49. bölüm · KAFES
Sessizlik
Eren bir süre sessiz kaldı. Melis’in yanında diz çökmüş, nefesi ağırlaşmıştı. Sonra yavaşça ellerini uzattı.
“Hayır… burada bırakmayacağız.”
Cansu gözlerini sildi. “Eren…”
Eren başını salladı. “Bunu yapamayız.”
Melis’i dikkatlice kucağına aldı. Sanki en ufak hareket bile onu incitecekmiş gibi çok yavaş davrandı.
Cansu sessizce onun yanına geldi. “Ben de yardım ederim…”
Eren başını eğdi. “Biliyorum…”
Birlikte koridorda ilerlemeye başladılar. Eren Melis’i taşırken çok zorlanıyordu ama bırakmadı. Cansu onun yanında yürüyordu, bacağı hâlâ acıyordu ama umursamıyordu.
Bir an Eren durdu.
“Melis…” diye fısıldadı.
Ama cevap yoktu.
Cansu gözleri dolarak baktı. “Eren…”
Eren dişlerini sıktı. “Biliyorum…”
Bir süre daha yürüdüler. Siren sesi artık çok yakındı.
Cansu’nun sesi titriyordu. “Eren… çok ağır…”
Eren nefes aldı. “Önemli değil.”
Tam o sırada arka tarafta bir ışık belirdi.
Birileri geliyordu.
Eren daha sıkı tuttu. “Koş!”
Cansu topallayarak öne geçti, yolu açtı.
Eren Melis’i kucağında taşırken arkalarına bile bakmadan ilerledi.
Ve ilk kez… kaçış değil, sadece gitmek için koşuyorlardı.
