14. bölüm · KAHRAMAN KADIN

BÖLÜM 14

Tijen Diker

Berkay ve Sinem uçaktan indikten sonra, Fransa’nın mimarisi ve doğal güzellikleri karşısında hayran kalmıştı. Sokaklar tertemiz ve yayalar için güvenliydi. Hemen yakın bir kafeye oturdular ve kruvasan yediler. Sonra birlikte kuaföre gittiler. Sinem saçlarını dalgalandırdı, Berkay ise yanlardan alıp, üstü biraz kısalttı.

Ardından Berkay, eve yerleşirken, Sinem yürüyüşe çıktı. Biraz etrafı dolaşmaya çıktı. Berkay’ın çalışacağı üniversitenin büyüklüğü karşısında şok olmuştu. Kampüsü kocamandı.

Tam kampüsü dolaşırken, telefonu çaldı. Ekranda “Adi Herif Ferit🤬😁” yazıyordu. İlk başta tereddüt etti. Yine de açtı.
“Alo Ferit. Nasılsın?”
“Senden nefret ediyorum Sinem.” dedi ve telefonu kapattı.

Sinem ne olduğunu pek anlamıştı. “Aman çok takma kafana. Ferit zaten öyle biri. Hep kadın düşmanıydı. Bir kitabı kaç kez okursan oku, sonu hep aynı biter “ diye düşündü ve yürümeye devam etti.

Yaklaşık 15 dakika sonra tekrar telefonu çaldı. Bu sefer ekranda “Alinoş🩵” yazıyordu.
“Alo Alina’nın.”
“Abla nasılsın? Özlettin kendini. Niye hiç yazmıyorsun bana?”
“Canım benim, dün mektup yolladım sana. Daha gelmedi mi?”
O an Alina’nın aklına masadaki mürekkep lekesi ve çöpteki yırtık zarf geldi.
“Herhalde ben gözden kaçırdım abla. Neyse iyi günler sana.”

Sinem’in kafası daha da karışmıştı. Çünkü mektubun iletilmiş olması gerekiyordu. Yine de biraz daha yürümeye başladı. Hava kararmaya başlamıştı. Fakat yine telefonu çaldı. Bu kadar çok aranmasına sinir olmuştu.

Ekranda “B❤️🩹” yazıyordu. Telefonu açtığında Berkay’ın sesi çok endişeli geliyordu.
“Alo Sinem! İyi misin? Kaç dakikadır arıyorum. Telefonun hep meşgul. Hattında bir sıkıntı mı var?”
“Yok, çocuk köyü hakkında bir ortağım aradı. Eve geliyorum. Seni korkuttuysam, özür dilerim.”
“Sorun yok. Hadi dikkatli ol.”
“Geliyorum. Bu arada, yarın bir konuşma yapacağım. Türkiye’de canlı yayın açacağım.”

Sinem eve varır, varmaz, hemen odasına gitti. Kapıyı kilitledi ve canlı yayını attı.
“Merhaba ben Sinem Özçorlu. Şu anda Fransa’da yaşıyorum. Benim hayattaki en büyük hedefim kadın-erkek eşitliğini sağlayıp, çocukları, hayvanları korumaktır! Her kadın, çocuk, erkek, hayvan, gece geç saatte sokakta korkmadan dolaşabilmeli, herkes düşüncelerini, duygularını ifade edebilme hakkına sahip olmalı.”

Kapı hafifçe çaldı. Berkay “Gelebir miyim?”diye sordu. Sinem ayağa kalkıp, kapıyı açtı.
“Sen de konuş Berkay.”
“Din, dil, ırk farketmeksizin, herkes eşit haklarda olmalı. Hem eşitlik hem de adalet olmalı. Bir insanın, bir hayvanın canı, yalnızca 5 yıllık hapisten ibaret olmamalı.”
“Aynen Berkay’ın dediği gibi! Bir çocuğun ‘Bırakın beni!’ diye haykırışı, canını yaktıkları için değil, parkta daha fazla kalmak istediği için olmalı. Bir kadının ‘Boşanmak istiyorum.’ demesi, şiddet gördüğü için değil, fikir ayrılıkları olduğu için olmalı. Bir ebeveynin çocuğunu görmek için, mezarlığa değil, okul çıkışına gitmesi lazım.”

Ferit, canlı yayına katıldı.
“Aynen Sinem ve biraderim Berkay’ın dediği gibi, suça sürüklenen çocuk diyorlar! Yahu, suça sürüklenen çocuk, açlıktan ölmemek için kapılara dayanan, kimse para vermeyince de bakkaldan bir parça ekmek çalan çocuktur. Bir başkasını canice katleden değil! Bazı ülkelerde, kadınlara sırf evlensinler, çocuk doğursunlar diye para veriyorlar. Ulan, siz asıl katil erkeklere verin para ki, kadınların güvenlerini kırmasınlar. Bu devirde, insanlar bazen ailelerine bile güvenemiyorlar.”

O an bir bildirim daha geldi. Alina da canlı yayına katılmıştı.
“Herkese selam! İsmim Alina. Ben daha çok küçükken Tarık isimli bir şerefsiz tarafından, biricik abimden koparıldım. Abim Ferit, ben öldüm sandı. Ben de terk edildiğimi sandım. Yetim büyüdüm ben. Ama hep uğraştım. Şimdi Tarık hapiste. Parası sayesinde yakında çıkar. Yine de çabalamaya devam edeceğim. Şimdi bir çocuk köyü kuruyorum.”

Birden bire, pek çok insan yayına katılmaya başladı. Hepsi “Adalet isteriz! Feryat ederiz! Atamızın izindeyiz! Adalet isteriz!”diye bağırıyorlardı. Sinem mutluluk göz yaşlarına boğuldu. Berkay’ın bile gözleri dolmuştu.

SONNNNNNN