KALAN kitap kapağı

1. bölüm / 6

KALAN

11 Kasım 2025 — Tanıdık Koku ~ Hazal

Vaveyla Yazarı: Nihan'ın Kaleminden

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 11 Kasım 2025 — Tanıdık Koku ~ Hazal

Hayat, insan farkına bile varmadan birtakım rutinlerin içinde akıp gidiyordu.
Benimki de öyleydi.
Ev, çocuklar, sorumluluklar…
Günler birbirinin peşinden geçiyor, ben de çoğu zaman durup nereye yetişmeye çalıştığımı bile düşünmeden onlara ayak uyduruyordum.
Ta ki üniversite grubundan o mesaj gelene kadar.
Yıllardır doğru düzgün konuşmadığımız insanlar bir anda aynı ekranda buluşmuştu. Önce birkaç mesaj, ardından eski fotoğraflar, hatırlanan anılar…
Sonunda biri hepimizin uzun zamandır söyleyip bir türlü yapamadığı şeyi söyledi.
Buluşalım.
Mesajı okuduğumda içimde garip bir heyecan oluştu.
Isparta…
Hayatımın en güzel, en karmaşık yıllarından bazılarını bıraktığım şehir.
Gitmeye karar vermem uzun sürmedi.
Uzun bir yolculuğun ardından otele vardığımda yorgundum ama uyumak istemiyordum. Perdeyi aralayıp dışarı baktığımda yıllardır üzerini örttüğümü sandığım anılar, sanki hiç gitmemişler gibi birer birer yerlerinden kalkıyordu.
Bu şehirde başka bir Hazal yaşamıştı.
Daha genç.
Daha cesur.
Belki de daha savunmasız.
Garip olan şuydu; yıllar sonra buraya geldiğimde kendimi yabancı hissetmiyordum.
Aksine…
Sanki çok uzun zamandır uzakta olduğum bir yere değil de eve dönmüştüm.
Bir süre dinlendikten sonra hazırlanmak için aynanın karşısına geçtim.
Sırtı açık siyah bluzumu giydim. Altına siyah pantolonumu geçirdim. Saçlarımı düz bırakıp hafif bir makyaj yaptım.
Aynadaki kadına birkaç saniye baktım.
Üniversite yıllarımdaki Hazal’dan çok şey değişmişti.
Ama gözlerim…
Onlar aynıydı.
Akşam Eğirdir’e geçtiğimizde hava çoktan kararmıştı.
Meyhane kalabalıktı. Fasıl ekibinin sesi konuşmalara karışıyor, masalardan kahkahalar yükseliyordu. Balıklar, mezeler, kadehler…
Ve yıllardır görmediğim insanlar.
Birbirimize sarıldığımız ilk an tuhaftı.
Sanki aradan geçen yıllar birkaç saniyeliğine ortadan kalkmıştı.
Birlikte ders çalıştığımız günleri, sınavlardan önce sabahladığımız geceleri, cebimizde kalan son parayla ne yiyeceğimizi hesapladığımız zamanları konuştuk.
Bir zamanlar ne kadar büyük görünen dertlerimizin şimdi ne kadar küçük kaldığına güldük.
Hayallerimizi hatırladık.
Sonra o hayallerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin yolun bir yerinde değiştiğini…
Tam bir şey anlatırken burnuma bir koku geldi.
Sustum.
Çok kısa sürdü.
Ama tanıyordum.
O parfümü…
Kalbim, nedenini anlayamadığım bir şekilde hızlandı.
Başımı çevirmek istedim.
Çevirmedim.
Saçmalıyorsun Hazal.
Bunca yıl sonra, burada…
Olacak şey değildi.
Dünyada aynı parfümü kullanan kaç insan olabilirdi ki?
Kendime gülüp yeniden arkadaşlarıma döndüm.
Ama o koku birkaç dakika boyunca zihnimin bir köşesinde kaldı.
Tanıdık.
Fazlasıyla tanıdık.
Gece ilerledikçe masadaki sohbet de koyulaştı. Kahkahalar çoğaldı, yıllardır anlatılmayan hikâyeler birer birer ortaya döküldü.
Sonra birinin aklına benim şarkı söylemem geldi.
“Hazal, hadi ama… Bir Sezen söyle.”
İtiraz ettim.
Bir kere.
Sonra bir daha.
Ama üniversite yıllarında olduğu gibi yine kimse beni dinlemedi.
Mikrofon elden ele dolaşıp bizim masaya kadar geldi ve önüme bırakıldı.
Gülerek başımı iki yana salladım.
“Peki. Bir tane.”
Ne söyleyeceğimi düşünmeme bile gerek kalmadı.
Gidemem.
İlk notalar duyulduğunda mikrofonu elime aldım.
Oturduğum yerden söylemeye başladım.
Başta masamızdaki arkadaşlarım eşlik ediyordu. Sonra sesler yavaş yavaş azaldı.
Şarkı ilerledikçe meyhanenin uğultusu bile sanki biraz uzaklaştı.
Hayatın ne kadar kısa olduğunu, ayrılıkların bazen insanın seçimi olmadan gelip onu bulduğunu anlatan o tanıdık duyguya geldiğimde sesim değişti.
Ben bile fark ettim.
Bir an için şarkı söylemiyor da geçmişte bir yerde bıraktığım bir şeyle konuşuyormuşum gibi hissettim.
Nedenini bilmiyordum.
Belki bu şehir yüzündendi.
Belki yıllar sonra aynı insanlarla aynı masaya oturmaktan.
Belki de biraz önce duyduğum o kokudan…
Gözlerimi kapatıp devam ettim.
Şarkı bittiğinde birkaç saniyelik sessizliğin ardından alkışlar yükseldi.
Gülümsedim.
Mikrofonu uzatırken içimdeki tuhaf ağırlığı da onunla birlikte bırakmak istedim.
Başaramadım.
Gece yine de çok güzeldi.
Uzun zamandır bu kadar gülmemiş, geçmişi bu kadar yakınımda hissetmemiştim.
Vedalaşıp otele döndüğümde yorgunluktan hemen uyuyacağımı sanıyordum.
Ama yatağa uzandığımda gözlerimi tavana dikip öylece kaldım.
Aklımda arkadaşlarım vardı.
Üniversite yıllarım.
Sokaklar.
Kahkahalar.
Söylediğim şarkı.
Ve o koku.
Nereden geldiğini bile bilmediğim o tanıdık koku…
İçimde açıklayamadığım bir his vardı.
Sanki burada bir zamanlar başka bir hayat yaşamıştım.
Sonra onu olduğu yerde bırakıp gitmiştim.
Şimdi ise yıllar sonra yeniden dönmüştüm.
Ve ilk kez şu düşünce geçti içimden:
Yarım bıraktığım bir şeyi tamamlamaya gelmişim gibi hissediyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.