3. bölüm · KAFES
Karşılaşma
Cansu, Eren'in defterini kapatışını izledi. İçindeki merak daha da büyümüştü.
"Gerçekten hiçbir şey mi?" diye sordu.
Eren çantasını omzuna taktı.
"Evet."
"Yalan söylüyorsun."
Eren durdu.
"Bunu nereden çıkardın?"
"Çünkü gözlerin başka bir şey söylüyor."
Eren birkaç saniye Cansu'ya baktı. Sonra başını çevirip sınıftan çıktı.
Cansu bu kez de peşinden gitti.
"Eren!"
"Peşimi bırak."
"Bırakmayacağım."
"Neden?"
"Çünkü senden korkmuyorum."
Eren hafifçe güldü.
"Benden değil..."
"Korkmam gereken ne var?"
Eren cevap vermedi.
Okulun bahçesine çıktılar. Hafif bir rüzgâr esiyordu. Ağaçların yaprakları sessizce sallanıyordu.
Cansu, Eren'in tam karşısına geçti.
"Bir soru soracağım."
"Sorma."
"Yine de soracağım."
Eren iç çekti.
"Tamam."
"Neden kimseyle konuşmuyorsun?"
Eren gözlerini yere indirdi.
"Çünkü insanlar tanıdıkça gider."
"Ben gitmem."
"Bunu herkes söyler."
"Ben herkes değilim."
Eren ilk kez Cansu'nun gözlerinin içine uzun uzun baktı.
"Keşke öyle olsan..."
Tam o sırada okulun girişinden bir araba geldi. Eren'in yüzündeki ifade bir anda değişti. Az önceki sakin hali kaybolmuştu.
"Eve gitmem lazım."
"Eren, ne oldu?"
"Hiç."
"Yine mi 'hiç'?"
Eren arkasını dönmeden yürümeye başladı.
Cansu ise olduğu yerde kaldı.
İçinden tek bir düşünce geçiyordu:
"Eren benden bir şey saklıyor... Ve ben o sırrı mutlaka öğreneceğim."
