5. bölüm / 6
KALANSana Güvendim ~ Hazal
Bölümler 6Şu an: Sana Güvendim ~ Hazal
Gerçekten çok etkilenmiştim İlker’den.
Bunu kendime itiraf etmek bile istemiyordum.
O gece yurda girdikten sonra telefonuma baktım.
Bir mesaj vardı.
İyi geceler.
Ekrana uzun uzun baktım.
Cevap vermek istedim.
Hatta birkaç kez yazmaya başladım.
Sonra sildim.
Telefonu bıraktım.
İçimde bana sürekli aynı şeyi söyleyen bir ses vardı.
Dur.
Nedenini bilmiyordum.
İlker bana kötü hissettirecek hiçbir şey yapmamıştı. Aksine, onunla geçirdiğim o birkaç saat uzun zamandır yaşadığım en güzel akşamlardan biriydi.
Belki de tam olarak bu yüzden korkuyordum.
Bir şey hissediyordum.
Ve hissettiğim şey, kendime verdiğim bütün sözleri unutturacak kadar güçlüydü.
Birkaç gün geçti.
Kafam allak bullaktı.
İlker yazdı.
Ben sustum.
Biraz daha yazdı.
Ben biraz daha uzaklaştım.
Sonunda Şermin’in ısrarıyla sinemaya gittik.
Belki kafam dağılır diye düşündüm.
Dağılmadı.
Film boyunca gözüm perdedeydi ama aklımda tek bir kişi vardı.
İlker.
Film bittiğinde AVM neredeyse tamamen kapanmıştı. Dükkânların ışıkları sönmüş, ortalık boşalmıştı. Açık kalan tek yer sinema çıkışıydı.
Şermin’le dışarı doğru yürüyorduk.
Başımı kaldırdım.
Ve olduğum yerde kaldım.
İlker.
Karşımda duruyordu.
Bana bakıp gülümsüyordu.
Gerçekten gelmişti.
Ama beni asıl şaşırtan elindeki şeydi.
Beyaz Antep fıstıklı çikolata.
En sevdiğim.
O küçücük ayrıntıyı unutmamıştı.
Belki başkası için hiçbir anlamı olmayabilirdi.
Benim için vardı.
Çünkü benim asıl istediğim tam da buydu.
Görülmek.
Söylediğim küçücük bir şeyin bile önemsenmesi…
Şermin bir bana, bir İlker’e baktı.
Hep beraber dışarı çıktık.
Biraz yürüdükten sonra yurda girişte beni idare edeceğini söyleyip yanımızdan ayrıldı.
İlker’le yalnız kaldık.
Bu kez kaçabileceğim hiçbir yer yoktu.
Bir süre sessizce yürüdük.
Sonunda benden bir açıklama istedi.
Neden bir anda sustuğumu…
Neden uzaklaştığımı…
Mesajlarına neden cevap vermediğimi…
Aslında verebileceğim mantıklı bir cevap yoktu.
Ondan kaçmıyordum.
Ona karşı hissettiklerimden kaçıyordum.
Bir yerde durduk.
İlker ellerimi tuttu.
Sonra beni kendine çekip sarıldı.
“Sadece bana güven.”
Belki biraz daha düşünmeliydim.
Belki kendime verdiğim sözü düşünmeliydim.
Ama düşünmedim.
Güvendim.
Ve biz o gece başladık.
Sonrası çok güzeldi.
Her günün ayrı bir güzelliği vardı.
Doyasıya konuşuyorduk.
Birlikte geziyor, eğleniyor, arkadaşlarımızla vakit geçiriyor, sosyal etkinliklere katılıyorduk.
Hayatımın içine öyle hızlı girmişti ki bir süre sonra İlker’in olmadığı bir gün düşünmek bile tuhaf gelmeye başladı.
Üzerimdeki bakışlar hâlâ değişmemişti.
Çiçekler, mesajlar, tanışmak isteyenler…
Ama artık hiçbirinin benim için anlamı yoktu.
Benim gözüm İlker’deydi.
İlk senemiz böyle geçti.
Tabii bunun bir bedeli de oldu.
Notlarım düştü.
Devamsızlıklarım arttı.
Üniversiteye gelirken kendime verdiğim o “Sadece derslerime odaklanacağım,” sözü çoktan başka bir hayata karışıp gitmişti.
Yine de ilk yılı bir şekilde bitirdim.
Yaz geldi...
İlk kez uzun süre ayrı kalacaktık.
Ama mesafe bizi susturmadı.
Her gün telefon görüşmeleri…
Mesajlar…
Bitmek bilmeyen konuşmalar…
Yaz boyunca hayatımın merkezinde yine İlker vardı.
Mesafe bile gözümü başka bir yere çevirmemişti.Tatil bitti.
Isparta’ya döndük.
Artık ikinci sınıftaydık.
Özlem giderildi.
Yeni dersler…
Yeni hocalar…
Yeni bir dönem…
Ve ilk yıldan biraz daha zor günlerin bizi beklediğinden ikimizin de haberi yoktu.
İkinci sınıfta artık yurtta kalmıyorduk.
Ben bir arkadaşımla aparta çıkmıştım.
İlker de sınıf arkadaşı Burak’la eve çıkmıştı.
Burak’ın Merve diye bir sevgilisi vardı. Onlar da okulun ilk günlerinden beri beraberlerdi.
Dördümüz zaman zaman bir araya gelirdik.
Evlerimiz birbirine çok yakın değildi ama gidip gelmek de zor değildi.
Bir akşam İlker beni eve çağırdı.
Yemek yapacağını söyledi.
Kendi elleriyle tavuk hazırlamıştı.
Çok lezzetli miydi?
Değildi.
Ama güzeldi.
En azından zehirlenmedik.
Bunu söylediğimde yüzüme öyle bir baktı ki kahkahayı bastım.
Sonra dördümüz oturup okey oynadık.
Şarkılar söyledik.
Güldük.
Saçmaladık.
Sıradan bir öğrenci akşamıydı.
Belki de en güzel zamanlarımız tam olarak böyleydi.
Büyük planların olmadığı, hiçbir yere yetişmediğimiz, yalnızca birlikte olduğumuz geceler…
Bir süre sonra Burak ve Merve odalarına çekildi.
İlker’le biraz daha oturduk.
O gece orada kalacaktım.
Sonra odasına geçtik.
Üzerimi değiştirmem için kendi üstlerinden birini verdi.
Bana biraz büyük geldi.
Ama hoşuma gitti.
Yumuşacıktı.
Üstelik her tarafına onun kokusu sinmişti.
İlker yatağın kenarına oturdu.
Ben karşısında ayakta kaldım.
Bir süre hiçbir şey söylemeden bana baktı.
Sonra ellerimi tuttu.
Yavaşça kendine doğru çekti.
Saçlarım o zamanlar belime kadar uzundu.
Yüzüme düşen bir tutamı eliyle yana aldı.
Parmakları yanağımda gezindi.
Elini boynumda hissettim.
Beni kendine biraz daha çekti.
Her şey o kadar yavaştı ki…
Sanki zaman bizim için ağırlaşmıştı.
Kucağına doğru çekildiğimde bütün bedenimi bir sıcaklık sardı.
Ona bu kadar yakın olmak…
Kokusunu duymak…
Nefesini nefesimde hissetmek…
Daha önce bildiğim hiçbir duyguya benzemiyordu.
Yüzüme baktı.
Ben geri çekilmedim.
Dudaklarımız birleşti.
O an ne kendime verdiğim sözler kaldı aklımda ne de aylardır ördüğüm duvarlar.
Sadece İlker vardı.
Ve ben.
Sarıldık.
Öpüştük.
Sonra uzun uzun konuştuk.
Bir süre sonra cümlelerimiz kısaldı.
Sessizlikler uzadı.
Ve yan yana uyuyakaldık.
O gece hiçbir şeyi düşünmedim.
Geçmişi de…
Geleceği de…
Korkularımı da…
Sadece onun yanında olduğumu ve kendimi güvende hissettiğimi biliyordum.
Uzun zamandır ilk kez bu kadar huzurluydum.
Gözlerimi kapattığımda içimde ne bir soru vardı ne de kaçma isteği.
İlker’e güvenmiştim.
Hem de bütün kalbimle.
O gece bilmiyordum.
İnsanın en çok güvendiği yerde, en derin yarasını da alabileceğini.
Bölüm etkileşimi
