli askerleri hazır ola. Top dökümhaneleri gece gündüz çalışa.”

Divandaki hava tamamen değişmişti artık. Bu yalnız bir tehdit değil, açık bir harp ilanıydı.

Fatih son kez konuştu.

Sultan Mehmed
“Bahar erişmeden ordu hazırlanacak.”

Bir an durdu.

“Fermanımdır… Osmanlı ordusu Bosna üzerine yürüsün!”

O sırada şehzade, babasının yüzüne baktığında onun yalnızca bir padişah değil, cihanı diz çöktürmeye kararlı bir hükümdar olduğunu bir kez daha anladı.

—
Akşam vakti gelmişti. Şehzade Bayezid odasında yalnız oturuyordu. Üstündeki açık mavi kaftanın bir kaç düğmesi açılmış, saçları dağılmıştı. Önündeki işlemeli masada mütalaa ettiği açık bir kaç kitap vardı. Lâkin aklı artık orada değildi.

Kapı hafifçe vurulunca şehzade üstünü düzeltip saçlarını eliyle geriye atıp kalktı.

Bayezid
“Buyurun.”

Kapı açılınca içeriye Gülperi Hatun girdi. Üzerindeki zarif feracenin kumaşı kandil ışığında hafifçe parlıyordu. Gülperi başını eğdi.

Gülperi
“Rahatsız etmedim ya şehzadem?”

Bayezid
“Estağfurullah.”

Bayezid eliyle karşıdaki minderleri gösterdi.

Bayezid
“Buyurun oturun.”

Gülperi otururken odada kısa bir sessizlik oldu. Hatun etrafa bakındı ardından tebessüm etti.

Gülperi
“Sarayın bu kısmı anlatıldığı kadar sessizmiş.”

Bayezid kısa bir bakış attı.

Bayezid
“Sessizlik bazen insana daha münasiptir.”

Gülperi Bayezid’in soğukluğunu anlayamamıştı.

Gülperi
“Payyitahta geleli günler oldu, lâkin sizi görememiştim.”

Bayezid
“Divan işleri yoğundur.”

Gülperi
“Yalnız divan işleri midir?”

Bayezid bir kaç saniye sustu, sakince devam etti.

Bayezid
“Gülperi Hatun, açık konuşmayı tercih ederim.”

Gülperi dikkatle Bayezid’e baktı.

Gülperi
“Dinliyorum şehzadem.”

Bayezid
“Bu kurulacak bağ, devletin münasip gördüğü bir bağdır.”

Gülperi’nin yüzündeki ifade değişti.

Gülperi
“Bunu bilmeyecek kadar küçük değilim.”

Bayezid başını eğip parmağındaki yüzüğü döndürdü.

Bayezid
“O halde yanlış bir ümit doğsun istemem.”

Kısa bir sessizlik oldu. Gülperi parmaklarını birbirine geçirdi.

Gülperi
“Şehzadeler gönüllerine göre yaşayamaz derlerdi, demek doğruymuş.”

Bayezid
“Kendi gönlümde, evvel devletimi taşırım.”

Gülperi Bayezid’in yüzünü inceledi bir süre.

Gülperi
“Sizin gönlünüzde kim vardır?”

Bayezid cevap veremedi, sessizlik oluştu. Sessizliği bozan şey kapının bir anda açılması oldu.

Eirene
“Bayez-“

İçeri giren Eirene bir anda durdu. Odada başka bir hatun görünce sinirle baktı.

Bayezid ilk başta kaşlarını çattı, destursuz girilmesine alışık değildi. Sonra yanındaki hatuna baktı.

Gülperi
“Sen ne ettiğinin farkında mısın?”

Eirene kapıdan çekilip tamamen odaya girdi o sıra.

Gülperi
“Şehzadenin odasına destursuz girilir mi? Haddini bil!”

Bayezid yanında bağıran hatunu izerken kaşları çatıldı.

Bayezid
“Gülperi!”

Bayezid’in sesi sert çıkmıştı ama öfkesi Gülperi’yeydi.

Bayezid
“Kâfidir.”

Gülperi şaşırdı.

Gülperi
“Lâkin şehzadem-“

Bayezid
“Çık dışarı.”

Gülperi sustu. Yavaşça kalkıp eğildi ve odadan çıktı. Çıkarken Eirene ile uzunca bakıştı.

Odada tekrar sessizlik oldu. Eirene hâlâ kapının önünde duruyordu, ama yüzünde az önceki sinir yerine daha durgun bir ifade vardı.

Bayezid kalkıp bir kaç adım yaklaştı.

Bayezid
“Ne için destur istemedin?”

Eirene
“Ben, senin birkaç gündür neden böyle davrandığını sormaya gelmiştim.”

Bayezid sustu. Eirene’nin gözleri Gülperi’nin oturduğu mindere kaydı.

Eirene
“Lâkin meşgülmüşsünüz.”

Bayezid kızın ne kast ettiğini anladı.

Bayezid
“Düşündüğün gibi değildir.”

Eirene yüzünü yaklaştırıp öfkeyle konuştu.

Eirene
“Öyle mi Bayezid?”

Sesi titreyecek gibi oldu ama kendini tuttu.

Eirene
“Ne çabuk unuttun beni!”

Bayezid
“Unutmadım.”

Eirene
“Öyleyse ne bu hâl? Hem benden kaçarsın günlerdir, hem de hatun alırsın yanına!”

Bayezid cevap vermedi. Vereceği her cevap Eirene’yi mutsuz edecekti.

Eirene gözlerini yere indirip kafasını salladı.

Eirene
“Ben sizi yanlış tanımışım demek ki.”

Bayezid’in yüzü gerildi.

Bayezid
“Böyle konuşma.”

Eirene
“Nasıl konuşayım? Az önce odanda başka bir hatun vardı!”

Bayezid
“O devlet meselesidir.”

Eirene
“Gönül meseleleri de bu kadar çabuk mu değişir sarayda?”

Bayezid gözlerini kapattı, dudaklarını bastırdı. Sabretmeye çalışıyordu.

Bayezid
“Sana zarar gelsin istemiyorum.”

Eirene
“Her insan sevdiğini kendinden uzaklaştırarak mı korur?”

Bayezid cevap veremedi. Eirene gözlerindeki doluluğu gizlemeye çalışarak geri çekildi.

Eirene
“Rahatsız ettim şehzadem.”

Kız kapıya doğru yöneldi.

Bayezid
“Eirene!”

Şehzade seslenince arkasını döndü. Konuşmasını bekledi, konuşmadı.

Eirene
“Bir gün gerçekten unutursanız, o vakit beni hiç çağırmayın.”

Dedikten sonra çıktı Eirene. Şehzade olduğu yerde öylece kaldı. Ağır ağır yatağına oturdu, ellerini yüzüne götürdü.

Ne onu yanında tutabiliyordu, ne de gitmesine izin verebiliyordu.

—

oy verirmisiniz lütfenn🙏🏻🙏🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18